Eğitim Haberleri

    Ders çalışmada ödül ve cezanın rolü

    Prof. Dr. Selahiddin ÖĞÜLMÜŞ - Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
    09.05.2016 - 09:00 | Son Güncelleme:

    Çok yakın zamanlara kadar insanların ödül almak veya ceza ile karşılaşmamak için bazı davranışlarda bulundukları düşünülürdü. Yaygın olarak kabul gören bu düşünceye uygun olarak, örneğin öğrencilerin de ödül elde etmek (yüksek notlar almak) veya cezadan kaçınmak (anne-babadan veya öğretmenlerden olumsuz bir söz duymamak) için ders çalıştıkları varsayılırdı. Ödülün bir davranışın tekrar edilme olasılığını artırdığı, cezanın da azalttığı kabul gören bir görüştü.

    Eğitim psikolojisi uzmanları artık ödül ve cezanın etkisi konusunda farklı düşünüyor. Örneğin, bir çalışmada kan bağışı yapıp yapmama konusunda tereddüt yaşayanlardan oluşan bir gruba para ödülü vadedilirken diğer bir gruba ödül teklif edilmeksizin sadece kan vermenin erdemli bir davranış olduğu söylendiğinde, para ödülü vadedilmeyen gruptakiler arasında kan verme oranının daha fazla olduğu tespit edildi. Öte yandan, çocuklarını okuldan almakta geç kalan anaokulu öğrencilerinin velilerine bu davranışları nedeniyle ceza verilmeye başlanınca, çocuğunu okuldan geç alan ebeveyn sayısı azalacağına tam tersi oldu ve daha da arttı. Bu tür araştırma bulguları ödül ve cezanın etkisi konusunda doğru zannettiğimiz bilgileri tekrar düşünmemizi gerektiriyor.

    Fiziksel koşullar da etkili değil

    Benzer bir yanılgı, uygun fiziksel koşullar sağlandığında insanların çalışmaya daha istekli olacakları yönündeki görüşler için de geçerli. Örneğin pek çok anne baba, çocuklarının kendi zevkine uygun mobilyalarla donatılmış, kendisine ait bir odası olduğunda çocuklarının kendi odalarında sessiz sedasız ders çalışacaklarını sanıyor. Oysa fiziksel koşulların ders çalışmak için uygun olması öğrencinin ders çalışmasını sağlamaz; bu sadece onların mutsuz olmasını önler, o kadar. Öğrenciyi ders çalışmaya güdüleyen şey, kendi ihtiyaçlarına ve düzeyine uygun yeni bilgi ve beceriler kazandığını, ilerlediğini, geliştiğini, daha yetkin ve yeterli bir birey haline geldiğini hissetmesidir. Bu durumda öğrenci fiziksel koşullara aldırış etmeden ders çalışmaya devam eder.      

    Öğrencileri ders çalışmaya güdüleyen şey, kazandığı bilgi ve beceriler sonucunda kendisini daha yetkin ve yeterli hissetmesidir. Bu da öğrencinin bir birey olarak başkalarına daha az bağımlı olması ve kendi başına hareket edebilme gücü kazanması ile sonuçlanır. Kendi bilgi ve becerilerine güvenen birey kendine değer verir ve özgüveni yükselir. Bu da arkadaşlarıyla ilişkilerine yansır, onlarla yakın ve doyurucu ilişkiler kurmasını ve bu ilişkileri sürdürebilmesini sağlar.

    O halde ders çalışma konusunda fiziksel koşulların rolünü abartmamak gerekiyor. Eğer neye ihtiyacınız olduğunu ve ne istediğinizi biliyorsanız, yani hedeflerinizi belirlemişseniz, fiziksel koşullar size engel olamaz. Örneğin, ilkbahar mevsiminin bu ilk günlerinde renk renk etrafımızı saran ve bizi ders çalışmaktan alıkoyan havaların kışkırtıcılığı ders çalışmamak için bir mazeret olamaz. Tersine, hedefinizi belirlemiş ve bunu gerçekleştireceğinize inanmışsanız, ilkbaharın güzelliklerini bir avantaja dönüştürebilir, örneğin kitabınızı da alıp bir parkta öğrenmeye, yeni bilgi ve beceriler, yeni deneyimler kazanmaya devam edebilirsiniz. Tercih sizin. 

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı