GeriGündem İnsülin direnci nedir?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnsülin direnci nedir?

 İnsülin direnci nedir?

İnsülin direnci önemli bir sorundur, fakat bir hastalık değildir. İnsülin direnci yüksek kişilerin diyabet hastalığına yakalanma riski de oldukça yüksektir. Bu soru, metabolik sendrom ile ilişkili bulgularla kendisini göstermektedir. Peki, insülin direnci tam olarak nedir?

İnsülin insan vücudunda glukoz dediğimiz temel enerji kaynağını hücre içine sokan ve büyüme dahil bir çok sürecin üzerine etkileri olan bir pankreas hormonudur. Bu etkisini hücrelerin üstünde yer alan reseptör denilen belli anahtarkilit yapısındaki almaçlara bağlanarak gerçekleştirir. Sağlıklı kişilerde pankreas bezi o an kandaki şeker miktarına uygun oranda insülin salgılamaktadır. İnsülin direnci (rezistansı); günümüzde halk arasında da artık bu ismi ile anılan, çoğu zaman polikliniklere ‘Su içsem yarıyor’ , ‘Diyet yapsam da kilo veremiyorum’ şeklinde şikayetler ile hastaların başvurmasına neden olan ve kişinin kendi vücudundan salgılanmakta olan ya da insülin tedavisi alan şeker hastalarında (Tip 2 DM) kan şekerini kontrol etmek için gerekli olan insülinden daha fazla insüline ihtiyaç duyulmasına neden olan duyarsızlık tablosudur.

İnsülin direnci tablosu geliştiğinde kas,karaciğer ve yağ dokusu mevcut salgılanan insüline yeterli yanıt veremediği için kan glukozu hücre içine yeterli oranda giremediği için daha çok insüline ihtiyaç duyulur. İnsülin direnci; insülin rezistans sendromu, tip 2 diyabet ve bozulmuş glukoz toleransı, obezite, stress, enfeksiyon tabloları, kortizon kullanımı, gebelik, polikistik over hastalığı, hipertansiyon, hiperlipidemi (kolestrol yüksekliği) gibi birden fazla klinik duruma eşlik edebilen bir durumdur.

Şikayetleri :

İnsülin direnci vücutta salgılanan insülin miktarının glukozu hücre içine sokmakta yetersiz kalması tablosu olması nedeniyle mevcut hastalığa sahip kişiler insülinin etki ettiği tüm sistemlerle alakalı şikayetlere sahip olabilirler. Glukoz metabolizmasının bozulmasına bağlı olarak bu kişilerde diyabet hastalığı gelişebilir ya da kan şekeri kontrolü bozulması sonucunda ağır bir yemek sonrasında ağırlık hissi ve uyku hali oluşması, yemekten özellikle 2 ila 3 saat sonra kan şekerinin düşmesine bağlı olarak el ve ayaklarda titreme hissi, sık tatlı yeme ihtiyacı, kilo alımının diyet yapılmasına rağmen kontrol edilememesi, bel çevresinin giderek genişlemesi, akantozis nigrikans denilen ciltte özellikle koltuk altında ve ensede koyu renkte değişiklikler, kadınlarda kıllanma artışı-kısırlık-adet düzensizlikleri, karaciğerde yağlanma bulgusu ve aşırı yorgunluk gibi şikayetlerin oluşması gözlenebilir. Özellikle kilo fazlalığı olan ve yukarıda belirtilen şikayetlerin birden fazlasına sahip olan bireylerin insülin direnci konusunda ilgili hekimlere başvurarak gerekli tetkiklerin yapılması konusunda süreçleri başlatması gerekmektedir.

Bulguları :

İnsülin direncine sahip bireylerin kendilerinde fark edebilecekleri bulgular başlıca geçmiş dönemlerde yaygın olarak tanımlanmış olan metabolik sendrom ile ilişkili bulgulardan oluşmaktadır. Tip 2 Diyabet tanısı olup giderek kilo almakta olan ve insülin tedavisinde giderek doz arttırılmasına ihtiyaç duyan bireylerin, bel çevresinin her geçen gün arttığını fark eden bireylerin, tansiyon problemi yokken kilo ve tansiyon problemi gelişen ya da mevcut tansiyon probleminin kontrolünün bozulması gerçekleşen bireylerin, diyet uygulamasına rağmen hedef kilosuna erişemeyen ya da kilo vermekte güçlük çeken bireylerin mevcut bulguları fark etmeleri durumunda hekimlerine insülin direnci
şüphesi ile başvurması gerekmektedir.

Tanısı İçin Neler Yapılmalıdır:

İnsülin direnci tanısı yukarı tanımlanan bulgulara sahip bireylerin bu konuda deneyim kazanmış hekimler tarafından bazı tetkiklerinin yapılması ile konulabilmektedir. Yukarıda belirtilen şikayetler ile başvuran diyabet tanısı olmayan, tansiyonu normal ve kilo fazlalığı olan bireylerde kan tahlilleri ile bakılan trigliserid düzeyi, trigliseridin iyi kolestrol olarak bilinen HDL’ye oranı ve açlık insülin düzeyi miktarı laboratuvar yöntemleri olarak insülin direnci saptanmasında kullanılmaktadır. Birden fazla yapılan çalışma doğrultusunda günümüzde tam teşekküllü bir çok laboratuvarda bakılabilmekte olan HOMA-IR isimli tetkik sayesinde bireylerin insülin direnci tablosu hakkında klinisyenler bilgi sahibi olabilmektedir. Benzer şekilde insülin direncine sahip olan bireylerin hesaplanan VKİ (vücut kitle indeksi ), bel çevresi ölçümleri sayesinde klinikte tanısal süreçte insülin direnci varlığı hakkında bilgi sahibi oluna bilinmektedir.

Tedavisi İçin Neler Yapılmalıdır :

İnsülin direnci tablosu geçmiş dönemde metabolik sendrom olarak adlandırılan tablonun daha iyi tanımlanmış bir kavramı olması nedeniyle tedavide de ana hedef yaşam stili değişikliği, hipertansiyon, glukoz metabolizması bozukluğu ve lipid metabolizması bozukluklarının giderilmesi şeklindedir.Yaşam tarzı değişikliği olarak mevcut hastalığa sahip bireylerin diyetisyen görüşü alınması ile birlikte tıbbi beslenme programlarına alınması gerekmektedir. Bu bireylerin hekimlerinin onaylarını aldıktan sonra haftada en az 4 gün tempolu bir şekilde 30 dakika yürüyüş benzeri egzersizleri yapması ve diyetisyenin planlaması doğrultusunda beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi gerekmektedir. Eşlik eden hipertansiyon, glukoz metabolizma bozukluğu ve lipidi metabolizma bozukluğu gibi diğer bulguları olan bireylerin mevcut eşlik eden durumlara yönelik uygun tedavilerini alması gerekmektedir. Bu bireylerin tansiyon takiplerini gerçekleştirerek tansiyon değerlerini 140/90

mmHg değerinin altında tutabilmek amacıyla yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra bir hekime başvurarak antihipertansif tedavi almaları söz konusu olabilir. Özellikle insülin direnci olan bireylerde gelecek dönemde tip 2 diyabet gelişme riski artması nedeniyle başvurdukları hekim tarafından uygun görülmesi durumunda bu bireylere hem direncin azalması hem de gelişmekte olan kan şekeri kontrol bozukluğunun giderilmesi amacıyla çeşitli hap şeklinde kan şekeri düşürücü tedaviler başlanabilmektedir. İnsülin direnci tanısı alan ve bu nedenle tedavi başlanan kişilerin 3 ay aralıklarla hem muayene hem de kan tahlillerinin yapılabilmesi amacıyla konu hakkında deneyimli olan hekimlere başvurması ve takipte kalması gerekmektedir.

Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir:

İnsülin direnci tedavisi kişilerin ömür boyu devam etmesi gereken bir tedavi olup tedavinin birincil basamağını farkındalık ve yaşam değişikliği oluşturmaktadır. Tedavi uyumu ve düzenli takipler sayesinde bazı koşullarda hap tedavilerini bırakabilen hastalar olmakla birlikte genel olarak başlanmış olan tedaviler ömür boyu devam etmektedir. Bu nedenle insülin direncine sahip bireylerin hastalık hakkında iyi bir bilgiye sahip olmaları, kilo kontrolünü ve egzersizi iyi öğrenmiş olmaları, kullanmakta oldukları ilaçların etki ve yan etki mekanizmalarını sağlık çalışanlarından detaylı bir şekilde öğrenmiş olmaları gerekmektedir. Hastalığa sahip olan kişilerin hastalık ile ilişkili şikayetleri ve kendilerinde saptayabilecekleri bulguları öğrenmiş olup bu konuda benzer hastalığın gözlenebileceği yakın derece akrabalarını bilgilendirmeleri önem taşımaktadır.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle