GeriEğitim Eğitim fakültemden yetişene noter tasdikli iş buluyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eğitim fakültemden yetişene noter tasdikli iş buluyorum

Eğitim fakültemden yetişene noter tasdikli iş buluyorum

İbrahim Taşel, Final Eğitim Kurumları ve TÖDER Başkanlığı yapıyor. Yaklaşık 40 yıl boyunca önce kurduğu dershane, sonrasında yayınları ve okullarıyla binlerce öğrenciye eğitim veriyor. Kıbrıs’ta Final Üniversitesi’nin de Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Taşel, Türkiye’de ilk kez eğitim fakültesi mezunlarına noter onaylı iş garantisi veriyor. Öğretmen adayları üniversiteyi bitirince Final Okulları’nda işe başlıyor.

Üniversitenizde yetişenlere iş garantisini nasıl veriyorsunuz?

Türkiye’de ilk kez eğitim fakültesi mezunlarına noter onaylı iş garantisi veriyorum. Bize gelen adayı yetiştirmek işimiz. Staj imkanı sağlayarak, okul ortamında öğretmenliklerini tamamlayarak hazır hale getiriyoruz. Eğitim fakültemize gelen öğrencileri notere götürüp, mezun olunca iş garantisi veriyoruz. TÖDER üyesi kurumlarla da konuştum. Kaliteli öğretmen bulma sıkıntısı yaşıyorlar. Onlara da göndereceğim mezunları. Her yıl ben kendi kurumlarıma 2 bin yeni öğretmen alıyorum. Mezunlarımız yetmeyecek bile”

Kaç yıldır eğitim sektörünün içindesiniz?
1979’da hazırlıklarına başladığımız Elazığ’daki ilk dershanemizi 1980’de açtık. İlk adı İstanbul Dershanesi idi, sonrasında Final Dershanesi yaptık. Bu yıl 38’inci yılı. Şu anda 90 civarı kampüsümüzde okulumuz, 145 temel lisemiz, 40 temel liseden dönüşen akademik lise ve ortaokulu ile 226 kursumuz var. Ayrıca Kıbrıs’ta Final Üniversitemiz var.

En önemli başarınız nedir?
İstikrarlı, güvenilir bir eğitim markası oluşturmak. Bugüne kadar eğitim felsefesinden asla taviz vermeyen, kurumsal yapısını da koruyarak büyüyen ve her açılan şubesini de adeta özel şube gibi kabul ederek geliştiren bir kurum olduk. Eğitim işi bir fabrikasyon imalat gibi değildir. Her okulun ayrı iklimi ve ruhu vardır. Biz de genel bir yapı oluşturmak istiyoruz. Her açılan kurumun kendine ait bir iklimi olsun istiyoruz. Kurumlarımız butik ve yerel özelliklerini de koruyarak bir zincirin halkası olsun amacındayız. Bölgesel faktörleri dikkate almadan yapılan bir büyüme bazen farklı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Bence eğitimdeki en önemli başarımız buradan kaynaklanıyor. Ayrıca öğretmen tabanlı büyüyoruz. Şu anda 1500-2000 arası kurucu ve ortağımız var. Bunların neredeyse yüzde 90’ı öğretmen. Bu da eğitimin orijininden uzaklaşmamamızı temin ediyor. Eğitime ticari meta olarak bakmak en büyük hatadır diye düşünüyorum. Bu nedenle öğretmen ortaklarımız eğitimin kalitesini sağlama adına çok önemli bir garantidir. 5 öğretmenin bir araya gelerek okul kurması bence çok anlamlıdır. Bizim kurumlarımızda eğitime ticari mantalite ile bakmayan bir kurucu kadrosu var.

Kişisel olarak en büyük başarınız nedir?
Bu hayatta başardığım en iyi şey öğretmenliktir. Sınıflarımda 65 bini aşkın öğrenci okuttum. Hepsi şu anda Türkiye’nin ya da dünyanın çok önemli yerlerinde olan öğrencilerim var. En büyük servetim budur. Bu ruhu bozmadan bunu daha geniş kitleye ulaştırmış olmak da en büyük sevinç kaynağımdır diye düşünüyorum.

En büyük hayal kırıklığınız nedir?
Kişisel olarak özel öğretim sektörüne, aslında Türkiye’nin eğitim kalitesine çok önemli katkılarda bulundum. Zaman zaman belli kesimler tarafından bu ticari faaliyet olarak algılandı. Yıllarımı Anadolu’nun dört bir yanında insan yetiştirmeye adadım. Ama sadece ticari faaliyet gibi algılanması sıkıntılı durum. Ben tabii ticari kaygı ile yürütmediğim için işleri, dışarıdan böyle algılanmasına üzüldüm.

EĞİTİMİN EN ÖNEMLİ SORUNU KALİTELİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEMEK
Eğitim sektörünün en önemli sıkıntısı kaliteli öğretmen sorunudur. Kaliteli öğretmen yetiştirmek için çok büyük çaba gösterilmesi lazım. Hem özel sektörün, hem de devletin eğitim kurumlarının iyi öğretmen tabanlı oturması gerekiyor. Binalar, havuzlar, büyük bahçeler, saray gibi sınıflar güzel. Ama içini öğretmenle dolduramazsanız olmaz. Bu bana klasik bir türküyü hatırlatıyor: “Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı”. İşin özü öğretmen. Öğretmeniniz iyi değilse, okulunuzun fiziki imkanları çok da güzel olsa kaliteli eğitim yapamazsınız. İşin merkezinde öğretmen var. İyi öğretmen yetiştirme sorunu var. Onun için üniversitemizde eğitim fakülteleri çok önemli. Yıllarca iyi öğretmen yetişmediği gibi bir kaygı taşıdık. Yetişmiş öğretmenleri tenzih ederek yaygın kanaat olarak bunu ifade etmek istiyorum. O nedenle kendi kurduğumuz eğitim fakültesinde iyi öğretmenler yetiştirme hedefim, iddiam var. Öğretmenlik, kişilik ve mizaç gerektirir. Öğretmen adaylarının eğitim fakültesinde eğitimleri boyunca izlenmesi gerekiyor, öğretmenliğe yatkın olup olmadığı belirlenmeli. Uygulama içinde onları yetiştirmeliyiz. Eğitimin önemli bir bölümü okullarda geçmeli. Öğrenci ile yüz yüze çalışmalı. Eğitimde lider ülkelerde öğretmenler genelde yüksek lisans mezunu. Türkiye de bu yola girmeli. Bu öğretmenlere daha iyi ekonomik şartlar sağlanmalı, ayrıcalıklar tanınmalı. Çünkü biz bir insan yetiştiriyoruz. Hata yaparsak geri dönüşü yok. Öğretmenler, çocukların kişiliklerine, özgür düşüncelerine, fikir üretebilmelerine saygılı olmalı, onları aydın ve kıymetli birey olarak kabul etmeli. Okullardaki şevk ve isteği de artırmalı. Dünyanın her yerinde zil çaldığında öğrenciler yavaş yavaş kalkar, bizde koşarak bahçeye gider öğrenciler. Okula gitmemek için kar tatiline sevinen, hastalık uydurmayı düşünen öğrenciler var. Okul sevgisinin az olduğunu görüyorum. Bütün bunlar orkestra şefleri olan öğretmenlere bağlı. Dersi de kendini de sınıfı da sevdirmek onun elinde. Okulun genel iklimini yaşanabilir hale getirmek öğretmenlerin elinde bence.

HER BRANŞTAN DERS VERİRİM
Ben aslında makina mühendisliği mezunuyum. Daha sonra o dönemde sertifika programına giderek matematik öğretmenliği ile işe başladım. Sonra değişen zaman içinde farklı öğretmenlik alanlarına da girdim. 27 yıl boyunca neredeyse biyoloji hariç bütün derslerin öğretmenliğini yaptım. Kitaplar yazdım. Türkçe, coğrafya, felsefe ve matematik kitaplarım var.

İLK DERSHANEM EVİN MİSAFİR ODASI İDİ
Ben aslında öğretmenliğe öğrenci iken başladım. Elazığ’da Fırat Üniversitesi Makina Mühendisliği’ne iyi puanla girdim. İlk işim, 12 üniversite adayını bizim evde misafir odasında toplayarak onlara üniversite hazırlık kursu açmak oldu. Misafir odaları kutsal mekanlardı, kimse sokulmazdı. Ama ben onu aştım. Çünkü o zaman bizim orada dershane yoktu. Bütün dersleri kendi oluşturduğum tahtada ben anlatıyordum. İki yıl geçti. O dönem sınavlarda genel yetenek testleri vardı. Ben 6 ay mühendislik yaptıktan sonra işte böyle öğretmenliğe adım attım. Evdeki öğretmenliğin ardından arkadaşlarımla küçük bir dershane kurduk. Adını da İstanbul Dershanesi koyduk. Çünkü Elazığ’da İstanbul’daki dershanelere gitme özentisi vardı. 1987’de Final Dergisi’ni çıkardık. Sonra kurumları da Final Dershaneleri adıyla açmaya başladık. 2000’li yıllardan itibaren de okul açtık.

BİNLERCE TÜRKÜ BİLİRİM
Çocukluğumdan itibaren spora meraklıydım, bir ara lisanslı boks yaptım. Türkülere meraklıyım. Yetiştiğim yörenin türküleri başta olmak üzere binlerce türkünün sözlerini bilirim. Bir ara çıkardığım gazetede yazdım. Güzel söz toplama ve yazma merakım da var. Atasözü ve deyim ile ilgili zengin hazinem var. 500’ün üzerinde ders kitabı yayınımız var. Son on yıldır Final Kültür Sanat Yayınlarını da kurduk. Burada çocuk kitapları yoğun olarak çıkıyor. Hem dünyada beğenilen çocuk kitaplarını tercüme olarak yaptırıyoruz hem de yerli yazarlarımızdan çok güzel kitaplar çıkartıyoruz. Ayrıca Elazığ’ın ilk özel radyo, televizyonunu kurdum. Günlük gazete çıkardım. Ancak; İstanbul’a gelince onlardan uzakta kaldık, başka arkadaşlarımız şimdi yürütüyor. Durmayı, oturmayı çok sevmem. Toplum eğitimini hedef alan çalışmalar yaptım şimdiye kadar. Hem okullar, hem medya, hem de yayın sektörünün ortak paydası toplumun eğitilmesi, bilgi ve kültür düzeyinin artırılması.

 

 

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle