GeriKitap Sanat Bu yaz ne okudum...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu yaz ne okudum...

Bu yaz ne okudum...
Suat Derviş

Bu yaz 20 günlük tatilimde hem ‘Uzaktan’ı, hem Salâh Birsel’den tüm günlükleri yeniden okudum. İki de henüz kitaplaşmamış roman: İlki Server Bedi’den ‘Yasemin Dalları’, ikincisi de Suat Derviş’ten ‘Kendine Tapan Kadın’.

Arnavutköyü’nde, lokantada tanıştığımız zarif Nermin Hanım, “Klasik soru ama bu yaz ne okudunuz?” dedi.
Oysa -bence- artık klasik soru değil. Okumaların gitgide paylaşılmadığı ortamdayız. Geçmiş günleri anımsıyorum da, epey eskilerde, lise yıllarımda, edebiyata tutkun üç-beş arkadaş, o yaz okuduğumuz eserleri uzun uzadıya tartışırdık... Lise son sınıfta Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz Rauf Mutluay daha ilk dersinde sormuştu: “Bu yaz hangi kitapları okudunuz?”

1967-1968 ders yılı, ya eylülün son ya da ekimin ilk haftası. Yanıtım daha dün gibi: “Attilâ İlhan’ın ‘Kurtlar Sofrası’nı, Kâmuran Şipal’in ‘Elbiseciler Çarşısı’nı okudum. Bir de Colette’den Tahsin Yücel çevirisi ‘Uzaktan’ı. Mutluay okuduklarımı az bulmuş, “Yalnızca üç kitap mı?” diye sormuştu. Ben dört sayıyordum, çünkü ‘Kurtlar Sofrası’ iki ciltti. Ayrıca, Edip Cansever’den ‘Tragedyalar’ı yeniden okumuş, yeniden çözümlemeye, duyumsamaya çalışmıştım...
İşin tuhafı bu yaz, yarım yüzyıl sonra, 1959 basımı ‘Uzaktan’ı bir kez daha okudum. 20. yüzyıl Fransız edebiyatının, benim için en önemli romancılarından biridir Colette. Dilimize hâlâ çevrilmemiş ‘L’Entrave’ıyla başlamıştı Colette serüvenim. Tünel’deki Hachette Kitabevi’nden aldığım ‘L’Entrave’ aslında ‘Âvare Kadın’ın devamıdır. Bu iki eşsiz roman, Colette’in sahne yaşamından derin izler taşır.

‘Uzaktan’ gerçekte ‘La Retraite Sentimentale’in çevirisi. 1959’da Varlık Yayınları ‘Uzaktan’ı yeğlemiş. Uzun yıllar sonra yeni basımda (Can Yayınları) Tahsin Bey romana özlü bir önsöz eklemiş ve ‘Duygusal Sürgün’ adını yeğlemişti, çevirinin dilinde arı Türkçeye biraz daha açılarak.
1907’de yayımlanmış ‘Duygusal Sürgün’ hâlâ yepyeni bir roman. Tahsin Yücel’in çevirisi eşsiz bir çeviri.

Rahmetli hocam Mutluay’ı memnun eder miydi bilmiyorum ama bu yaz 20 günlük tatilimde hem ‘Uzaktan’ı, hem Salâh Birsel’den tüm günlükleri yeniden okudum. İki de henüz kitaplaşmamış roman: İlki Server Bedi’den ‘Yasemin Dalları’, ikincisi de Suat Derviş’ten ‘Kendine Tapan Kadın’.
Ötüken Yayınları -Seval Şahin’den öğrendiğime göre- Server Bedi’leri bu mevsim yeniden yayımlamaya başlıyormuş. Server Bedi, hatırlatmam yersiz, ünlü Peyami Safa’nın takma adı. Peyami Safa kendi adıyla az sayıda roman yayımlamışken Server Bedi kimliğinde pek çok esere imza atmıştır. Tecimsel yanı ağır basan bu eserler arasında Peyami Safa’nın güçlü yazarlığına denk romanlar, öyküler de vardır.

‘Yasemin Dalları’ tefrika roman olarak yazılmış. Basit sayılabilecek bir aile dramından yola çıkıyor görünse de, Peyami Safa’nın Doğu-Batı sorununa yine yelken açtığı kısa bir roman. Şunu düşündüm: Geçmişin yazarları en hafif, en sıradan eserlerinde bile yaşadıkları toprağın sorunlarından asla uzak durmamışlar…
‘Kendine Tapan Kadın’a gelince, 70’i aşkın yıl önce Gece Postası gazetesinde tefrika edilmiş. İthaki Yayınları bugünün okurlarıyla buluşturacak bu başyapıtı. Evet, bir başyapıt: 70 yıl boyunca habersiz kaldığımız bir başyapıt! Bu nankörlüğe şaşmamak elde değil. Hakkı yenmiş, çiğnenmiş Suat Derviş şimdi zamandan intikam alıyor!

Suat Derviş’i ‘Çılgın Gibi’yle tanımıştım: 1945 tarihli ‘Çılgın Gibi’, bana sorarsanız, Suat Derviş’in en güzel, en önemli romanıdır ve ne yazık ki, hemen hep, gözden ırak kalmıştır. ‘Fosforlu Cevriye’si dışında, zaten, Suat Derviş’i bilen pek yok. Şimdi ‘Çılgın Gibi’nin yanına ‘Kendine Tapan Kadın’ı da eklemek istiyorum. Hatta, bir tefrika roman olmanın bazı zorunlulukları olmasa, ‘Kendine Tapan Kadın’ı Suat Derviş’ten -okuyabildiğim- en iyi roman diye anacağım: Müthiş bir sınıf atlama trajedisi! Roman biteli günler geçti, ama Etyemezli Sâra hâlâ benimle yaşıyor.

Nasıl kayıtsız bir ortam! 1947’de büyük bir eseri gazete sayfaları arasında unutmuş, bir daha anmamış, gün ışığına çıkarmamış! Ve Suat Derviş susmuş, hep susmuş... Yayımlanır yayımlanmaz, mutlaka okuyun ‘Kendine Tapan Kadın’ı !

Bu yaz ne okudum...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle