Dünya Haberleri

DÜNYA

    Bize gelmesinler de

    Ahmet KÜLAHÇI
    17 Şubat 2017 - 10:45Son Güncelleme : 17 Şubat 2017 - 10:45

    AVRUPA Birliği (AB) ülkelerinde politik sorumluluk taşıyanlar da, muhalefetteki politikacılar da, sınırlarını sığınmacılara kapatmak için özellikle son dönemlerde çok sıkı kafa yormaya koyuldular.

    Bize gelmesinler de2015 yılının ortalarından sonra daha ziyade Suriye, Afganistan ve Irak’tan gelen sığınmacı sayısının artması üzerine AB’li yöneticiler, önce Türkiye ile bir Sığınmacı Sözleşmesi imzaladılar.
    Yani Türkiye’nin sığınmacılara Avrupa’ya geçiş kapılarını açmasını bu sözleşme ile engellediler.
    Başarılı da oldular.
    Bu sözleşme sayesinde Balkan Yolu üzerinden Avrupa’ya gelen sığınmacı sayısı çok azaldı.
    Ancak Libya üzerinden deniz yoluyla Malta ve İtalya’ya ulaşmak için yollara düşen Afrikalı sığınmacıların sayısında düşüş olmadı.
    2015 yılında İtalya’ya deniz yoluyla 160 bine yakın sığınmacı gelirken bu sayı 2016 yılında 180 bine ulaştı.
    Tabii kendi ülkelerinde süregelmekte olan savaştan, açlıktan, yoksulluktan kaçıp, hayatta kalabilme umuduyla yollara düşen bu insanlardan birçoğu Akdeniz’de can verdi.
    2015 yılında 3 bin 771 sığınmacı batan tekne ve derme çatma gemilerde can verdi.
    2016 yılında da denizlerde boğularak can veren sığınmacıların sayısı 4 bini aştı.
    Evet, işte bir yanda hayatta kalabilmek, hayata tutunmak için her şeyi göze alıp yollara düşen insanlar.
    Diğer yanda, bu çaresiz insanlara kapılarını sonuna kadar kapatan ve açmak istemeyen Avrupalılar.

    ***
    Evet, Avrupa’nın ortak değeri özgürlüktür.
    Avrupa’nın ortak değeri dayanışmadır.
    Avrupa’nın ortak değeri düşünceyi ifade özgürlüğüdür.
    Avrupa’nın ortak değeri insan haklarına saygıdır.
    En değerli insan hakkı ise yaşam hakkıdır.
    İşte bir medeniyetler projesi, özgürlük projesi ve dayanışma projesi olarak bilinen AB’nin geldiği nokta.
    “Bize gelmesinler de nereye giderlerse gitsinler!”
    İşte bu yüzden AB ülkeleri yöneticileri, kendi ülkelerinde sığınma başvuruları kabul edilmeyen insanları geldikleri ülkelere geri göndermek ve yenilerin gelmesini engellemek için yeni pazarlıklar peşinde.
    Türkiye ile olduğu gibi Libya ile de Sığınmacı Sözleşmesi peşindeler.
    Yani Libya deniz sınırlarını daha iyi kontrol etsin ki Avrupa’ya sığınmacı geçmesin.
    Hatta Libya’da sığınmacı merkezleri kurulması bile gündemde.

    ***
    Aynı durum Tunus için de geçerli.
    Tunus Başbakanı Yusuf Şahid, bu hafta salı günü Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Berlin’de görüştü.
    Merkel, Almanya’da sığınma başvuruları kabul edilmeyen Tunuslu sığınmacıların geri gönderilmesini kolaylaştırmaları için Tunus Başbakanı’ndan yardım istedi.
    Ama Tunus Başbakanı Yusuf Şahid pek de oralı olmadı.
    Hatta Merkel’in geri gönderilecekler için Tunus’ta bir kamp oluşturulması önerisine de sıcak bakmadı.
    Merkel, Almanya’da bin 515 Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) terör zanlısının bulunduğunu ve bunların sadece 116’sının sınır dışı edilebildiğini hatırlatarak Tunuslu mevkidaşından yardım istedi.
    Tunus Başbakanı, Merkel’le birlikte Almanya’nın başkenti Berlin’de 19 Aralık akşamı kentin göbeğinde Yıkık Kilise’nin etrafında kurulan Noel pazarına çalıntı kamyonla dalarak 12 kişinin ölümüne ve 40’ın üzerinde kişinin yaralanmasına yol açan Tunuslu terörist Anis Amri’nin 2011 yılında Almanya’ya geldiğini, saldırının ise 2016 yılı sonunda işlendiğini hatırlatarak “Bu insanların beyinleri Tunus’da değil, Almanya’da yıkanmış” dedi.
    Yani bir yere, “Bunlar sizin teröristleriniz. Biz bu teröristleri geri almayız” dedi.
    Kaldı ki AB ülkelerinin, Afganistan, Tunus ve Libya gibi ülkeleri güvenli ülkeler listesine alarak sığınma başvuruları reddedilenleri bu ülkelere geri gönderme çabalarını da anlamak mümkün değildir.
    Bu ülkeler ne zamandan beri güvenli ülkedir?
    Geri gönderilecek bu insanları o ülkelerde ne beklemektedir?

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı