GeriEğitim Çocuklar evden ayrılırken
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuklar evden ayrılırken

Çocuklar evden ayrılırken

Yaklaşık dört yıl önce, bizim evde müthiş bir heyecan. Büyük kızım hayal ettiği üniversiteye kabul edildi. Kızımda en az bizim kadar emeği olan herkesle bu haberi paylaştık. Tebrikler, kutlamalar, yolu açık olsunlar... Her dilek, babasının ve benim yüzümüzde ayrı bir gülümsemeye sebep oldu. Ama bir şey var bende...

Tarifi yok, hangi ara gelip içime, zihnime çöreklendi bilmiyorum. İklimi ılıman, istinasız her dakika bir hissin doğduğu anne yüreğimden yüzlerce kelebek aynı anda kanatlanıyor sanki. İnce bir sızı, kağıt kesiği gibi. Sevinçten uçuyorum uçmasına ama tuhaf biçimde oraya buraya çarpa çarpa. Zihnime, kalbime bir soru işareti gelip kancasını takıveriyor. “Bahar, farkında mısın Burcu gidiyor? Şimdi ben sadece iş, güç, sınav, plan, program izin verdikçe mi göreceğim kızımı? Bir de üstüne saat farkı. Nasıl yani? Ben, istediğim zaman, an, dakika kızımı göremeyecek miyim?” Anne yanım bir kuytuda hüngür hüngür ağlamak istiyor. Kızıma sarılmak, hatta bu vesileyle diğer kızıma da mesaj verecek şekilde, “Ben sizden uzakta kalmak istemiyorum, bununla nasıl baş edeceğim bilmiyorum” demek istiyorum. Anneliğin dürtüsel ve sezgisel hallerinde imdadıma koşan içimdeki eğitimci ise “Bahar, böyle davranırsan çocuğuna nasıl bir duygusal yük yaratacaksın, farkında mısın? Biliyorsun doğduğu günden bu yana, kendi kanatlarıyla uçmak için çalışıp çabalıyor. Başarısı gurur verici, ama yanında olduğunu hissettirmenin, onu sevdiğini söylemenin yolu bu değil. Hem onu böyle, kendi ayaklarının üzerinde duran, ideallerine sahip çıkan, güçlü bir birey olarak yetiştirmek isteyen sen değil miydin?” diyor.

OLACAK ŞEY DEĞİL
Hadi bakalım Bahar Hanım, cevap ver! Evet demek geliyor içimden, sonra hayır demek, tam olarak değil demek, sonra bilmiyorum demek istiyorum. İçimdeki eğitimcinin karşısında resmen kekeliyorum. Gel de çık işin içinden. “Hadi git bakalım” demek öyle kolay değil, kal demeyi aklımdan dahi geçiremiyorum. Olacak şey değil. Nasıl başedeceğimi resmen bilmiyorum. Annem geliyor aklıma o an. Ona sorsam, danışsam... Beni, bu tuhaf çift kutuplu ruh halini, kalbimde uçuşan kelebekleri, hatta o kağıt kesiği gibi hissi en iyi annem anlar çünkü. Öyle ya, bundan yıllar önce, aynı duyguları yaşatmıştım ona. Yurtdışına yüksek lisans için gidişim netleşmişti. O an gözlerini anımsıyorum, yüzüme bakışını... Her gidiş gelişimde ve uzakta olduğum süre zarfında şefkati, ilgisi ve merakı evlat ruhumu okşarken bir yandan yetişkin tarafıma ağır gelirdi. Bazen fazla abarttığını düşündüğüm anlar bile olurdu. Tek çıkış yolu var: Anne yanım ve eğitimci yanımı uzlaştırmak. Ben de bir zamanlar hayatıma yön vermek için bir yola çıkmıştım. İdeallerim için, sevdiğim iş için, kendi kanatlarımla uçmak için. Şimdi sıra kızımdaydı. Annem de o dönem çok duygulanmıştı ama şefkatle, sabırla, bana duyduğu güvenle yolculuğumu desteklemişti. O benim hikâyemdi, bu ise kızımın. Şimdi bu hikâyede anne bendim, sıra bendeydi. Kızımın eğitim yolculuğu yalnızca onun değil ebeveynlik yolunda benim de kendimi ölçtüğüm, tarttığım yeni bir sınav gibiydi.

EBEVEYNLİĞİN EVRİMİ
Ebeveyn olmak herkes için farklı bir deneyim. Cinsiyetiniz, psikolojiniz, eğitiminiz, kültürel kodlarınız, çocuğunuzu yetiştirdiğiniz ülkedeki ideolojik yelpaze, sosyo-ekonomik durumunuz gibi birden fazla bileşenle şekillenen engebeli iş. Tuzaklarla dolu olduğu da gerçek. Yaşamda maddi ve manevi limitlerinizi sonuna kadar zorladığınız, bol tuzaklı bir yolculuk. İki yaş krizindeki sabır testleri... Ergenlikle başlayan isyan nöbetleri... Arkadaşları, öğretmenleri, dinlediği müzik, izlediği filmle, okuduğu kitap hatta ilk aşkıyla katman katman gelişen kişiliği... Üniversite ve meslek seçimindeki stresin yönetimi. Bakım veren kimliğinden kontrol edene ve sonunda yardıma her daim hazır olsanız da mecburen karşıdan izleyen kimliğine doğru evrildiğiniz, evrilmek zorunda olduğunuz bir süreç. Kök aileden süresi tanımlı, sınırları belli ilk ayrılık, eğer her şey yolunda giderse, hastalık, göç, ve/veya boşanma gibi bir faktör olmazsa, okulla başlıyor. Bu noktada ebeveynin de rolü ve konumu değişiyor, değişmesi gerekiyor. Çocuğun ayrı bir yapı içinde var olma deneyimini sağlıklı biçimde yaşaması çok önemli. Ebeveyn evde bakım sağlayan rolünü okul sınırları içine sızdırırsa, ilerde işgörüşmesine aileleriyle gelen gençleri çok da yargılamamak gerekiyor.

SEN BENİM GÖZÜMDE HİÇ BÜYÜMEDİN Kİ
Ebeveyn-çocuk ilişkisinden yetişkin-yetişkin ilişkisine evrilme sürecinde esas olan, bağlılık ile bağımlılık arasındaki farkın ayırdına varmaktır. Kök aileden kopmak, bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak özellikle de ülkemizdeki korumayı ön plana aile yapısı için kolay değil. Bu işin kültürel tarafı. Bir de ebeveyn olmanın psikolojik boyutu söz konusu. Her anne-babanın içinde çocuğun kendine bağımlı olmasını isteyen bencil bir taraf var. “Sen benim gözümde hiç büyümedin ki”, “Ne kadar büyürsen büyü, benim çocuğumsun, benim için halâ çocuksun” cümlelerinin de sahibi olan bu yönümüz kontrolü ele aldığında, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki zincirin son halkası diyebileceğimiz yetişkin-yetişkin parçası yerle bir oluyor. Sonunda ise rollerin darmadağın olduğu patalojik bir ilişki ortaya çıkıyor. Ne ebeveyn ne de çocuk mutlu oluyor. Aile bağlılığı adı altında süren bu ilişki, çocuğu büyütmez ve bağımlı kılar. Oysa esas amaç gencin kök aileden sağlıklı ayrılışını tasarlayabilmek, yönünü belirlemesini ve özgürce kendi yaşamını kurmasını sağlayacak aile ve iletişim atmosferini sağlayabilmek. Bu denge zor olsa da bir yetişkin yetiştirebilmeyi başarmanın lezzeti ebeveyn yolculuğunun en güzel duygusu.

BİR YETİŞKİN ANNESİ OLMAK
Kızlarımın eğitim yolculuğuyla birlikte artık iki çocuk değil, iki yetişkin annesi demenin gururunu yaşıyorum. İkisi de ideallerinin ardından tutkuyla gidiyor. Duygularının, kararlarının sorumluluğunu alan birey olma yolunda ilerliyorlar. Benim için kolay değildi ama dengeyi bulduk ve en önemlisi de koruduk. Bu süreçte anneliğimin sezgileriyle eğitimci yanımı dengeleyen bir kitap da benim için gerçekten yol gösterici oldu. Stanford Üniversitesi (ABD) Birinci Sınıflar ve Rehberlik Dekanı Julie Lythcott- Haims’in ‘Bir Yetişkin Yaratmak: Aşırı Ebeveynlik Tuzağına Düşmeden Çocuğunuzu Başarıya Hazırlayın’ kitabını tavsiye ederim. Kitabı keşfettikten sonra İKÜ Yayınevi olarak 2017 yılında Türkçe’ye kazandırdık. Çocuğu yeni eğitim-öğretim yılında ilk kez okula başlayan, üniversite eğitimi için çocuğunu farklı bir şehre ya da ülkeye gönderme konusunda tereddüt edenlere ya da bu süreçle nasıl başedeceği konusunda her gün yeni bir soru işaretiyle başetmek durumunda kalan ebeveynlere, anne olarak önerim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle