Duydunuz zilin sesini

Güncelleme Tarihi:

Duydunuz zilin sesini
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 09, 2022 10:30

Sorumluluk; bireyin yaş, cinsiyet ve gelişim düzeyine uygun olarak yüklendiği görevleri yerine getirmesi, başkalarının haklarına saygılı olması ve kendi davranışlarının sonuçlarını yüklenebilmesi anlamına gelir. Sorumluluk bilinci ise okul öncesi dönemde başlaması gereken, aşamalı olarak gelişen, süreç içerisinde tekrarlanan deneyimlerle öğrenilip kazanılan, çocuğun bireysel özelliklerinden de etkilenen bir beceri.

Haberin Devamı

Ailede başlayıp okulla devam eden sorumluluk duygusu kazanma sürecinde bireyin gelişim çağına göre bazı uygulamaların bu duygunun kazanımında etkili, ancak aynı uygulamanın sonraki gelişim döneminde engelleyici olabileceği görülür. Bu uygulamalara en iyi örnek olarak okullarda uygulanan teneffüs zili uygulamasını gösterebiliriz. Bu uygulama ilkokulun ilk yıllarında öğrenciye sınıf içi çalışmalarda zamanı etkin kullanma ile ilgili olarak beceri kazandırabilirken ilerleyen sınıflarda sorumluluk almayı öğrenme konusunda engelleyici bir uygulama olabilir. Bunun en temel nedeni çocuğun gelişim sürecinde ilk yıllarda davranış düzenlemede dış uyaranlara örneğin ebeveyn yönlendirmesi, ödül-ceza, teneffüs zili gibi ihtiyaç duyarken, gelişimin ilerlemesine bağlı olarak sonraki yıllarda daha çok içsel süreçlere göre davranışlarını düzenliyor olması.

Haberin Devamı

DERS ZAMANLA SINIRLI OLMAMALI
Günümüz eğitim sisteminde öğrencilerden; yaratıcı düşünebilen, özgüveni yüksek, öz disipline sahip, öz denetimli, sorumlu, üretken davranan bireyler olmaları bekleniyor. Bu davranışların kazanılabilmesi için okulların katı kurallardan soyutlanarak çağdaş yönetim ilkelerinin ve esnek programların uygulandığı ortamlar olmaları gerekiyor. Bu davranışların kazandırılabilmesi için okullarda ders zamanla sınırlı olmamalı. Koşullu uyaran olan zil sesi davranışçı yaklaşımların bir öğretisi olarak zamanın başladığı ya da bittiğine işaret eder ve dış uyaranlara göre bireyin davranışlarını kontrol eder. Ders bir bütündür. Ders içinde yapılan etkinlik o etkinlik bitirilinceye kadar sürdürülmesi gereken bir süreç olarak düşünülmesi gerekir. Bir saatlik bir derste, etkinlik zil sesi ile değil, konunun içeriğine, öğretmen ve öğrencilerin algılarının yoğunluğuna göre erken veya geç bitirilmesi daha uygun olur. Okullarda düşünen, üreten ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirilmesi isteniyorsa öğrencilerin zil sesiyle değil kendi bilinciyle derse girip çıkmasını sağlamamız gerekir. Zil sesi ile derse giriş çıkışın yapılmadığı ortamlarda öğrencilerde oluşacak sorumluluk ve güven duygusu, özgüvenlerinin gelişmesine yardımcı bir unsur olarak öne çıkar.

Haberin Devamı

ÖDÜL VE CEZADAN VAZGEÇİLMELİ
Marvin Marshall tarafından geliştirilen “Marshall Yöntemi” olarak bilinen modele göre;  sorumluluk kazandırmanın temelinde, çocuğun kendini kontrol edebilme becerisini geliştirmesine ve çevresine uyum sağlamasına yönelik disiplin anlayışı yatar. Bu gelişmeyi sağlamak için öğrenci davranışlarının dışsal yönlendiricilerinden (ödül ve ceza) vazgeçilmeli. Oysa öğretmenler, öğrencileri disipline etme görevini üstlendikleri zaman, öğrencilerini sorumluluk alma fırsatlarından mahrum etmiş oldukları ifade edilir. 
Teneffüs zili olmadan öğrencilere sorumluluk bilinci kazandırma ile ilgili bir çalışmada, öğrenciler (yüzde 77), öğretmenler ise (yüzde 75) yöntemin sorumluluk duygusu geliştirmede etkili olduğunu belirttiler.

Haberin Devamı

DÜŞÜNCE YAPISINDA ETKİLİ
Zil çalması buz dağının görünen kısmı. Sorumluluk alma becerilerine engelleyici bir etki yapıyor demek tümüyle doğru olmaz. Zira bu alanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki; Binanın imar yapısından renk şekil ve dokularına kadar okul tabusunun tümü bireylerin düşünce sistemlerinin gelişmesinde etkili olabiliyor. Bu husustaki en köklü eleştirmenlerden biri Ivan Illich’in “okulsuz toplum” yaklaşımı. Özetle bu düşünce yaklaşımı okulun yapısının insanların düşünce yapısını şekillendirdiği ve kalıplara dönüştürdüğü ile ilgili temellendirilmiş bir yaklaşım. Günümüzde eleştirel düşünme yaklaşımlarında da araştırma konusu olarak tartışılan bir konu. Tabi burada “okulsuz toplum” yaklaşımından kasıt okulun kendisi yani eğitimin ortadan kalması değil. Bir tabu, disipliner ayrışmalar, sınav odaklı değerlendirmelerin düşünce yapısında etkili olduğu görülüyor. Bu çerçevede şekillendiren unsurun sadece zil olduğunu söylemek yetersiz olur. Çeşitli unsurlar her bireyde farklı özellikleri ortaya çıkarabilir. Yurt dışında gerçekleşen ve henüz düşüncesi şekillenmemiş bir anasınıfı öğrencisinin hikâyesi durumu şöyle açıklar: Öğrenci sabah hışımla resim defterini eline alıp çizmeye başlamış. Hızlıca bir şeyler çizerken öğretmeni sormuş “ne çiziyorsun?” diye. Çocuk cevap vermiş “öğretmenim tanrının resmini çiziyorum”.  Öğretmeni şaşırmış tabi gülümseyerek şöyle söylemiş “Ama tanrıyı hiç kimse görmedi ki”. Çocuk kendinden emin bir şekilde cevap vermiş öğretmenine “Merak etmeyin öğretmenim beş dakika sonra herkes öğrenecek”.

Haberin Devamı

PROF. DR. ALİ HAYDAR ŞAR KİMDİR?
Prof. Dr. Ali Haydar ŞAR, 1992 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik danışmanlık alanında lisans, 1997 Selçuk üniversitesi Sosyal Bilimler Ens. Eğitimde Psikolojik Hizmetler alanında yüksek lisans ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında doktorasını tamamladı. 2014 yılında doçent, 2019 yılında Profesör unvanını aldı. Sırasıyla Niğde Halis Demir Üniversitesi, Aksaray Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesinde çalıştı. 2016-2020 yılları arası Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekan yardımcılığı, PDR  A.B.D. başkanlığı yaptı, Halen aynı A.B.D da öğretim üyeliği ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü görevini sürdürüyor. Bağımlılık, mobil telefon bağımlılığı, çocukluk çağı depresyonları, psikolojik danışma, çocukluk utangaçlığı, gibi konularda bilimsel çalışmaları ve kitapları bulunuyor.

BAKMADAN GEÇME!