« Hürriyet.com.tr

Dünyanın en iyi işinden emekli

Dünyanın en iyi işini kapan adamı hatırlıyor musunuz? Hani bundan 6 ay evvel Avustralya’daki Büyük Set Resifi adalarında bekçilik yapmaya hak kazanmıştı.

Hürriyet Haber
X

Banu TUNA
 
34 yaşındaki İngiliz Ben Southall, bu işi 34 bin kişiyi geride bırakarak aldı. Bunun için sıkı bir yarışa girdi. Yüzme, dalma becerileri test edildi, onlarca görüşmeden geçti, yerel yemeklerle bir sıkıntısı olup olmadığına bile bakıldı. Tanıdıktan sonra anladım ki, bunların her biri onun için çocuk oyuncağı.

O zaten, sadece geçen yıl 5 maraton koşmuş, 5 dağa tırmanmış. Geçtiğimiz 6 ay boyunca, dünya üzerindeki en büyük canlı kabul edilen resiflerde keşif gezileri yaptı, gördüklerini, yaşadıklarını internetten bizlerle paylaştı. Ben’in görevi bu ayın sonunda doluyor. Dünyanın en iyi işinden emekli olacak. Onu vazife başında yakaladım, hep merak ettiğim gündelik rutinini ve emeklilik planlarını sordum.

Hamilton Adası’na bekçi arandığından nasıl haberdar oldunuz, başvuru süreci nasıl geçti?
- Çok yakın bir arkadaşım, İngiliz gazetelerinden birinde çıkan haberi kesip saklamış, o söyledi. Sonra aynı gün İspanya’da yaşayan halam, iş başvurusunun linkini e-postayla göndermiş; bu tam sana göre diye. İkisi de aynı anda aynı şeyi düşünmüşler. Başvuru süreci, muhteşem ve çılgınca bir deneyimdi. Parçası olmaktan büyük mutluluk duydum. Sizin nasıl biri olduğunuzu anlayabilmek için dibine kadar kazdıklarını söyleyebilirim. Ben bile kendim hakkında bilmediğim bir sürü şey öğrendim.

Peki bu işten önce kimdiniz, neler yapardınız?
- Londra’da otomotiv sistemleri mühendisliği okudum ama bu alanda hiç çalışmadım. Son 10 yıldır seyahat ve aktivite organizasyonuyla ilgileniyordum. İşim gereği Güney Afrika ile İngiltere arasında mekik dokuyordum. Geçen yıl, kişisel maceramı tamamladım; hayır işlerine kaynak sağlamak için Land Rover’ımla tüm Afrika’yı dolaştım. Bu sürede beş maraton koştum, kıtadaki en yüksek 5 dağa tırmandım.

Anlaşılan ofisteki masanızdan kalkıp da kendinizi Hamilton’da bulmadınız.
- Şehir hayatını pek sevmem, hep açık havada oldum. Uçsuz bucaksız yerlerde olmayı, yeni şeyler keşfetmeyi seviyorum. Bir vakitler de turist rehberliği yapmıştım. Müşterileri balık avlama ve kamp gezilerine götürürdüm.

Bunları duyduktan sonra neden sizi seçtikleri ortada ama yine de sormalıyım, başvuruda bulunanlarda ne gibi özellikler arıyorlardı ve siz nasıl kaptınız dünyanın en iyi işini?
- İlk etapta çok fazla özellik aranmıyor. İngilizce konuşmanız, iyi yüzme bilmeniz ve kolay yorulmayacak kadar yüksek enerjiye sahip olmanız yeterli. Bana söylediklerine göre, beni seçmelerinin birkaç nedeni var. Bir defa, halihazırda adadaki yaşama benzer bir hayat sürdürüyordum. Açık havada olmayı, tüm spor dallarını, mangal başında sosyalleşmeyi ve gerektiğinde sıkı çalışmayı seven biriyim. 34 bin başvurunun 50’ye indiği en son ve en çekişmeli aşamada sanırım videom öne geçmemi sağladı.

Adayla ilgili ilk izleniminiz nasıldı? Görevde ilk gününüz nasıl geçti?
- Koyu yeşil ormanlarla kaplı tropik bir ada düşünün. Masmavi okyanusun ortasında... Broşürlerde ve dergilerde gördüğünüz yerlerden biri. İlk günüm koşturmacayla geçti. Sanırım dünya medyasının yarısı oradaydı ve sürekli çekim yapılıyordu.

Sıradan bir gününüz nasıl geçiyor, neler yapmanız bekleniyor?
- Her gün başka bir adaya gidiyor, keşfe çıkıyorum. O adanın ziyaretçilerine sunabileceği muhteşem şeyleri tespit ediyorum. Bunların fotoğrafını çekiyor ve bazen filme de alıyorum. Sonra elimdekileri internet üzerinden insanlarla paylaşıyorum.

Peki gerçekten dünyanın en iyi işinde mi çalışıyorsunuz?
- Benim kesinlikle bugüne kadar yaptığım en iyi iş. Ama başkaları sakin ve rahat zaman geçirme hayali kuruyorlarsa mutsuz olabilirler. Çünkü gerçekten çok çalışıyorsunuz.

KIZ ARKADAŞIMIN GÖZÜ ÜZERİMDE

Bu işe aday olacaklarda bulunması gereken en önemli özellik?
- Bitmek bilmez bir enerjiye sahip olmak. Bir de ne olursa olsun hep gülümsemeniz gerekiyor.

Tamam dünyanın en iyi işindesiniz de, hiç mi zor yanları yok?
- Gece geç saatlere kadar çalışmak zor olabiliyor ama tek sıkıntım bu olsun. Şikâyet edecek değilim.

Ada bekçiliği yapmaya başladığınızdan beri sosyal hayatınızda bir değişiklik oldu mu? Ne de olsa artık şöhretli birisiniz, binlerce takipçiniz var. Ne bileyim kadınlarla ilişkiniz nasıl, hayranlarınız var mı?
- Hahaha... Evet sosyal çevrem acayip genişledi. Dünyanın her tarafından bir dolu farklı insanla tanışıyorum. Ama her biriyle ilişkim sadece birkaç gün sürüyor, sonra adadan gidiyorlar. Memleketteki arkadaşlarımı özlüyorum ama yakında onları yeterince görme fırsatını yeniden yakalayacağım nasıl olsa. İnternetteki sosyal ağlar üzerinden benimle irtibat kuran birkaç kişi var sadece. Arada bir, tuhaf mail’ler aldığım oluyor. Burada tanıştığım herkesle çok iyi zaman geçiriyorum. Kadınlara gelince... Kız arkadaşımın gözü sürekli üzerimde.

Bu işi yaparken öğrendiğiniz en önemli şey nedir?
- Yaptığım işe kendimi, benim için önemli olan şeyleri, hatta kız arkadaşımı bile unutacak kadar derin gömülmek.

Bu benzersiz işten emekliliğinize az bir zaman kaldı. Ne hissediyorsunuz?
- Bir sonraki maceraya atılacağım. Bu sadece güzel bir basamak taşı ve muhteşem bir deneyimdi.

ADAYA YANINDA GÖTÜRDÜĞÜ 3 ŞEY

Giderken yanıma, geçen yıl Afrika’yı dolaşırken de çok işime yarayan Leatherman marka çok fonksiyonlu çakımı aldım. Özellikle sabahları yüzmeyi ve formda kalmayı sevdiğimden deniz gözlüklerimi unutmadım. Odamın duvarında yeğenlerimin benim için çizdiği üç resim var. Dünyanın öbür ucunda olabilirler ama resimleri ofisimde duruyor.

Kaynak:

GezginGezgin
Rüzgar uğultusundan başka hiçbir sesin olmadığı yer: Kayaköy
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en gizemli yapıları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
İngiltere’nin sessiz gölü: Ullswater
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Türkiye'de ilginç bir yer: ‘Kırmızı periler diyarı’
GezginGezgin
Avrupa'da masal kasabası: Hallstatt!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bu ülkeleri gezmek için ne vize ne de pasaporta gerek var