Gençliğe değil geçmişe özlem duyuyoruz

Gençliğe değil geçmişe özlem duyuyoruz

13 ülkeden 50 yaş üzeri 17 bin kişinin katıldığı bir araştırmaya göre çoğunluk hayatının en mutlu dönemini 30-34 yaş arası olarak görüyor. Peki, ülkemizdeki durum nedir? Merak ettik, sorduk. Konuştuğumuz kişilerin çoğu hayatın daha renkli ve heyecanlı olduğu 20’li yaşlarını özlemle andı.

Haberin Devamı

Yeni Türkü şarkısında “Evvel zaman içinde dostlar, ağaçlara ev kurardık/Tatlı bir düş içinde bir yere, bir göğe bakardık” diyerek çocukluk dönemini özlemle ansa da bir araştırmaya göre çoğu kişi mutluluğun zirve noktasını 30-34 yaş olarak görüyor. Social Indicators Research’ün bülteninde çıkan araştırmaya katılan 13 ülkeden 50 yaş üzeri 17 bin kişinin seçimlerinde, bulundukları ülkeler ve yaşadıkları etkili olmuş. Biz de bu araştırmadan yola çıkarak ülkemizdeki 50 yaş üzerine sorduk: “Hayatınızın en mutlu günlerini hangi yaş aralığında geçirdiniz?”

‘İÇTEN VE SAMİMİYDİK’
Aynur Hazar, 54

“En mutlu günlerim 17-18 yaşlarımdı çünkü hayatımız daha kolaydı. İçten ve samimiydik. İstanbul sessiz ve sakindi. Herkese ve her yere kolay bir şekilde gidebiliyorduk. İthal ürünler ülkemize yeni yeni geliyordu. Levi’s kot pantolonlarımız, tütü eteklerimiz vardı. Herkesin gelir seviyesi hemen hemen aynıydı ve bunlara kolayca ulaşabiliyor olmak bizi çok mutlu ediyordu.”

Haberin Devamı

‘DAHA KADINSI, ÖZGÜR, CESUR HİSSEDİYORUM’
Ferda Kutlu, 54, mağaza yöneticisi

“En çok 40-50 yaş arasında muhteşem yıllara geldiğimi fark ettim. İlişkilerimin anlamını sorgulamaya,  hayata daha samimi davranmaya başladım ve o da bana öyle davrandı. Şimdi yaşın verdiği avantajla daha kadınsı, sosyal, özgür, cinsiyetsiz ve cesur hissediyorum. Gençken üzüldüğüm şeylere şimdi gülebiliyorum.”

Gençliğe değil geçmişe özlem duyuyoruz

‘EVLENDİM, KENDİ AİLEME SAHİP OLDUM’
Fetih Yenidünya, 51, serbest meslek

“En mutlu olduğum 20-25 yaşlarıydı. Evlendiğim ve kendi aileme sahip olduğum için mutlu ve huzurluydum.”

‘AİLEM ÇOK KALABALIKTI’
Nadire Hergüner, 79, ev kadını

“15-20 yaşlarında genç kızken hayat çok daha renkliydi. Dikiş dikiyordum. Köy çok güzeldi. Ailem çok kalabalıktı.”

‘BEKÂRLIK GÜZELDİ’
Salim Öztürk, 55, satış yöneticisi

“Bekârken hayatım çok daha güzeldi. 20-25 yaşlar arasında. Kazandığım parayı sadece tatile harcıyordum.”

Haberin Devamı

‘YÖNETİRKEN BEN DE ÖĞRENDİM’
Sema Özçep, 59, bankacı

“30’lu yaşlarım en mutlu yıllarımdı. 90’lı yıllara göre erken sayılabilecek yaşta yönetici olmuştum. En zorlu yıllarım olacağını düşünürken yönetirken öğrenebilmeyi, öğretebilmeyi, insanların hayatına dokunabilmeyi, her dokunduğum hayatla kendimi geliştirebilmeyi keşfettim. Tüm bu keşiflerle 40’lı, 50’li yaşlarım şekillendi.”

‘PAYLAŞIMLAR ÖNEMLİYDİ’
Tevfik Demir, 60, emekli

“20’li yaşlarım en özeliydi. Tek sorumluluk okumak, aileme zamanında mezun olmak için verdiğim sözlerdi... Geleceğime yatırım yapıyor olmanın verdiği mutluluk da vardı tabii. Bugün onun meyvelerini yiyoruz. Kıbrıs’ta okuduğum yıllar benim için çok güzeldi. Yeni dostluklar, arkadaşlıklar, paylaşımlar bizim için önemliydi. Ve okul bittiğinde hayal ettiğim yaşantının ilk adımları atılmıştı. İlk kez aileden ayrı kalmanın hüznü, aynı zamanda gururu vardı.”

Haberin Devamı

‘HER ŞEY AZDI AMA ÖZDÜ’
Nuri Nabikoğlu, 68, emekli

“En mutlu olduğum yaşlar 18-30 yaş arasıydı. O zamanlar dostluk, paylaşım, aile kavramı vardı. Karşılıksız paylaşma ve beklentisizlik hâkimdi. Büyüğe saygı vardı ve müthiş sohbet ortamları oluşurdu. Her şey azdı ama özdü.”

‘AĞIR SORUMLULUKLARIM YOKTU O ZAMAN’
Zeki Eldemir, 55, serbest meslek

“Hayatımın en güzel dönemi 18 yaşlarımdı çünkü ağır sorumluluklarım ve beni kısıtlayan şeyler yoktu.”

‘KENDİ PARAMI KAZANDIĞIM İLK DÖNEM’
Mecit Albayrak, 59, emekli

“En mutlu yıllarımı düşününce aklıma ticarete ilk başladığım zamanlar, kendi paramı kazandığım ilk dönem geliyor. Laleli’nin Laleli olduğu zamanlar... Esnaf birbiriyle kardeş gibiydi. Gündüzleri çalışıp, para kazanıp akşamları o parayla İstanbul gecelerinde eğlenmek… Çünkü gençliğimizi hissederdik.”

Haberin Devamı

‘ÇOCUKLARIMLA ÇOCUK OLDUM’
Harun Yaşar, 55, kimya mühendisi

“En güzeli 2000’li yıllardı. 30-35 yaşlarımdı. Çünkü küçük kızım doğdu. Büyük kızım evde küçük bebeği karşıladı. Küçük bebek ablasına bir sürü oyuncak getirdi. Ablası küçük bebeği kıskanmasın diye... En güzel yıllarım çocuklarımın çocukluklarıydı. Çocuklarımla çocuk olmayı öğrendiğim yıllardı. Onlarla oyunlar oynardım.”

‘İHTİYACIMIZI DOĞADAN TOPLARDIK’
Fatma Dağ, 70, kadın

“Bizler çok mutlu çocuklardık. Dünyaya yine gelsem çocukluğumu isterim. Gaz lambasıyla bile ne kadar mutluyduk. Akşamları kızlarla toplanır, kanaviçe ve örtü işlerdik. Hayatımızın her dönemi anlamlıydı, şimdi çok anlamsız. Bizler ihtiyacımız kadar her şeyi doğadan toplardık. Yumurtayı bile kümesten yiyeceğimiz kadar alırdık, çünkü tavuklar bile bilirdi ne zaman kuluçkaya yatacağını.”

Haberin Devamı

Gençliğe değil geçmişe özlem duyuyoruz

‘KALKIYORDUM, ‘SUSAM SOKAĞI’NI İZLİYORDUM’
Hüseyin Karabatak, 52, serbest meslek

“En güzeli çocukluk yıllarımdı. Kalkıyordum, ‘Susam Sokağı’nı izliyordum. Delikanlı olmaya başlayınca bütün sıkıntılar başladı.”

‘YENİ ARKADAŞLIKLAR, YENİ HEYECANLAR’
Elvira Turkovic, 50

“20-25 yaş arası üniversite yıllarım, Saraybosna, savaştan önce. Küçük bir kasabadan büyük şehre gidip tek başıma yaşamak, istediğim bölümü okumak, yeni arkadaşlıklar ve yeni heyecanlar… En güzel yıllarımdı diyebilirim. Bence çoğu insanın en güzel yılları üniversite dönemi...”

‘BERABER ÇAY İÇİLİRDİ’
Sara Seçkin, 66, ev kadını

“En mutlu olduğum yaşlar değil, yaşanılan en rahat dönemler 20-30 yaş civarıydı. Daha küçük bir yerde, dostluğun ve komşuluk değerlerinin yüksek olduğu zamanlardı. Yan yana geldiğimizde konuştuğumuz şeyler yardımlaşma, sevgi ve saygıya dayalıydı. Beraber çay içmek çok kıymetliydi. Komşumuzu babam gibi görürdüm, o da beni evladı. Her şeyin temiz olduğu dönemlerdi.”

‘UÇMUYORDUM, GÜÇLÜYDÜM’
Serap Sağlam, 50

“Hayatımın en güzel yılları 40’lı yaşlarımdı. Tecrübeliydim,  ayaklarım yere sağlam basıyordu, uçmuyordum, güçlüydüm. Kendimi kontrol edebiliyor, duygularımın kölesi olmuyordum. Her şeye gülebiliyor, hiçbir şeye şaşırmıyordum. Çünkü kınadığım her şeyin başıma geleceğini tecrübe etmiştim. Hayatı eskisi kadar ciddiye almıyordum çünkü hiçbir acının sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyordum.”

 

Haberle ilgili daha fazlası: