GeriSeyahat Emsalsiz Priorato
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Emsalsiz Priorato

Emsalsiz Priorato

Yakın dostlarımızla geçen hafta paylaştığımız özel bir şişeyle doğdu bu haftanın konusu.

Teruarist dediğin kişilikli bir toprak buldu mu peşini bırakmamalı, oradan tattığı her şişede bir parmak izini aramalı.

Bu sefer İspanya’nın özerk Katalonya bölgesindeyiz. Bu asi eyalet tıpkı Bask ve Galisya gibi İspanya’dan bağımsız kendi borusunu öttürebilen köklü bir etnik kimliğe evsahibi. Meşhur Priorato şarapları işte bu hür Katalan ruhunu yansıtıyorlar.

Söz konusu şarap “La Vinya del Vuit”, Katalancasıyla sekizlinin bağı. İlk burunda baş döndürücü bir aroma patlaması sizi karşılıyor. Yoğun toprak ve mineral kokularına lavanta ve gül yaprağı eşlik ediyor. Mis gibi yeni Fransız meşesi hâlâ önde ama neredeyse rahatsız eden meyankökü ve katran kokuları arasından olgun kiraz ve böğürtlen adeta fışkırıyor. Körpe tanenleriyle henüz emekleyen bu eşsiz, kudretli şarap yüz yaşını aşmış Cariñena bağlarının mahsulü.
Sekiz genç ortağın dinamik birlikteliğini yansıtan bu modern şarap aslında Eski Roma’ya kadar uzanan bu unutulmuş bölgede son otuz yılda yaşanan rönesansın mükemmel bir temsilcisi. Ortaklığa 2001 yılında önayak olan René Barbier Jr.’ın babasının büyük uyanışın mimarlarından René Barbier olması bir tesadüf değil. Priorato 1991’de tek şerit toprak yolla ulaşılabilen bir dağbaşı iken dört dostuyla bu rüyanın temelini René Barbier atıyor.

DİNAMİT BAĞLARI

Rakım 700 metreye varıyor. Barselona’nın 100 kilometre kadar güneybatısında, Akdeniz’den ise bir hayli içerlerdeyiz. Sarp kayalık yamaçlar arasında düzlüğe rastlamak mümkün değil. Tepeden tırnağa İberyalı olan Garnacha ve Cariñena iki hakim üzüm cinsi. Asmalar bodur, kalın gövdeli, yaşlı kütükleriyle çarpıcı. Yeni ekilen bağlar için ise kayalar dinamitlenerek teraslar kurulmuş. Burada bağcılık akıntıya karşı kürek çekmekten ibaret. Yıpratıcı, neredeyse ilkel bir uğraş.
Toprak kömürleşmeye yüz tutmuş arduvaz ve şist taşlarından ibaret. Organik madde yok denecek kadar az. Yaşlı kökler 20 metreyi aşan derinliklerde su bulma mücadelesi veriyor. Teraslı bağlarda harmanlara global cazibe katmak için Cabernet Sauvignon, Merlot ve Syrah ekili. Bu Fransız türler Garnacha ve Cariñena’nın ulaştığı kişiliği asla yakalayamıyor ve yakalamaları da beklenmiyor. Fransa’ya buralardan taşınan bu yerel İberik üzümlerine çeşni katmakla yetiniyorlar.
En güney Katalan bölgesi Penedèsli Barbier kadar önemli bir diğer öncü de Rioja’lı Álvaro Palacios. Yine aynı dönemler Barbier ile birlikte Priorato’nun potansiyeline inananlardan. Meşhur teraslar onun fikri, hatta “Les Terrasses” ismini bölge bağlarından harmanladığı hesaplı kalitedeki şarabına bile vermiş. Satın aldığı ilk bağ “Finca Dofí” bir üst kalite şarabı iken 1900’lu yıllarda tamamen Garnacha dikilen bölgenin en yaşlı bağı L’Ermita’dan yaptığı şarap Priorato’nun incisi.

TANRIYA MERDİVEN

Barbierler Penedès’teki aile şaraphanelerini Freixenet gibi dev bir şirkete satmalarına rağmen René Barbier Jr. babasının yaktığı Priorato meşalesini Clos Mogador ile taşımaya devam ediyor. Diğer üç meşhur Clos; Clos de l’Obac, Clos Martinet ve Clos Erasmus kuruluş döneminden günümüze kalan diğer efsaneler. Yenice kendilerini kanıtlayan Mas d’en Compte, Mas Doix, Mas Romani, Nit de Nin ve Vall Llach gibi isimler de bölgeyi tanımlayan çizgide olağanüstü şaraplar yapmakta.
Oysa 1973’ten beri bu modern kırmızıların rustik yorumunu sürdüregelen bir şaraphane var. Üstelik Eski Roma’dan beri bölge şaraplarının en gözde olduğu 12. yüzyıldan kalma bir manastırda. Tanrı’ya merdiven anlamındaki Scala Dei bölgeye adını veren antik binanın ta kendisi zira Priorato Katalanca manastır demek.
İspanyol üzümlerininin kralı Tempranillo’nun hükmü altındaki meşhur Rioja ve Ribera del Duero’nun genç rakibi Priorato, İberik Yarımadası’nda benzersiz bir terruño, yani teruar. Bu arada bildiğim kadarıyla Fransız kökenli teruar ile eşanlamlı bir kelimeye sahip olan tek dil İspanyolca! Siz siz olun, yolunuz Barselona’ya düştüğünde bu emsalsiz bölgeyi günübirlik dahi olsa ziyareti ihmal etmeyin derim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle