GeriSeyahat Afrika’nın en misafirperver ülkesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Afrika’nın en misafirperver ülkesi

Afrika’nın en misafirperver ülkesi

Biraz seyahatle haşır neşir olan okurlar, Faruk Budak ismini mutlaka tanır. Muhtemelen de en çok Burma’daki sahipsiz kalmış Türk şehitliğini kurtarma çalışmaları ve emekli olduktan hemen sonra çıktığı 15 aylık Afrika-Asya seyahatiyle... Bir de nereden emekli olduğunu yazarsam, ne kadar enteresan bir kişilik olduğunu anlarsınız: Faruk Budak (47), emekli olduğunda rütbesi albaydı ve 25 yıllık askerdi.

Anlayacağınız, emeklilik, hayatında yeni bir sayfa açmış desem, yalan olmaz. O günden beri yollarda. En uzun seyahati olan Afrika-Asya yolculuğunda, 15 ay boyunca Türkiye’ye hiç gelmemiş. Cape Town’dan İstanbul’a kadar karadan gelen tek Türk o. Şimdi serbest çalışıyor ve proje/risk yönetimi danışmanlığı yapıyor, eğitimler veriyor, zaman zaman hobi-rehberlik yapıyor. Bir yandan da doktoralı bir mühendis olmasına rağmen- Beykent Üniversitesi’nde turizm rehberliği okuyor. Bitince, kokartlı rehber olacak.

Senegal deyince ilk aklınıza gelenler neler?

- Balık, sıcakkanlı insanlar ve Afrika kültürü. Afrika’da beyaz insana karşı bir tepki vardır. Çok açık göstermezler ama hissedersiniz. Önce köle ticareti yüzünden, sonra kolonizasyon sebebiyle nefret etmişler beyazlardan. Ama Senegal diğer Afrika ülkelerinden biraz farklı. İnsanları çok sempatik. Bence Afrika kıtasının en misafirperver ülkesi. Zaten en çok turist alan Afrika ülkelerinden biri.

Neden böyle sizce?

- Kesinlikle insanla ilgili bence. Halkın neredeyse hepsi Müslüman ama bağnaz, kapalı Müslüman değiller. Ha, erkekleri dört kadınla evlenmiyor mu, evleniyor. Ama modernler, düşünceleri açık. Kıyafetleri özgür; omuzları, belleri açıkta, başları kapalı değil. Fransa ve İspanya’dan Senegal’e gelmek de çok kolay. Bu ülkelerden çok turist alıyor.

Paris-Dakar rallisinin de bu turizm patlamasında etkisi var mı peki?

- Var tabii. İsmi, Paris-Dakar Rallisi ama bitiş noktası Dakar’da değil. Şehrin 40 kilometre kuzeyindeki Lac Rose’da (Pembe Göl’de) bitiyor. Burası, Dakarlıların çok sevdiği bir piknik ve sayfiye alanı. Günübirlik geliyorlar. Göldeki tuz oranı inanılmaz yüksek. İçindeki bileşimler sebebiyle güneş vurunca kırmızı oluyor suları. Rallinin bitiş noktası hemen gölün kenarında. Ralli olduğu dönemde Lac Rose’un çevresi kimlik değiştiriyor, bambaşka bir hal alıyor. Bu göl aynı zamanda çok önemli bir tuz kaynağı. Kıyılarında tuz tepeleri oluşuyor işçiler çalışırken.
/images/100/0x0/55eb3914f018fbb8f8b35bda

BEGONVİLLER VE ESİR TİCARETİNİN HÜZNÜ

Başkent Dakar nasıl bir şehir?

- Tipik bir Afrika başkenti değil belki ama diğer tüm Afrika şehirleri gibi tehlikeli. Geceleri sokakta yalnız dolaşmak yürek ister.

Köle ticareti yapıldığı dönemlerden kalan izler var mı?

- Dakar’ın hemen açığındaki Gore adası, esir ticaretinin merkezi olan yerlerden biri. Şu an UNESCO koruması altında. Afrika kıtasından giden köleler Gore adası üzerinden yollanırmış Amerika’ya.

Fotoğraflara bakınca, renkli evleri ve palmiyeleriyle sempatik bir yermiş gibi duruyor. Esir ticareti yapıldığı dönemdeki hüznü hissediyor musunuz adada?

-
Adadaki evlerin bir kısmı sarı, bir kısmı kırmızı. Hollandalıların egemenliğindeyken, evleri kırmızıya boyamışlar. Fransızların egemenliğindeyken ise sarıya. O renklerin değiştirilmesi bugün yasak. Her köşeden begonviller fışkırıyor. O yüzden güzel görünüyor olabilir ama esirlerin tutulduğu yerleri gezebiliyorsunuz. Bir evin mesela, denize açılan ve oradan gemiye bindikleri odası için "Point of No Return / Dönüşü Olmayan Yer" deniyor. Adanın en tepesinde bir anıt var. 1999’un sonunda Amerikalılar yapmış. Sebebi de bu topraklardan Amerika’ya götürülen kölelere duydukları şükran. Amerika onlarla var olmuş çünkü. Bir de, iki tane top sergileniyor adanın tepesinde. Onlar, Navarro’nun Topları filminde kullanılan gerçek toplarmış.

Başka nereyi görmeyi tavsiye edersiniz?

- Senegal Nehri ve Atlantik Okyanusu’nun buluştuğu noktada nehrin ortasında bir ada var. O adaya ülkenin Fransız kolonisi olduğu dönemde St Louise diye bir şehir kurulmuş. Koloniyal mimari ağırlıkta burada. Şimdi UNESCO Dünya Mirası listesinde. Adayı karaya bağlayan bir köprü var. Fransızlar bu köprüyü başka bir yerde yapıp buraya taşımış.

Doğacıların da sevdiği bir destinasyon Senegal, değil mi?

- Evet. Djoudj çok önemli bir milli park. Avrupa’daki tüm göçmen kuşlar kışı burada geçiriyor. Kasım-nisan arası gidenler çok güzel kuş gözlemleyebilir. Ama kuş severler bu parkla sınırlı kalmasın. Senegal genel olarak kuş gözlemcilerinin çok sevdiği bir ülke.

Deniz kenarı tatili yapmak için uygun mu peki?

- Evet, deniz kenarlarında, Dakar yakınlarında ve Cap Skiring bölgesinde çok güzel ve lüks oteller var. Saly mesela, Senegal’in Antalya’sı.

İç taraflar ise çok kurak, bayağı çöl. Senegal, kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmış. Ülkenin kuzeyi çöl, çok kurak. Sahra çölünden kum geliyor sürekli. Güney ise yemyeşil.

SENEGAL’E GİDİNCE GAMBİYA’YI DA GÖRMELİ
/images/100/0x0/55eb3914f018fbb8f8b35bdc


Nasıl bir rota izlemeyi önerirsiniz?

- Dakar’la başlayıp, orada bir gece kalacak şekilde program yapabilirsiniz. Dakar’da mutlaka Lac Rose ve Gore adasına gidin. Gore adasına günde on-onbeş feribot var. Dört beş gün kalınacak, güzel bir yer değil Dakar. Pembe Göl’den sonra St. Louis’e ve Djoudj Milli Parkı’na gidin. Sonra biraz içerilere girip, Toba ve Kaolack’ı gördükten sonra Gambiya’ya geçebilirsiniz. Lokal ulaşım araçlarını rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ülkenin koşullarında iyi işliyor ve her yere gidiyorlar. Yalnız biraz Fransızca bilmekte fayda var, ben çok zorlandım.

Senegal ve Gambiya hep birlikte anılan iki ülke. Bir taşla iki kuş vurmak gibi bir şey mi bu?

- Senegal’e kadar gittiyseniz, Gambiya’ya da gitmeniz lazım. Çok yakın ve görmeye değer. Yol sizi oraya götürüyor, zaten Gambiya, Senegal topraklarının içinde, etrafı Senegal’le çevirili. Gambiya’da başkent Banjul’a ve Kunta Kinte’nin doğum yeri olan Juffureh köyüne gidin bence.

En sevdiği 5 yer

Burma’daki sahipsiz Türk şehitliği Laos’ta Luang Parabang Zanzibar San Francisco’nun Ashley semti Cape Town

seyahatte ne okuyor

Rehber kitap ve o ülkeyle ilgili roman.

ne yiyor, ne içiyor

Hiçbir sorunu yok, en çok Asya ve Hindistan yemeklerini seviyor. Afrika mutfağını sıkıcı buluyor. Bugüne kadar yiyemediği tek şey Etiyopya’daki bir yerel spesiyal. Plastik kokan bir undan yapılan bu yemeği diğer Etiyopyalılar da yiyememiş.

ne giyiyor

Göze batmayacak şekilde, mütevazı giyiniyor, Bol cepli komando pantolonları seviyor.

neyle seyahat ediyor

Denizaltı ve balon dışında her şeyle yolculuk yapmış. Kağnı sırtında da gitmiş, motosiklet takside de, feribotta da.

nerede kalıyor

Hostelleri seviyor çünkü hostellerdeki bilgi akışının çok güzel olduğunu söylüyor.

kimle seyahat ediyor

En çok tek başına yolcuktan hoşlanıyor. "Sorun çıkarmayacak, kaprissiz, fotoğraf çekmeyi çok seven ve çadırda kalabilecek kişiler yol arkadaşım olabilir" diyor.

çantasının olmazsa olmazları

Fotoğraf makinesi, kişisel temizlik ve sağlık çantası.

oradan ne alıyor

Otantik şeyler almadan dönmüyor. Evi etnografya müzesine benziyormuş. Ahşap oyma, el boyaması tekstiller alıyor.
False