GeriMagazin Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    19
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri
refid:29453105 ilişkili resim dosyası

Katıldığı ses yarışmasında büyük beğeni toplayan Mutlu Kaya (19) başından vurulmuştu. Genç kız 37 gün sonra yoğun bakımdan çıktı, birkaç kelimeyle olsa da konuşmaya başladı. Şimdi fizik tedavi imkanları daha geniş bir hastaneye nakledilmeyi bekliyor.

Mutlu Kaya’nın odasındayım. Refakatçi yatağının ayakucunda… Saat gece yarısını biraz geçiyor. İçerisi karanlık. Hastane kokusu her zamanki gibi sersemletici. Sadece klimanın sesi duyuluyor. Rüyasında ne gördüyse sıçrayarak uyanıyor Mutlu. Ağlamaya başlıyor. Kolları, bacakları kaskatı… Titriyor.

Ablalarından Dilek hastane eldivenlerini takıp masaj yapmaya başlıyor, “Tamam, geçti, geçti” diyerek. Mutlu’nun sakinleşmesi zaman alıyor.
Gündüz neyse de, geceler bazen böyle zor geçiyor.

Yoğun bakımdan çıktıktan sonra kameralara gülümsediği fotoğrafları görüp çıkmıştım yola. Mutlu’yu böyle bulmayı beklemiyordum. Birinin karanlıklar içinde kabuslarla boğuştuğuna şahit olmak, o esnada fiziksel olarak da acı çektiğini bilmek dayanılmaz. Hem bu yüzden hem de Mutlu’nun bakımıyla yakından ilgilenen ablalarına ve eniştelerine ayak bağı olmamak için çıkıyoruz odadan.

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri

Bundan yaklaşık 2.5 ay önce Fox Tv’de yayınlanan “Sesi Çok Güzel” yarışmasında sunucu Emre Karayel “Erganili Adriana Lima” diye anons etmişti onu. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğup büyüyen Mutlu sahiden andırıyor dünyaca ünlü modeli. Tek alametifarikası bu değil ama. Musa Eroğlu’nun türküsü “Heveslik Eyledim”i bir söylüyor ki…

Heveslik eyledim yavru yitirdim
O da hayal ile düşmüş meğer
Yavrumu canımdan ayırmam derdim
Kurduğum hayaller boşmuş meğer

'KURGU OLSA BU KADAR OLMAZ'


Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri

Türkünün sözlerine, kızını dinlerken gözyaşı döken annesine bakınca “Kurgu olsa bu kadar olmaz” diyor insan.

Mutluluğunu "Bir yanımda Sibel (Can) Abla, bir yanımda Gökhan (Türkmen) Abi, bir yanımda Sertab (Erener) Abla... Seyirciler... Sanki rüya görüyorum” diye ifade etmişti programda Mutlu. Sunucu Karayel’in “Dur bir çimdikleyeyim, bakalım uyanacak mısın?” demesine de “Yok, yok uyanmam” diye karşılık vermişti. Dediği gibi o günden kısa bir süre sonra uğradığı silahlı saldırı nedeniyle haftalarca uyanmadı. Rüya neredeyse kabusa dönüşecekti.

18 Mayıs’ta Ergani’de, ablasının evinde prova yaptığı sırada, gece gerçekleşti saldırı. Kurşunlardan biri Mutlu’nun kafasına saplandı. Genç kız, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı.

Olaydan birkaç ay önce annesine “Beni tehdit eden biri var” demiş, anne-kız soluğu karakolda almışlar. Mutlu’nun o gün şikayetçi olduğu Veysi E. bu olayın da şüphelilerinden biriydi. Çok geçmeden tutuklandı. Tek eksik; Mutlu’dan gelecek bir iyi haberdi. O haber kısa bir süre önce geldi. Beyin cerrahı, uzman doktor Ulaş Aktaş ödem tedavisinin tamamlandığını açıkladı. Mutlu uyandırıldı. Yoğun bakımdan çıkarılıp servisteki odalardan birine alındı. Sıra fizik tedavi ve rehabilitasyona geldi.

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri

O sıkıntılı gecenin ertesinde güneşli bir sabaha uyanıyoruz. Erkenden hastanedeyiz. Odasından içeri adım atıyorum, Mutlu’yla göz göze geliyoruz ve tamam; Diyarbakır, ses yarışması, saldırı, hastalık, hastane, haber, röportaj, her şey bir kenarda kalıyor. Sadece birbirini görür görmez çok sevmiş iki genç kadınız o an. “Benim saçlarım seninkilerin yarısından da kısa. Yine de doğru düzgün bakamıyorum. Sen nasıl bu kadar uzatabildin?” diyerek yaklaşıyorum yanına. Gülmeye başlıyor. Annesi geriye doğru uzatıyor kızının Rapunzel saçlarını, “Prensesim o benim, Lady Diana’m” diye okşayarak. Kurşun kafatasından çıkarılmadığı için saçların kesilmesi de gerekmemiş. Baba Mehmet Kaya giriyor bu sırada içeri. Üçü birlikte gülümseyerek poz veriyorlar İbrahim’in kamerasına.

FISILTIYLA KARŞILIK VERİYOR: 'BEN DE...'

Mutlu’nun bilinci açık, hafızasında sorun yok. Anlatılanları dinliyor, sorulara “He” ya da “Cık” diye cevap veriyor. “İbrahim Tatlıses’e de böyle oldu. Sesi güzel olanlara nazar mı değiyor yoksa güzel sese sahip olmak insanı ölümden koruyor mu?” gibi şakalara gülüyor. İyice yanına yaklaşıp onu sevenlerden selam getirdiğimi, herkesin onu çok merak ettiğini, onu çok sevdiklerini iletiyorum. Fısıltıyla karşılık veriyor: “Ben de”. Yeniden kullanmaya başladığı kelimeler bununla sınırlı değil üstelik; “Evet, hayır, tamam, televizyon ve seni seviyorum” da diyebiliyor. Yeri geliyor; “televizyon” ve “şarkı” diyor. Hemen gözleri doluyor, pıt, bir damla yaş, sol yanağından süzülüyor. Şarkı söylerken çekilmiş bir videosunu açıyorlar, “Cık, cık, cık” demeye başlıyor, henüz onları izlemeye yüreği dayanmıyor. Zor günlerin geçeceği, mücadele ederken moralini yüksek tutması gerektiği söyleniyor böyle zamanlarda. Hak verdiğinden olacak dil çıkarıyor. Mutlu yeniden şakalar yapıp şarkılar söyleyeceği günleri iple çekiyor.

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri


NASILSA YARDIM EDİYORLARDIR DİYE KİMSE ADIM ATMIYOR

Annesi bir yandan kızının yoğun bakımdan çıkmasına seviniyor bir yandan da endişelenmeye devam ediyor, bu kritik süreçte en iyi şekilde tedavi gördüğünden emin olmak istiyor: "Doktorları iyi bakıyor ama buranın imkanları belli. GATA'ya gitsin isterim.” Kaya’nın doktorları da genç kızın fizik tedavi ve rehabilitasyon imkanları daha geniş bir hastaneye nakledilmesinde yarar görüyor.

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri

Tedavi masraflarını devlet karşılıyor olsa da ailenin transfer sırasında çıkacak herhangi bir masrafı ve Mutlu’ya refakat edecek kişinin masraflarını karşılama imkanı yok. Bugüne kadar yardım vaadinde bulunan çok olmuş. Ancak aile bu vaatlerin yerine getirilmediğini söylüyor. Üç-beş kişi birini tutup hoplatmaya kalkar, sonra herkes “Nasılsa öbürü tutuyor” diye kendini geri çeker de havaya atılan yere düşer ya… Durum biraz ona benziyor. Yardım etmek isteyen çok kişi var. Hele de olay bu kadar medyatik olmuşken… Ama herkes “Yardım edeni çoktur onun şimdi” diye öne çıkmıyor. Ailenin bir yakını, herkesin “Nasılsa Sibel Can bütün masrafları karşılamıştır” diye düşündüğü için destek olmadığını söylüyor. Ablalardan biri; “İnsan hastasına bir ilik çorbası içirmek istemez mi? İster ama nasıl içireceksiniz?” diye isyan ediyor. Baba Mehmet Kaya da "Mutlu'yu töre yüzünden kendi aşireti vurdu" haberlerine kızgın. Teyzeleri "Aşiret yok bizim içimizde. Doğu'da olan her olayı aşiretten biliyorlar. Biz aydın insanlarız" diyor.

Mutlu Kaya’nın ilk kelimeleri

ANNESİNİN TUBA’SI, MAHALLEDEKİLERİN MAVİŞ’İ...

Ailesi Mutlu’ya seslenirken anne Kaya’nın en sevdiği isim olan Tuba’yı kullanıyor. Mahallesindekiler de “Maviş” diyorlarmış. 19 yaşındaki Mutlu, Güzel Sanatlar Lisesi’nde müzik bölümünde okumuş. Enstrümanı çelloymuş. Sonra çok istediği halde eğitimine devam edememiş. Beden Eğitimi’ni de kazanmış ama ailesi okutamamış. Bir ilkokulun kantininde çalışırken arkadaşı onun adına ses yarışmasına başvurmuş.
Yarışmanın jüri üyelerinden Sibel Can, Mutlu’yu evinde dinledikten sonra yarışmaya dahil etmişti. Can saldırının ardından Instagram’da paylaştığı fotoğrafın altına “Mutlu kızım nasıl kıydılar sana” yazmış, daha sonra da genç kızı hastanede ziyaret etmişti.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle