GeriKitap Sanat ‘İzleyicilere ‘bunu nasıl yaptılar?’ dedirteceğiz!'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘İzleyicilere ‘bunu nasıl yaptılar?’ dedirteceğiz!'

‘İzleyicilere ‘bunu nasıl yaptılar?’ dedirteceğiz!'

‘Hayalet’ filmindeki Molly ve Sam’in aşkını hatırlamayan yoktur. New York’ta yaşayan çift bir gece yolda serserilerin saldırısına uğrar ve Sam orada hayatını kaybeder. Ancak Sam bir hayalet olarak dünyada kalmaya devam eder. Artık kendisini öldürenleri bulmak ve sevgilisini korumak için yapamayacağı şey yoktur. Vizyona girdiği yıl büyük gişe hasılatı yapan ve yıllar geçtikçe hayranlarını artıran ‘Hayalet’ filmi şimdi müzikal olarak karşımızda. 2011 yılında Manchester Opera House’da prömiyerini yapan Ghost Müzikali, onlarca ülkede sahnelendi. 19-28 Ekim tarihleri arasında Zorlu PSM’de 13 kez sahnelenecek olan müzikali yönetmeni Bob Tomson’a sorduk...

'Ghost’ tüm dünyada çok sevilen kültleşmiş bir film. Bu filmin müzikale dönüşme fikri nereden doğdu?

Film tüm dünyada o kadar çok seviliyor ki, filmin hayranlarının hislerini dikkate almamamız saygısızlık olurdu. 1990 yılının dünya çapında en çok kar eden filmiydi. Aşk ve inanç hakkındaki bu güçlü hikâyeyi, yepyeni bir izleyici kitlesiyle buluşturma fırsatına karşı koyamazdık. Ghost’un ilk yayımlanışının üzerinden neredeyse 30 yıl geçtikten sonra, filmin senaristi Bruce Joel Robin bu Oscar ödüllü hikâyeyi müzikalleştirme fikrini sunduğunda, bizim için harika bir fırsat oldu.

Filmi sahnelerken aslına sadık kalma kaygısı var mıydı?

Müzikal, filmin orijinal hikâyesine, olay örgüsüne, karakterlerine ve her şeyden öte hislerine sadık diyebiliriz. İzleyicileri hayal kırıklığına uğratmayacak. Filmin ne kadar duygusal ve aynı zamanda eğlenceli olduğunu hatırlayan izleyiciler, müzikalde yeni şarkıların da eklenmesiyle hikâyenin daha da güçlendiğini görecekler. Filmde Righteous Brothers’ın kült şarkısı ‘Unchained Melody’ ve Maurice Jarre tarafından filme özel bestelenen orijinal parçalar vardı. Müzikal, bu klasiklerin yanı sıra, hikâyeyi zenginleştirmek üzere Eurythmics üyesi David A Stewart’tan, Emmy ödülleri kazanmış Glen Ballard’dan yepyeni şarkılara yer veriyor. Ayrıca, ses tasarımcımız Dan Samson müzikale özel olarak yeni bir soundscape tasarladı.

Öğretim görevlisi olarak çalışmak müzikal sahneye koyarken yaratıcı sürecinizi etkiliyor mu?

Dünyayı dolaşarak ve müzikaller yöneterek öğrendiklerimi masterclass ve workshoplarda öğretmeye devam ediyorum ama geçtiğimiz senelerde tam zamanlı akademisyenliği bıraktım. Akademik geçmişimin senaryoları daha iyi anlama ve yorumlama konusunda bana yol gösterdiğini düşünüyorum. Sanırım Londra’da West End’de, Broadway’de, Amerika turnelerinde, Avrupa’da, Japonya’da, Avustralya’da ve Orta Doğu’da sahnelediğim müzikallerde yakaladığım başarıyı buna borçluyum. Bir müzikalin yönetmenliğini üstlendiğimde, işe yazar ile başlarım. Hikâyeye açıklıkla ve cömert bir insaniyetle yaklaşmasını beklerim. Sonuçta, en iyi müzikallerin hikâyeleri hep insana dair oluyor. Ben en çok insanlara dair güçlü hikâyeleri olan, beni düşündüren, beni içine alan ve ruhumu yükselten müzikallere ilgi duyuyorum. Bir müzikalin hikâyesi güçlü olmadığı sürece yönetmeyi tercih etmiyorum. Bir sürü müzikal yönetmeni size aynı şeyi söyleyecektir: Dünya üzerinde yazılmış en iyi 10 şarkı bile zayıf bir hikâyeyi kurtaramaz, izleyicilerin karakterlere bağlanmasını ve onları anlamasını sağlamaz.

‘Ghost müzikali’yle bir çok ülke geziyorsunuz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Yazar ve besteciler sıklıkla İngiltere’deki provalarımıza katıldılar ve fikirleri üzerinde defalarca yeniden çalıştılar. İngiltere’deki izleyiciler prodüksiyona hayran kaldı, alkış yağmuruna tutulduk ama yeni versiyon daha çok uluslararası izleyicilere uygun olarak düzenlendi. Müzikal, altı aydan uzun bir süredir Moskova’da oynuyor ve çok coşkulu geçiyor; bu hafta da Dubai’de başlıyor. Bu hafta gala performansımız var, gelecek tepkileri size sonra söylemem gerekir ama harika bir iş çıkaracağımızı tahmin ediyorum.

Dünyanın farklı ülkelerinde müzikaller yapıyorsunuz. Farklı kültürler sanatsal anlamda sizi nasıl etkiliyor? Türkiye’de müzikal sahneye koymayı düşünür müsünüz?

Birçok farklı ülkede müzikaller yönettim; her zaman çalıştığım oyunculara, vokalistlere ve dansçılara karakterlerinin gerçekliğinin farkında olmaları konusunda ilham vermeye çalıştım. Gerçek anlamda evrensel bir deneyim için bu gerekiyor çünkü. Yabancı prodüksiyonlarımın çoğu İngilizce; her zaman sanatçıların temiz vokalleri olmasını, çevirilerin tam, kültürel hassasiyete dayalı ve tabii ki eğlenceli olması gerektiğini savundum. En heyecan verici deneyimlerimden biri de Japonya’da, oradaki birbirinden yetenekli yorumcuların yardımıyla bir müzikal yönetmekti. Yönetmenlik deneyimlerimi Türkiye’ye de taşımak çok isterim, böyle bir daveti geri çevirmem. Eşim ve dört çocuğumla birlikte Bodrum Peninsula’ya sık sık tatile geliyoruz. ‘Ghost’ İstanbul’a geldikten sonra Urfa yakınlarındaki Göbeklitepe’yi ziyaret etmek çok istiyorum.

İstanbul’da 13 temsil sahneye koyacaksınız. Türkiyeli izleyicilere mesajınız var mı?

Türkiye’deki izleyicilerimizden sadece bir şey istiyorum… Gelirken tüm kalpleriyle gelsinler ve ‘ölümsüz aşk’ı bizimle birlikte kutlasınlar. Ghost the Musical’ın mesajı da zaten bu. Müzikaldeki özel efektler çok etkileyici ve bizi gerçekten gururlandırıyor; ama başarılı olmalarının asıl sebepleri izleyicilerimizin hayal güçleriyle gelmesi ve her anı büyülü kılması. İllüzyonlarımızın sırrını paylaşmak isterdim ama bunları saklayacağımıza ve koruyacağımıza dair bir kontrat imzalamıştık. İzleyicilerimizin kendi kendilerine: “Bunu NASIL yaptılar???” demelerini istiyoruz.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle