« Hürriyet.com.tr

Gümüşi gecede Uludağ

Popüler kış sporları merkezi Uludağ karlar eridiğinde ıssızlaşıyor. Oysa Marmara Bölgesi yaz sıcaklarında kavrulurken dağda sıcaklık çoğunlukla 25 derecenin altında. Kayak pistleri ağustosta eflatun çayır gülleri, yüksek bölgeler zarif androsos’larla donanıyor. Çiçek bahçesine dönüşen çayırlarda, yüksek çamların gölgelediği ormanlarda yürümek büyük keyif. Geçen yıl bir grup yürüyüşçüyle ağustos dolunayında Uludağ’ı bir baştan diğerine geçmek üzere yola çıktık. Hedefimize ulaşamasak gümüşi gecede Bursa ve çevresinin görüntüsü unutulur gibi değildi.

Serhan YEDİG / syedig@hurriyet.com.tr
X

Marmara Bölgesi’nin en yüksek noktası Uludağ, 1940’lardan 1980’lere yaz aylarında akademisyenlerin, aydınların buluşma mekanıydı. Ankara ve İstanbul’dan dağa tatile gelen felsefeciler, hukukçular, edebiyatçılar gün boyunca uzun yürülüşlere çıkar, akşamları zihin açıcı tartışmalar yapardı. Bu geleneği ünlü hukukçu Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu başlatmıştı. Almanya’daki öğrenimi sırasında, Karaorman Bölgesi’nde akademisyenlerin öğrencileriyle çıktıkları yürüyüşlerde sohbetlerine tanık olmuş, bu fikri Türkiye’ye uyarlamıştı. Dağdaki Kurtkaya, Mermerkayalar, Ayıvadisi, Erpınarı, Kızpınarı, Karpınarı gibi rotaları da o isimlendirmişti. Gazetelerdeki köşe yazılarında bu yürüyüşleri anlattıkça, dağda yaz turizmi gelişmişti.
Bugün Uludağ’da yaz turizmi yok denecek düzeyde. Açık kalan az sayıdaki otele Arap ülkelerinden tatilciler rağbet gösteriyor. Hafta sonunda piknikçiler, yürüyüşçüler geliyor. Spor kulüpleri kamp yapıyor... Alplerdeki benzer kayak merkezlerinde yaz boyunca düzenlenen etkinlikleri göz önüne alırsanız, üzücü bir durum...
Serinliği bir yana, Uludağ yaz boyunca renkleri değişen bir çiçek bahçesi. Ortalama iki haftada bir farklı çiçekler ortaya çıkıyor, görüntü değişiyor. Zenginliği bir bakışta görmek mümkün değil. Prof. Dr. Gönül Kaynak’ın ansiklopedik boyuttaki “Bursa Bitkileri” kitabına bakmanız gerekiyor yaz aylarında ortaya çıkan mucizevi güzelliğin bütününü kavramak için...

/images/100/0x0/55ea0f0ef018fbb8f8687103

DOLUNAYDA ZİRVE YOLUNDA

Fikir üyesi olduğum yürüyüş grubundan çıkmıştı. Ağustos dolunayında, gece yarısı oteller bölgesinden başlayıp, zirveye ulaşacak, daha sonra göller bölgesinden geçip Alaçam köyüne inecektik. Yaklaşık 28 kilometrelik rotayı 12 saatte aşmamız planlanmıştı...
25 kişiydik. Haftayı ofislerde geçiren, açık havayı özleyen ortayaşlı şehir yorgunları arasında mühendisler, bilişimciler, doktorlar vardı... En kıdemlimiz 67 yaşındaki inşaat mühendisi Esat Yarar, Ankara’dan gelmişti. Kocaeli, Bursa’dan da yürüyüşçüler vardı aramızda.
Midibüsümüz Oteller Bölgesi’ni geçip, haber vermek için jandarma karakoluna uğradığında saat gece yarısını geçiyordu. Yürüyüşe başlayacağımız telesiyej istasyonuna vardığımızda saat 01.00 olmuştu. Dolunay dağın diğer yüzünden yükseliyordu, karanlık bölgede tepe ışıklarımızı yakıp, ateşböcekleri gibi düştük yola. Ayaklarımızın altındaki otlar öylesine gür, güçlüydü ki sanki bir minderin üstünde ilerliyorduk. 1800 metreden 2 bin metrelere ulaştığımızda vücudumuz ısınmış, tişörtlerle yürümeye başlamıştık. Her nefeste akciğerlerimizi temiz dağ havasıyla dolduruyorduk. Yükseldikçe arkada bıraktığımız Bursa ışıklarının pırıltısı arttı, rengarenk ışık adası batıdan kuzeye şerit gibi uzanıyordu.

SİYAH BEYAZ FİLM GİBİ

Uludağ geniş ovanın ortasına yerleştirilen uzun bir yemek masası gibiydi. Batı - güneydoğu yönünde konumlanan masanın üstünde ortalama yükseklik 2400 metre civarındaydı. Orta bölgesinde birkaç tepe yer alıyordu. İlk bakışta yüksekliğini diğerlerinden ayırt etmenin zor olduğu zirve 2543 metreydi.
Dik yamacı yaklaşık 1,5 saatte çıkıp, boylu boyunca yürüyeceğimiz sırta vardığımızda bizi güçlü sayılabilecek bir poyraz bekliyordu. Montlarımızı giydik, mola verip çevreyi seyre daldık. Önümüzdeki geniş ovada küçük ışık adacıkları sıralanıyordu. Kuzeybatıdan, güneye uzanan geniş panoramada Gümüştepe, Göynükbelen gibi yerleşimler vardı. Aradaki yeşil alanda, hızlı buharlaşmayla oluşan pus ayışığı altında, ovayı kaplayan ince bir tül gibi görünüyordu. Yaklaşık 1500 metre aşağıda, kuşuçumu 10 kilometre uzaklıktaki Nilüfer ve Doğancı barajlarının göletleri suyun üstüne yaldız tabakası serilmişcesine pırıltılar içindeydi.
Yola çıkmadan önce dünyanın tüm zirvelerdeki hava tahminini veren Mountain Forecast web sitesinden koşulları incelemiştik. Sıcaklık 15 dereceye kadar düşecek, rüzgar artmayacaktı. Hepimiz bu koşullara göre giyinmiştik. Birimiz hariç...
Ay gökyüzündeki en yüksek konumuna varmış, ortalık gündüz gibi aydınlanmıştı. Tepe lambalarına gerek kalmamıştı. Gümüş renkli ışık altında, yerdeki fındık büyüklüğündeki taşlar bile seçiliyordu. Çimler kaybolmuştu. Bundan sonraki güzergahın büyük bölümü taşlıktı.

METEORLARIN KUYRUKLARI

Dik olmayan bir eğimle yükselen tepede patikayı takip ediyorduk. Gözüm gökyüzündeydi. Yılın en güzel meteor yağmuru o hafta yaşanacaktı. 15 yıl önce Perseid mucizesine Kaçkar’ın eteğinde rastlamış, yere düşeceğine havaifişek gibi gökyüzünü bir baştan diğerine geçen meteorların bıraktığı izleri unutamamıştım...
Fakat bu sefer dolunay vardı, meteorlar neredeyse görünmez olmuştu. Gece boyunca sadece 5-6 meteora rastladım. Hiçbirinin kuyruğu Kaçkar’dakiler kadar uzun değildi...
Çıkışı bitirmiş, geniş bir ovaya gelmiştik. Kuzeyimizdeki tepeciğin üzerinde küçük bir yapı kalıntısına ilişti gözüm. Bir şapelin yıkık duvarlarıydı. Muhtemelen Keşiş Dağı ismi de buradan geliyordu.
Yol boyunca sohbet ettiğim arkadaşlarımdan bazıları, defalarca yürümüştü bu güzergahı. Birbirinden ilginç öyküler anlatıyorlardı. Örneğin biri 12 Eylül öncesinde, bir gece yarısı bu bölgeye çadır kurmuş, sabah uyandığında yakında bir kamp keşfetmişti. Tarikat üyesi olduğunu tahmin ettiği kişiler, ibadet için geldiklerini söylemişlerdi...

ÇAYIRDAKİ EFLATUN ADACIKLAR

Saat 04.30 olmuştu. Güneşin doğmasına 1,5 saat, zirveye yaklaşık 30 dakikalık yolumuz vardı. Küçük dereciklerden, taş yığınları arasındaki vadilerden geçmiş, yine tırmanmaya başlamıştık. İnce giyinen, çok terleyen arkadaşımız ayazda üşümüş, sarsılarak titremeye başlamıştı. Kazak verdik fayda etmedi. Termo battaniye, yarım saat istirahat işe yaramadı. Hep birlikte dönüşe geçtik.
Gündoğarken eski volfram maden ocağına iniyorduk. Kuzeybatı ufkunda dolunayın gümüşi dev topu yavaş yavaş alçalıyor, doğuda ise yerden gökyüzüne kırmızı ışın kılıçları yükseliyordu. Altımızda kanat takıp uçma arzusu uyandıran geniş boşluk, uzaklarda yemyeşil çayırlar vardı.
Taşların arasına bırakılmış çok zarif bir demet çiçek izlenimi veren andrososları da işte bu bölgede gördüm. Karbeyazı çiçeklerine küçük pembe lekecikler serpiştirilmişti. Günün ilk ışıklarında fotoğrafını çekmek için epeyce uğraştım. Sonra grubu yakalamak için koşturmam gerekti.
Zirve yapamamak değil ama dağın kuzey cephesindeki üç gölü görememek içime dert olmuştu. Söylene söylene dağ yolundan inerken ilk çayırgülü öbekleri belirdi önümde. İndikçe çoğaldılar. Otellerin bulunduğu düzlüğe geldiğimde ise yemyeşil zeminde eflatun adacıklar oluşturan geniş öbeklere rastladım. Çevrede çok sayıda çiçek vardı, fakat hiçbiri onlar kadar etkileyici değildi. Bu yürüyüşten hafızama üç unutulmaz görüntü kazınmıştı: Tepeden bakıldığında gümüşi yaldızı andıran baraj gölleri, geniş ovayı tül gibi saran sis ve altındaki ışık öbekleri, sabahın ilk ışıklarında rüyada yürüyormuş izlenimi veren çayırgülleri...

DOKUZ ROTA, TOPLAM 50 KİLOMETRE

Uludağ’da oteller bölgesinden başlayan, toplam uzunlukları 50 kilometreyi bulan dokuz dağ yürüyüşü parkuru bulunuyor. İçlerinde en uzunu 11 kilometrelik Zirvetepe-Göller parkuru. En kısası ise 3.5 kilometrelik Cennetkaya-Kurtkaya parkuru. Diğerleri: Bağlıköyü parkuru 5,2 kilometre, Sarıçayır-Sarıyayla 4 kilometre, Kızpınar-Sarıyayla 4,2 kilometre, Kaplıkaya-Sarıyayla 4,7 kilometre, Bakacak 5,3 kilometre, Karçuru 6 kilometre, Soğukpınar-Aras Şelalesi 6,8 kilometre. Dağı batıdan güney batıya boydan boya yürümek isterseniz Oteller Bölgesi ile Elmaçayır arasındaki mesafe yaklaşık 25 kilometre.

REHBERLİ YÜRÜYÜŞLER

Bursa Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü, yıl boyunca Uludağ’da doğaseverlere yönelik ücretsiz yürüyüşler düzenliyor. Ağustos boyunca dağın çeşitli bölgelerinde, çoğu cumartesi ve pazar günü olmak üzere dokuz yürüyüş var. (www.budak.org.tr)

ÜÇ OTEL AÇIK

Uludağ otellerinde yaz aylarında standart odada tam pansiyon kişibaşı konaklama ücretleri:
Beş yıldızlı Alkoçlar’da 112 TL (0212 328 13 66)
Beş yıldızlı Karinna’da 95 TL (0224 285 23 60)
Üç yıldızlı Genç Yazıcı’da 100 TL (0224 285 20 40).

Kaynak: Serhan YEDİG / syedig@hurriyet.com.tr