Japonlara tavsiye edilen dört İstanbul lokantası

Hürriyet Haber
23 Mayıs 2004 - 00:00Son Güncelleme : 23 Mayıs 2004 - 00:01

Japonya’da üç ayda bir yayınlanan yemek kültürü dergisi Food Terrace’in bahar sayısında, dört ünlü Türk restoranı tanıtıldı. Cibalikapı, Asitane, Çiya Sofrası ve Çapari. İstanbul’da yaşayan Yukari Hamakawa Erdem’in hazırladığı yazıda, geleneksel Türk yemeklerinin yanı sıra Kapalıçarşı ve Sultanahmet gibi tarihi yerlerden fotoğraflar kullanlıdı.Yukari Hamakawa Erdem, belirlediği restoranların, Türk mutfağının en lezzetli yemeklerinin yapıldığı yerler olduğunu yazıyor: ‘Türk mutfağı için dünyanın en lezzetli üç mutfağından biri deniliyor. Ama, kısa süre için ülkemizi ziyaret eden Japon turistler, sokaklardaki döner kebaptan veya hazır turist mönüsünden tadıp ‘Bu mu dünyanın en lezzetli yemeklerine sahip olan Türk mutfağı?’ diyorlar. Türkiye’de yaşayıp uzun zamandır bunu duyup üzülen bir Japon yazar olarak, İstanbul’daki lezzetli ve kaliteli Türk mutfağını sunan restoranlardan 4’ünü seçip, Japonya’daki Food Terrace yemek ve kültür dergisinde detaylıca anlattım’ diyor. Dergide her restoranın tanıtımında Türkçe başlıklar kullanılmış: Afiyet olsun, Dudaklara acı keyfi, Elinize sağlık, Unutulmuş tarihi yemekler, Eski zamanlara yolculuk, Saray mutfağı... Erdem yazısında, Türk lezzetleriyle ilgili ilginç öykülere, bilgilere yer veriyor.ÇİYA SOFRASI (Kadıköy)Yoksulluktan doğan halk yemekleriYemeklerin kaynağı her zaman halk yemeklerinde bulunuyor, halk yemeklerinin lezzeti ise çoğu zaman fakirlikten ortaya çıkıyor. Güneydoğu’nun meşhur çiğ köftesi de yoksulluktan keşfedilmişti. Öyküye göre Nemrut kralı halktan bütün odunları alınca halk sıcak yemekleri pişiremez olmuş. Bir avcı küçük bir ceylan avlayıp pişirmeden etlerini yemek zorunda kalınca çiğ köfte keşfedilmiş. Kadıköy’de çarşı içindeki Çiya Sofrası’nın sahibi Musa Dağdeviren de aynı fikirde. O, Anadolu halk yemekleri ve azınlık yemeklerini araştırarak Hitit yemeklerine kadar keşfetmiş. Çiya Sofrası’ndaki yemekler, Musa Bey’in bin çeşit Anadolu yemekleri tariflerinden ortaya çıkmış. Duvara asılmış kuru sebzeler, kavanozların içinde Anadolu’nun dağlarından gelen değişik bitkilerin turşuları, çeşit çeşit yemekler, vitrindeki sebze tatlıları... Çiya Sofrası’nın iç mekanı yemek müzesine benziyor. Turistlere tavsiye edilen bir diğer müze de burası.ASİTANE (Edirnekapı)Saray mutfağından 362 tarifOsmanlı saray mutfağını tanıtmak amacıyla, Kariye’deki Asitane restoranı seçtim. Asitane’nin sahibi Engin Türker, bu restoranı açmadan on sene önce, Osmanlı saraylarının kütüphanelerinden bulup çıkardığı Osmanlıca kitaplardan, 362 saray yemeğinin tariflerini biraraya getirmiş. Nar ekşisi asideli kalamata zeytini, vişneli yaprak dolması, badem çorbası, pekmezli ayva dolması, kuru meyveleriyle bal ve tarçınla tatlanmış tavuk yemeği Mahmudiye, zırba yahnisi, kaz kebabı... Türklere bile ilginç gelen bu tarihi lezzetleri, Asitane’nin yeşillik ve sakin ortamında keşfedebilirsiniz.CİBALİKAPI BALIKÇISI (Haliç)Galata Kulesi’ne nazır bir Rum meyhanesiHaliç gibi tarihi bir yerde olan bu lokanta, geleneksel Rum meyhanesi havasında. Uzun zamandır bir yemek dergisinde yazıişleri müdürü olan Behzat Şahin lokantanın sahibi. Balık yemeklerini çok seven Behzat Bey, bir sürü lokanta gezmiş ama hiçbirini beğenmemiş. Burada en çok önem verilen şey, malzemelerin kaliteli ve taze olması. O gün sudan çıkan taptaze balıklar konuyor tabaklarınıza. Haliç’in öteki yakasında Galata Kulesi’ne bakan masaya oturuyorsunuz ve önünüze büyük bir tepsi üzerinde çoğu Ege bölgesinden çıkarılan balıklar geliyor. Bütün yemeklerde Ege’den Behzat Bey’in seçip getirdiği sızma zeytinyağı kullanılıyor. Lezzetli mezelerle beraber, içkiler de çeşitli. Balık böreği ve kızarmış bütün kalamar gibi ara sıcaklar da mutlaka denenmeli.ÇAPARİ (Kumkapı)Kiremitte balığın en iyi yapıldığı yerTaze balık güzel olur. Ama her zaman taze balık bulabilen Japonya’dan gelenler için, bol peynirli kiremitte balık ilginç olabilir. Kiremitte balık denince İstanbul’un gurmelerinin ilk aklına gelen mekan Kumkapı’daki Çapari Restoran’dır. Meşhur Kumkapı’ya gidip, sokak boyunca sıralanan balık lokantalarından yükselen ‘Konnichiwa, saba, ika, tai, sayonara’ gibi tuhaf aksanlı Japonca’nın içinde kaybolan Japon turistlere Çapari’ye gitmeyi tavsiye ediyorum. Çapari, Kumkapı’nın en eski balık lokantalarından biri. Yaklaşık 40 senedir kaliteli yemekle doğru dürüst iş yapan bu mekanda geleneksel İstanbul meyhane havasını da denemiş olacaklar.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı