GeriİK/Yeni Ekonomi Laz kızının ilham veren öyküsü
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Laz kızının ilham veren öyküsü

Laz kızının ilham veren öyküsü

Rize Ardeşenli Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu, Karadeniz kadınının yeşil sevgisi ve çalışkanlığını girişimine taşıdı, üniversiteden mezun olur olmaz Hollanda’daki 100 fidanlığa mektup yazdı, bir yerden yanıt alıp Hollanda’ya gitti. Oradaki bahçede çalışan hem ilk kadın hem de ilk Türk peyzaj mimarıydı. Türkiye’ye döndü, işini kurdu ve yıllar sonra kendisine o imkanı taşıyan Hollandalıları ikna ederek Türkiye’ye yatırım yaptırdı. İstanbul’daki en büyük projelerin peyzajı Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu’nun şirketi tarafından yapılıyor.

Laz kızının ilham veren öyküsü

Laz kızının ilham veren öyküsüRize Ardeşenli Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu Karadeniz kadınının yeşile sevgisi ve çalışkanlığını girişimine taşıdı, üniversiteden mezun olur olmaz Hollanda’daki 100 fidanlığa mektup yazdı, tüm parası posta ücretlerine gitmişti, bir yerden yanıt alıp Hollanda’ya gitti. Oradaki bahçede çalışan hem ilk kadın hem de ilk Türk peyzaj mimarıydı. Türkiye’ye döndü, işini kurdu ve yıllar sonra kendisine o imkanı taşıyan Hollandalıları ikna ederek Türkiye’ye yatırım yaptırdı. İstanbul’daki en büyük projelerin peyzajı Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu’nun şirketi tarafından yapılıyor, kadın girişimci Bulgaristan, Romanya’da da “Doğa Onarımı” yapıyor.

Nerede doğdunuz? Nasıl bir ailede büyüdünüz?
Rize Ardeşenliyim. Öğretmen bir babam olduğu ve Karadeniz’de yaşam koşulları oldukça zor olduğu için rahmetli babam Dursun Ali Karaoğlu’nun bana koyduğu en temel hedef okumak ve başarılı olmaktı. İlkokula 5 yaşında başladım, köyümüzde ortaokul olmadığı için 10 yaşında İstanbul’a halamın yanına okumaya gönderildim. 10 yaşımda 23 saat yalnız başıma otobüs yolculuğu yapmıştım. Lisede Rize’ye döndüm. O dönemde Rize’nin en başarılı öğrencisi seçilerek Başbakan Turgut Özal’la da görüşmüştüm.

Mesleğinize nasıl karar verdiniz?
Mimar veya peyzaj mimarı olmak istiyordum. Peyzaj mimarı oldum. Ankara Üniversitesi’nde okudum. Tüm öğrencilik hayatım boyuna hem okudum hem de mesleğimle ilgili çeşitli bürolar ve şantiyelerde çalıştım. Üniversite 4. sınıftayken Hollanda Elçiliği’nden aldığım katalog tüm hayatımın seyrini değiştirdi. Hollanda’daki yaklaşık 100 fidanlığa mektup yazdım, bir yerden yanıt geldi. Çalışıyordum ama Hollanda’ya posta parası 2 aylık ücretim kadar tutmuştu.

BİSİKLETE BİNMEYİ HOLLANDA’DA ÖĞRENDİM
Hollanda’da çalışmak mı istiyordunuz?
Evet. 270 yıllık bir şirketten Ton Van Den Oever Firması’nın sahibi olan Hans Van Den Oever’dan yanıt almıştım. Bana hem kalacak yer hem de asgari ücret teklif ettiler. Uçak param yoktu. İngilizcem yoktu ve hiç uçağa da binmemiş, yurtdışına çıkmamıştım. Ailem de beni yüreklendirdi. 21 yaşında Hollanda’da işin mutfağında çalışmaya başladım. 50 işçinin içinde tek Türk, tek peyzaj mimarı ve tek kadın olarak çalışıyordum. Laz kadını olarak arazide çalışmak bana normal gelmişti. Bana bir de bisiklet vermişlerdi. Koca fidanlıkta gece tek başıma kalıyordum ve alışverişe gitmek için bisiklet kullanmak zorundaydım. Bisiklete binmeyi de orada öğrendim. Daha sonra aynı firmanın başka bir girişimi olan ihracat yapan firmada çalışmaya başladım, yani kariyer atlayarak ofise terfi ettim. Ve o dönemde Türkiye de fidan satmak için ne yapılır ile ilgili Hollanda Fidancılar Birliğine rapor hazırladım. Çalışmam çok beğenilip kalma süremi uzatmamı istediler. Ama ben Türkiye’ye dönmeye karar verdim.

İşinizi nasıl kurdunuz? Büyüttünüz?
Öncelikle Karaoğlu Peyzaj ve Adaplant Fidanlık Üretim ortaklarındanım. İlk şirketim Karaoğlu Peyzaj’ı 1994 yılında neredeyse sıfır sermayeyle tek kişi olarak kurdum. 1995 yılı da eşim Yasin Otuzoğlu ve 2003 yılında da kardeşim Mehmet Karaoğlu bana katıldı. Bugün neredeyse 300’e yakın çalışanımızla kocaman bir aileyiz. Önceleri küçük apartman bahçeleri yaparken sonra Türkiye’nin en büyük projelerine imza attık.

DOĞA ONARIMI YAPIYOR
Nasıl geliştirdiniz kendinizi?
Kendimize hedef pazar olarak peyzaj müteahhitliği alanını koyduk. Bu konuda makina ekipman yapımızı güçlendirdik. Örnekle Emaar Square Mall, Zorlu Center AVM, Kanyon AVM, Park Oran, Angora Evleri, Folkart Narlıdere, Blu vb gibi sayısız projeleri bitirdik. Bunun yanı sıra Türkiye genelinde 900 km’lik otoyol ve devlet yollarında doğa onarımı projeleri yaptık.

Fidanlığınızı nasıl kurdunuz?
Bir gün bir müşterimin bahçesini yaparken bütçeyi aştık, güzel bitkiler bulmak mümkündü ama fiyatları yüksekti. O müşterim ”fidanlık kursana” dedi. Belediye başkanı yer gösterdi. Ben de hemen Hans Van Den Oever aradım, Hans bana bitki gönderdi. Ona “paranı 2 sene sonra ödeyeceğim” dedim ve ilk öyle fidanlık kurdum. Bir süre sonra Hollandalı patronu Türkiye’ye davet edip Türkiye’ye yatırım yapmasını önerdim. O dönemde Zekeriya Yıldırım ile yollarımız kesişti. Kendisi eski Merkez Bankası Başkanı ve Darüşşafaka Cemiyeti Başkanı’ydı. Birlikte ortak olduk ve Hollandalı yatırımcıyı da ikna ederek Adapazarı’nda yatırımı yaptık. Adapazarı Yazlık’ta yaklaşık 350 dönümde modern bir süs bitkileri üretim fidanlığı kurduk.

Süs bitki ithalatını düşürdünüz
Kesinlikle. O güne kadar büyük bedeller ödenerek ithal edilen ağaçlar şimdi Türkiye’nin birçok yerinde üretiliyor.

BİTKİ İHRAÇ EDİYORUZ
Yurtdışından da işler alıyor musunuz?
Yaptığımız önemli işlerden biri de doğa onarımı, hydroseeding, hydromulcing yöntemleriyle şev stabilizasyon, biyorestorasyon işleri. Bu konuda otoyollar, barajlar, enerji santrallerinde çalışıyoruz. Bulgaristan’da 20 km’lik otoyol yaptık, Güney Afrika’da, Romanya’da işler yaptık. Bazı ülkelere bitki ihraç ediyoruz.

İSTANBUL’DA KENT MİMARLIĞI EKSİK
İstanbul’da her yer inşaat oldu. Ağaçları kesip, sonra çok paralar harcanarak bir avuç yeşilliğe yer verilmeye çalışılıyor!
Kentte bütüncül planlama eksikliği var. Rant odaklı yapılaşmanın sonucu kaotik hal alacaktır. Doğanın kendini onarması yüzyıllar alır, bazen de hiç onaramayacak kadar zedelenir. Bakış noktasını değiştirmek ve kırsal alanların yaşanılır olma özelliğinin artırılması için hızlı eylemlere geçmeliyiz.

Bu şehirde en çok neden rahatsız oluyorsunuz?
Bu şehrin tarihten gelen karması o kadar güçlü ki hem çok kızıyor hem de yaşamaya devam ediyoruz. Beni tabii ki en çok trafik ve kaotik yapı rahatsız ediyor. Bir de tüm dünya şehirlerinde olan insanların kaçma alanları olan büyük parklar yok. İstanbul’da çok büyük yeşil alanlar var ancak eksik olan kent mimarlığı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle