Şölen başlıyor…

Haberin Devamı

Ülkemizde, isteyip te beceremediklerimiz listesi yapılsa;
Futbol, açık ara birinci gelir…

Dünya kupasında ülkemiz liglerinden tam 26 futbolcu görev yapacak…
Rekor…
Katılamayan ülkeler arasında, açık ara birinciyiz…
İkinci ile aramızda 20 futbolcu fark var…
Bu sayıyı isteyen istediği gibi yorumlasın…
Benim yorumum;
“Millet olarak çok sevip, çok isteyip, her türlü imkâna sahip olup;
Bir türlü beceremediğimizin göstergesidir”.

***
• Dünya kupaları benim neslim için hep şölen olmuştur…
• Dört yıl beklediğimiz, Dünya’nın bütün yıldızlarını evimize getiren bir şölen…
• Yaz ayında bizi televizyona bağlayan bir şölen…
Günümüzde, eskisi kadar heyecan yarattığını sanmıyorum…
Çok doğal tabi…
Bizim dört yılda bir gördüğümüz yıldızlar;
Şimdi emrimiz altında…
Bastık mı kumandanın düğmesine;
Günün her saati gelip oynuyorlar evimizde…
Biz, büyük yıldızları ise sadece fotoğraflarından tanırdık…
Topu ayaklarına aldıkları anda 10 kişiyi geçip gol atacağını sanırdık…
Bunu yapanlar da oldu…
1978 de Mario Kempes,
1986 da Diego Maradona bizi yanıltmadılar…

Haberin Devamı

***
Her turnuvada en az bir yıldız çıkardı...
Sakın şimdi çıkmıyor sanmayın…
Şimdi de çıkıyor ama keşfi erken oluyor…
Daha 12 yaşındayken ajanlar tarafından keşfediliyor,
17 yaşında tüm Dünya tanıyor…

***
2002 yılı haricinde Milli takımımızı gönderemedik…
Ancak sempati beslediğimiz bir takım hep vardı…
Ülke olarak hep Brezilya’yı tutardık…
Ya da ben tutuğum için öyle sanırdım…
Hollanda’nın da ayrı bir yeri vardır kalbimizde…
Üç kez final oynadılar, hep kaybettiler…
Kaybettikleri için de sevildiler…
Ülke olarak mağduru da severiz…
Afrika takımları da cazip gelir bize…

***
O dönemde “alan daraltmaca” falan olmadığından;
Yetenekli futbolcular yeteneklerini gösterme şansı bulurlardı…
Top ile raks edecek alanları vardı…
Rakipleri daha az gaddardı…
Cruyff, Platini, Rensenbrink, Kempes, Maradona; hafızalarımızdan silinmeyen güzellikler sundular bize…

***
Biz, gazeteden maç programını keser evin en güzide yerinde duvara asardık…
Şimdiki gibi cep telefonuna bakıp öğrenme şansı yoktu…
Ben yine astım duvarıma…
Dört yılda bir evimize gelen yıldızları kaçırmamız gerekiyordu…
Evde televizyon sayısı; “bir” olduğu için evin diğer sakinlerine de verilen bir mesajdı bu…
Ama çok keyifliydi…
İzlenen maç biter bitmez…
Mahallede taştan kaleler kurulur…
Kimimiz Ronaldo olur; kimimiz Lineeker…
Kimin kazanacağına dair iddialar, kendi aramızda yapılırdı…
Meğer o günlerde, “bahis oyunları” ekonomisinin temellerini atıyormuşuz(?)

***

Haberin Devamı

Tabi ki en keyifli Dünya Kupası 2002 yılındaydı…
Takımımızda oradaydı…
Sonuna kadar bize o heyecanı yaşattı...
Bu nedenle, Hasan Şaş ve İlhan Mansız’ı;
Dünya bizden iyi tanıyor…
Ne oldular? Diye merak ediyor…

“Ben tüm sporseverlere güzel maçlar” diliyorum…
• “Çağdaş futbol” denen şeyin, oyunun zarafetinin önüne geçmesin!” diyorum…
• “Bu katılmadığımız son Dünya Kupası olsun!” diyorum…

Yazarın Tüm Yazıları