GeriAvrupa Neden benim babam
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Neden benim babam

Neden benim babam

NSU, Pegida, AfD.Almanya’da sekizi Türkiye kökenli 10 kişiyi öldüren neonazi terör örgütü NSU ortaya çıkalı dört yılı aştı. Dava mayısta üçüncü yılını dolduracak. Cinayetleri aydınlatmak için Federal ve eyalet meclislerinde sekiz araştırma komisyonu kuruldu. Çok sayıda kitap yazıldı. Ama örgütün Alman güvenlik birimleri ve istihbaratı içinde bağlantıları var mıydı soruları üzerindeki karanlık perde halen kalkmadı.

Almanya’da duvarların yıkılmasından sonra yeniden canlanan nazi düşüncesi, yabancı ve İslam karşıtı Pegida hareketi, AfD’nin seçim zaferi, Almanya değişiyor kaygı ve korkularını artırdı. Alman televizyon kanalı ARD, bu gelişmelere ışık tutacak, övgüye değer bir çalışma yaptı.

NSU, kurbanlar ve güvenlik birimleri üzerine Mitten in Deutschland (Almanya’nın Ortasında) adıyla üç dizi film ve bir belgesel hazırladı. Dizi 30 Mart’ta başlayacak. Yönetmen Züli Aladağ’ın çektiği ikinci dizi 4 Nisan akşamı saat 20.15’te ARD’de ekrana gelecek. Die OpferVergesst mich nicht (Kurbanlar: Beni Unutmayın) adlı film, cinayetleri, NSU’nun ilk kurbanı Enver Şimşek’in kızı Semiya Şimşek’in gözünden anlatıyor.

Neden benim babam
Film Semiya Şimşek’in Schmerzliche Heimat (Acı Vatan) adlı kitabından uyarlandı. Babasının ırkçı bir cinayete kurban gitmesine dayanamayan Semiya Şimşek, Almanya’ya sırtını dönüp Türkiye’ye yerleşti. Filmin galasında görüştüğüm Semiya Şimşek, doğup büyüdüğü Almanya’yı niçin terk ettiğini, film çekimlerinde ve bittikten sonra yaşadığı duyguları anlattı.

FİLMİ İZLERKEN NELER HİSSETTİNİZ?

Filmi daha önce ailece seyrettik ve o yaşadığımız ağır günler yeniden nüksetti, yeniden canlandı içimde. Eşim, kardeşim, kuzenim... Hepimiz ağladık. Babam öldürüldüğünde daha küçüktük, gençtik. Ben 14 yaşındaydım. O zaman bazı şeyleri anlamıyorsunuz. Ya da acınızı yaşayamıyorsunuz. Ama bu filmde tekrar yaşadım acıları. Her şey tekrar gözümün önünde canlandı. Film zaten kitabımın bir özeti. Kitabı yazarken, insan bir noktada kapatıp bir kenara koyabiliyor. Filmde 90 dakika tam konsantre izliyorsunuz. Bir duygudan diğer bir duyguya geçişler çok hızlı. Senaryo kitabıma tamamen sadık kalmış. Önemli yerlerini 90 dakikaya başarılı biçimde sığdırmış.

Neden benim babam

KİTABI YAZARKEN NELER HİSSETTİNİZ? 

Kitaba öyle pat diye başlamadım. Çok dosya vardı. O dosyaları incelemem gerekiyordu. Önce poliste kimin ne dediğini okudum. Kim bizim ailemizi destekledi, kim desteklemedi, onları gördüm. Onlara da çok üzüldüm. Biz NSU kurbanları aslında kalabalığız. Ama o zaman kitap yazacak bir güç yoktu. Aileler kendi içine çekildi. Ben sesimizi duyurmak istedim. Kitabı biraz da bunun için yazdım. Ailece neler çektiğimizi, insanlar bilsin istedim. Babamı ölümsüzleştirmek istedim. Polis, babanızla ilgili soruşturma yaparken, uyuşturucudan şüpheleniyor. Taktik olarak annenize “Sevgilisi var” diye bir fotoğraf gösteriyor.

BU İDDİALARI DUYUNCA, SİZ DE ŞÜPHELENDİNİZ Mİ?

Ben bu davayla birlikte büyüdüm. O zaman 14 yaşındaydım, şimdi 31 yaşındayım. Ben babamın nasıl bir insan olduğunu bilecek bir yaştaydım ve öyle şeylere başından itibaren inanmadım. Zaten polisin kendisi daha sonra anneme söyledi: “Bunlara inanma. Kocanı nasıl hatırlıyorsan, öyle kal” dedi.

Neden benim babam

KİTABI BİTİRDİĞİNİZDE ÇOK RAHATLAMIŞ HİSSETİNİZ Mİ KENDİNİZİ?

İlk başta kitabın etkisinin bu kadar büyük olacağını düşünmemiştim. Kitabı yazmak bana bir terapi gibi geldi. Bitirince tamamen rahatladım. İnsanın içinde öfkeler, kızgınlıklar vardır. Kitabı yazarken beni meşgul eden şeylerden, kızgınlıklar ve öfkelerden de kurtuldum. Kitabı bitirince, o defteri kapatıp tekrar kendi hayatıma döndüm. Şimdi kendimi daha sağlıklı hissediyorum. Yaşayamadığım şeyleri yaşamaya başladım. Mesela üzüntümü yaşayamamıştım. Kitapla tekrar mutluluğa kavuştum. Diğer kurban ailelere de bunu tavsiye ederim.

Bugün geriye dönüp baktığınızda, acaba bu seri cinayetlere karşı daha fazla toplantılar, gösteriler yaparak, polisi baskı altına almamız gerekirdi diye düşündüğünüz oluyor mu?

Medya cinayetlerle ilgili yanlış bir resim yaydı kamuoyuna. Kurbanlar şüpheli kişilermiş gibi gösterildi. Bu olmasaydı, biz belki toplumda daha çok dayanak görürdük. 2006'da Kassel'de, Dortmund'ta gösteriler yaptık. Cinayetleri nazilerin işlediğini biz o zaman tahmin ettik. Bunu açık açık söyledik. Ama maalesef bizi ciddiye alan olmadı.

ŞİMDİ NERDE YAŞIYORSUN?

Evlenip Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesinde yerleştim. Eşim gazeteci. Bir oğlum var. Babamın köyü bana 10 kilometre. Filmde babamın köyünde çekimler yapıldı. Mezarlık köyün mezarlığı. Ev de babamın evi. Filmde oynayanlar da babamı tanıyanlar ve cenazeye katılan insanlar.

Neden benim babam


ALMANYA'YA SIRTINIZI MI DÖNDÜNÜZ?


Eşimle tanıştığımda, NSU olayı yeni ortaya çıkmıştı. Cinayetin ırkçılık nedeniyle işlenmesi beni çok etkiledi. Biz Almanya'da küçük bir kasabada yaşıyorduk ama hiç ırkçılığa maruz kalmamıştık. Bu olay ortaya çıkınca, nerde yaşayalım sorusu gündeme geldi. Eşim bu olayı öğrenince, Almanya'ya gelmek istemedi. Açıkçası onun istikbalinin de babamınki gibi olmasını istemedim. Kendisi gazeteci ve orada bir gazete çıkarıyor. Ben bunun üzerine oraya yerleşmeyi tercih ettim.

ALMANYA'YA BİR KÜSKÜNLÜK YOK MU?

Tabii ki, bir küskünlük de var. Böyle bir olayın yaşanması elbette bir faktördü. Şu anda diyorum ki, iyi ki orada yaşıyorum. Bugün burada mültecilere karşı havayı, Pegida hareketini görünce, bunu çok daha rahat söylüyorum. Sarrazin'den sonra burada hava değişti. Ondan önce insanlar komşusunu sevmese bile saygı duyuyordu. Ama şimdi sevmiyorum diye bağırıyor. Almanya, Avrupa ülkeleri göçmenlere karşı radikalleşti. Türkiye'de en azından çocuğuma karşı kimse ırkçılık yapamayacak. Bir oğlum var 2.5 yaşında. Ama burayı da seviyorum. Kardeşim burada yaşıyor. Ben 28 yaşına kadar burada yaşadım. Buradan da kopmadım. Çok sık geliyorum. Kuzenlerim burada. Türkiye'de buradaki çok kültürlülüğü özlüyorum.

DURUŞMALARI NE KADAR SIK İZLİYORSUNUZ?

Çok gitmiyorum, gitmek de pek istemiyorum açıkçası. O kadının orada o rahat hareketlerini görmek istemiyorum. Mahkemenin akışından memnun musun? k Hayır değilim. O da gitmeme sebeplerinden biri. Geçen konuşacağını söyledi. Kardeşim çok ümitle gitti. Ben, ‘Umutlanma, bir şey söylemeyecek’ dedim. Gelmedim, iyi ki de gelmemişim.

MAHKEMENİN SİZİ RAHATLATACAK BİR SONUCA VARACAĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Düşünmüyorum. Çünkü ben yıllardır kafamda taşıdığım soruları halen içimde taşıyorum. Bu sorular aydınlanmadı...

HANGİ SORULAR?

Mesela, neden benim babamı seçtiler. Kurbanları neye göre belirlediler. Kaç yıl yatması beni pek ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren bu sorular ve bu sorulara cevaplar.



Yorumları Göster
Yorumları Gizle