BİR SORUDAN FAZLASI | Annem ve babam birbirleriyle neden konuşmuyor?

Güncelleme Tarihi:

BİR SORUDAN FAZLASI | Annem ve babam birbirleriyle neden konuşmuyor
Oluşturulma Tarihi: Eylül 28, 2023 13:15

Herkesin evliliğinde dönem dönem inişler çıkışlar yaşanabilir. Bu süreçte çiftlerin arasında soğuk rüzgarlar esse de ya sorunlar çözülür ya da anlaşmazlıkların üstü örtülür ve her şey normale döner. Bazı çiftler ise küslükleri aylar hatta yıllar sürmesine rağmen çeşitli nedenlerle çoğunlukla da ‘çocuklar için’ evliklerini sürdürmeye devam eder. Halbuki çocuk için katlanılan bu durum en çok da çocukların psikolojisini etkiler. Bir Sorudan Fazlası serimizde birbiri ile konuşmayan, aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşayan çiftler ve çocukları ile konuştuk.

Haberin Devamı

Yıllardır sorunlu bir evlilik yürüten, aralarındaki iletişim çoktan bitmiş ya da çok sınırlı olan ama buna rağmen ayrılmayan çiftler var. Bu durum hem taraflar hem de çocukları için oldukça yıpratıcı.

Aynı evin içinde aynı sofraya bile oturmayan, ayrı odalarda yatan, birbirleri ile tek kelime konuşmayan ebeveynlerin hayalet evliliklerinden çocuklar nasıl etkileniyor?

Böyle bir durumda çocuklarla nasıl konuşmak gerekir?

Bu durum hangi yaş çocuğuna nasıl anlatılmalı?

Klinik Psikolog Selenay Yücel'in ebeveynlere tavsiyelerini dinlemeden önce birbiri ile konuşmayan çiftlerin hikayelerini ve bu durumların çocukları nasıl etkilediğini dinleyelim.

* * * * *

DÖRT YILDIR AYNI EVDEKİ İKİ YABANCIYIZ
Berrin T. (41)

Benim hâlâ evli olduğum eşimle evliliğimiz aslında çocuklar çok küçükken bitti. Ona karşı ne sevgim ne saygım var, çok kez boşanmayı denedim ama hep ailem engel oldu. Çocukların okulu, sınavları, psikolojisi derken onca yıl geçti. Bir ara çocukların hatırına tekrar bir denemek istedim ama olmadı, ona karşı onaracak hiçbir duygum kalmamıştı. Öyle ite kaka bir şekilde yürüdü evliliğimiz ama son dört yıldır duraklama dönemine girdi.

Haberin Devamı

Tüm ilişkimiz bitti, ayrı odalarda kalıyoruz, aynı saatlerde sofraya oturmuyoruz, birlikte dışarı çıkmıyoruz, çocukların gösterilerine birlikte gitmiyoruz, kısacası benim için evdeki bir yabancı, evin bir odasını kiralayan bir kiracıdan farksız. Hatta daha beter... Kiracıya en azından sabah kalktığında 'Günaydın', karşılaştığımızda 'Merhaba' derdim, bizde o da yok.

Defalarca evden gitmesini ve sessiz sedasız boşanmayı teklif ettim ama gitmiyor. İki kızımız var ve babalarına aşıklar. Çekişmeli boşanmak için gerekli gücü kendimde bulamıyorum, çünkü böyle bir durumda kızlarımı karşıma alacağım. Bunu şuradan biliyorum: Önceden, yani konuştuğumuz zamanlarda kavga ederdik ve kızlar hep beni haksız bulurlardı. Çünkü hep benim sesim çıkardı, o ise yapacağını hep sessiz sedasız yapardı.

Yani biz şu anda çoktan bitmiş, can çekişen bir evliliği yürütüyoruz ama doktorlar bile müdahale etmeyi bıraktı hastaya. Hatta tam olarak şöyle: Hasta öldü ama çocuklar üzülmesin diye hâlâ yaşadığını söylüyoruz.

Haberin Devamı

Çocuklar da bizim bu evcilik oyunumuzun farkındalar aslında ve psikolojileri çok etkileniyor, bunu görebiliyorum. Kızlarımla her aile filmi izlerken filmdeki anne baba karakterlerinin birbirlerine yaptıkları şakaları, kullandıkları sevgi sözcüklerini öyle imrenerek izliyorlar ki... İkisinin hiç konuşmadan, sadece acı gözlerle bakıştıklarına kaç kez şahit oldum ve filme ağlıyormuş gibi onların bu haline ağladım.

Veli toplantısı olacak mesela 'Sen mi geleceksin babam mı gelecek?' diyorlar. Ya da markete gideceğiz 'Hanginizle gideceğiz?' diye soruyorlar. Aslında boşanmış bir çiftin çocukları gibiler, sadece ev değiştirmiyorlar, ebeveyn değiştiriyorlar.

Haberin Devamı

Çocuklarımın böyle sevgisiz bir ortamda büyümesini ben de istemezdim ama bir çıkmazın içindeyim. Onlara bu eksikliği yaşatmamak için yoğun bir sevgi gösteriyorum ama yetmiyor, anne babalarının birbirini sevmesini, normal bir aileleri olmasını istiyorlar ama olamıyoruz.

Kızları karşıma alıp konuşma cesaretini hiç bulamadım kendimde. Konuşmayarak üstünü örtmeye çalışıyorum sanki ama gerçek tüm çıplaklığı ile ortada. Fakat artık bu konuda yardım almaya karar verdim. Sonrasında çocuklarla konuşacağım ve bu saçma sapan evliliği bir an önce sonlandıracağım.

BİR SORUDAN FAZLASI | Annem ve babam birbirleriyle neden konuşmuyor

'BENİ ANNEANNEME BIRAKIN, SİZ ÇOK KONUŞUN GÜZEL VAKİT GEÇİRİN' DİYORDU
Özge S. (42)

Haberin Devamı

Ben nihayet bu eziyete son verdim ama boşanmadan uzun bir süre eski eşimle resmen ‘tıp oyunu’ oynadık. Zaten problemlerimiz vardı ama çocuk var diye görmezden gelmeye çalışıyor, her evlilikte olur böyle şeyler diye avutuyordum kendimi. Ancak son zamanlarda birbirimize karşı en ufak bir sevgi kırıntısı kalmamıştı içimizde; hatta saygıyı da buna eklemeliyim.

Birlikte yaptığımız hiçbir şey bize keyif vermiyordu, mecburen aynı sofraya oturuyor birlikte televizyon izliyor, bazı hafta sonları dışarı çıkıyorduk aşırı ruhsuz bir şekilde. Derken eşimin beni aldattığını öğrendim ve çocuk için bile numara yapmayı bıraktım.

Çocuk küçük olduğu için boşanmaya cesaretim yoktu ama onun yüzünü görmeye de tahammül edemiyordum. Ben de çareyi onu mümkün olduğunca gözümün önünden uzak tutmakta buldum. 'Küçüktür anlamaz' diye düşünüyordum ama yavaş yavaş evde bir şeylerin ters gittiğini anlıyordu çocuğum da. Zira anne baba birlikte yemek yemiyor, gülmüyor, sohbet etmiyor, el ele tutuşmuyor, aynı odada kalmıyordu.

Haberin Devamı

Bazı sabahlar erkenden kalkıp bize kahvaltı hazırlıyor, bu vesileyle hep birlikte kahvaltı yapmak için fırsat yaratıyordu.

Hafta sonları ‘Beni anneanneme bırakın, siz konuşun, güzel vakit geçirin' diyordu. O evde olmazsa konuşuruz, bir paylaşımımız olur diye düşünüyordu herhalde. Neler kuruyordu kafasında bilinmez ama bizim bu durumuzdan çok fazla etkileniyordu.

Ben boşanmak için kendimi biraz sağlama almak istiyordum. Bir arkadaşımın desteği ile bir avukatla konuştum ama eşim anlaşmalı boşanmaya yanaşmadığı için sürecin biraz uzun süreceğini söyledi. İşte bu süre içinde biz el birliği ile çocuğun psilkolojisini bozduk ve bunun için çok pişmanlık duyuyorum.

Sonunda boşandık boşanmasına da çocuğun psikolojisi hâlâ iyi değil. Yani biz evliyken iyi değildi boşanınca da düzelmedi.

Geçen gün 'Ben asla evlenmeyeceğim, evlilik kötü bir şey' dedi, o kadar üzüldüm ki. Çocuk da haklı... Onun gördüğü evlilik manzarası yıllarca aynı evin içinde birbirini sevmeyen, birbiri ile konuşmayan bir anne ve bir baba. 

BENİM ÇOCUKLUĞUM SESSİZLİK İÇİNDE GEÇTİ, KEŞKE KAVGA GÜRÜLTÜ OLSAYDI DA SUSMASALARDI
Kaan N. (26)

Benim çocukluğum, sessizlik içinde geçti. Tek çocuktum ve kendimi bildim bileli annem ve babam mutsuzdu. Aralarındaki iletişim yok denecek kadar azdı, çok sınırlı sayıda konuşuyorlardı. Hiç onların eğlenceli hallerine tanık olmadım, ailece bir yere gidip eğlendiğimizi anımsamıyorum. Ya annemle giderdim ya da babamla ama hani şöyle ikisinin elini sıkı sıkı tuttuğum bir sahne yok hafızamda. Belki ben çok küçükken böyle değillerdi ama o yılları da ben hatırlamıyorum.

Evdeki sessizlikten sıkıldığımı ve sürekli dedemlere gitmek istediğimi hatırlıyorum sadece. Amcamlar, halamlar bizim aile gibi değildi, evde hep bir gürültü vardı, herkes birbiri ile konuşuyordu ve ben bu gürültüyü özlüyordum.

Annemle babam birbirini sevmiyordu ama hiç kavga da etmezlerdi. Belki de benden gizli, ben evde yokken ediyorlardı. Sanırım psikolojimi düşünerek yanımda kavga etmemeye özen gösteriyorlardı ama psikolojimi o sessizlikleriyle feci halde bozduklarının farkında değillerdi. Keşke bu sessizlik yerine kavga kıyametin içinde büyüseydim.

Şimdi bile çok sessiz bir ortamda içim daralıyor; o günler geliyor aklıma. Hemen müzik açıyorum ya da dışarı atıyorum kendimi. 

Ben aslında boşanmış bir ailenin aynı evde yaşayan ebeveynleri ile büyüdüm. Ve bunu yapan aileleri anlayamıyorum. Çocuk için diye kendilerini kandırıp böyle bir evlilik yalanını devam ettiriyorlar. En basit örnek benim ailem. Ben artık kendi evimde yaşıyorum, bu yaştan sonra psikolojimin bozulacak hali de yok, yani çocuk engeli de ortadan kalktı ama annemle babam hâlâ evli. 

Bunu ne kendinize yapın ne de çocuklarınıza, mutlu değilseniz boşanın.

KIZIM BİZİMLE ‘YAZ MISINIZ KIŞ MISINIZ?’ DİYE DALGA GEÇİYOR AMA ASIL KIŞI O YAŞIYORMUŞ
Burhan F. (47)

Benim kızımın annesinin feci küsme huyu vardı, yani buluttan nem kapan cinsten. Neye ne zaman bozulacağı, kızacağı belli olmaz, bir bakmışsın küsmüş. ‘Ne oldu, ben ne yaptım?’ diye sorardım ama cevap alamazdım. Böyle haftalarca hatta aylarca süren küslükler yaşardık. Elbette benim de hatam olmuştur, kalbini kırmışımdır ama çocuklar gibi küsmek, uzun süre konuşmamak nedir?

Hani filmlerde ‘Kızım söyle babana şunu yapsın’ replikleri vardır ya, bizim evliliğimizin yarısı böyle geçti. Çocuk, küçükken pek anlamıyordu ama büyüdükçe bu küs dönemlerimizden en çok o etkilendi. Arada bize şaka yapıyor, ‘Bugün yaz mısınız kış mı?’ diye dalga geçiyordu. Bence bu onun bizim durumumuzla baş etme yöntemiydi ama yıllar sonra onu ne kadar etkilediğini anladım.

Birkaç yıl sonra boşandık, ben kızımla sürekli görüşüyorum ama annesi ile hâlâ küsüz. Kızımın artık kendi telefonu olduğu için sadece onunla iletişim halindeyim annesinin telefonunu ise engelledim. Ama yine söyleyeceklerini kızımla mesaj olarak gönderiyor, hiçbir değişiklik yok yani.

En son buluşmamızda kızım, bu durumdan çok rahatsız olduğunu, zaten çocukken ona yaşattıklarımız için bize hâlâ kızgın olduğunu söyleyince anladım onun bu durumdan ne kadar etkilendiğini... Şimdiki aklım olsa kızımın psikolojisi bu kadar etkilenmeden önlemimi alır daha önceden boşanırdım. Biz ebeveynler doğru bildiğimiz pek çok yanlış yapıyoruz ve yanlışlarımızın çok geç farkına varıyoruz, bu arada olan çocuklara oluyor.

* * * * *

BÜYÜDÜĞÜMÜZ EV KARAKTERİMİZİ ETKİLER

Klinik Psikolog Selenay Yücel, nasıl bir ev ortamında büyüdüğümüzün karakterimizi, ruhsal sağlığımızı, öz güven duygumuzu, insanlarla kurduğumuz ilişki ve iletişimimizi, akademik başarımızı ve daha birçok şeyi etkilediğini belirtti. 
Birbirleriyle paylaşımı olmayan küs ebeveynlerin gergin ve mutsuz bir ev atmosferi yaratacağını, çocukla ilgili ortak fikir sağlayamayacağını, sağlıklı olanın ise ebeveynlerin bir çift olması, çocuklara tutarlı bir çizgi sunabilmesi, sevgi ve neşe içinde mutlu bir ev atmosferi yaratmaları olduğunu söyleyen Yücel, ancak böyle bir ev ortamının çocuğun ileriki yaşamında başkalarıyla kurduğu ilişkileri olumlu anlamda etkileyeceğini sözlerine ekledi.

Anne ve babanın çocuklarına sergiledikleri davranış şekilleri ve tutumların, anne-baba-çocuk üçgenini şekillendirdiğini, bir çocuğun üç ebeveyni olduğunu, bunun da annesi, babası ve anne babasının birbirleriyle kurduğu ilişki olduğunu ifade eden Yücel, bu durumun çocuğun ruh sağlığında çok önemli etkiler yarattığını söyledi ve anne baba arasında sağlıksız bir ilişkiye maruz kalan çocuklarda gözlenebilecek davranışları sıraladı:

“Bu çocuklar daha içedönük, depresif, öz güveni zedelenmiş ya da aşırı öfkeli, davranış ve uyum sorunları gösteren, kurallara uymakta zorlanan, akademik başarısı düşük bireyler olabilir. Nasıl bir ev atmosferinde, nasıl bir anne baba ilişkisi içinde olduğumuz kendilik algımızı, kullandığımız dili, sosyoduygusal gelişimimizi etkiler. Bu sebeple sorunlu bir evlilik içinde yetişen çocukların, boşanmış ebeveynlerle yaşayan çocuklardan daha fazla olumsuz anlamda etkilendiğini söylemek mümkün.”

ÇOCUK BU OLUMSUZ İLİŞKİLERİ ROL MODEL ALIR

Ev ortamında bir çift olamamış, paylaşım içinde olmayan, birbirleriyle bağ geliştirmeyen ebeveynlerin çocuklarının da bu olumsuz ilişkileri rol model almasına neden olduğunu, yaşamında sıklıkla bu sağlıksız ilişki modeliyle büyümüş çocukların, öğrendiği ve deneyimlediği ilişki modelini dış dünya ile kurmaya başladığını ve onlar için de artık bu sağlıksız ilişki modelinin normalleşeceğinin altını çizen Yücel, çocuğun ileri zamanlarda yaşantısında sıcak, samimi, sevgi dolu bir bağ kurmak konusunda zorlanabileceğini belirtti ve ekledi:

“Birbirleriyle uyumlu olan ebeveynlerin çocuklarının problem çözme yeteneklerinin daha iyi düzeyde olduğunu, empati duygularının daha gelişmiş olduğunu, bilişsel becerilerinin ve duygusal zekalarının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz.  Fakat tam tersi bir ebeveynlik modelinde yetişen çocukların büyüdüklerinde; benlik saygısı düşük, problemleri kendi başına çözmekte zorlanan ve bir ötekine ihtiyaç duyan bağımlı yetişkinler olması maalesef mümkün.”

DURUMU GÖRMEZDEN GELMEK 'İHMALDİR'

Bu durumu görmezden gelmek yerine çocuklarla konuşmak mı gerekir?

Selenay Yücel, çocukların sağlıklı bir duygu, düşünce ve davranış örüntüsü geliştirebilmeleri için ebeveynlerinin rehber olması gerektiğini; rehber ebeveynin, çocuğun anlamlandırmakta zorlandığı, nasıl hissedeceğini ve nasıl davranacağını bilemediği tüm durumları seslendirebilmesi, çocuğun içeride kendi kendine kalmış sıkışmış ifadelerine ses olabilmesi gerektiğini söyledi. “Biz böyle bir şey yaşadık, sen o yüzden şu an böyle hissediyorsun” gibi cümleler kullanarak çocuğun duygusunu gördüğümüzü, onu anladığımızı hissettirmenin bir nevi tamirat olduğunu ifade eden Yücel, dolayısıyla herhangi bir olumsuz yaşam olayını görmezden gelmenin, sanki böyle bir şey yaşanmamış gibi davranmanın bir ihmal olduğunu vurguladı.

BİR SORUDAN FAZLASI | Annem ve babam birbirleriyle neden konuşmuyor

Klinik Psikolog Selenay Yüce, ailelere böyle bir durumu hangi yaş çocuğuna hangi ifadelerle anlatmaları gerektiğini de şu sözlerle açıkladı:

“Çocuk hangi yaşta olursa olsun onunla konuşmak, dürüst olmak her zaman ilkemiz olmalı. 'Çocuk zaten daha çok küçük anlamaz' dememek, çocuğun yaşına uygun açıklamalarda bulunmak çok önemli. 

Ebeveynin diğer ebeveyni kötülemeden, onu eleştirmeden bir dil kullanması gerekir. Anne babaların birbirleriyle ilgili suçlayıcı cümlelerden kaçınması gerekir. Çünkü çocuğun otorite figürlerini zedelememek çok önemli. 'Biz annenle/babanla zaman zaman tartışıyoruz, anlaşamıyoruz. İnsanlar bazen birbirleriyle iyi geçinemeyebilirler. Ama merak etme bu durum seninle ilgili değil, senin yüzünden değil. Biz her zaman senin annen ve baban olmaya devam edeceğiz. Bu hiç değişmeyecek. Annen ve baban seni her zaman çok seviyor' açıklaması her yaş dönemindeki çocuğa yapılması gereken önemli bir açıklamadır. Çocuklara 'Her ne olursa olsun bu durum benimle ilgili değil ve ben her koşulda seviliyorum' hissini vermemiz gerekir.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!