GeriKitap Sanat Bir ‘yüksek sosyete’ efsanesi: Benli Belkıs
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir ‘yüksek sosyete’ efsanesi: Benli Belkıs

Bir ‘yüksek sosyete’ efsanesi: Benli Belkıs
Benli Belkıs

Eski dergileri karıştırırken hep karşıma çıkardı Benli Belkıs. Ya bir röportajda ya bir dedikodu sütununda... Boy boy da resimleri yayımlanırdı; mutlaka objektife bakan hafif bir tebessüm, sarı dalgalı saçlar ve olmazsa olmaz yanakta bir ben! Merak ederdim kimdir diye... İşte sonunda bir yaşamöyküsü kitabı, daha doğrusu yazarı Şaziye Karlıklı’nın deyişiyle ‘kurmaca biyografi’ye kavuştuk: ‘Benli Belkıs: Efsane Aşkların Kadını’.

Şaziye Karlıklı, Benli Belkıs’la ilgili ne varsa; röportaj, haber, yazı, hepsini toplamış. Yetmemiş, dönemi anlatan kitaplara gömülmüş; Belkıs’ın aile ve arkadaş çevresini aktaran araştırmaları da elden geçirmiş. Sonunda aradaki boşlukları doldurarak, akıcı bir dille ‘roman gibi’ bir biyografi koymuş önümüze ‘Benli Belkıs: Efsane Aşkların Kadını’. Kitabı okuduğumuzda anlıyoruz ki Belkıs’ın aile ağacı oldukça ilginç. Dede Rumeli Beylerbeyliği ve Konya Valiliği yapmış olan Ali Kemali Paşa. Babası ise bir Atatürk düşmanı; Kuva-yı İnzibatiye’nin komutanı Süleyman Şefik Paşa. Cumhuriyet’ten sonra sürgün, 150’liklerden. Annesi aslında bir Yahudi, evlenirken din değiştirmiş.
Belkıs, 1917 yılında, babası Yemen’de askeri kuvvetler komutanı iken dünyaya geliyor. Aile iki yıl sonra işgal altındaki İstanbul’a geliyor. Süleyman Şefik Paşa, Damat Ferit Paşa’nın kabinesinde Harbiye Nazırı oluyor. Ardından da Mustafa Kemal’e karşı kurulan kuvvetlerin komutanı... Tabii Cumhuriyet kurulurken sonunun ne olacağını bilmediğinden Hicaz’a kaçıyor aileyle birlikte. Sonra İskenderiye’ye taşınıyorlar. Belkıs’ın çocukluk yılları bu nedenle sürgün kentlerinde geçiyor. İstanbul’a ancak (babayı Mekke’de bırakarak) 1926 yılında dönebiliyorlar. Belkıs dokuz yaşında...

KENDİME ÂŞIĞIM
Belkıs’ın özel yaşamı ise 14 yaşında, Tütüncü İhsan Bey’le evlenmesiyle başlıyor. Yıllar yıllar sonra Milliyet gazetesine verdiği bir röportajda yaşamını şöyle özetliyor: “Dört defa evlendim. Yüzlerce defa seviyorum sanıp âşık oldum. Tam istediğim erkeğe rastlamadığım için hiç çocuk yapmadım. Oyuncak bebeklere çok düşkünüm.” Röportajın sonunda ilginç bir itiraf da yer alıyor: “Kendime âşığım. Onun için ruhen çok kuvvetliyim.”
Benli Belkıs’ın yaşamı, bir anlamda birlikte olduğu erkeklerin yaşamı üzerinden okunabilir. Sürekli âşklar, hoşlanmalar, para için evlenmeler, gönülleri fethetmeler, tekrar aşık olmalar arasında gider gelir yaşamı. Ankara Palas’ta Atatürk’le dans eder, Meclis Başkanı Kâzım Özalp’ın oğluna âşık olup kocasını aldatır. Arkadaşı Celaleddin Ezine yüzünden İkinci Dünya Savaşı’nda Alman ve İngiliz casusların ortasında kalır. Mısır’ın en zengin insanlarından Gallini Fehmi Paşa ile evlenir. Paşa 90 yaşındadır, Belkıs ise 24... Babası da Kahire’ye gelir, burada Cumhuriyet’i yok etmek amacıyla Öç Derneği’ni kurar! Belkıs’ın evliliği uzun sürmez, boşanır; 32 bavul, mücevherleri ve yüklü bir banka hesabıyla (elbette İsviçre’de) İstanbul’a döner.
Sonradan Nazi ajanı olduğu ortaya çıkan İlhan Bayramoğlu ile nişanlanır, neyse ki evlenmeden ondan ayrılır. Savaş sürerken Peşte’de Kont Zecini’nin, Berlin’de Le Baron Max Oppenheim’ın malikânelerinde uzun uzun misafirlikler geçirir. Savaştan sonra gittiği Paris’te lavanta kralının oğlu (ama aslında avukatlık yapan) Edouard Pinaud ile evlenir. Paris sosyetesine karışır, ama bu evlilik de uzun sürmez. Çünkü âşık olmuştur; Sherlock Holmes’u yaratan Sir Arthur Conan Doyle’un “Apollon’a benzeyen” oğluna! Ama bir süre sonra Jr. Doyle’un evli olduğu anlaşılır. Tabii ‘Benli’miz kocasına da dönemez, Pinaud’dan boşanır. Bundan sonra İstanbul ve Paris arasında gelgitler yaşanır. Avrupa’dan yazdığı dedikodu mektupları dönemin çok satan magazin dergisi Salon’da yayımlanır.

Bir ‘yüksek sosyete’ efsanesi: Benli Belkıs


YALNIZ, MUTSUZ, ÖFKELİ
1954 yılında ‘Çılgınlar Cehennemi’ adlı filmin başrolünde oynar. Ama film başarısız olur. İstanbul Hilton’un açılışına elbette ki çağrılır. Ardından Tevfik Yürüten’le nedense çok kısa süren (sadece 15 gün sürer) bir evlilik daha yaşar. Ama öykünün sonuna doğru yaklaşıldığı anlaşılmaktadır. 40 yaşında artık eski güzelliğini kaybetme eşiğinde olan Belkıs’ın itibarı da zedelenmeye başlar. Artık gazete sütunlarında fazla yer almamakta, dedikodularda adı hayırla anılmamaktadır. Sonunda yalnız, mutsuz ve öfkeli bir kadın olarak 1970 yılında ölür. Gazeteler iki satırla verir ölüm haberini: “Güzelliği ve hareketli yaşamı ile sosyetenin ünlü simalarından olan Belkıs Söylemezoğlu...”
Benli Belkıs’ın yaşamı bütün bu olayların geçtiği mekânlarla da ilginçtir. İstanbul’da Pera Palas, Tokatlıyan, Garden Bar, Lebon, Kulis, Park Otel; bol bol gittiği Avrupa’da Peşte, Berlin, Marsilya, Monte Carlo, San Remo, Cenevre ve elbette en sevdiği Paris. Buralarda en lüks otellerde kalır. Ne zaman gitse Paris’taki Ritz Oteli’nin görevlileri ona ismiyle hitap ederler. Yüksek sosyete elbette!

Özetlemeye kalkınca Benli Belkıs’ın yaşamının ne denli hareketli geçtiğinin daha çok farkına varıyorsunuz. Çarpıcı, ilginç, zengin ayrıntılarla süslü bir yaşamdır bu. Peki, Benli Belkıs’ı bugün böylesine uzaklardan bakınca nasıl görüyor, değerlendiriyoruz? Bu zor bir soru. Güzelliği bugünün ölçüleriyle ne kadar anlamlıdır, bilemem. Yoğun makyajı, koyulaştırılmış beni, abartılı mücevherleriyle döneminde çok gönül fethetmiştir mutlaka.

Bir ‘yüksek sosyete’ efsanesi: Benli Belkıs

Şaziye Karlıklı’nın altını çizdiği gibi boş bir kadın da değildir Belkıs. Okumayı seven, Virginia Woolf’u, Sartre’ı kütüphanesinden eksik etmeyen entelektüel bir yanı da vardır. Yaşamı da ilginç, merak verici bir öykü sunmaktadır bizlere. Ama aslında esas olarak bir ‘magazin objesi’dir Benli Belkıs. Belki bugünkülerle kıyaslanamayacak ölçüde onurlu, yere sağlam basan, entelektüel bir yanı da olan bir magazin yıldızından söz ediyoruz. Evlilikleri, aşkları, maceraları dışında var olmamış bir yaşamdır Belkıs’ın yaşadığı. Sadece kendisi için yaşamış, sadece kendini üretmiştir. Son dönemlerinde yapılmış bir röportajda bunu itiraf bile eder: “Güzel kadın için dopdolu yaşama imkânı vardır ama mesut olma imkânı yoktur. Keşke ben sadece mesut olsaydım...”

BENLİ BELKIS/    Bir ‘yüksek sosyete’ efsanesi: Benli Belkıs
EFSANE AŞKLARIN KADINI
Şaziye Karlıklı
Doğan Kitap, 2018
276 sayfa, 25 TL.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle