GeriGündem Özüne dönme ayı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Özüne dönme ayı

Özüne dönme ayı

Allah Rasulü’nün “Ramazan ayına girdiği halde günahlarını affettiremeden bu ayı tamamlayan kişi ne büyük bir imkânı kaçırmış ve ne büyük kayıp içerisindedir” sözü bize ramazanın rahmet, af ve bağışlanma ayı olduğunu ve ondan en iyi şekilde yararlanmamız gerektiğini anlatır. Ramazan bir arınma, özüne dönme ayıdır. 11 ayın koşturma ve telaşı sonrası kişinin kendisiyle ve Rabbiyle baş başa kalıp varlığını ve gayesini tekrar sorgulama, imanını tazeleme dönemidir.

RAMAZAN” sözcük olarak “yaz sonunda yağan, yeryüzünü tozlardan temizleyen yağmur” anlamında “er-ramzâ” kelimesinden veya “güneş ışınlarından taşların yanıp kızması” anlamında “er-ramaz” kelimesinden türemiştir. (İbn Manzur, VII, 1729-1730) Yağmur yeryüzünü nasıl temizleyip yıkıyor; kızgın yer, üzerinde yürüyenlerin ayaklarını nasıl yakıyorsa, ramazan ayı da inananları günah kirlerinden arındırır, kötülükleri yakar ve yok eder.
Rahmet bulutunun üzerimize düştüğü ramazan ayının gelişini, selatin camilerimizdeki mahyalarda yazan “Hoş geldin ya şehri Ramazan” yazıları bize haber verir. “Ramazan geldi, hoş geldi” diyerek selamlarız bu mübarek ayı. Peki, ramazan bizi nasıl buldu ve giderken bizi nasıl bırakacak? Ramazanın kıymetini nasıl bileceğiz?

İMAN TAZELEME DÖNEMİ

Allah Rasulü’nün (sav) “Ramazan ayına girdiği halde günahlarını affettiremeden bu ayı tamamlayan kişi ne büyük bir imkânı kaçırmış ve ne büyük kayıp içerisindedir” (Tirmizî, Deavât, 100) sözü bize ramazanın rahmet, af ve bağışlanma ayı olduğunu ve ondan en iyi şekilde yararlanmamız gerektiğini anlatır.
Ramazan bir arınma, kendine ve özüne dönme ayıdır. On bir ayın koşturma ve telaşı sonrası kişinin kendisiyle ve Rabbiyle baş başa kalıp varlığını ve gayesini tekrar sorgulama, imanını tazeleme dönemidir.

YALANI-İFTİRAYI BIRAK

Çoğu zaman doğru soruları sormak, bizlere fayda sağlayacak çözüme atılan en önemli adımdır. Bu mübarek ayın ilk günlerinde kendimize hangi soruları soralım ki sonu gerçek anlamda hepimize bayram olsun?

Sadece aç kalmak mıdır oruç?

Oruç tutarken sadece yeme-içmeyi mi bırakıyoruz? Peki öfkeyi, yalanı, iftirayı, önyargıları, tahammülsüzlüğü, ötekileştirmeyi, küslükleri, başkalarına ettiğimiz maddi manevi eziyetleri de bırakmak gerekmez mi?

“Kim yalan söylemeyi, yalanla iş görmeyi ve cehaleti terk etmezse, Allah’ın onun yemesini ve içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, Savm, 8)) hadisinin hakkını vermenin gönül rahatlığıyla açabildik mi oruçlarımızı?

Namazımız, orucumuz bizi hangi kötülüklerden alıkoydu?

Evimizde, işimizde, okulumuzda, sokakta, çarşı pazarda “Namaz insanı kötü davranışlardan ve akla ve sağduyuya aykırı olan her türlü şeyden alıkoyar. Allah’ı anmak gerçekten en büyük erdem ve iyiliktir.” (Ankebut, 29/45) ayetini hatırlamamıza vesile oldu mu secdelerimiz?

KİM AKARSU GETİREBİLİR

Açlık bize elimizdeki nimetleri verene şükrü öğretti mi? “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?” (Rahman, 55/13) ayetini anlamamızı sağladı mı açlığımız?

Susuzluk acziyetimizin farkında vardırdı mı? “Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir?” (Mülk, 67/30) ayetini idrak etmemize vesile oldu mu susuzluğumuz?

Oruçlunun yapmaması gerekenler olduğu kadar yapması gerekenler de yok mu?
Ramazan aynı zamanda bir yardımlaşma ayı değil midir? Nimetin sahibi Allah iken, bize verdiklerinin şükrünü eda etmek için sahip olduğumuz nimetleri paylaşmak gerekmez mi?

YETİMİN BAŞINI OKŞA

En son ne zaman bir yetimin başını okşadık, komşumuza ikramda bulunduk, darda olanın imdadına koştuk, bir borçluya el uzattık?

En son ne zaman tanımadığımız birine selam verdik? Bir hastanın ziyaretine gittik, bir yaşlının elini öptük?

Allah Rasulü’nün (sav) diliyle anne-babanın yüzüne bakmak bile sevapken, bizleri çocukken doyurup, kollayıp gözeten ve bugünlere getiren anne-babalarımızın gönlünü en son ne zaman hoş ettik?

“Kuran okursanız Allah sizinle konuşur, dua ederseniz siz Allah’la konuşursunuz” hadisinin diliyle en son ne zaman Kuran’ı mealiyle birlikte okuyup Rabbimize kulak verdik?

Güzel söz sadakadır. Cimrilik etmeyip, en son ne zaman iki güzel sözle eşimizin, çocuğumuzun, arkadaşımızın, çalışanımızın gönlünü aldık?

HEPİMİZİ İLGİLENDİRİR

Sorularda dikkatinizi çekmiştir elbette. Oruç dahil olmak üzere, hiçbir ibadet sadece bireylerle ilgili değildir, aynı zamanda toplumsaldır, hepimizi ilgilendirir. İslam, yalnızca Allah ile olan ilişkimizi değil, birbirimizle de olan ilişkilerimizi düzenleyen muhteşem bir nimettir.
Daha da çoğaltabileceğimiz bu sorularla sadece kendimizi gözden geçirmeye çalışıyoruz. Önemli olan ne kadar samimiyetle cevap verdiğimiz ve değişim için adım atıp atmadığımızdır.
Ramazan bitince düşüncemiz, ahlakımız, özelliklerimiz ve gittiğimiz yol güzelleştiyse kazanan bizler oluruz ve ramazanı hoş geldiği gibi, hoş göndeririz.

1 SORU 1 CEVAP: İMSAK NEDİR? 

İMSAK, oruca başlama vakti demektir. Takvimlerde gösterilen “imsak”, oruca başlama vaktini ifade eder. İmsak vakti aynı zamanda gecenin sona erdiği, yatsı namazı vaktinin çıkıp sabah namazı vaktinin girdiği andır. Ramazan ayında ezan da imsak vaktinin başlaması ile okunmaktadır. Bu sebeple ezanın başlaması ile yemeyi içmeyi terk etmek gerekir. Ezan başladığı sırada ağızda bulunan lokmanın yutulmasında bir sakınca yoktur.

BİR AYET

DE ki: ‘Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin: Allah bütün günahları bağışlar; çünkü yalnız O, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!’ (Zümer 39, 53)

BİR HADİS

EBÛ Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Mübarek ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema (cennet) kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.” (Nesâî, Sıyâm, 5)

Yorumları Göster
Yorumları Gizle