« Hürriyet.com.tr

Biji azadi İskoçya!

Yaşasın halkların kardeşliği! Kahrolsun emperyalist İngiltere ve onun işgalci ordusu!

Vur Salmond vur...

Savaş Özbey
X
İskoçya’yı kur!
Evet anladığınız üzere İngiltere’de İskoç ayrılıkçı partisi SNP’yi destekliyorum.
Geçen hafta, yani seçim haftası İskoçya’daydım.
Edinburg sokaklarında ‘Free Scotland / in defense, independence’ diye bağırıştık, sloganlar attık.
8 Mayıs’taki seçimlerden büyük zaferle çıktık.
129 üyeli İskoç Parlamentosu’nun 69 sandalyesi bizim.
Bu; yüzde 47’nin bile çok üzerinde bir başarı.
Bannockburn ve Stirling Köprüsü Savaşları’ndan beri İngiliz yayılmacılığına karşı atılmış en güzel tokat!
800 yıl sonra tekrar özgür olma hayali...
Bana mı n’oluyor?
Hiiç... İstanbul’da oturduğum yerden kendi kendime gelin güvey oluyorum.
Ne de olsa başkasının ayrılıkçısı baldan tatlı!
Bir nevi sosyal sorumluluk anlayacağınız...
Uzaktan özgürlükçü / demokrat olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum.

DOST VE DÜŞMANLARIM

Büyük ve kutlu bir davanın neferiyim!
Aberdeen’den Tom, Combri’den garson Nessa ve Edinburgh’dan taksi şoförü Wallace’a karşı...
Buckingham’dan Elizabeth (II.), torunu William ve Avam Kamarası’ndan David Cameron...
Britanya’nın her milibahrisinde, her kilometresinde dostum ve düşmanlarım var!
Tam bir ‘tatlısu demokratlığı’ bu... Sırtımda yumurta küfesi yok.
Hem davam var hem başım ağrımıyor...
Oh ne güzelmiş hem haklı hem zayıf tarafta olmak ve bir gri Türk olarak yıllar sonra bir seçimden ilk defa zaferle çıkmak...
Demek batılı kamil demokrasilerin özgürlük savaşçıları... Uzaktan böyle tatlı tatlı yaşıyorlar hayatın heyecanını...
Tavsiye ederim, gelişmiş bir zengin Batılı ülkeden... Siz de derhal sahiplenecek bir etnik dava seçin...
Bask’ı, Flaman’ı, Roman’ı...
İsteyene her dilden her renkten çeşit çeşit azınlık var.
Önderliğimiz kararı verecek... Bağımsızlık için bir referandum tarihi belirleyecek...
Referandum tarihinde zaten banko memlekette olacağım.
Bir de becerip gözaltına falan aldırabilirsem kendimi birkaç saat...
Değmeyin halkçılığıma / barışseverliğime / özgürlükçülüğüme...
Murat Karayılan PKK olarak İskoç modeline fit olduklarını açıkladı ya...
Aybaşı da bir İngiltere seyahati görünüyor, gitmişken önderliğimizden bir röportaj mı istesem ne?
Bizzat İskoç bağımsızlık hareketinin lideri Alex Salmond’dan dinlesek İskoç meselesiyle Kürt meselesinin farklarını, benzerliklerini.
Velhasıl, işte gündemdeki ülke İskoçya...
Ve dumanı üstünde izlenimler, gözlenimler...

Bir başkadır benim memleketim

Anadolu’ya yeşil / cennet diyorsak İskoçya’ya ne demek lazım, bilmiyorum... Bütün bir memleketin Doğu Karadeniz gibi olduğunu düşünün. Highlands denilen derin İskoçya’ya doğru bir shuttle’ın içinde yolculuk ediyoruz: Git git ne çayır bitiyor, ne ağaç; ne manzara. Derenin, ırmağın, gölün haddi hesabı yok. Her yan kartpostal. Sonra tertemiz, korunmuş! Su, musluktan içiliyor. Ama ne su! Spey nehrinden senenin 12 ayı sekiz kiloluk somonlar çıkıyor. Sebze meyve bol, her yan koyun, et ucuz! Evler bakımlı, yerleşim düzenli...

TAKSİ ŞOFÖRÜNÜN HAYALİ

Kişi başı yılda 50 bin dolar kazanıyorlar. Nüfusları beş milyon kadar ama Britanya’nın üçte biri onların topraklarından oluşuyor. Tarihleri, İngilizlerle mücadele tarihi. William Wallace (daha bilinen adıyla Mel Gibson / Braveheart) öncülüğünde İngilizleri yenip bağımsızlık ilan ediyorlar ama sonrası tipik üzerinden güneş batmayan imparatorluk hikayesi. Şimdi kendi bayrakları, parlamentoları ve resmi dilleri var ama 1960’lardan itibaren alevlenen bağımsızlık tartışması hala bir nihayete kavuşmuş değil. Taksi şoförü Wallace’a göre kabahat yine İskoçlarda: “Demokrasi var, oy hakları var ama bağımsızlıktan yana oy kullanmıyorlar!” Wallace’ın istediği oldu. İskoçlar ayrılıkçı SDN’yi tek başına iktidar yaptı.

KİLTİN ALTINA ÇAMAŞIR GİYİYORLAR MI

Soru bendenize değil, Habertürk Gazetesi’nden Nilay Örnek’e ait. Böyle bir efsane varmış ama kıvranıyoruz kıvranıyoruz, konuyu kitle falan getiriyoruz, bir ton şey öğrendik kiltler hakkında fakat kimseye de soramıyoruz, “Bunun altına don giymiyormuşsunuz, doğru mu” diye... Keklenmediysek eğer, gerçekten de öyleymiş. Dikkat ettim, bizim gibi langur lungur da eğilip kalkmıyorlar. Frikik vermemek için oldukları yerde dizlerini kırarak hanım hanımcık eğiliyorlar. Askerde talimleri bile kiltle yapıyorlarmış. En zor yanı sürünmek. Dizleriniz nasır tutuyormuş: “Her-şey-İskoçya-için!”

KANLI SOSİS VE HAGGİS

İskoçya’da asla aç kalmazsınız. Lezzetli peynirleri, taze somonları, güzel etleri ve şarküterileri var. Tek yapmanız gereken Haggis’ten uzak durmak. Hemen her kasabada / restoranda / evde bu geleneksel yemekten var. Midenizi bulandırmamak için kabaca geçiyorum: Kremayla tatlandırılmış bir işkembe yemeği... Durun dahası var: Hala kusamadıysanız size İskoçların kanlı sosislerinden tavsiye ederim. Bildiğiniz hayvan kanını baharatla karıştırıp, bağırsaklara dolduruyorlar! Bir de onu kahvaltıda yiyorlar.

ÖZGÜRLÜK VE VİSKİ BİRLİKTE YÜRÜR

İskoç milliyetçiliğinin sembollerinden olan şair Robert Burns “Özgürlük ve viski birlikte yürür” demiş. E daha ne desin? Bölgede bilinen ilk viski 15. yüzyılda yapılmış. O gün bugündür de viskinin anavatanı olarak anılıyor İskoçya. Ve bu konuda oldukça hassaslar: Eğer bir İskoç barında tutup Jameson viski isterseniz hiddetle “Ama o İskoç değil ki, İrlanda markası” cevabını alıyorsunuz garsondan/barmenden...
JB, Chivas,Jack Daniel’s gibi Türkiye’de çok bilinen markaların İskoçya’da esamesi okunmuyor. Memleketin en meşhur viskisi Famous Grouse. Adını yine ülkenin en meşhur kuşu, keklikten alıyor. Damıtımevi adeta bir müze gibi işliyor. Avrupa’nın her yanından viski severler, meraklılar ve öğrenciler gruplar halinde bu damıtımevini gezmeye geliyor. Rehberler eşliğinde fermantasyondan distilasyona, şişelemeye kadar bütün aşamaları gösterip, birer viski uzmanı olarak sizi mezun ediyorlar.
Ama damıtımevleriyle ilgili en güzel ayrıntıyı Famous Grouse’un değil Macallan’ın damıtımevinde öğrendim. Viski yapıldıktan sonra dinlenmesi için meşe fıçılara alınıyor. Bu fıçıların içinde beklerden küçük bir yüzdesi meşe tarafından emilip buharlaşıyor. Her fıçıda verilen bu kayba ‘meleklerin payı’ diyorlar.
/images/100/0x0/55ea0ccbf018fbb8f86757f5
ÜLKENİN SEMBOLÜ NESSIE

Loch Ness, İskoçya’nın Highlands bölgesinde yer alan İngiltere’nin en büyük tatlısu gölü. Yüzeyi 56.4 kilometrekare, en derin yeri 230 metre. 1500 yıldan beri bu gölde bir su canavarı yaşandığına inanılıyor. İnanılmasını bir kenara bırakın, İngiliz hükümeti canavar Nessie’yi 1975’te koruma altına bile aldı. Canavar gerçekten var olsun olmasın, ‘İngiltere’nin Lazları’ denen İskoçlar bundan para kazanmanın yolunu bulmuş. Bölgeye düzenlenen turlar önemli bir turizm kalemi.

Kaynak: Savaş Özbey

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bilim insanları uyardı! Antarktika’nın altında 91 volkan tespit edildi
YazYaz
Antalya Demre'deki gizemli güzellik!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Her şeyi kuşlar şehirleri terk etmesin diye yapıyor!
YazYaz
Enerjik bir bayram tatili planlayanlara özel öneriler
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Orta Avrupa'da bir utanç müzesi!
YazYaz
Denize girmek için son şans! Yurt içinde en güzel 10 yer