Örnek öğretmen

Güncelleme Tarihi:

Örnek öğretmen
Oluşturulma Tarihi: Aralık 08, 2023 11:20

Yadel Oktay-Coşkun, öğrencilerin yüzde 95’inin göçmen kökenli olduğu bir Alman okulunda görev yapan az sayıdaki göçmen kökenli öğretmenden biri. Bir yandan kendi e çocukluğunun da geçtiği Offenbach’ta 18 yıldır öğretmenlik yapan ve başarılı öğrenciler yetiştiren Okay-Coşkun, diğer yandan tüm topluma eğitim ve öğretim hizmeti veren çok sayıda gönüllü faaliyete öncülük yapıyor.

Haberin Devamı

KISA süre önce yayınlanan uluslararası eğitim raporu PISA, Almanya’daki okullarda da endişe verici gerilemeler tespit ederken, Offenbach’ta öğrencilerin yüzde 95’inin göçmen kökenli ailelerden geldiği okuldan umut veren bir başarı öyküsü. Toplam 900 öğrencisi olan Mathilenschule’de 18 yıldır görev yapan Yadel Oktay-Coşkun’un kendi sınıfındaki öğrencilerin yüzde 60’ı liseye (Gymnasium) kabul edildi. Pandemi döneminin tüm zorluklarına ve sınırlamalarına rağmen, öğrencilerine gerektiğinde ek dersler de verdiğini belirten Yadel öğretmen, “Öğrencilerime hep kendi çocuklarımmış gibi davrandım. Başarısız öğrencilerimi hep yüreklendirdim” diyor. Yadel öğretmen, Hessen eyaletinde özellikle eğitim, sosyal ve kültürel çalışmalarda da öncü isimlerinden. Son olarak Almanya Türk Toplumu’nda (TGD) eğitim konularından sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’nı üstlenen Yadel Oktay-Coşkun, çalışmalarını tüm Almanya geneline taşımaya başladı. Hessen Eğitim Platformu’nun kurucusu olan Yadel Oktay-Coşkun, gönüllülük esasına dayanan birçok eğitim çalışmasında ve mesleki kurumda yer alıyor. Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) Eş Başkanı, Hessen Türk Öğretmenler Derneği (TÖDER Hessen) İkinci Başkanı. Uzun süre de Türk–Alman Kulübü’nün eş başkanlığını yürütmüştü.

Haberin Devamı

Örnek öğretmen
ALMANYA’YA GELDİĞİNDE 40 GÜNLÜKMÜŞ
Yadel Oktay-Coşkun, çalışmak üzere 1970 yılında Antalya’dan Almanya’ya gelen bir göçmen ailenin üç çocuğundan en küçüğü. Doğum yeri Antalya ama ailesi onu orada bırakmamış. Daha 40 günlükken Almanya’ya getirilmiş. Tüm hayatı şimdi öğretmenlik yaptığı Offenbach’ta geçen Oktay-Coşkun, ilk ve orta öğrenimini de buradaki okullarda tamamladıktan sonra Frankfurt Üniversitesi’ni bitirerek öğretmenliğe adımını atmış. ‘İlkokullarda Demokrasi Eğitimi’ konulu doktora çalışmasını aile içindeki bir hastalık ve tez danışmanının ölümü nedeniyle bir süreliğine donduran Oktay-Coşkun, yoğun faaliyetlerinden fırsat bulursa bu çalışmasını tamamlamayı umuyor. Çocukluğunu geçirdiği Offenbach’ta öğretmenlik yapan Yadel Oktay-Coşkun, öğrencilik dönemindeki kendi deneyimlerini de birinci sınıftan alıp, dördüncü sınıfa kadar yetiştirdiği öğrencilerine aktarıyor. Şimdi sözü 18 yıllık öğretmenlik döneminin kendisi için de öğretici olduğunu belirten Yadel öğretmene bırakalım:
Örnek öğretmen


‘BAŞARISIZ ÖĞRENCİLERİMİ HEP YÜREKLENDİRDİM’
“Çocukları okulda başarılı yapan şey ne ders kitaplarıdır ne de akıllı tahtalar. Her şeyden önce iyi bir öğretmenlerinin olması gerekir. Öğretmenler sınıfa getirdikleri istek ve tutku ile öğrencilerinin hayatlarında fark yaratabilirler. Peki başarılı öğretmenler ne yapıyor da başarılı öğrenciler yetiştiriyor? Öğrencilerime hep kendi çocuklarımmış gibi davrandım. Kolaydan zora doğru, öğrencinin anlayacağı şekilde ders anlattım. Olumsuz davranışlarını ikaz ettim, gerektiğinde öğütler de verdim. Başarısız öğrencilerimi hep yüreklendirdim. Öğrencilerin yüreklerine dokunmaya çalıştım. Çünkü öğrenci, öğretmeninin kendisi hakkında güzel düşündüğüne, kendisine yardımcı olmaya çalıştığına ve davranışlarında samimi olduğuna inanırsa ona güvenir. Gönülden bağlanır, dersini can kulağı ile dinler, saygıda kusur etmez. Çok önemli bir nokta daha var: Öğretmen öğrencilerine olumlu davranmalı, çünkü pozitif olmak yaratıcılığa her zaman olumlu katkılar sağlar. Öğrencilerine negatif davranmayan öğretmenler başarılıdırlar ve öğrencilerinin gelişimini isterler. Pandemi koşullarının tüm zorluklarına rağmen son sene sınıfımdaki 21 öğrencimden 13’ünü liseye yerleştirdim. Öğrencilerimle hep aynı hedef doğrultusunda ilerledik. Onlara en başta kendisi adına düşünme becerisi vermeye çalışıyorum. Velileriyle sağlam iletişim kurdum. Bu da onların başarılarına katkı sağladı. Okuma alışkanlığı geliştirmek için müfredat dışından çok sayıda kitabı okuduk, birlikte inceledik. Pandemi döneminde onlara ek dersler verdim. Sayısız müze ve kütüphane etkinliklerine katıldık.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!