‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

Güncelleme Tarihi:

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’
Oluşturulma Tarihi: Ocak 28, 2024 00:00

Bir süredir herkesin dilinde ‘pavyon’ var. Bunun sebebi yeni yayımlanmaya başlayan ‘İnci Taneleri’ dizisi, daha doğrusu dizide Dilber adlı bir konsomatrisi canlandıran Hazar Ergüçlü’nün yaptığı dans... Dans fenomen olurken Ergüçlü’nün giydiği elbise yok sattı. Herkes pavyonları merak ediyor, hatta pavyon dansı dersi alanlar var. Bu yüzden sosyal medyada linç edilenler de oldu çünkü bu mekânların acımasızlığının, o hayatın zorluklarının göz ardı edildiğini düşünen de çok.

Haberin Devamı

Büyük tartışmalar yaşanıyor sosyal medyada. Pavyonları merak edenler, pavyon dansını beğenenler duyarsızlıkla ve oralarda çalışan kadınların acıları üzerinden prim yapmakla suçlanıyor. Merak edenler belli ki bilmiyor pavyon koşullarını, oralarda hayatın zor olduğunu. Ben de zamanında merak ediyordum pavyonları, hem de çok. Yıllar önce o âlemi bilen bir kadın arkadaşım “Gel seni götüreyim” deyince ikiletmedim, kalktık gittik... Bodrum katta bir yer, oldukça loş... Sırt sırta vermiş loca gibi düzenlenmiş alanlarda karşılıklı koltuklar var, en öndekine oturduk. İyi karşılandık, arkadaşımın sık gittiği bir mekân. Kadınlar sırayla sahneye çıkıyor, hepsi süslenmiş. Müşteriler heyecanlı, kadınlar nasıl yılgın, nasıl oyuncu...

Bir süre sonra ikram olarak o meşhur ‘alevli meyve tabağı’ masamıza geliyor. Spiral kesilmiş portakal kabukları var ama portakal yok, salatalık ve 3-4 dilim elmadan oluşan, mum marifetiyle alevli görünümü verilmiş bir tabak. O pavyondaki ortam
kadar ‘yalan’, o kadar sahte. Velhasıl o gece ağzımın payını aldım; yalan söylüyordu pavyon ışıkları; mutsuz ve yoksul kadınların cehennemiydi gördüğüm. Sonra haber için başka pavyonlara da gittim. Hep kirli, insanın güvende hissetmediği yerlerdi.

Haberin Devamı

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

‘DÜŞÜRDÜLER BENİ’

50 yaşlarında buralarda çalışan yorgun, mutsuz kadınlar vardı. Bir seferinde iki cümle konuşabilmek için içki ısmarladım bazı kadınlara. Anlattı onlar da... Birinin eşi polismiş, ayrılmışlar, kadın çareyi pavyonda bulmuş. O günden beri çalışıyor, küçük bir odada yaşıyordu. Gündüzleri para karşılığı çamaşır yıkıyor, gecelerini pavyonda geçiriyordu. “Ben iyiyim, daha kötüler var” demişti.

Ertesi gün için sözleştik, beni bir arkadaşına götürdü. Kadın elektriği, suyu olmayan, sadece bir masa ve yatağın olduğu bir odada yaşıyordu. Çok yaşlıydı, saçlarına aklar düşecek kadar... Dişleri dökülmüştü, vücudu gözle görülür şekilde deformeydi, üzerinde simli bir gece elbisesi vardı ve uykudan yeni uyanmıştı. O pavyonun dışarıya attığı, yaşına rağmen seks işçiliği yapmak zorunda kalan bir kadındı...Evliymiş zamanında, anlattığına göre attığı yanlış adımlar sonucu kendisini bu âlemin içinde bulmuş. “Düşürdüler beni” dedi. “Neden böyle yaptın abla” diye sorduğumu hatırlıyorum: “Spor olsun diye” dedi. Bana haddimi mi bildirmek istedi, yoksa düşündüğünü mü söyledi, hâlâ merak ediyorum.

Haberin Devamı

Şimdilerde hikâyesi Yılmaz Erdoğan tarafından yazılan ‘İnci Taneleri’ adlı diziyle gündeme gelen pavyonlar sosyal medyada büyük tartışmalara sebep oldu. Dizide konsomatris Dilber’i canlandıran Hazar Ergüçlü’nün fenomen olan dansından elbisesine kadar birçok şey konuşuldu. Herkes pavyon eğlencesini, oradaki hayatı merak ediyor. Bu merak edenler içinde sosyal medya lincine uğrayanlar da oldu elbette. Konuyu akademisyen Dr. Osman Özarslan ve pavyon müdavimleriyle konuştuk.

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

‘O KADINLAR KENDİLERİNİ, KÖTÜ YAZILMIŞ BİR KÜLKEDİSİ HİKÂYESİ İÇİNDE BULUYORLAR’

Dr. Osman Özarslan-Başkent Üniversitesi, öğretim üyesi

Haberin Devamı

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

Boğaziçi Üniversitesi’nde tarih okuyan Osman Özarslan yüksek lisansını aynı üniversitenin sosyoloji bölümünde yaptı. Tezi ‘Hovarda Âlemi-Taşrada Eğlence ve Erkeklik’ adıyla İletişim Yayınları tarafından basıldı.

Nasıl böyle bir çalışma yapmaya karar verdiniz?

Burdur, Çavdarlılıyım. Babam meyhanecilik yapardı. O kültürü içeriden gözlemleme şansına sahip oldum. Nüfusu 3 bin 500 olan bir yerde yaşıyorsunuz ve birdenbire pıtrak gibi kadınlar ortaya çıkıyor. Bu kadınları kahvelerde, internet kafelerde görüyorduk. Gidip kahvelerdeki erkeklerin yanında oturuyorlar, otellerde kalıyorlardı... 2000’lerden sonra yoksullaşmayla patladı olay. Gece 5.00’te yatıp öğleden sonra uyanıyorlar. Önce kuaföre, sonra kumarhaneye geçiyor, ciddi kumar oynayanlar var aralarında, sonra gazinoya gidiyorlar. Hem hayatın içindeler hem dışında. Bu sosyolojik olarak bana çok ilginç gelmişti.  80’leri az ama 90’ları iyi hatırlıyorum. Bir kere meyhanede kadın olmazdı o zaman. Erkeklerin dünyasıdır. Özellikle taşra meyhanelerinde böyledir. Kentli kadınlar artık meyhanelere gidiyorlar. Orta sınıf olmanın bir parçası haline geldi.

Haberin Devamı

Gazino diyorsunuz, normalde pavyon değil mi bu yerler?

Gazino biraz taşraya özgü bir şey ve pavyon dediğimiz yerden kadın çıkaramazsınız. Kadın oraya girdiyse orada çalışmak zorundadır. Gazinolar kadınların çalışabildiği meyhaneler aslında bence. 2010’lardan sonra Ankara pavyonları da böyle yerler haline geldi. Esnek. Eski pavyonlarda kadın işe gitmek zorunda. Çalışmazsa yüzüne kezzap, jilet atılır, öldürülerek, tecavüze uğrayarak bunun bedelini öder. Ama bugün bir sektör ve bir iş haline geldi.

Acımasız bir dünyadan bahsediyorsunuz, gerçekten eğlenilebiliyor mu bu mekânlarda?

Eğlence dediğimiz şey bizim bugün sadece parayla satın alabildiğimiz birtakım sektörlerin bize ‘Böyle yaparak eğlenebilirsiniz’ diye sınırlarını çizdikleri bir alan. Mesela hiçbir sektör ailenle pikniğe gitmek eğlencedir demiyor. Eğlenceyi sıkılmanın tersi olarak koyuyorlar. Erkekler de sıkılıyor! TV dizilerinden ya da büyük kente gittiklerinde gördükleri insanların eğlendiklerini düşünüyor taşralı, yoksul insanlar. Gençler ‘Demek ki zenginler böyle eğleniyor, böyle yaşıyor, ben de böyle yapmalıyım’ diyor.  Erkekler de kadınlar da yoksulluk nedeniyle oradalar. Kadınlar belli bir süre şaşaalı bir hayat yaşıyor ama geçici. 

Haberin Devamı

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

Kim peki kadınlar, nasıl buralara geliyorlar?

İsteyerek gelmiyorlar ama isteyerek kalıyorlar. Bunlar yoksul kadınlar. Altını çizmemiz gereken yer burası. Bu kadınlar yoksul ailelerin, yoksul, iyi eğitim alamamış çocukları. Örneğin Aydın’daki yoksul bir çiftçinin kızı, yetimhanede büyümüş bir kız çocuğu... Ya da TikTok’tan “Sana ayakkabı alacağım, seninle evleneceğim” diye düşürülmüş kız çocuklarıdır bunlar. Ayrıca Türkiye’de Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan ve Ortadoğu’dan gelen ciddi bir konsomatris nüfusu var. Suriye’deki savaştan kaçıp gelen yoksul kadınlar var.  Öyle gününü gün eden, eğlenen, feleğin sillesini yemiş ama feleğe sille atmasını da bilen kadınlar diye bir şey yok. Kırsal kökenli kent yoksulluğunun vurduğu ve toplumun geçirdiği değişim sonucu yoksullaşmış, kimsesizleşmiş kadınlar. Burada bir dram var.

Mecbur mu kalıyor bu kadınlar çalışmaya?

İçeriye girdiğinde kadınlar kendi istekleriyle kalıyorlar. Hepsi kısa bir süre çalışıp, borçlarını ödeyip biraz da kenara para koyunca çıkmak üzere plan yapıyor. Konuştuğum kadınların hepsi böyle, kurtulmak için kalıyorlar yani. İçeriye girdiklerindeyse kalabildikleri kadar çok kalmaya çalışıyorlar. Bu kadınlar inanılmaz kolay para kazanıyorlar. Ve çok hızlı bu parayı harcamak zorunda kalıyorlar. Bir de orada bu kadınlar için tanımlanmış bir iktidar alanı var. Mesela Mardin’de yoksul bir ailenin çocuğusunuz, babanız, erkek kardeşiniz sizi insan yerine koymamış ama birdenbire Ankara’da bir pavyona gelmişsiniz, bütün erkekler etrafınızda pervane oluyor; para, ihtişam, şöhret... Birden kötü yazılmış bir Külkedisi masalının içinde buluyorsunuz kendinizi.

Pavyondan kurtulan kadın gördünüz mü?

Hâlâ ailece görüştüğümüz bir ablamız var. Ben tanıdığımda gazinodaydı, şimdi başka bir şehirde yaşıyor. Çocukları da vardı. Çocuklarıyla birlikte bir iş kurdu, mutlu da. Ama bu gerçekten istisna. Şöyle bir örnekle de karşılaştım: Dağıstanlı bir kadınla mülakat yapmıştım. Konsomatrislik yaparken tanıştığı zengin bir mermer tüccarıyla evlenmiş. Ve sonra sıkıldığını, gece hayatında hissettiği gücü özleyip pavyona döndüğünü anlattı.

Ne kadar süre para kazanabiliyorlar?

Kabaca 10 yıl iyi diyebiliriz. Bedenleri çok hızlı yıpranıyor. Çünkü hamile kalıyorlar, kürtaj oluyor, yaralanıyorlar. Travmalarla dolu bir hayat. İçmek zorundalar, her gece defalarca kusmaları gerek sarhoş olmamak için. Bedenen deforme olmuş, ruhen tükenmiş, bütün ilişkileri kopmuş bir insan olarak kalıyorlar. Bir süre sonra gazino, pavyon kusuyor onları... Sonra seks işçisi, bir pavyonda bulaşıkçı olabilirsiniz ya da çiçek satan kadın.

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

Pavyona giden erkeklerin durumu nedir?

Erkeğin kafasında ‘modern eğlence’ satın almak var. Çalışmam esnasında beni en çok yaralayan şeylerden biri şu oldu: Babamın zanaatkâr bir arkadaşını gördüm. İşten çıkmış, iş kıyafetleriyle, başında şapkası, 20 yaşındaki bir kızla dans etmeye çalışıyordu, kendisi 70 yaşında! O abinin de bunu 50 yıl önce yaşamış olması lazım. Erkeklerin yaşanmamışlıkları kadınların yoksulluğunun üzerine binince böyle durumlar ortaya çıkıyor. Bunu bir sosyal hadise olarak düşünmemiz lazım. Erkekler oraya kendilerini tamamlamaya, kadınlar kurtulmaya gidiyor.

Büyükşehirlerde de var bu tür mekânlar, oradaki erkekler neden gidiyorlar?

Taşra dediğiniz şey bir duygu coğrafyası. Bu kentlerde yaşayan insanlar da anladığımız anlamda kent kültürünün içine girememiş insanlar. Tam da bu yüzden Ankara değil, ‘Angara’ diyorlar. Dans demiyorlar, oyun havası diyorlar.

Erkekler utanmıyor mı?

Utandıklarını düşünmüyorum. Beni yaralayan şeylerden bir tanesi de bu. Erkekler bunu elinin kiri olarak görüyor. Bence kimse pavyonları merak etmesin. Hayatlarında ne yapıyorlarsa onu daha iyi yapmaya çalışsınlar.

‘GERÇEK ANLAMDA KİMSESİZLER’

Çocuğu olan, ailesi olan kadınlar da var...

Konuştuğum kadınların hepsinin çocuğu vardı. Kadınların gece hayatında çalışmaya başlamasının iki nedeni oluyor. Birincisi borç. Kredi kartını ödeyemiyor mesela... İkinci sebep de ailevi meseleler. Çocuk hep var hayatlarında. Bir erkeğe bağlanmak istiyorlar. Bu insanlar gerçek anlamda kimsesizler. Kimseleri olsun istiyorlar, sevgilileri oluyor. Ve bu adamlardan çocuk yapmaktan imtina etmiyorlar. Burada da hüsran var; oraya gelen insan da cezaevine düşüyor, öldürülüyor, bırakıp gidiyor... Konsomatrislerin en büyük maliyet kalemi çocuklardır.

‘27 YILDIR YARASA GİBİ YAŞIYORUM’

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’


Kirli Dilek

Nasıl bu işlere başladınız, bize biraz anlatır mısınız?

27 yıldır pavyonda çalışıyorum, 16 yaşımda başladım. Hep Ankara’da çalıştım. Aslen Antalya, Alanyalıyım. Otobüse bir bindim geldim, Ankara... Evliydim, eşim öz amcamın kızını üzerime aldı. Kaldıramadım, evden kaçtım. 3 çocuğum vardı. 

Ankara’ya geldiğinizde ne yaptınız?

İlk 10 gün mezarlıkta kaldım, kalacak yer yok. Çocukları da anneme bırakıp kaçmıştım. Bir gün baktım TV’de ‘Kayıp Aranıyor’ programında ben varım. Hemen haber verdim anneme Ankara’dayım diye. 3 ay bina temizliğine gittim, param yok. Bir pansiyona yerleştim. Pansiyonda sırf âlemdeki kadınlar kalıyordu, anlatabiliyor muyum? Tanıştım onlarla, kadınların odalarını temizliyor, ütülerini yapıyordum. Bir gün beni pavyona götürdüler, misafir olarak. Benim annem Yörük, babam Çingene. Ben hayatımda ilk alkolü orada içtim. İki kadeh beni zom etti. “Sarhoş oldum” dedim, “Sahneye çıkacağım”. Oynadım, sonra pavyonun patronu masaya geldi, “Seni de başlatalım” dedi. Korktum, kabul etmedim ama teklif aklıma girdi. Güzel para 20 milyon. 12 liraya otelde kalıyorum. Gurbetteyim, eşimin yaptığı bana ağır gelmiş… Kabul etmek, savaşmak zorundaydım. Baktım temizlik işleri olmuyor. Pansiyondaki kadın arkadaşlarım “Gir, sen güçlü kadınsın” diye aklıma girdiler. Tabii benim kıyafetim yok, ilk giysilerimi de arkadaşlarım aldı. Mini etek, topuklu ayakkabı… O dönem mafya falan var. Pavyonda çalışmak cesaret istiyordu. İlk başladığım gün içim ürpermişti. Sonra bıraktım, fakat dönmek zorunda kaldım. Ne çevrem var, ne param... Korkuyordum, Alanya’dan sonra Ankara bana çok büyük bir memleket gibi gelmişti. Çok ağladım. Arkadaşlarım ailem oldu, çoğunu kaybettim. Rahmetli oldular.

Neden. hastalıktan mı?

Kimisi hastalıktan ama çoğu intihar etti. Kimisi erkek, aşk yüzünden intihar etti. Bu ortamda aşk çok zor. Ortam çok ürpertici, düşünsenize bir erkeğe gönül veriyorsun ama pavyonda çalışıyorsun... Benim güçlü olmam lazımdı, başardım ama…

Çok zor bir hayat…

Zor tabii, şimdiki nesiller özeniyor ama çok büyük bedel ödeniyor. Ben ödedim. Erkekler bitiriyor bizi. Allah düşmanımı düşürmesin. Para olarak görüyorlar ama çok bedel ödeniyor… Düşünsenize, alkollü bir ortamdasınız, korkuyorsunuz… Erkek ve kadın pazarındasın. Ne bekleyebilirsin? Yanımda çok arkadaşım vuruldu, öldürüldü, gasp edildi… Ama ben kendimi kurtardım.  Ankara havasında kendimi yetiştirdim, işi öğrendim. O zamanlar âlemin en genç bayanı bendim. Artık işin ustasıyım. Artık mesleğime dönüştü benim için.

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

Konsomasyona çıkıyor musunuz?

İlk başladığımda çıkmıyordum. Tabii ki sonradan konsomasyon yaptım. Âlemin tatlı bir ablası oldum. Beni psikolog gibi görüyorlar.

Para biriktirebildiniz mi bari?

Çok şükür, çocuklarımı yetiştirdim, 4 torunum var. Ben anaç bir kadınım. Bir oğlumu trafik kazasında kaybettim. Çocuklarıma karşı hep bir doyumsuzluğum oldu. Hiç koyunlarında yatamadım. Allah annemden, babamdan razı olsun. Annem hep “Kaderdir, korkma kızım” derdi bana. Destek olmak zorundalardı. Çünkü ben yolumu çizmiştim ve dönüş yoktu.

Toplum sizi dışladı mı?

Tabii ki toplumda çok farklı bakış açıları var. Evet, yadırgayanlar oldu. Hep yargılanıyorsun. Hep tartıdasın. Nereden ne geleceğini bilmiyorsun. Bakın dün başıma ne geldi… 95 doğumlu bir kız geldi müşteri, benim yıllardır oturduğum bir müşterim var, o da geldi, oturuyoruz. Kız bana taktı, hakaretler etti, kızım yaşında. Adamdan kıskanıyor. Kafam güzel. Masada yarım saat ağladım. Dayanamadım ve kavga çıktı. Kızım yaşında, beni dövmeye kalktı. Polis arabası, ambulans… Hepsi bir tarafta. Nezarete koydular beni. Patronlarım yevmiyemi nezarete getirdiler. Çocuğunuz yaşındaki kız sizi dövmeye kalkıyor. 2 saat önce çıktım nezaretten.

Peki pavyonu ışıltılı görenlere ne dersiniz?

Ben sevmiyorum. Dürüst konuşurum. Allah düşmanımın evladını düşürmesin çünkü girilecek bir ortam değil. Biz çaresizlikten başladık. Küçük yaşta bir annesin... Bir yerden hayata başlamak zorundaydım. Biz muhtaçlıktan bu hale düştük. Herkes genç kızlarına sahip çıksın. Toplum kızlarına sahip çıksın. Herkesin yapabileceği bir meslek değil. 27 yıldır yarasa gibiyim. Ramazan ayı, gelecek, biz o zaman kabuğumuza çekilip akşam yemeğimizi evde yiyeceğiz... Bu âlem zor. Çünkü bozuk bir karakterdesin aslında… Çok şükür artık güçlü bir kadınım. Hatta işime sanatsal diyorlar artık. Ama yani topuklu ayakkabıyla zor bu hayat…

‘HEPSİNİN BİR HAYALİ VAR, SONSUZA DEK BU İŞİ YAPMAK İSTEMİYORLAR’

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’



Sami Öztürk ‘Pavyon’ belgeselinin yönetmeni

◊ 2018’de başladım projeye. Sürekli gittiğim yerler değil pavyonlar, herkes öyle zannediyor. Zamanında kuzenlerim götürmüştü birkaç defa. Öyle çok ilgimi çeken mekânlar değildi. Fakat sonra burada yapılan müzik ilgimi çekmeye başladı. Bambaşka bir müzik kültürü var. Bunun üzerinden büyük bir üretim gerçekleştiriyorlar. Klibinden kaydına, pazarlamasına kadar kendileri yapıyorlar. Büyük bir müzik piyasası var. YouTube’da izliyordum pavyonda çekilmiş videoları. Bu karakterleri yakından tanımak istedim. Sahaya çıkmak kolay olmadı, belgesel yapacağım dediğim zaman hep mesafeyle yaklaştılar, çok yerden ret yedim. Tam vazgeçecektim, çok zorlandım.

◊ Ben mekânları işlerken olduğu gibi gizliliği de göz önünde tutarak çektim. Fenomen olmuş karakterlerin peşine düştüm. Kimileri kabul etti, kimileri istemedi. Belgeselin merkezine müziği aldım. Üç özne vardı; mekân, müzik, insan.

◊ Zor bir dünyada yaşıyorlar. Herkesin yapabileceği, sürdürebileceği bir iş değil. Çalışma koşulları zor. Gece çalışıyorlar. Alkolün ve sigaranın bol tüketildiği yerler. Ankara’da oturmuş bir sistem var, köy odası geleneğinden geliyor. Hatta çok şaşırdım gördüğüm kurumsal yapıya. Herkesin bir rolü var garsonundan sazcısına. Fabrika gibi çalışan bir yer.

◊ Kızlar ya da şef bugün gelemeyeceğim dediğinde, gelmiyor.  Memnun olan da var, “Biz ekmeğimizi bu şekilde kazanıyoruz” diyorlar. Ankara’da çalışmayı tercih ediyor kadınlar. Çünkü sistem oturmuş. Bir kapalı sistem var, her şeyi işletme organize ediyor, kuaförden konaklamasına kadar. Bir de açık sistem var; kadın evinde, otelinde yaşıyor. Zorla çalıştırılma görmedim.

◊ Hepsinin bir hayali var. Sonsuza kadar bu işi yapmak istemiyorlar. Hızlı para kazanıp bir yerde bırakmak istiyorlar. Güzellik salonu açmak, başka alanlara yönelmek isteyenler var. Sonuçta 55-60 yaşına kadar yapılacak bir iş değil. Para tutmaya çalışıyorlar ama tutamayan da çok. Ben çekim yaptıktan sonra biri evlendi ama sonra da boşandı.

◊ Ben iki taraftan da eleştiri yedim. İzleyici mekânları güzelliyorsun dedi, mekâncılar kötülemekle suçladı. İki taraf da eleştirdi.

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

MÜDAVİMLER ANLATIYOR

‘Pavyondan kadın çıkarmak neredeyse imkânsız’

H. M. (70)-Garson

◊ Bir kaşık havası pavyonlar,  bir de turistik dediğimiz pavyonlar var. Turistik olanlar lükstür. Yabancılar çalışıyor. Aklı olan pavyona gelir mi, deli işi bu. Parasının hesabını bilmeyen gelir. Her kesimden adam var.

◊ Kadın yarım saat masada oturur, bir içki içer. Bir içki için binlerce lira öderler.  Her yarım saatte şef gelir, bir içki daha ısmarlamazsan ‘kons’ kalkar masadan. Gecede ortalama 10 bin lira ödersin. Kadın neskafe de soda da içse aynı para, değişmez.

◊ Çok sık gitsen de indirim falan olmaz. Belki bir meyve tabağı gelir masana. 

◊ Unumu eledim, eleğimi astım. Ama gençlikte, 40-50 yaşlarında oldu öyle aşk meşk işleri... Ben artık iş icabı mecburiyetten gidiyorum. Eğleniyorum, ayrı konu... Artık gırgır şamata yapıyorum. Mecbur ölene kadar pavyona gideceğim. Bu âlemin insanıyım.

◊ Hanım bilse kızar tabii ama ben de içkili, müzikli yerde çalışıyorum. Müşteri kalkmadı diyorum ona. Haftada 3-4 kez giderim pavyona.

◊ Bu âlemin içindeyim, işim bu. Yazık diyoruz o kızları gördükçe. Onlar da gelenleri tavlamaya çalışıyor, ekmeğinin peşinde, ne yapsın! 40 yaşında sonra çalıştırmazlar bu kadınları, daha düşük, batakhane gibi yerlerde çalışırlar o zaman.

◊ Pavyondan kadın çıkarmak neredeyse mümkün değil. Kadının sana âşık olması lazım. Mekân sahibi de yol verirse kadın pavyondan seninle çıkar. Ama büyük mücadele vermek gerekir.

‘Kadınlar kurtulmak, erkekler tamamlanmak istiyor’

‘AĞIR ABİLER KAŞIK ÇALIP YERLERE YATARAK OYNUYOR’

B.G. (50)-Restoran işletmecisi, kadın

◊ Neredeyse 20 yıldır giderim pavyona. Ulus’taki daha aşağı kademe diyebileceğim  pavyonlara da Çankaya’da falan bulunan lüks pavyonlara da gittim. Gazino diyorlar onlara... Hep erkek arkadaşlarımla giderim. Kadın kadına oturduğunda farklı tavırlara maruz kalabilirsin. Seni masaya çağırabilirler mesela... O yüzden  yalnız kadın istemezler. Garsonlar olumsuz bir durumda müdahale ederler.

Pavyon Ankara kültürünün bir parçası. Yani burası erkeklerin çoğunun gece sonunda pavyona gittiği bir şehir. Her meslekten, her gruptan erkek gider. Son parasını pavyonda yiyen insanlar biliyorum. Son yıllarda kadınlar da merak ettikleri için gidiyorlar.

◊ Aslında beni çeken çok bir tarafı yok. Biz danslı olanları seviyoruz. Bir kadın olarak düşündüğümde, orada acı çeken bir sürü kadın var. Öyle göründüğü gibi çok şaşaalı bir hayat değil onlarınki. Giyimleriyle çok güzel kadınlar ama bir şekilde meze oluyorlar. 

◊ Geceleri yaşıyor bu kadınlar. Sabah 4.00-5.00’e kadar sürekli içki içiyorlar. Erkeklerle uğraşıyorlar, nasıl bir hayat olabilir ki? İsteyerek çalışan da var, güzel para kazanıyorlar çünkü.

◊ Turistik denilen pavyonlarda yabancı kadın çok. Ruslar revü şovları, gösteriler yapıyorlar. Ulus gibi yerlerdeki pavyonlarda kaşık havası vardır. Erkekler para verip sıraya giriyorlar istedikleri kadınla oynamak için. Böyle koca koca, ağır abiler kaşıkları alıp yerlere yatıyor, oynuyor...

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!