GeriSeyahat Erciyes’in eteğindeki ticaret, kültür şehri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Erciyes’in eteğindeki ticaret, kültür şehri

Erciyes’in eteğindeki ticaret, kültür şehri

Çoğu kişi Kayseri Havaalanı’ndan Kapadokya’ya giderken Erciyes’in eteğindeki şehrin kıyısından geçer, şehri görmez bile. Kayseri’nin etrafındaki yüksek apartman blokları, uçsuz bucaksız endüstri alanları şehrin görkemli tarihiyle ilgili ipucu vermez. Bu nedenle şehir ilk bakışta turistlere çekici gelmez. Oysa bugünün “Anadolu Kaplanı”, Romalılar devrinde Caesarea Mazaca adıyla Roma eyaletlerinden Kapadokya’nın başşehri, Selçuklular’ın ilk gözdelerinden biriydi.

Kayseri merkezine geldiğinizde, geçmişe ait ipuçları ardı ardına ve daha belirgin ortaya çıkmaya başlar. Bizans İmparatoru Jüstinyen’in (İstanbul’daki Ayasofya’yı yaptırmıştı) devrinde inşa edilen yüksek bazalt duvarlar zaman içinde çeşitli defalar yamanmış. Onarım çalışmalarının en dikkat çekenleri ise 1224’de Selçuklu Sultanı I. Keykavus ve 1486’da Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılanlar. Duvarlar 2000’li yılların başında adeta yeniden yapılmış...
Bir zamanlar Kayseri Kalesi olan duvarlara bitişik çarşıda bugün ucuz giysiler ve elektronik eşyalar satılıyor. Kayseri Kapalı Çarşısı biraz daha batıya düşüyor. İstanbul’daki adaşı gibi, burası da çok katmanlı. Daha özgün bir havası olan (kokulu koyun postları, büyük pamuk çuvalları gibi) ve yüzyıllar içinde değişmeyen malların satıldığı antik bölümler daha diplerde. Vezirhan, görmeden Kayseri’den ayrılmamanız gereken nadide eserlerden sadece biri; bu iki katlı han 18. yüzyıl başlarında bir Kapadokya köyünde doğmuş ve yükselerek Sultan III. Ahmet’e sadrazam ve damat olmuş Damat İbrahim Paşa için yaptırılmış.

12’NCİ YÜZYILDAN KALMA PSİKİYATRİ KOĞUŞLARI

Kayseri, şehrin her yanında izlerine rastlayacağınız Selçukluların idaresinde daha gelişip güzelleşmiş. Alaeddin Keykubat’ın eşi Mahperi Hunat Hatun 13. asırda külliye yaptırmış. Tam ortasındaki Hunat Hatun Camii, Selçukluların Anadolu’da yaptırdığı ilk cami. 1238’de inşa edilen hamam ise işlevini hâlâ sürdürüyor. Doğusundaki Sahabiye Medresesi gösterişli taç kapısıyla Selçuklu taş işçiliğinin en önemli eserlerinden. Bu muhteşem kapı, genellikle kitap sergileriyle dolu dikdörtgen bir avluya açılıyor.
Gıyasiye Medresesi ve Şifaiyesi, titizlikle düzenlenmiş Mimar Sinan Parkı’ndan kısa bir yürüyüş mesafesinde. Okul ve hastane binalarının bir arada olması nedeniyle Çifte Medrese olarak da isimlendiriliyor. 12. yüzyılda Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kızkardeşi Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine inşa ettirilmiş. Gevher Nesibe Sultan’ın türbesi de burada. Bir zamanlar tıp eğitiminin de verildiği Çifte Medrese, bugün Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Müzeyi oluşturan bölümler arasında ameliyathane ve cerrahi aletler bölümü, pskiyatri koğuşları, hasta ve muayene odaları ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği bölümler.
Selçukluların izlerini şehrin her tarafına yayılmış olan iki katlı kümbetlerde görmek mümkün; aralarında en meşhur olanı, Döner Kümbet, Talas Caddesi’nin ortasında. Başınızı kaldırdığınızda Ulu Cami’nin tüm ihtişamıyla size baktığını göreceksiniz. Cami-i Kebir ya da Sultan Camii olarak da bilinen eser 1142’de, Kayseri’nin Danişmend Beyleri’nce yönetildiği dönemde yaptırılmış, kontrolün Selçuklulara geçtiği 1204’te bitirilmiş.

KANYONUN ARDINDAKİ GÜZEL: TALAS

Diğer birçok şehir gibi Kayseri de sonunda Osmanlıların eline geçmiş. Muhteşem Güpgüpoğlu Konağı’nın yapımına 1417’de başlanmış, yıllar içinde bölüm bölüm devam etmiş. Devlet memuru, şair ve bestekar Ahmet Mithat Güpgüpoğlu’nun yeniden düzenlediği ev 19. yüzyılda Osmanlı zenginlerinin nasıl yaşadığına dair iyi bir örnek. Bugün etnografya müzesi. Duvarları ve tavanı süsleyen renkli ahşap işçiliği o yıllarda bir çok evi süsleyen ahşap ustalarının yadigarı. Ne yazık ki bu zarif işçilik, 1970’lerde başlayan modern yapılaşmaya kurban verdiğimiz sanat dallarımızdan sacede biri. Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Bey’in 1919’da misafir edildiği İmamzade Raşit Ağa’nın evi bugün Atatürk Evi ve Müzesi olarak o günkü dekorasyonu ile korunuyor.
19 ve 20. yüzyıl başlarında yazılmış belgelerde Kayseri, çok güzel bir şehir olarak tarif ediliyor. O zamanki görüntüsünü canlandırabilmek için Merkez Bankası’nın arkasındaki biraz harap, ihmal edilmiş Tavuksu Mahallesi’ni gezmeniz lazım; yerel yöneticiler nihayet bazı eski evleri restore ettirip neleri kaybettiğimizi hatırlamamıza yardımcı olmuş. Burada ayrıca büyük Ermeni kilisesi Surp Krikor Lusavoriç’e rastlamak kadar, kilisenin zarif dekorunu ve aksesuvarlarını koruduğunu görmek de mutluluk verici. Aslında Kayseri hakkında yazılmış belgelerin çoğu şehrin dışındaki yüksek kanyonun arkasındaki, harika ahşap evlerini hâlâ koruyan Talas İlçesi’ni anlatıyor. Tarihi MÖ 1500’lü yıllara dayanan Talas’ın, Osmanlılar döneminde Müslüman ve gayri müslim nüfusun iç içe yaşadığı bir yer olduğunu, bugün bile kaybetmediği tarihi dokusundan anlamak mümkün.

KÜLTEPE’DE 3860 YIL ÖNCESİNE IŞINLANACAKSINIZ

Kayseri’nin etrafını keşfetmek istiyorsanız Kültepe’yle başlayabilirsiniz. Merkezin 20 kilometre kuzey doğusundaki yerleşimin geçmişi Eski Bronz Çağı’na uzanıyor. Burada antik Kanış-Karum’un gizemli kalıntılarını göreceksiniz. MÖ 1850 civarında buradaki şehir yanındaki Asur kolonisiyle önemli bir ticaret merkeziymiş, ancak MÖ 1750’lerde Hititlerin eline geçmiş, adı Nisa’ya dönüşmüş. Kültepe’de bulunan, Hitit egemenliği altındaki hayatı anlatan çok sayıda çivi yazısı tablet Talas Caddesi’ndeki Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde.
Mimar Sinan’ın doğum yeri Ağırnas, merkeze 24 kilometre mesafede. Mimar Sinan’ın evi olduğu söylenen, ancak kesinlikle içinde yaşamadığı bilinen bina son zamanlarda halka açılmış. Ağırnas’ta ayrıca ilginç bir 19. yüzyıl kilisesi ve henüz tam anlamıyla çıkartılmamış bir yeraltı şehri var.
Kışın Kayseri’nin mücevheri, karlarla kaplı Erciyes Dağı. Sönmüş bir yanardağ olan 3916 metrelik dağ şehrin her yerinden görülebiliyor. Efsaneye göre, Kapadokya’nın koruyucu azizi George’un (Aya Yorgi) ejderha ile yüzyüze geldiği dağ bugün sadece kayak ve snowboard meraklıların uğrak yeri. Makul fiyatlara ekipman kiralanıyor. Geceyi dağdaki tesislerde geçirebilir ya da otobüsle Develi’ye gidebilirsiniz.

NEREDE KALINIR?

* Hilton Hotel (Tel: 0352 207 50 00) * Grand Eras Hotel (Tel: 0352 330 51 11) * Hotel Çapari (Tel 0352 222 52 78) * Dedeman Hotel (Tel: 0352 342 21 15)

NASIL GİDİLİR?

THY, Onur Air ve Pegasus havayolları İstanbul’dan Kayseri’ye direkt sefer yapıyor. Yeni otogar da çevre illerin şehirle bağlanmasına yardımcı oluyor.

False