Geçmişin popüler yazarları bugün okunuyor mu?

Güncelleme Tarihi:

Geçmişin popüler yazarları bugün okunuyor mu
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 26, 2020 18:31

Edebiyatın bir moda yanının olduğu gerçeği inkâr edilemez. Şimdi iyi yazarlarımızın eserleri sinemaya aktarılıyor mu? Türk edebiyatının ölümsüz adlarının önceden çekilen eserleri büyük ilgi görmüştü, neden bu anlayış son zamanlarda unutuldu?

Haberin Devamı

Bir dönem çok okunan yazarlar bugün pek okunmuyor. Kitaplığımdaki bazı kitaplar bu gerçeği hatırlatıyor: Mario Simmel’in ‘Yalnız Havyarla Yaşanmaz’ kitabının çevirisi... İç kapakta şöyle bir yazı çıkıyor karşıma: “Bu dizi Doğan Hızlan başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanmaktadır.”
Simmel, özellikle Altın Kitaplar Yayınevi ile e yayınları arasındaki tatlı rekabetin de belirleyici adıydı. Yanlış anımsamıyorsam e yayınları kitaba ‘Papaz Her Zaman Pilav Yemez’ başlığını koymuştu. Yayınevini de iki dostum yönetiyordu; Cengiz Tuncer ve Aydın Emeç. Tuncer yazar, Emeç çevirmendi.
Yıllar önce çok okunan yazarlar bugün okunuyorlar mı? Yanıtı “evet” olarak verebilseydim sevinirdim. Masum aşkların yazarı Kerime Nadir’i (1917-1984) tanımıştım, sevgili Selim İleri kadirbilirlik duygusu içinde onu daima anmıştır, kitaplarının basımı için de çok çaba gösterdi. Türk sinemasının birçok filminin senaryosu onun imzasını taşıyordu. Yıllar sonra Selim İleri’nin yönettiği bir dizide kitapları yayımlanmış, ne yazık ki ilgi görmemişti.Gazetelerde de bu romanlar tefrika edilir, gazeteye tiraj aldırırlardı. Gazete ile edebiyatın dost olduğu zamanlardı. Bir tefrika roman yazarı kahramanını öldürüyor, gazete yöneticileri devam etmesini istiyorlar, yazar da kahramanının yaralı olarak kurtulduğunu yazarak devam ediyor.
Başka çok satan bir yazar da Esat Mahmut Karakurt (1902-1977) idi. Birçok romanının filmi yapıldı. Son döneminde bir röportajda, artık yazmak istemediğini açıklamıştı. Popülerliğin en alt düzeyi Barbara Cartland romanlarıydı. Batı’nın bazı çok satan romancıları dünya siyasetini izlerdi, enerji sıkıntısı mı var, hemen onun romanını yazar, içine biraz da cinsellik serpiştirirlerdi. Terörü de ihmal etmezlerdi, uçak yolculuğunda bile araya cinselliği sıkıştırırlardı. Hiçbiri bugün okunmuyor, bütün yazarlar bunu düşünmeli... Bizim romancılarımızın darbeleri yaşamaktan ve yazmaktan dolayı keyif edecek, dünyayı düşünecek zamanı olmadı.
Edebiyatın bir moda yanının olduğu inkâr edilemez. Şimdi iyi yazarlarımızın eserleri sinemaya aktarılıyor mu? Türk edebiyatının ölümsüz adlarının önceden çekilen eserleri büyük ilgi görmüştü, neden bu anlayış unutuldu? Yeni genç kuşak yazarları ile sinema sektörü de ilgilenmiyor. Halit Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’su, Reşat Nuri Güntekin’in ‘Yaprak Dökümü’, Orhan Kemal’in ‘Hanımın Çiftliği’nin gördüğü ilgi sanırım hafızalardan silindi. Bu tercihlerin edebiyata yararı olduğunu gözlemledim, kitapları satın alındı. ‘Aşk-ı Memnu’ birkaç hafta çok satanlar listesinde yer aldı.
İnternetteki yazar biyografilerinin eksikliği, yanlışları, üslubu beni rahatsız ediyor. Unuttuklarımız konusunda bir kitaba da bakabilirsiniz. “Mustafa Everdi’nin yayına hazırladığı ‘Edebiyatçılar Âlemi: Edebiyatımızın Unutulan Simaları’nda (Mehmet Behçet Yazar) Esat Mahmut Karakurt hakkında internette çıkan yazıdan bir bölüm: “Öğretim düzeyi düşük bir okuyucu kitlesine yönelik aşk ve macera romanları ile popüler oldu.” Bunu yazan kişinin günümüz popülerlik anlayışını nasıl değerlendirdiğini öğrenmek isterim. Acaba yazarımız “Bir arpa boyu yol gitmişiz” deyimini biliyor mu?

BAKMADAN GEÇME!