GeriKitap Sanat Erkeksiz bir dünya
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erkeksiz bir dünya

Erkeksiz bir dünya

Sophie Mackintosh'un kaleme aldığı 'Su Kürü' dolaylı bir dille erkeksiz bir dünya, erkeğin aşıldığı bir alem de kuruyor.

Kral ünvanlı bir babanın beklenmedik kayboluşu (veya öldürülüşü) sonrası, otoriter annenin kontrolündeki üç genç kızın kendi doğalarıyla mücadelelerinin hikâyesi Su Kürü. Bir yandan distopya bir yandan katı gerçeklik hakim romanın dünyasına. Pek çok yerde kadınların uğradıkları, taciz, tecavüz, saldırı, dayak, mobing vb olaylar ekseninde okunup yorumlanmaya açık, güncele göz kırptığı kadar arkaik olana da kapı aralayan bir kitap ayrıca.

Tanrısal, tek, bilici, eğitmen kral( baba) ile ‘teslis’e de alttan gönderme yapan Mackintosh, soft bir gerilim kurmaktan da geri kalmıyor. Doğayı, denizden başlayıp ormana, ağaca, suya, hayvanlara kadar bir bilgi kaynağı ve arınma imkanı olarak işliyor. Kadınlığın bir tür ‘duygu ısısı’ toplama ‘zaafını’, sert eğitimlerle aşmaya çalışmasını merkeze oturtuyor. Adım adım insan doğasının dışına taşan her kavram ve duyguyla hesaplaştırıyor kahramanlarını.Merak, haz, korku, şüphe ve korunma içgüdüsü bu hesaplaşmaların zemini oluyor.

Grace, Lia, Sky, üç kız kardeş, birlikte, sonra sırayla hem olayı/ olayları hem de kral baba ile sert anneyi anlatıyorlar. Bu yönüyle anlatım dili, kurgu ve geri dönüşlerle canlı ve ilgi çekici bir roman doğuyor. Bir ‘kadın kurtarma’ merkezi olarak kurulan, adaevi, aile sevgisi ve yardımlaşmayı da hep gündeminde tutuyor.

Hayat acımasız ise eğer, tabiatları gereği duygusal ve fiziken zayıf kadınlar için hayatta kalma eğitimleri şarttır. Sert olsa bile. Zaten, babanın liderliğinde kurulan bu eve ilkin erkeklerin yaraladığı kadınlar gelmektedirler. Ta ki beklenmedik o üç erkeği( birisi çocuk) dalgalar kıyıya atıncaya dek. Kızların hayatta kalmak eğitimini tamamlayabilmeleri için erkeklerle karşılaşmaları gerekir. Yaralanmak kaçınılmaz olsa bile doğal süreç bunu gerektirir.

Her katmanda korkular ve farklı yaralanmışlıklar ile dolu roman,yer yer şiirsel diliyle gizli gerilimi hafifletiyor. Bir yanda, eski dünya ve onun korkunç, yıkımla dolu yüzü ,bir yanda da bu steril, distopik alemin teyakkuz dolu bugünü. Dünün kadınlar açısından duygu yükü, ölüme açık su egzersizleri ile aşılmak isteniyor. Su, adayı çeviren bir çember olarak evi korurken, içinden çıkacak tehlikelere, istenmeyen şeylere de yataklık ediyor. Bu bağlamda su, ilk yaratılışa, anne karnına kadar göndermeler içeriyor. Hücre ile kan arasında bir yerde duruyor ayrıca.

Grace, Lia ve Sky üç ayrı kişilik. Birliği kuran, onu tamamlarken kemiren karakterler. Kadınlığın zayıf yeri bedenidir. Tehlike oradan gelir. Ama bu bedenin karşı konulamaz bir doğası var. Erkek olmadan, onu tanımadan, sınırı geçmeden güvenlik de anlamsız. Baba, Erkekler ve kızkardeşler. Ölmüş/ öldürülmüş anneden sonra. Yoruma açık. Çoklu okumaya da. Metnin cazibesi çok katmanlılığında.

'Su Kürü' dolaylı bir dille erkeksiz bir dünya, erkeğin aşıldığı bir alem de kuruyor. Dışarıda, erkeklerin egemenliğinde, koruma alanının ötesinde, yaralanmış kadınlar var. İyileşme arzusu başat duygulardan birisi. ‘Yeterince uzağa yürüyünce kendi dünyasına ulaşacaklar' için, korkusuz ilerleme isteği.

SU KÜRÜ
Sophie Mackintosh
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Can Yayınları
286 sayfa, 26 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle