« Hürriyet.com.tr

Fransa’nın Venedik’i ve en iyi çiçeklendirilen Avrupa şehri

Sevim Gökyıldız (64), emekli dış ticaret uzmanı, meraklı mutfak araştırmacısı ve gurme, yazar, gönüllü turizm elçisi, Mutfak Dostları Derneği’nin ikinci başkanı. Uzmanlık alanı dış ticaret olduğu için uzun yıllar Avrupa ülkelerini gezmiş. Kızının yaşadığı Fransa’da ayak basmadığı köşe kalmamış. 2001’den bu yana Annency’de "Istanbul La Magnifigue / Afiyet Olsun" adı altında Türk mutfağı günleri düzenliyor. Bu yıl da 17 Ekim - 2 Kasım arasında Anadolu lezzetlerini bu sehre taşıyacak. Annecy Gölü kıyısındaki kentin kayak turistlerinin ve yelkencilerin uğrak yeri olduğunu söyleyen Gökyıldız "Oysa çikolata ve peynirleriyle ünlü, gerçek bir lezzet mekanıdır. Yazın yelkenciler, kışın kayakçılarla dolan şehri gezmenin en güzel zamanı sonbahar" diyor.

Serhan YEDİG
X
Subay kızı olduğum için çocukluğum Anadolu kentlerini gezmekle geçti. 19 yaşında, çalıştığım bankanın verdiği bursla Fransa ve Belçika’ya dış ticaret üzerine öğrenim görmeye gittim. İstanbul’dan trenle tek başıma Paris’e gidişim, ilk uzun yolculuğumdu. 1960’larda, kısıtlı Fransızca bilgimle, tek başına bu serüvene çıkmam özgüvenimi geliştirdi. Paris ve Brüksel’deki öğrenimim süresince, iki ülkenin şehirlerini keşfetmeye çalıştım. Bugün trenle bir saatte varılan kentlere, o zamanlarda otobüsle ulaşmak bir gün alırdı. Çok kısıtlı bütçeyle yaptığım bu gezilerde ilk kez Avrupa kültürünü, günlük hayatı derinlemesine öğrenme fırsatı buldum. Paris’te kaldığım evin sahibi restoran işletmecisiydi, onun sayesinde ilk kez Fransız yemekleriyle tanıştım.

Türkiye’ye döndükten sonra uzun yıllar bankalarda, finans şirketlerinde yönetici olarak çalıştım. Bu sayede, İskandinavya hariç, tüm Avrupa’yı gezdim. Emekli olduğum Fransız şirketi sayesinde, yıllarca bu ülkeye gittim. Aktif iş yaşamından ayrıldıktan sonra da yılda birkaç kez, kısıtlı bütçelerle Avrupa’yı gezmeyi sürdürdüm.

TERCİHİM AVRUPA/images/100/0x0/55ea796ff018fbb8f8825170

Uçaktan korktuğum için, en fazla üç saatlik uçuşlarla ulaşabileceğim ülkeleri geziyorum. Bu nedenle Amerika’ya gitmedim. Aslında Avrupa kültürü daha çok ilgimi çekiyor. Gezilerde müzeler, tarihi eserlere odaklanmak yerine şehirlerin günlük yaşamlarını, kültürlerini, mimarisini keşfetmeyi severim. Bir kafede oturup, tüm gün çevredekileri inceleyebilirim. Kentlerin tarihi merkezlerini bulurum önce. Sokak sokak yürüyerek, sosyal dokusunu inceler, insanları gözlemlerim. Nasıl seviniyorlar, öfkelendiklerinde nasıl tepki gösteriyorlar, anneler çocuklarına nasıl davranıyor, günlük ritüelleri nelerdir, bunları keşfetmeye çalışırım. Mutlaka semt pazarları, hal gibi mekanları, sahafları gezerim. Alışveriş, müze meraklısı değilim. Sadece kent tarihi ya da hardal müzesi, çikolata müzesi gibi sıradışı müzeleri gezmeyi severim. Turist gibi fotoğraf çekmek yerine bulunduğum atmosferi doyasıya yaşamayı tercih ederim.

Lezzet keşfinde önceliğim, hiçbir yerde tadamayacağım yemekleri sunan küçük, bilinmeyen semt lokantaları. Daha sonra pastaneler, peynirciler ve şarapçılar geliyor. Michelin yıldızlı, çok ünlü, çok lüks restoranlar ilgimi çekmez. Dostlarımdan, çeşitli kaynaklardan gizli kalmış lezzet mekanlarını öğrenir, bunları bulmaya çalışırım. Sahipleriyle sohbet ederim. Yıllar içinde, Avrupa’nın birçok ülkesinde, özellikle Fransa’da çok küçük ücretlere, müthiş lezzetler sunan sayısız restoran keşfettim.

FRANSA’NIN VENEDİK’İ

Annecy, Fransa’nın güney doğusunda, İsviçre sınırında, 50 bin nüfuslu küçük bir tatil merkezi. Lyon’dan otobüsle bir saat, Cenevre’den trenle 30 dakika uzaklıkta. Alplerin kıyısındaki bir krater gölünün yanına kurulmuş, içinden kanallar geçiyor. Birbirinden güzel sayısız tarihi, taş köprü var kentte. Bu nedenle Fransa’nın Venedik’i olarak anılıyor. Megeve, St. Moritz, Chamonix gibi çok popüler kayak merkezlerinin ortasında. Kışın kayakçılar, yazın yelkenciler ve yamaç paraşütçüleri geliyor. Çok sayıda spor kulübü var. Huzur dolu bir şehir, Paris’ten kaçan emeklilerin mekanı. Ormanlarla çevrili. Merkezi ise çiçekler içindeki parklarla dolu. Fiyatlar Paris’ten ucuz, Fransa ortalamasının üstünde. Her bütçeye uygun pansiyon, otel bulmak mümkün.

2001’den bu yana yılda bir kez Annecy’ye gidip, 15 gün kalıyorum. Türk mutfağını tanıtan bir festival düzenliyorum. Tamamen rastlantı sonucu başladı bu festival. Türk mutfağını tanıtan Fransızca bir web sitesi (cuisine-turque.com) hazırlıyorum. 2001’de, Annency’deki L’Imperial Palace’ın yetkililerinden bir mesaj aldım. Yılda bir kez Çin, Tayland, Hint, Kuzey Afrika mutfakları üzerine gastronomi festivalleri düzenlediklerini, Türk mutfağını da festival zincirine katmak istediklerini belirtip, beni davet ettiler. 19.yy’dan kalma otelin konferans merkezinde, altı yıldır "Istanbul La Magnifigue / Afiyet Olsun" festivalini düzenliyorum. TIR dolusu malzeme, 30 kişilik ekiple gidiyoruz. Hilton’un şeflerinden Gökhan Tufanın ekibi yemekleri hazırlıyor, yemek atölyeleri düzenliyoruz, folklor ve müzik ekibimiz gösteriler yapıyor, Anadolu sanatını yansıtan hat, çini, halı örneklerini sergiliyoruz. Her gün ortalama 250 kişiyi ağırlıyoruz. Gurmeler, yemek yazarları, meraklılar geliyor. Bugüne kadar beni en etkileyen ziyaretçilerimiz, 80 yaşlarında, zor yürüyen bir çiftti. "Karnıyarık tatmak için geldik, çok özlemiştik" dediler. İstanbul Ermeni olduklarını, Türkiye’den ayrıldıktan sonra geri dönmediklerini anlattılar. /images/100/0x0/55ea796ff018fbb8f8825172

FONDÜ, ÇİKOLATA TADIN GÖLDE TURA ÇIKIN

Kentin çevresinde görkemli ortaçağ şatoları bulunuyor. Bazıları sanat galerisine dönüştürülmüş. Şato turlarında kentin çevresini, tekne turlarıyla gölü keşfetmek mümkün. Göl çevresindeki köylerden herbirinin iskelesinde inip, çevreye gözatılmasını öneririm. Göl kıyısındaki yemyeşil parkları, kent içindeki yeşil alanları bakımlı. Avrupa’nın en iyi çiçeklendirilmiş şehri olarak biliniyor. 20 yıl önce kirlilikten kokan göl, şimdi kristal berraklığında. Öyle temizlemişler ki, organizma kalmamış, bir süredir gölde doğal hayatı oluşturmaya çalışıyorlar.

Şehirde haftada iki kez dağ köylüleri, bir kez de antikacılar pazar kuruyor. Dağ köylülerinin köprüler üzerine açtıkları tezgahları peynir sevenler için bir cennet. İki bin metrenin üstündeki irtifada otlayan ineklerin aromalı sütlerinden, reblochon, St.Marcelin, beaufort, abondance, gruyere de Savoy gibi müthiş peynirler üretiyorlar. İsterseniz çiftliklerine konuk oluyorsunuz. Kentin butik çikolatacıları meşhur. Zanaatkarlıklarını konuşturup, elde yaptıkları çikolatalarda çok özel lezzetler elde ediyor, bunları göz alıcı şekilde sunuyorlar. Likörlü ve portakal kabuğu ile yapılanlar en popüleri.

Kışın kayakçılarla, yazın ise yelkencilerle dolan şehri gezmek için en uygun zaman sonbahar. Daha tenha oluyor, sonbahar manzaraları da çok güzel.

ANNECY’DE LEZZET TURU

La Maison de Marc Veyrat:
Michelin yıldızına göre restoran seçenler için ideal adres. Veyrier du Lac’da. Fransızların siyah şapkalı, siyah gözlüklü, yaratıcı ve üç Michelin yıldızlı şefi Marc Veyrat, doğadan gelen saf, hormonsuz gıdalardan özgün lezzetler yaratıyor. Dağlardan, ormanlardan toplanan otlar, mantarlar, göl balıkları, çiftliğinde yetiştirdiği hayvanların etlerini kullanıyor. Otel/restoranı göl kenarında. Mönü 250-300 Euro civarında. Rezervasyon şart. (Tel:0450 60 24 00)

Le Ramoneur Savoyard Kentin tarihi bölümünde, kanalın kıyısındaki tarihi, taş bir binada. Geleneksel bölge mutfağından fondü, tartifilette, Savoy yemekleri sunuyor. (Tel: 0450 51 99 99)

Le Pichet (Tel: 0450 45 32 41) ve Clos des Sens (Tel:0450 23 07 90) : Kentin tarihi bölgesinde, geleneksel yemekleri sunan iki restoran.

Aux Jardin des Delices: Göl çevresindeki ufak köylerden Talloires’de. Çok şık, pahalı, geniş bahçeli, önü plaj villaların olduğu bu köyün restoranı pahalı, ancak çok kaliteli.(Tel: 0450 60 77 33)

EN SEVDİĞİ BEŞ YER

Paris Annecy Alaçatı Amasya Toscana

seyahatte ne okuyor

Rehber ve siyasi, tarihi kitaplar

ne yiyor ne içiyor

Yerel lezzetler

ne giyiniyor

Rahat kıyafetler, rahat ayakkabılar

nerede kalıyor

Pansiyonlarda, küçük butik otellerde

çantasının vazgeçilmezleri

Gözlük, ilaçlar, harita, not defteri

kimle seyahat ediyor

Eşiyle

ne alıyor

Baharat, peynir, şarap

Kaynak: Serhan YEDİG

En İyi
Türkiye’nin en güzel 10 nehri
GezginGezgin
Şehirde kalanlara bayram için 20 öneri