GeriGündem "Gerekeni söyledim dersini aldı"
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Gerekeni söyledim dersini aldı"

"Gerekeni söyledim dersini aldı"

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye karşıtlarının sözcüsü gibi davranan senatör Graham’le Beyaz Saray’da ne konuştuklarına ilişkin soruya bu yanıtı verdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Beyaz Saray’da ABD Başkanı Trump ve beş senatörle görüşmesini anlatırken “Biri dedi ki ‘Rusya mı size düşman ABD mi?’ Böyle bir siyaset anlayışı olur mu? ‘Ben düşman oluşturmak istemiyorum’ dedim. Amerika da Rusya da dostum olsun istiyorum” dedi. Erdoğan ABD dönüşü öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlarken şu mesajları verdi:

Gerekeni söyledim dersini aldı

TRUMP SAMİMİ BİR ÇABA İÇİNDE

“(ABD ziyaretinde ele alınan konular) Suriye’deki gelişmeler, ABD ile vardığımız 17 Ekim mutabakatı, PKK/YPG terör unsurlarının bölgeden tamamen çıkartılması, DEAŞ’la mücadele, DEAŞ’lı tutukluların durumu, siyasi sürecin ilerletilmesi, güvenli bölge, S-400, Patriot ve F-35 programı, NATO’daki dayanışmamız, 3-4 Aralık’taki NATO Liderler Zirvesi ve genel olarak terörle mücadele konuları üzerinde yoğunlaştık. FETÖ konusunu da ayrıca konuştuk. Tabii ABD’deki siyasi ortamı da ele aldık.

Bu sorunların karşılıklı saygı ve milli çıkarlar temelinde çözümü için Sayın Trump’ın samimi bir çaba içinde olduğunu söyleyebilirim. Trump’a karşı olan çevrelerin ilişkilerimizin bozulması için yoğun bir çaba içinde olduğunu da ifade etmemde fayda var. 1915 olaylarıyla ilgili tasarının bir yaptırım yasasıyla birlikte Temsilciler Meclisi’nden geçirilmesinin temel sebebi de zaten bu. Özellikle Ermeni meselesi ve 1915 olaylarıyla ilgili olarak hem Sayın Trump’a hem Beyaz Saray’da buluştuğumuz senatörlere detaylı bilgi verdim ve tarihi hadiselerin siyasileştirilmesinin büyük bir hata olduğunu kendilerine anlattım.

Gerekeni söyledim dersini aldı

SENATÖRLERE ANLATMA İMKÂNIMIZ OLDU

Sayın Trump’ın Oval Ofis’e davet ettiği beş senatöre Suriye’deki durumu, YPG’nin bir terör örgütü olduğunu ve S-400 konusunu anlatma imkânımız oldu. Patriot’ları almaya hazır olduğumuzu Sayın Trump’a söyledim. F-35 programının müşterisi değil ortağı olduğumuzu da kendilerine hatırlattım. Biz NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahibiz. Amerika ile de güçlü ilişkilerimiz var. Fakat savunma kaynaklarımızı çeşitlendirmek de ulusal çıkarlarımızın ve egemenlik haklarımızın bir gereğidir. “S-400’ü de savunma sistemlerimizin içerisinde önemsiyoruz. Uygun şartlarda verecekseniz biz Partiot’ları da alabiliriz” dedik. “Patriot’ları alırken S-400’ü tamamen kaldırma teklifini biz egemenlik haklarımız üzerinde bir tasarruf olarak görüyoruz ve kesinlikle doğru bulmuyoruz. Aynı şeyi Yunanistan için bugüne kadar hiç söylemediniz. Şu anda Yunanistan’da S-300 var. Orası için hiç böyle bir ses çıkmadı. Orası için böyle bir adım atmıyorsunuz?” dedik. Dolayısıyla bu konudaki tavrı biz, özellikle egemenlik haklarımız üzerinde bir tasarruf olarak görüyoruz.

Bu kadar ısrarı görünce S-400 meselesinin çözümü için dedik ki “Gelin bizim tarafta İbrahim Bey, öbür tarafta ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı O’Brien birlikte NATO’nun koordinatörlüğünde Savunma Bakanlıklarımızı da devreye sokmak suretiyle bir çalışma başlatalım ve neticesinde durumu görelim”.

Çünkü diyorlar ki “S-400 F-35’le koordineli bir savunma sistemi değil.” Zaten F-35’i vermiyorsun ki. Bu da ayrı bir olay. 2 milyar 400 milyon dolar bir total fiyatı var. Biz şu ana kadar 1 milyar 400 milyon dolarını ödemişiz ve siz bize daha bir tane F-35 vermiş değilsiniz. Hep söylediğimiz şey şu; biz müşteri değil ortağız. Şu anda bu görevlendirmeyi yaptık. Temennim odur ki çalışmalar sonunda olumlu bir netice alırız. Fakat ben burada da yine Trump’ı çok daha olumlu gördüm. Yaklaşımlarında daha yapıcı gördüm.

Heyetler arası görüşmede ise özellikle 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine nasıl ulaşacağımızı, Halkbank meselesini ve karşılıklı yatırım teşviki konularını ele aldık.

TÜRKİYE ALEYHİNE İKLİMİN SORUMLULARI

Amerika’da ülkemiz aleyhine oluşturulan siyasi iklimin hangi saiklerle yapıldığını ve arkasında kimler olduğunu biliyoruz. Dezenformasyon faaliyetlerine karşı haklı tezlerimizi her platformda anlatmaya devam edeceğiz. Bu hususlar dikkate alındığında ziyaretimizin genel manada olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Görüş ayrılıklarını aşmanın yolu, doğru bilgiye dayalı sağlıklı diyalogdur. Bu alandaki çalışmalarımıza da ara vermeden devam edeceğiz.

PATRIOT SEBEBİYLE S-400’Ü BIRAKAMAM

S-400 meselesinin çözümü için ABD ile planlanan koordinasyon çalışmasının muhtevası nedir?

S-400’ü alıyoruz. Bir parti kaldı sadece. Onlarla görüşülecek olan işin teknik, teknolojik boyutu. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg bu konuda ne diyor? “NATO üyesi ortaklarımızın hangi silahı alacağının ya da almayacağının kararını biz vermeyiz. Bu kendi takdirleridir” diyor. Onlar da hiçbir şey diyemediler. Kaldı ki en sıkı bağlayıcı husus şudur; bizim bu noktada Rusya ile stratejik bazı çalışmalarımız var. Rusya’dan yılda 20-25 milyar metreküp doğalgaz alıyoruz. Şimdi yeni bir şey başlıyor. Avrupa bu hattan bizden doğalgaz çekecek. Putin orada da çok mert bir davranış yaptı. “Türkiye kime olur verirse biz de ona veririz” diyor. Ayrıca geçiş için Türkiye’nin ayrı bir ücret alma şansı var. Bir taraftan Türk Akımı, öbür taraftan da TANAP geliyor şimdi. Doğalgaz Avrupa’nın pek çok ülkesine giderken biz stratejik bir önem kazanıyoruz. Ben şimdi Patriot sebebiyle S-400’ü bırakamam ki... Sen bana Patriot vereceksen ver.

YUNANİSTAN’A AYNI ŞEYİ SÖYLEYEBİLİYOR MUSUN?

Trump “Senatörlerle görüşüyoruz, bu sorunu çözebileceğimi düşünüyorum” dedi. Beyaz Saray açıklamasında “Diğer konularda ilerlenebilmesi için S-400 sorunları çözülmeli” ifadesi kullanıldı. Bu konuda son nokta nedir? S-400’lerin aktive edilmemesi gündeme gelebilir mi?

Kendilerine çok açık söyledik. Bizim şu anda Rusya ile de ikili ilişkilerimiz var. Bu ilişkimizi bozamayız. Benim bizzat Sayın Trump’a da söylediğim gibi, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey muhatabı Pompeo’ya söyledi, Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Bey muhatabına söyledi, İbrahim Bey muhatabına söyledi. Biz de etraflıca bir markaja alıyoruz. Bizim şimdi Türk Akımı’nı hesaba katmama şansımız var mı? “Hakkınızdır devam edin ama S-400’lerin üzerinden de traktörle geçin” gibi laf ediyorlar. Dedik ki böyle bir şeyi yapmak bir defa mümkün değil. Bu tür ilişkimizi bir kenara atamayız. Şu anda turizmde Rusya bütün ülkeleri geçti ve bu noktada bir numaralı ortağımız. Ticaret hacmimiz 30 milyar dolara doğru gidiyor. Putin zaten bu konuda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. Şimdi bizim kalkıp S-400’ü bırakıp tamamen Patriot’a yönelmemiz gibi bir şey olamaz. “Ama biz Patriot’u da alalım” dedik. Ama S-400’ü de alacağız. Çünkü bizim çok yönlü bir savunma sistemini kurma anlayışımız var. Yani elimizde o da olacak, o da olacak.

O MU DÜŞMAN BEN Mİ DÜŞMAN

İhtiyacımız var mı peki?

Bu bizi daha güçlü kılar, düşmanımızı da caydırır. Mesela, isim vermeyeceğim biri dedi ki “Rusya mı size düşman ABD mi?” Yani bunlar bu şekilde siyasetçi. Böyle bir siyaset anlayışı olur mu? Ben de tabii burada sadece bir şey söyledim, “Ben düşman oluşturmak istemiyorum” dedim. Amerika da Rusya da benim dostum olsun istiyorum. Bizim gayretlerimiz bunun için. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Tabii bu da onları biraz rahatsız ediyor. Şu anda bir taraftan her şeyi kazan-kazan esasına göre bizim üzerimize bina edeceğini söyleyeceksin, bir taraftan da “O mu düşman ben mi düşman” diye soracaksın. Bu siyaset bitti artık. Öbür taraftan da petrol falan diyeceksin. Biz dedik ki bizim Suriye’nin petrolünde gözümüz yok. Ama sizin var. Zaten orayı paylaşanlar paylaşmış. Kamışlı malum, Deyrizor malum. Bazen gülüyorlar, bazen farklı bir yere doğru savruluyorlar.

GÜVENLİ BÖLGE: NATO’DA DA ANLATACAĞIM

ABD’nin silah verdiği PKK-PYD’nin dışına çekilmesi istenen 32 kilometre hat sonunda PKK-PYD ilişkisi bu hattın ötesinde devam ederse Türkiye’nin stratejisi nasıl olur?

Sayın Trump ve senatörlerle konuşurken kendilerine de söyledim; burada en önemli konu 20 mil yani 32 kilometre derinlik. Sayın Trump 444 km genişlik olarak kendisi söyledi bunu. Biz şu anda Tel Abyad ile Resulayn arası 120 kilometreyi kontrol altına aldık. Tabii derinlikle birlikte alan 4 bin kilometrekarenin üzerinde. “Güvenli bölge teklifini biz Obama’ya yapmıştık. Sizin döneminizde de yaptık. Gelin şimdi şu güvenli bölgeyi halledelim” dedik. Trump buna yanaştı, “Bunu Avrupa ülkelerine de söyledim” dedi.

Allah nasip ederse 3-4 Aralık NATO Liderler Toplantısı’nda da güvenli bölge konusunu gündeme getireceğim. Gündeme getirdiğimizde NATO ülkelerinin tavrı ne olacak göreceğiz. Bu iş lafla olmuyor. Türkiye olarak biz zaten şu ana kadar yapacağımızı yaptık, yapıyoruz. NATO Zirvesi’nde olumlu yaklaşımlar alabilir ve en azından bir uluslararası donörler ya da NATO ülkeleri donörler toplantısından bir şeyler çıkartabilirsek, zaten bunun plan proje çalışmasını yaptık. İlk etapta kuzeyde bir barış koridoruyla ilgili adımları atabiliriz. Barış koridorunda biz konutlar, sağlık merkezleri, okullar ve kamu binaları inşa ettiğimiz anda buranın havası zaten değişecek.

‘VATANDAŞ OLARAK ALAMAZ MISINIZ’ SORUSU

“Demografik yapıyı mı değiştiriyorsunuz?” diyorlar. Bunun demografik yapıyla ne ilgisi var? Orada oturanlar varsa biz zaten onları direkt kendi yerlerine taşırız. Kim bunlar? Suriyeliler. Oraya onlar gelip oturacak. Diyorlar ki “Siz İdlib’dekileri mi oraya getireceksiniz?” İdlib’dekiyle bunun alakası yok ki. Şu anda bizim derdimiz Türkiye’de olanları bir an önce kendi topraklarına kavuşturmak. Gayretimiz bunun için. Yapacağımız iş bu. Bu bizi biraz rahatlatacak. Biz şu anda çadır kentleri neredeyse tamamen kaldırdık. Konteyner kentler var bir de. Bunun dışında şehirlere yayıldılar. Mesela Trump dedi ki “Bunları vatandaş olarak alamaz mısınız?” Dedik ki “Biz zaten şu anda seçici olarak alıyoruz. Bunların içinde doktoru var, mühendisi var, avukatı var, öğretmeni var, ebeler var. Bunlar şehirlerde kendileri yerleşiyorlar. Biz bunları zaten vatandaş yapıyoruz. Fakat bir de bunların dışında çok çok zor durumda olup, kötü şartlarda yaşayanlar da var. Biz istiyoruz ki bunları da buralardan kurtaralım ve onlar da kendi topraklarında çok daha huzur içinde yaşama imkânı bulsunlar. Trump “Bu konuda ben Avrupa ülkelerine gerekli çağrıyı yaptım” diyor. Kendisi “Biz şu kadar veririz” demedi ama ben zorlayacağım.

TRUMP VİDEOYU İZLEYİNCE ETKİLENDİ

Görüşmede bir video izlettiniz. Bir de masada Türkiye’nin terörle mücadelesini anlatan bir kitapçık gördük.

Biz bunları kendilerine verdik. Bir de FETÖ’nün burada yaptıklarıyla ilgili ayrıntılı bir kitabı bütün o senatörlere verdik. Döner dönmez senatörlerin tamamına bir set olarak göndereceğiz. Bu videoyu izledikten sonraki tavırlarında, bana göre en önemli hava Sayın Başkan’da oldu. O bayağı etkilendi. Diğerleri de zaten Abdi Şahin olayına farklı baktıkları için onu hâlâ sahiplenmeye çalışıyorlar ve en önemlisi de olaya “Türkiye Kürtlere karşıymış” gibi bakıyorlar. Benim parlamentomda 50 Kürt milletvekilim var. Olaya bir de buradan bakın. Biz Güneydoğu başta olmak üzere bölgelerin şehircilik anlayışını değiştirdik. Bizim iktidar dönemimizde yapılan yatırımı, hiçbir hükümet yapmamıştır. Kendilerine de söyledim: “Bir gezin oraları. Kürtlere yönelik olumsuz bir yaklaşım var mı yerinde görün.”

SİZİN CIA BELGENİZ

Terörist Mazlum Kobani ile ilgili CIA belgesinden bahsettiniz.

Tabii bu gizli bir belge. CIA Ferit Abdi Şahin’in nasıl bir terörist olduğunu belge ile bizim istihbarat teşkilatımıza gönderdi. Biz de “Buyurun, biz söylemiyoruz, CIA sizin istihbarat teşkilatınız, size onun evrakını veriyoruz” dedik.

SURİYE’NİN PETROL GELİRİ

Suriye’nin yeniden inşası için bu petrol gelirinin kullanılması teklif edilebilir mi?

Benim şu anda hafıza kaydımda o var. Amerika’ya ve Rusya’ya gerekirse bizim onu teklif etmemiz lazım. Tabii bir de şu var; gerek Deyrizor’un gerekse Kamışlı’nın petrolünün kalitesi çok düşük. Oralarda kaliteli bir petrol yok. Deyrizor petrollerini daha çok PYD-YPG alıyor, rejime satıyor ve buradan mali noktadaki imkânlarını elde ediyor.

FETÖ’YÜ HİMAYE

FETÖ’nün ABD tarafından himaye edilmesi konusunda bir değişiklik gözlemlediniz mi?

5 senatöre ve kendisine bu konuyu izah ettim. Zaten basın toplantısında da bütün dünyanın gözü önünde söyledim. Ama şu an itibarıyla hâlâ bizim beklediğimiz noktada değiller. Söylediklerinde elle tutulur bir şey yok. Biz şimdi yine bütün adli deliller ile dosyaları kendilerine verdik. Adalet bakanlıkları arasındaki görüşmeler hâlâ devam ediyor, edecek. Yılmadan usanmadan takip edeceğiz.

GRAHAM YORUMU: DERSİNİ ALDI

Beyaz Saray’a çağrılan senatörlerden biri Lindsey Graham idi. Önceden Türkiye dostu açıklamalar yapıyordu. Sonra bir anda adeta Türkiye karşıtı cephenin sözcülerinden biri haline geldi. Bu çelişkiyi sordunuz mu?

Ben kendisine gerekenleri söyledim. Bugün dersini aldı.

Senatörlerle görüşme nasıl geçti? İkna oldular mı?

Senatörlerin gelmesi teklifini Trump kendisi yaptı. Onları benim ikna etmemi ve dolayısıyla kendisi de rahatlamak istedi. Ben dedim ki “Sayın Başkan uygun bulursanız ben Kongre’ye hitap edeyim. Kongre’de bunu bir konuşalım ki işin aslı nedir, bunu bizzat bizden duysunlar. ” Sayın Trump “Bu işi geniş bir basın toplantısı ile yapalım. Soru cevaplarla ulaşmak istediğimiz yere ulaşırız. Şimdilik Senato’dan bir grubu alalım” dedi. Buraya öyle geldik.
m Bu ziyarette malum mektubu iade ettiğinizi söylediniz. Tepkileri ne oldu? Tepkileri olmadı. Böyle bir teröristle ABD Başkanı’nın görüşmesini ben yadırgıyorum. Bunu basın toplantısında söylediğime göre ikili toplantıda hayli hayli söyledim. ABD gibi bir ülkenin başkanı böyle bir teröristle nasıl görüşür? Uluslararası terörle mücadeleyi nasıl yürüteceğiz? Bir terörist önemli bir devletin başı ile görüşebiliyor ve arabuluculuk için de bu isim teklif edilebiliyorsa işin suyu çıkmış demektir. Tabii Kılıçdaroğlu’na da mektup iade edildi diye bir haber vermek lazım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD’li senatöre ders gibi cevap
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle