GeriHürriyet Pazar Koronada İngiliz kumarı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Koronada İngiliz kumarı

Koronada İngiliz kumarı
Abone Olgoogle-news

Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’yı koronavirüsün yeni merkezi olarak ilan etti. İtalya ve İspanya’dan sonra Fransa ve Belçika da tüm ülkeyi tecrit kararı aldı. Ama Londra’da hayat dünyanın geri kalanından çok farklı akıyor. Bakalım, son dakika yapılan U dönüşüne rağmen alınan ilk kararların faturası ne olacak?

Koronavirüsle mücadelenin asi çocuğu İngiltere, tüm dünyadan farklı bir yöntem izlemeyi seçti. “İtalya’dan dört hafta gerideyiz, işler kötüleşecek, sevdiklerimizi kaybedeceğimiz günler önümüzde” dedi başbakan. Nüfusun yüzde 80’inin virüsü kapacağını, bu kaçınılmaz durumun sonuçlarını hafifletmek için virüsün kontrollü yayılmasını strateji olarak belirlediklerini açıkladı. Halka da “Hayatınızı normal biçimde yaşayın” dedi.
Profesörlerin
yazdığı makale
İngiltere’nin kontrollü yayılma stratejisi, sadece 60 yaş üstü ya da koronavirüs belirtisi gösterenlere “Evde kal” prensibine dayanıyor ama bir zorunluluk yok, gönüllülük esasında her şey. Bu strateji, halkın sağlığıyla kumar olarak nitelendirildi; “İnsanlara değil, hayvanlara daha uygun bir uygulama” dedi uzmanlar.
Başbakan Johnson ve ekibi stratejisini kademeli bir U dönüşüyle değiştirdi geçen hafta içinde. Buna, Imperial College London profesörlerinin yazdığı makalenin ilham verdiği söyleniyor. Makaleye göre İngiltere hükümetinin kontrollü yayılma yöntemi en az 260 bin kişinin ölümüne yol açabilir. Tek uygulanabilir strateji, yayılmayı bastırma/yok etme. Başbakan herkesi şaşırtarak, “Sosyal temastan kaçının, yapabiliyorsanız evden çalışın, seyahat etmeyin, tiyatrolara gitmeyin” dedi; cuma itibariyle de kafe, bar, tiyatro gibi yerlerin kapatılması kararı alındı. Ama bu strateji değişikliği günlük hayatta pek bir şey değiştirecek gibi görünmüyor.
Okulların kapanma haberiyse hafta ortasında geldi. Ancak okullar fiziksel olarak kapanmıyor, sağlık çalışanları, dağıtım ve lojistik alanında çalışanlar gibi kilit rollerde bulunanların çocukları okula gitmeye devam edecek. İngiltere gibi bir ülkede okulları kapatmak İtalya ya da İspanya’dan daha zor. Özellikle ekonomik olarak dezavantajlı çocukların gündüzleri gidebildikleri tek güvenli yer okullar. Çocukların okula gittiği her gün ekonominin normale yakın akmasına katkıda bulunuyor.
Ülkede tecritten en çok etkilenecek gruplardan biri, sıfır saatlik sözleşmelerle çalışan, sayıları 1 milyonu aşan ve genelde 16-24 yaş arası kişilerden oluşuyor. Sözleşmelerine göre iş yoksa ücret yok, hastalık ödeneği ya da tatil hakları da. Her yer tamamen kapanmadan ek iş almaya ve acil bir durumda kalacak yer ayarlamaya çalışıyorlar. Tecride bir kez girildi mi de ne zaman çıkılacağını henüz kimse bilmiyor.
Londra’nın tecrit altına alınmasının planları dahilinde olmadığını söyledi son olarak Johnson. İngiltere önlemler konusunda hâlâ dünyanın geri kalanından çok farklı bir yerde. Hükümetin yayılmadan kaçınmayan politikasının toplumun en kırılgan bireylerini gözden çıkarmış bir tavrı var ki bu insanı kıyametsel bir karanlığa itiyor. Hepimiz hastalanacağız ve sadece ekonomik ve fiziksel açıdan görece güçlü olanlar sağ kalacak. Ancak sosyal adaleti savunmak adına adımlar atılmıyor değil. Bazı büyük marketler açılışlarının ardından ilk iki saati sadece yaşlılara ayırdı. Korunmasızlara destek için büyük bir gönüllülük ağı kuruluyor ülkede. Ruh sağlığı hastaneleri ve terapistler, sürdürülebilir bir terapi yöntemi oturtmaya çalışıyor. Vakıflar evsizler için kalacak yer ayarlamaları yapıyor.
Bunlar da benim yaşadıklarım
- Geçen hafta sonu Paris’ten döneli bir buçuk hafta, Bilbao’dan döneli sadece beş gün olmuştu. Bakkala, işe giderken, otobüse binerken korkunç bir etik sorgulama içinde buldum kendimi: Topluma karşı sorumsuzluk mu yapıyorum? Mesela market sırasında 80’lerinde bir teyze gördüğümde, herhangi bir temastan kaçınmak için sıradan çıkıyorum ve oyalanıyorum.
- Bir doktor ve hemşire çiftle konuştuğumda görüşlerinin Johnson’a yakın olmasına şaşırdım. “Hepimiz kapacağız hastalığı, ne kadar erken yakalansak o kadar iyi” dediler. Birçok insanın görüşü, “Sağlık sistemi iyice yıpranmadan hastalanalım, geçsin”.
- Ben de kişisel katkılarımdan biri olarak panik alışverişi yapmadığımı sanıyordum ki evde 10 paket kahve olduğunu fark ettim. Bir şekilde herkes bilinmeze hazırlanıyor; belki de yeni ‘normal’ bu

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle