GeriGündem Can Dündar’ın evini aldığı iddia edilen avukatlara dava
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Can Dündar’ın evini aldığı iddia edilen avukatlara dava

Can Dündar’ın evini aldığı iddia edilen avukatlara dava

Adana ve Hatay'da Ocak 2014'te MİT’e ait TIR’ların, silah taşındığı gerekçesiyle durdurulmasına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan 4 avukat hakkında “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, MİT TIR’larına ilişkin görüntüleri yayınlayan Cumhuriyet gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın evinin şüpheli avukatlar Bekir Mustafa Yılmaz ve Sönmez Ahi tarafından satın aldığı iddiası da yer verildi.

Can Dündar’ın evini aldığı iddia edilen avukatlara davaİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, MİT’e aitdevlet sırrı kapsamındaki yardım TIR’larının “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, sahte ihbar ve delillerle teröre yardım eden ülke konumuna sokarak Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasını sağlamak amacıyla” durdurulduğu, olaya ilişkin Cumhuriyet gazetesinde eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül tarafından “Devlet sırrını ifşa etmek” maksadıyla yayınlandığı öne sürüldü. TEM Şube Müdürlüğünce yapılan açık kaynak çalışmalarında Can Dündar'ın Ankara’da bulunan konutunu 2013 Eylül ayında 1 milyon 500 bin dolar bedelle satışa çıkardığı ancak satamadığı, 29 Mayıs 2015’de  MİT'e ait TIR’ların durdurulması ile ilgili Cumhuriyet gazetesinde yayınladığı görüntülerden kısa bir süre sonra 25 Haziran 2015’de bu konutunu tapu kayıtlarına göre 1 milyon 500 bin TL’ye  şüpheli Bekir Mustafa Yılmaz'a sattığı belirtildi.

'CELEPOĞLU’NUN AVUKATI İLE BERABER ALDI'

üpheli Bekir Mustafa Yılmaz'ın, MİT TIR’larının durdurulması olayında kilit rol oynayan Adana Jandarma Bölge eski Komutanı Hamza Celepoğlu’nun avukatlığını yapan Sönmez Ahi’nin ortağı olduğu belirtildi. MİT TIR’larının durdurulmasını Cumhuriyet gazetesinde haber olarak yayınlayan Can Dündar’ın yaptığı ilana rağmen uzun süre satamadığı gayrimenkulünü, Ahi ile beraber aldığı iddia edildi. Bekir Mustafa Yılmaz’ın, aramalarda ele geçirilen cep telefonunda ByLock tanıtıcı isminin bulunduğu ancak programlarda bulunmaması nedeniyle bu programın silinmiş olabileceği, tespit edilemeyen bir hatla ByLock kullanmış olabileceğinin değerlendirildiği belirtildi.

'CELEPOĞLU’NUN AVUKATLIĞINI YAPTI'

Şüphelilerden Sönmez Ahi’nin, MİT TIR’larının durdurulması olayında kilit rol oynayan Hamza Celepoğlu’nun avukatlığını yaptığı, 24 Kasım 2015 tarihli ihbar içeriğine göre Ankara'da abilik yaptığı ve Zekeriya Öz(Ergenekon soruşturmasını yapan firari savcı) ile irtibatlı olduğu, Bankasya’da hesabının bulunduğu ifade edildi.

'UZUN YILLAR HİZMETİNDE BULUNDU'

Şüphelilerden Atilla Tarık Çilekçi’nin, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in uzun yıllar hizmetinde bulunduğu, en yakınında bulunan kişiler arasında olduğu, açık kaynaklarda örgüt lideri ile görüntülerinin bulunduğu, ByLock kullanıcısı olduğu belirtildi. İfadesinde Fetullah Gülen’in dini içerikli notlarının ByLock ile kendisine gönderildiğini beyan ettiği anlatıldı.

'TUSKON’UN AVUKATI'

Faruk Öksüz’ün ihbarcı ifadelerine göre ise örgüt içerisinde avukat abi olarak yer aldığı, sohbet ve dernek toplantılarına katıldığı, TUSKON’UN avukatı olduğu, aramalarda ele geçirilen dijital materyallerde örgüt liderinin fotoğraf ve videolarının bulunduğu, diğer şüphelilerle irtibatlı olduğu, örgütle ilgisi bulunduğu değerlendirilen şirket ortağı olduğu, ByLock kullanıcısı olduğu belirtildi.
 
'BEN DE KANDIRILDIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM'

Dört şüpheli avukatın soruşturma aşamasında verdiği iddianamede yer alan ifadeleri ise özetle şöyle:
 
ATİLLA TARIK ÇİLEKÇİ: “Ne Can Dündar ile ne MİT TIR’larının durdurulması ile ne de bu cemaatin hiyerarşik yapısı ile hiçbir ilgim yoktur. Bu yapının hainlik içinde olduğunu bilseydim ibadet kısmına dahi gidip gelmez Gülen'in kitaplarını okumazdım. Bu yapı devlet büyüklerimizi siyasilerimizi dahi kandırmış çok alçak bir yapıdır. Ben de kandırıldığımı düşünüyorum. Bu yapının ibadet kısmına gidip gelmem, tanışıklığımın olması zamanında Gülen'in kitaplarını okuyup videolarını izlemem ve bu yapıya ait üniversitede hukuk dersleri vermem ceza hukuku kapsamında suç olmadığı açıktır. Yukarıdaki samimi beyanlarım ve açıklamalarım kapsamında bu yapının üniversitesinde suç olmasa da ders verdiğim yine suç olmasa da Gülen'in kitaplarını okuduğum ve videolarını izlediğim ve sohbetlere katıldığım için pişmanım."

'İÇBİR BİLGİM, KATKIM OLMADI'

SÖNMEZ AHİ:  “Bekir Mustafa Yılmaz’a ofisinden bir oda kiralamak istediğimi söyledim. Kabul ederek bir odayı bana ücretli bir şekilde kiraladım. Bekir Mustafa Yılmaz ile aynı büroda çalışmama rağmen her hangi bir iş ortaklığımız olmamıştır. 2015’in sonuna doğru Bekir bey bana başka bir yere taşınmak istediğini, müstakil bir villa aldığını söyledi. Yeni taşınılan yere geçmek istemediğim için kendime yeni bir ofis bakıyordum. Bu süre içerisinde de avukatlığa devam edebilmem için bir ofis adresimin olması gerekiyordu. O yüzden bahsi geçen yerden bir oda kiraladım. Yine aynı şekilde kiracılığım devam ederken işlerimizi ayrı olarak takip ettik. Büronun, Can Dündar’dan alınması safahatından hiç bir bilgim ve katkım olmadı. En son büroya taşınırken büronun Can Dündar’a ait olduğunu öğrenmiştim.

'GENELKURMAY BAŞKANLIĞI SANDIĞININ SÖZLEŞMELİ AVUKATIYIM'

2013 Ağustos ayından itibaren Genel Kurmay Başkanlığı sandığının sözleşmeli avukatıyım. Bu kapsamda hukuki problemi olan rütbeli subaylar sandığa müracaat eder. Sandıkta, tıpkı CMK avukatlığında olduğu gibi görevlendirme yaparak basın hukuku ile ilgili davalarda takip etmemiz için görevlendirildik. Bu kapsamda çalışma sistematiğimize göre hukuki sorunu olan paşalarımız ve diğer subaylar takip edilecek iş nedeni ile vekalet vermeleri üzerine davalarını takip ederim. Bu şekilde çalıştığım dönemlerde şuan ki Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar Önceki Genel Kurmay Başkanı Necdet Özer, diğer komutanlar Hamza Celepoğlu ve diğer kişilere ilişkin vekalet almıştım. O dönemlerde Genel kurmay Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinde Av. Gülay hanım bana ulaşarak şüpheli Hamza Celepoğlu’na ilişkin tekzip ve düzeltme başvuruları yapılması gereken durumları olduğunu söyleyerek Hamza beyle irtibata geçmemi söyledi. Kendisini aradım. Vekalet bilgimi yolladım. Bu görüşmem telefon ile oldu. O da vekaletnamesini yolladı. Kendisinin şahsi hiç bir davasını takip etmedim. Hatta MİT TIR’ları soruşturması açılması sebebi ile beni aradı, ifadesine katılmamı istedi. Ben de kendisine bu teklifi kabul edemeyeceğimi söyledim. Genel Kurmayla yaptığımız anlaşmadan dolayı paşaların özel işlerini takip etmediğimizi belirterek teklifini reddettim.
MİT TIR’larının durdurulmasına ilişkin adli süreç nedeni ile çok sonradan görüşme yaptık.

'VİLLAYI EMLEK FİRMASI ARACILIĞI İLE ALDIM'

BEKİR MUSTAFA YILMAZ: “MİT TIR’larının durdurulması sonrası Can Dündar’ın Cumhuriyet gazetesinde olaya ilişkin görüntüleri yayınlaması ile bu şahsa ve eşine ait gayri menkulü satın almam arasında hiç bir illiyet ve irtibat yoktur. Şöyle ki, Ankara da avukatlığa başladığımdan beri AVM'de kiracı olarak avukatlık ofisim bulunmaktaydı. Yaptığım iş niteliği gereği, iş merkezinden ziyade müstakil bir binada çalışmanın uygun olacağını düşündüğümden bir çok emlakçı ile görüştüm. Bu süreçte bir emlakçı bana bir satılık villa gösterdi. O anda ben Can Dündar’a ait olduğunu bilmiyordum. Emlakçı ile pazarlık yaptım.  Son olarak 1.500.000 TL'ye anlaştık. Can Dündar’ı basından bilirim. Hiç bir irtibatım yoktur. Villayı emlak firması aracılığı ile aldım. Bu sebeple doğrudan Can Dündar ile irtibatım olmadı. Tapu işlemleri sırasında Can Dündar eşine vekaletname verdiğinden alım satım işlemlerini eşi ile birlikte tapuda gerçekleştirdik. Ancak bu alım satım sırasında da Can Dündar yoktu. Yine Can Dündar'ın eşi ve emlakçı ile beraber kredi almak için bankaya gittik. Bu evi 1 milyon 500 bin TL’ye Can Dündar ve eşinden satın almış oldum. Belirttiğim gibi Cumhuriyet gazetesinde yayın yapılması olayı ile ilgili hiç ilgim yoktur.”

'TUSKON’UN VEKİLLİĞİNİ YAPTIM'

FARUK ÖKSÜZ: “Yasa dışı her hangi bir paralel yapı oluşturacak terör örgütü ile alakam olmaz, olamaz, yoktur. Benim bu örgütle ilgili bilgim basından duyduğum kadarıyladır. Onun ötesinde bir hukukçu olarak benim yorum yapmam doğru değildir. Yapmış olduğum bütün faaliyetler avukatlık faaliyetleri çerçevesinde olmuştur. 2008’de TUSKON adlı iş adamları derneklerinin oluşturduğu konfederasyonun vekilliğini yaptım. Ancak 2-3 yıldır vekaletim olmasına rağmen aktif vekillik görevimi yapmıyorum.”
 
ASKERİ CASUSLUK VE HÜKÜMETİ ORTADAN KALDIRMAYA TEŞEBBÜS SUÇLARINDAN TAKİPSİZLİK

Bekir Mustafa Yılmaz, Sönmez Ahi, Faruk Öksüz, Atilla Tarık Çilekçi hakkında “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme”, “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama” suçundan kovuşturmaya(dava açılmasına) yer olmadığına dair ek karar verildi.
 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle