GeriİK/Yeni Ekonomi “Hep erkeklerden fazla çalıştım”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

“Hep erkeklerden fazla çalıştım”

“Hep erkeklerden fazla çalıştım”

Dr. Ayşe Aytaman 2018 Kasım ayında ABD Karaciğer Vakfı tarafından Yılın Doktoru seçilen ilk kadın doktor oldu. Askeri hastanelerde Irak ve Afganistan’dan dönen askerlerle çalışmaları, karaciğer hastalıkları üzerine yaptığı ilkler bu ödülü almasını sağladı. ABD Gazi İşleri NY Harbor Sağlık Sistemi’nin Brooklyn Gastroenteroloji ve Hepatoloji Şefi, VISN 3 Karaciğer Kanseri ekibi Direktörü ve Brooklyn Ameraikan Gastroenteroloji Üniversitesi Yönetici Kurulu üyesi Dr. Ayşe Aytaman’la ilham veren öyküsünü konuştuk.

“Hep erkeklerden fazla çalıştım”Ayşe Hanım, sizin hikayeniz nasıl başlıyor? Nerede doğdunuz? Nasıl bir ailede büyüdünüz?
Ben İstanbul’da Süleymaniye Camii’nin yakınlarındaki bir klinikte doğmuşum. Amcam hep bana “Süleymaniyeli” diye takılırdı. İlkokulu Galata Kulesi’nin dibindeki Okçu Musa okulunda bitirip, onun yanındaki Avusturya Lisesi’ne geçtim. Avusturya Lisesi’ni birincilikle bitirerek Avusturya hükümetinden burs aldım ve Tıp Fakültesi’ni Viyana’da okudum. Babam son derece değişik, pek kurallara, kalıplara sığamayacak bir avukat ve de hatipti. Üç kız kardeşime ve bana hep “Sizler önce dünyanın, sonra ülkenizin, sonra şehrinizin, mahallenizin ve en sonra ailenizin parçasısınız” derdi. Evimizde Türk ve Osmanlı tarihi, edebiyatı, felsefesi, klasik Türk musikisi, folklor hakimdi. Babam sıradanlığı kesinlikle kabul etmezdi. Ne yapacaksan en iyi şekilde yapmanı isterdi. Bu nosyonu bana, Özlen, Zeynep ve Zehra’ya, hepimize işledi. Bir de Türkçe’yi çok güzel kullanan çok etkili bir avukattı. Babamızdan sözel, dilsel, analitik zeka aldıysak, annemizden de duygusal zeka yönünden zenginleştik.

Ailenizde doktor var mıydı? Doktor olmaya nasıl karar verdiniz?
Ailemde ilk doktor benim, hukuk, edebiyat, politika ağırlıklı bir ailede büyüdüm. Mimar olmak isterken annemin bir rahatsızlığıyla Cerrahpaşa Üniversitesi’nde geçirdiğim bir ay beni çok etkiledi ve son dakikada üniversite girişte tıbbı ilk seçenek olarak koydum. Amacım tıp okuyup Anadolu’da doktorluk yapmaktı. Avusturya hükümetinin bursunu alınca Viyana’ya tıp okumaya gittim.

Kariyerinizin büyük bölümünü yurtdışında yapmışsınız. Yurtdışında nasıl yol aldınız?
Ailemden uzak olmaya alışmak çok zor oldu, hemen her tatilimi İstanbul’da geçirdim. Amcam Ordu milletvekili idi ve babam da politikanin içindeydi. Ordudan gelen hastalar babam ve amcam tarafından yazları bana devredilir, ben de onlarla üniversite hastanelerini dolaşıp en iyi profesörlerin onları görmelerini ve tedavi etmelerini sağlardım. Liseden arkadaşım Nihat Aytaman Miami’deydi, bana evlilik teklif etti. Kabul ettim, ayaklarım geri geri giderek Amerika’ya geldim. İlk zamanlarda ihtisas yaparım diyordum, o sırada çocuğumuz oldu. Çocuğumuz okula başladı. Amerika’da kalmıştık. Araştırma yapmak için de en iyi yer askeri hastanelerdi. “Öğrenciler, uzmanlar yetiştireyim” diyerek üniversiteme bağlı askeri hastanede göreve başladım. Orada ilk hepatit C /interferon kilinigini 1992’de kurdum, 1993’te orayı içerisine psikiyatrist, 1997’de eczacı katarak multi disiplinli hale getirdim. Önce NY çapındaki askeri hastanelerde, sonra Amerika çapında hepatit C ile ilgili gruplar oluşturmada katkılarım oldu. 1993-2005 arasında Brooklyn Gastroenteroloji kurumu üyeleri için, Amerika’nın en değerli konuşmacılarını Brooklyn’e getirerek, her yıl 5 ayrı seminer hazırladım. Bu konferansları Brooklyn Museum of Art’ta, yemekler New York’taki Turkish Kitchen lokantası tarafından hazırlanarak organize ettik. 2000 yılında gastroenteroloji ve hepatoloji bölüm başkanlığına atandım.

KARACİĞER TÜMÖRÜ HEYETİ DÜNYADA İLK
Neler yaptınız da bu ödülü aldınız?
Bölümümüzde modern gastroenterolojinin gerektirdiği her türlü teknoloji var. Üniversite ile birlikte yürüttüğümüz gastroenteroloji / hepatoloji eğitim programının 20 asistanından 7’si her an bizimle. Yetiştirdiğim 200’e yakın asistan şu anda Amerika’nın her yanında hasta yaşamlarını etkilemekte. Amerika’daki en büyük başarım 2012’den beri aldığım grant ile ortaya çıkardığım içinde 10’dan fazla hastanenin bulunduğu sanal karaciğer tümörü heyeti (SCAN ECHO LIVER CANCER TUMOR BOARD). Bu Amerika da ilk, Avrupa ve Asya’daki meslektaşlarıma göre oraları için de ilk. Bunu şimdi Amerika çapında yaymaya çalışıyoruz. Bu arada hem bizim verilerimiz hem de yeni Kore’den gelen bilgilere göre bir tür multi disiplinli tümör heyetleri hasta yaşamını uzatıyor. Askeri hastanelerde hepatiti C’yi ortadan kaldırmada da katkılarım oldu. Yaptığım her kongrede yanımda taşıdığım ve herkese ikram edilen Türk lokumları ile de meşhurum.

HEP ERKEKLERDEN FAZLA ÇALIŞTIM
İlklere imza atan bir kadın olarak hiç ayrımcılıkla karşılaştınız mı?
Ufak tefek, ismi kolay telaffuz edilemeyen, yumuşak sesli bir kadın olarak başlangıçlar zordu. Ben ilk nasyonel kongreye gittiğimde bir elle sayılacak kadar az kadın vardı kongre salonunda ve hemen dikkati çekiyordunuz. Kesinlikle ayırım vardı ve hala var maalesef. Bunu hiç bir zaman önemli bir konu yapmadım ama bir kadın olarak iki misli daha fazla çalışmanız gerekiyor aynı yerlere gelebilmek için.

İLK KEZ BİR KADINA VERİLDİ
İlk defa mı ABD’de bir Türk kadını Yılın Doktoru seçildi?
Amerikan Liver Foundation New York Greater Chapter bu odülü ilk kez bir kadına veriyor. Amerika’nın başka taraflarında kadınlar bunu aldı mı bilemiyorum, ama sayılar üzültecek kadar az maalesef.

Sizi kariyerinizde ne motive ediyor?
Bence her zaman sizin için yaşamınızda en çok neyin öncelikli olduğunu hatırlamak çok önemli. Ben her zaman hastalarımı ve de öğrencilerimi her şeyden önde tuttum. Ne zaman azıcık direncimi kıracak bir şey olsa onlara döndüm, yeniden enerji aldım. Yaptığınız işi sevmek ve gönlünüzü vermek başarının en önemli sırrı. Bir de çok önemli kısım evinizdeki harmoni, eşimin bitmez tükenmez desteği olmasa bu kadar başarılı olamazdım.

Tıp teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip eden biri olarak gelecekte daha uzun ve sağlıklı bir ömür için ne söylersiniz?
Mutlu insanlar, aile/topluluk içinde yaşayan insanlar daha uzun yaşıyorlar. Türk mutfağı, aileye dönük yaşam şeklimiz bu konuda çok iyi, ama maalesef sigara, dozu kaçan içki, obezite, hareketsizlik ve televizyon/bilgisayar/cep telefonu önünde saatlerce zaman geçirme çok kötü etki yapıyor. Bunları kısıtlamak sıhhatli bir yaşam için şart. Düzenli bir yaşam, yeterince uyku (6-8 saat), kalori ve porsiyonlara dikkat etmek, karbohidratları ölçülü bırakmak, akşamları geç yemek yememeye dikkat etmek çok etki yapıyor uzun vadede. Sabah bir bardak ılık su ile başlayın gününüze, biraz limon olabilir içinde ve gün boyunca su içmeyi unutmamak çok önemli. Araba yerine, elinizden geldiğince yürümek, en azından haftada üç kere sevdiğiniz bir eksersiz bulmak gerekiyor. Bu bir dans kursu olabilir veya tenis, futbol. Hareket ettiğiniz sürece sevdiğiniz şeyi yapmak daha başarılı olacak. Bu basit gibi gözüken şeyleri yapmak, kendinizi o disipline koyabilmek zaman alıyor fakat başarabilirseniz enerjiniz artıyor, kendinizi daha iyi hissetmeye başlıyorsunuz.

EMEKLİLİKTE HEDEFİM TÜRKİYE’DEKİ HASTANELER
· Türkiye’ye dönmeyi hiç düşündünüz mü?
Çocuklarımıza yakın yaşamak tüm isteğimiz ama ailem, çok düşkün olduğum üç kız kardeşim Türkiye’de ve iki ülke arasında mekik dokuyoruz. Emeklilik sonrası en az altı ayımızı Türkiye’de geçirmek ve orada iken çevredeki hastanelerde hizmet verebilmek en büyük hedefim.

· Askeri hastanelerde çalışmak deneyiminize nasıl bir katkı yaptı?
Benim kariyerim sürecinde Amerikan Askeri hastaneleri çok büyük bir tranformasyondan geçti. Ben bunun her adımında içinde oldum. Asker dünyanın her yanında aynı. Verilen emri yerine getirirken bir çok travmaya uğruyor. Afganistan ve Irak’tan gelen çok genç çocuklar var elimde. Çoğu normal yaşama ayak uydurmakta çok zorluk çekiyorlar. Onlara yaklaşım daha değişik oluyor, hep yanımda ruh sağlığı danışmanları ile çalıştım. Genelde çok şüpheciler sizi tanıyana kadar, onlara gerçekten yardım etmeye çalıştığınızı hissedene kadar. Bir kere size güven sağlayınca her dediğimi yapmaya hazırlar. Genelde hem hastalarım hem de öğrencilerim tarafından çok şımartılmış bir doktorum.

Aileniz var mı? Varsa çocuklarınızı nasıl yetiştiriyorsunuz?
Eşim Boğaziçi Üniversitesi Elektrik mezunu ve IT konuusnda çalışıyor. İki kızımız var, Yasemin doktor oldu, dahiliye ihtisasının ikinci yılında. Ne zaman biraz tatil bulsa Türkiye’ye teyzeleri ve kuzenlerine koşuyor. Leyla Drexel Üniversitesi’nde film bölümünden bu sene mezun oluyor. İkisi de Türk kültürü ile büyüdü ve aynı zamanda Amerika’yı da asimile ettiler.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle