GeriKampüs Ya sosyologlar iktisatçılar kadar etkili olsalardı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ya sosyologlar iktisatçılar kadar etkili olsalardı?

Ya sosyologlar iktisatçılar kadar etkili olsalardı?

İktisatçılar ile ilgili muzip şakalar ve fıkralar malûmunuz. Nasıl oluyor da bugünün dünyasında iktisatçılar sağlık sisteminin nasıl olması gerektiğinden hava kirliliğinin çözümüne, ulaşım sistemlerinin etkin şekilde işlemesinden işsizlik sorununa kadar birbirinden farklı konularda bu denli önemli bir pozisyonda olabiliyor? Televizyondaki tartışma programlarında, konuşmalarda, basın açıklamalarında ekonomi kadar sosyoloji de etkili olsa nasıl bir gündeme sahip olurduk acaba?

New York Times’dan Neil Irwin’in yazısına bakarsak; son dönemde dünyadaki gelişmelere ve tartışmalara baktığımızda belki de asıl konuşmamız gereken konu sosyoloji ve bu konuda asıl konuşması gerekenler de sosyologlar. Yazara göre bunun sebebi de ekonomik sorunların toplumsal kökenleri ve sonuçları olması. 1967 yılında Amerika’da Beyaz Saray’da ‘Toplumsal Danışman’lar görevlendirilmesi teklifini hatırlatan Irwin, örneğin işsizlik sorununun salt ekonomik sonuçları olmadığını, işsiz kalan insanların sadece para değil aynı zamanda toplumdaki saygınlıklarını ve kendine olan güvenlerini de yitirdiğinin altını çiziyor. Ülkemizde son açıklanan rakamlara göre genç işsizlik oranının %25 seviyelerinde olduğunu aklımızda tutarsak, bu sorunun sadece ülke ekonomisine olarak zararını değil aynı zamanda toplumsal yansımalarını da düşünmemiz gerekiyor belki de. İş bulamadıkları için farklı alanlarda çalışmak zorunda kalanlar, atama bekleyen öğretmen adayları, sonsuz bir sınav döngüsüne giren müzmin işsizler ve zaman zaman haberlerde karşımıza çıkan ‘işsizlik sebebiyle…’ şiddet uygulayan, intihar eden, umutsuzluk ve depresyona giren bir yığın üniversite mezunu!

 

Geçtiğimiz günlerde Twitter’dan bir kullanıcı ‘iş bulamamaktan yakınan insanların iş görüşmelerine çeşitli mazeretlerle katılmadığını’ belirtmiş ve bu durumu eleştirdiği paylaşımı oldukça tartışılmıştı. Olayın toplumsal boyutu; kalifiye eleman bulmakta zorlanan şirketler, yeteneğine uygun işi bulmakta zorlanan adaylar, sundukları imkanlara oranla ‘imkânsız aday’ı arayan insan kaynakları yetkilileri ve yeteneklerini abartmaya eğilimli bir genç nesil çemberinde kısır bir döngüye doğru gitmekte. Belki sorunun çözümünde; iktisatçılar kadar sosyologların da sesini duymaya gerçekten ihtiyacımız var.

İhtiyaçlar hiyerarşisinde her ne kadar ekonomik güvenlik, kişinin sosyal tatmininin önünde gelse de ekonomik tatmini bulamayan kişiler sosyal tatmin arayışıyla ideolojilere sığınmak zorunda kalabiliyor. Bu da aslında ekonomik krizi ötelemek ve derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Sonuç olarak; kısa vadede insanların ve hatta bir ülkenin ekonomik durumu iyileşme gösterse de toplum bu süreçten daha derin yaralar alarak çıkabiliyor.

Yazan: Soner Sezer

Yorumları Göster
Yorumları Gizle