Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar

Güncelleme Tarihi:

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 28, 2018 16:50

Kentli üniversite öğrencileriyle köydeki yaz okuluna katıldık...Medeniyetimizin bir anda çöktüğünü düşünün. Okulda öğrendikleriniz karnınızı doyurur mu? Bu soruların yanıtlarını verecek bir deneye katıldım. Çoğu daha önce köy görmemiş 40 üniversitelinin süt sağma, ekmek yapma, yoğurt mayalama faaliyetlerine eşlik ettim, değişimlerine tanık oldum. İşte şehirden köye beyin göçünün hikâyesi...

Haberin Devamı

Yıllar önce Doğu Karadeniz’deki Senoz Vadisi’nde, 70’lerine yakın bir kadınla konuşmuştum. “Yemedim, içmedim, gece gündüz çocukları okutayım diye çalıştım. İkisi de okudu, üniversite bitirdi ama işsizler. ‘Gelin burada toprak sizi besler’ desem domates ekmesini bile bilmiyorlar, yapamazlar. İyi mi yaptık, kötü mü yaptık bilemiyorum” demişti. Birçoğu hayatında hiç köy görmemiş öğrencilerin Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Güzelköy’deki ‘Bilgi Doğada Yaz Okulu’nda, köy halkı ve akademisyenler eşliğinde düzenlenen doğa, tarım ve üretim atölyelerine katılacağını duyduğumda o kadının söyledikleri geldi aklıma. Akademik bilgiyle kadim kırsal yaşam bilgisinin karşı karşıya gelişine tanıklık etmek için soluğu Kazdağları’nda aldım.
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin organize ettiği yaz okulu, bu yıl ikinci kez düzenleniyor. Köylülerle öğrencilerin birbirine alışması, birbirlerini olduğu gibi kabul etmesi tahmin edileceği üzere kolay olmamış. Ta ki ilk yıl köyde çıkan bir yangının söndürülmesine öğrencilerin yardıma koşmasına kadar... Sonrasında öğrenciler köyün çocukları, köy halkı da öğrencilerin kırsal yaşam rehberi olmuş. Artık iç içeler. Üstelik kimsenin kimseye benzeme derdi yok; ne şehirden gelenler şehirliliklerinden ne de köydekiler köylülüklerinden ödün veriyor. Herkes birbirini farklılıklarıyla kabul etmiş durumda ve anlamaya çalışıyor. Hatta bu tatlı çatışmaların komik yanlarını yakalayarak eğleniyorlar.

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Kaç kişi böyle yaşar?
Derslerde saat kavramı yitiriliyor. Anlatılacaklar, tartışılacaklar neredeyse hiç bitmiyor ve saatlerce kimse yerinden kalkmıyor. ‘Sözlü ve Yazılı Kültür’ dersini veren Amed Gökçen, buranın okuldan farkını “Doğada herkes çok kısa sürede yakın arkadaş oldu. Bu yakınlığı duvarlar arasında yakalamak mümkün değil. Burada kendileriyle de birbirleriyle de o kadar rahat dalga geçiyorlar ki, bunun çok azı dahi kampüste olsa kan akar” diye anlatıyor.
Etrafımdaki 10 kadar öğrenciyle sohbet ediyorum. Kimi köye geldiğinden beri hiç Instagram’a bakmadığını, kimi televizyonu unuttuğunu, kimi hiç internete girmediğini söylüyor. Hepsi doğada ders görmenin, kırsal hayatla tanışmanın kendilerini değiştirdiğini anlatıyor. Can alıcı soruyu sona saklıyorum: “Kaç kişi buradaki gibi yaşamak ister?” Sekiz kişi parmak kaldırıyor. Öğrencilerden Celal Avşar, “Sevdiğini bulduktan sonra bundan daha güzel hayat mı olur” diyor. Onun sözünü biraz değiştirerek içimden tekrarlıyorum: Bundan daha güzel eğitim mi olur?

Haberin Devamı

İstek ve gayret 10, şekil sıfır

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar

Sıra, fırının sıcaklığının uygunluğunu test etmek için deneme amaçlı ekmeklerin yapımına geliyor. Hamurla boğuşarak gördüğüm en şekilsiz ekmekleri yapan öğrenciler, onları fırına vermekte zorlanıyor. Fırına ilk yaklaşan Asya Doğan, “Ay sıcakmış, yüzüm yandı” deyip kaçarak uzaklaştı.

Haberin Devamı

Lezzetinin sırrı, içindeki emek

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Öğrencilerin çoğu fırına yaklaşmakta zorlansa da yaptıkları ekmekleri peynirle yemedeki iştah ve başarıları, hayatlarının en lezzetli yemeğini yediklerini açıkça ortaya koyuyordu.

Beş kişi, bir keçi, bir bardak süt

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Öğrencilerin çoğu ilk defa bu kampta bir hayvanla haşır neşir oluyor. Beş öğrencinin güçlerini bir araya getirerek bir keçiden süt sağma eylemi, bir bardak kadar sütün elde edilmesiyle sonuçlanıyor. Aynı ekibin inek üzerindeki denemesi de pek başarılı sayılmasa da hayvanlarla aradaki mesafe giderek kapanıyor.

Haberin Devamı

Çiy damlasından yoğurda

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Sırada yoğurt mayalama var. Köyde yoğurdun mayası, mayıs ayında kırlara düşen çiyin kaşıkla damla damla toplanmasıyla elde ediliyor. Bu kadim bilgiyi anlamak, hiçbirimiz için kolay olmuyor. Ama gerisi kolay: Süt uygun sıcaklığa geldiğinde mayayı çal, kavanozlara koy, üstünü sar ve bekle.

Dağdan bir öğrenci gelir yuvarlana yuvarlana...

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Muhtar Mustafa Kaygın rehberliğinde dağ yürüyüşü... Öğrencilerin çoğu önce nazlansa da ormanda çayıra yeni bırakılmış kuzu gibi sekiyor. Muhtarsa zorlamayı seviyor; dönüşte hayli dik bir yerden iniyor. Kimi
yuvarlanarak, kimi dura kalka ama herkes mutlu...

Haberin Devamı

Futbolda denge değiştiren kadın

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar

Derslerin sonunda öğrencilerle köylüler birlikte çeşitli aktiviteler organize ediyor. Bunlardan biri de futbol maçları. Maçlar köylüler için genelde muhtarın kale içine yan gelip yatmasına izin verecek kadar kolay geçiyor. Ta ki öğrencilerden Gizem Kimyeci oyuna girene kadar. Çocukluğundan beri top oynayan Kimyeci, dört gol atarak dengeleri değiştiriyor.

Karşılıklı bilgi akışı

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Benim katıldığım dönemde Prof. Dr. Kenan Çayır’ın ‘Toplumsal Gruplar ve Ayrımcılık’, öğretim üyesi Amed Gökçen’in ‘Sözlü ve Yazılı Kültür’ dersleri doğada işlendi. Köylülerin katılımına da açık olan derslere her defasında en az birkaç Güzelköylü iştirak etti. Köy sakini Elif Şen, evlilik karşıtı düşüncelerini açıklayan bir öğrenciye, “Kızım bırak bu radikal feminist görüşleri” deyip söze girecek kadar derslere hâkimdi. Bu arada, yaz okulundan elde edilen gelir köy için kullanılıyor. İlk yıl, dersliklerle bahçenin kullanıldığı okul onarılmış.

Haberin Devamı

Ateş ve ekmeği
ilk kez bulmuş gibi...

Okul bitmeden ekmeklerini ellerine aldılar


Ders, maya ve ekmek yapımı... İşin inceliklerini evinde öğreten Güzelköylü Elif Şen, hamurun hazırlanışından başlayıp fırını kullanma tüyolarına uzanıyor: Nasıl yakılır, közler nasıl temizlenir, ekmek hangi sıcaklıkta atılır, ne kadar pişirilir...

Öğrenciler
yaşadıkları
değişimi anlatıyor
◊ Meryem Şengül:
Burada aslında neyin hayati, neyin keyfi olduğunu anladık.
◊ Celal Avşar:
Yemeğimizin sofraya nasıl geldiğinden bihaberken burada emeği gördüm, kıymetini anladım.
◊ Bekir Sevinç:
Burada okuduğum kitapları sorgulamayı ve kendi bakış açımı geliştirmeyi öğrendim.
◊ Berna Sediroğlu:
Burası bana cehaleti sorgulattı. Üniversite okuyoruz ama kim daha cahil tartışılır.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!