İtiraf etmenin bedeli

Güncelleme Tarihi:

İtiraf etmenin bedeli
Oluşturulma Tarihi: Ocak 06, 2023 09:49

‘İtiraf’ bir yazarın teknik bağlamda nasıl yol aldığını değil, Tolstoy’un adım adım hangi arayış ve sorgulamalardan sonra sürekli bir doğum haliyle büyük bir idealiste dönüştüğünü anlatıyor.

Haberin Devamı

Susan Sontag bir yazısında “Ruhlarımızı değiştiren on dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatı, yazarların başarısıydı” der. Bu yorumuyla Sontag edebiyatın yüksekliğini vurgularken yaratıcı özne yazarı bilerek yüceltir. İster Dostoyevski ister Tolstoy olsun hayatlarını yayılan çelişkiler, zikzaklar, arayışlar hatta çıkmazlarla biyografi yazarlığının konusu olmayı hâlâ sürdürüyorlar. Adeta insan ruhunun derinliklerine inerken kendi hayatlarıyla tecrübe etmişlerdir her şeyi. Tolstoy her yönden çok ilginç bir kişilik sayılır. Abidevi eserlerinin yanında irili ufaklı onlarca kitabıyla bambaşka bir etki alanı açar. ‘İtiraf’ da böylesi bir kitap. Çevirmen Ayşe Hacıhasanoğlu’nun söylediği gibi “1870’li yılların ikinci yarısında Lev Nikolayeviç Tolstoy’un dünya görüşünde meydana gelen bir kırılmadan, kendi deyimiyle ‘ikinci doğumu’ndan sonra yazdığı, tamamlanmış ilk eseridir”.

Haberin Devamı

Bir yazarın teknik bağlamda nasıl yol aldığını değil, Tolstoy’un adım adım hangi arayış ve sorgulamalardan sonra sürekli bir doğum haliyle büyük bir idealiste dönüştüğünü anlatıyor ‘İtiraf’. Sonunda kendine has bir inanç yorumuna vardığı düşünüldüğünde dini bir kavram olan ‘itiraf’ı dönüştürerek hesaplaşma aracına kavuşturduğuna şahitlik ederiz. Yazıdan öte hayatın ve insan olmanın amacı daha önde durur burada. Önce inançla bağının nasıl koptuğundan bahseder Tolstoy. Yaşamdan uzak din kurallarına isyan ederken, ‘akıl, onur, doğruluk, iyi kalplilik ve ahlak’ gibi değerlerin inançsızlar arasında görülmesine şaşırır. Bu sebepten önce ‘Tanrı’nın değil insanların karşısında iyi olmayı’ hedefler.
İyi ve ahlaklı bir insan olmak istediğinde küçümsendiğini gören Tolstoy daha sonra kötülük üzerine kafa yoracaktır. Kötü oldukça övüldüğünü gören yazar bu kez entelektüel dünyadaki ikiyüzlülüğe karşı çıkar. Her ne kadar ‘şöhret, hırs ve kibir yüzünden yazmaya başladığını’ söylerse de ‘eğitmenlik’ misyonunu yüklenerek bundan arınmaya çalışır. Onun gözünü açan şeylerden birisi de Avrupa’ya yaptığı seyahatlerdir. “Mükemmelleşme inancımı pekiştirdi” der bu yolculuklar için. Para kazanan, şöhrete erişen Tolstoy aile fikrine varacaktır. İyi de sonuçta hayat nereye varacaktır? Yaşamanın hakiki anlamı nedir? Ölümden öte yol var mıdır? Sorular intihar düşüncesini sokacaktır kafasına.

Haberin Devamı

Ya bilimsel bilgi? 19’uncu yüzyıl pozitivizminin baskın atmosferi hatırlandığında bilime kayıtsız kalması düşünülemez. Deneysel bilginin de zihnini tatmin etmediğini fark eder. Çünkü ‘deneysel bilginin konusu maddi olguların nedensellik bağıdır’ ve hayatta daha ötesi vardır. Felsefe ise onu doyurmaz. Soru sorar felsefe fakat ‘özün neden var olduğunun’ yanıtını veremez. Bilgi nedir? Bilgi neye karşılık gelir? Yaşadıkça bildiğinin farkındadır Tolstoy. Sürekli sendelediğini ve yolunu kaybettiğini düşünürken “Yanlış düşünmekten çok kötü bir yaşam sürdüğüm için kaybetmiştim yolumu” der. İncil’e döner. Çünkü ‘insanlar yaptıklarının kötülüğü sebebiyle ışıktan çok karanlığı severler’. Oysa ‘hayatın anlamını kavramak için öncelikle hayatın anlamsız ve kötü olmaması, daha sonra ise hayatı kavramak için akıl olması’ gerekir. İnsan hayvanlar gibi hayatı var ederse kurtulabilir, bencillik yol değildir.
Tolstoy’a göre ‘yalan da gerçek de kilise tarafından’ söylenmiştir. Fakat ‘inanç tek kurtuluş yoludur’ ve bu yol da kilisenin gösterdiği değildir. “Aşağıdaki sonsuzluk beni itip korkutuyor; yukarıdaki sonsuzluk ise çekiyor, onaylıyor” diyerek bir rüyasını anlatan yazar, ‘sütun’ ile simgeleştirilebilecek bir hayatın nasıl kurulduğunu da aktarmak ister gibidir. Olmanın bedelidir ‘İtiraf’.

Haberin Devamı

İtiraf etmenin bedeli
İtiraf
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu
İş Kültür, 2022
104 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!