‘Bir kitabın üzerinde adımı görmek çok büyük geliyordu bana’

Güncelleme Tarihi:

‘Bir kitabın üzerinde adımı görmek çok büyük geliyordu bana’
Oluşturulma Tarihi: Nisan 14, 2024 07:00

Birçoğumuz, yıllardır aktif olarak kullandığı sosyal medya platformları sayesinde tanıdı Melikşah Altuntaş’ı. Sinema ve senaryo yazarlığı yaptı uzun süre. Şimdilerde ilk kitabı ‘Arkada Yaylılar Çalıyor’ raflarda yerini aldı. Altuntaş’la buluştuk; kitabı ve hayat üzerine konuştuk.

Haberin Devamı

Senaryo yazıyor, bağımsız dergi Bant Mag.’de, son yıllarda eskisi kadar sık olmasa da, sinema yazarlığı yapıyor. Bir dönem YouTube’da söyleşi programları vardı, şimdilerdeyse ağırlıklı olarak kitap tanıtım videoları yayımlıyor. Aynı platformda bir de kitap kulübü faaliyette. Pandemide müzisyen, oyuncu Bartu Küçükçağlayan’la Instagram’da gerçekleştirdiği ‘Mücbir Sebepler’ adlı canlı yayınlar geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Ardından sahneye de çıkmaya başladı. Stand-up yapıyor, Ataşehir DasDas’ta sahnelenen ‘Şimdi’ adlı oyunda oynuyor. Melikşah Altuntaş şimdi de hikâyelerden oluşan ‘Arkada Yaylılar Çalıyor’ kitabını çıkardı. Onunla The Marmara Taksim’in terasındaki Okra’da buluştuk. Söyleşiye giderken çok heyecanlıydım çünkü kendisinin sıkı bir takipçisiyim. Beni, sosyal medyada takip ettiğimden çok daha sıcak, samimi biri karşıladı...

Haberin Devamı

İnternette en çok ‘Melikşah Altuntaş ne iş yapıyor’ diye aratmışlar seni. Konuya açıklık getirelim mi, tam olarak ne iş yapıyorsun?

Keşke bir cevabım olsa bu soruya. Herhangi bir ‘title’ın (başlık) net bir biçimde karşılığının olmadığı bir jenerasyondanım galiba. Herkes aynı anda 100 şey yapabiliyor. Genel olarak yazarlık yaptığımı söyleyebilirim. Çoğunlukla da bu şekilde para kazandım.

Editörlük, senaristlik, tiyatro oyunculuğu, komedyenlik ve yazarlık. Bu, ben her şeyi yaparım çabası mı?

Olabilir, bilmiyorum, yani böyle şeylere büyük büyük cevaplar vermek doğru gelmiyor bana. Galiba çocukluğumdan gelen bir dürtüye artık itiraz etmeyi bıraktım. Çünkü yapmak istediklerim çocukluktan itibaren beslendiğim şeylere bir iadei itibar gibiydi.

İş çoğunlukla yazmaya nasıl evrildi?

Çocukluktan itibaren kendimi ifade edebileceğim bir yol olarak gördüm yazma işini. Kendimi yazarak anlatabildiğimi fark ettik. O da beni en çok yazma işine itti.

Kitap yazmaya nasıl karar verdin?

Kitap yazmak çok büyük bir fikirdi benim için. Hiç yanına yaklaşamadığım bir düşünceydi. Bir kitabın üzerinde adımı görmek çok büyük geliyordu bana. Nermin Yıldırım’ın (yazar) ittirmesiyle oldu galiba. Bir gün beni çok ciddi bir şekilde baş başa bıraktı söylediği bir cümleyle. Editörüm ve aynı zamanda yayınevinin de sahibi Baran Güzel de bir işaret gibi ertesi gün mesaj attı, ben de “Şimdi sana yazdığım şeyleri yollayacağım” dedim. Ama korku içinde yolladım, pişman olarak...

Haberin Devamı

‘Bir kitabın üzerinde adımı görmek çok büyük geliyordu bana’

Neden pişman oldun?

“Allahım bunlar çok özel şeyler, paylaşmaya hazır mıyım” diye düşündüm... Sonra aslında çocukluktan beri yaptığım şeyin bir uzantısı olduğunu fark ettim bu öykülerin. Bunu insanlarla paylaşmakta da çekince görmedim çünkü yıllardır insanlarla her şeyi paylaşma üzerine kurulu bir ilişkim var. Sosyal medyayı da öyle kullanıyorum.

Evet, sosyal medyada aktifsin...

Bu yeni bir şey değil. Mesela YouTube’a içerikler yapıyorduk 2011’de, daha YouTuber kavramı yokken. Maskeli bir tiple haftanın filmlerini anlatıyorduk son derece korkunç bir dille (gülüyor). Bütün sosyal medya aygıtlarını kullanıyorum çünkü 21’inci yüzyılda yaşamıyor gibi yapmak çok benlik değil. Bir tek TikTok’a kadar vardıramadım işi. Orada ‘boomer’lık bir durumum var galiba... Çok seviyorum TikTok dünyasını ama garip bir biçimde bir bağlantı kuramadım henüz.

Haberin Devamı

Yeni kitabın ne anlatıyor?

Kayıp, yas ve bütün bunların içinden çıkabilme yolları üzerine... Biraz karanlık gibi öyküler. Çünkü hayatta sıkışılmış yerleri geride bırakma ve bütün o yası tutma ve tutamama haliyle devam etme çabası hakkında çoğu öykü. Ben güç veren bir tarafı olduğunu da düşünüyorum.

Kitabın isminin bir hikâyesi var mı?

Çok sık kullandığım bir ifade. Arkadaşlarım acıklı bir şey anlattığında “Şu an arkanda yaylılar çalıyor” derim. Hani hüzünlü bir şeye eşlik eder ya yaylılar ya da acıları vurgular... Benimle ilişkili olan duygularla da dalga geçmek için bu isim. Bir oyunun gala partisinde Melike (Şahin, müzisyen) arkadaşıyla konuşurken “Yaylılar provası var yarın” gibi bir şey söyledi. Meriç de (Aral, oyuncu) “Aaa ne güzel isim” dedi. Ben de “Aaa kitabın adını buldum ben” dedim.

Haberin Devamı

‘Bir kitabın üzerinde adımı görmek çok büyük geliyordu bana’

Başka projelerin var mı?

Bir roman üzerine çalışıyorum. Bir dizi senaryosu var, onu bitirmek üzereyim. Stand-up’ı biraz daha büyütmek istiyorum. Bir program fikri var aklımda YouTube için olabilir...

 

‘SARSAK, HEYECANLI, UMUTLU’

30’ların sonlarındasın… Nasıl geçti 30’lar, olmak istediğin yerde misin?

Aman aman, 40’larımı konuşacağım bir döneme mi
geldim! Öncelikle şoktayım (gülüyor). 30’lara sıfır beklentiyle girdim, sadece ‘İnşallah 20’lere benzemiyordur’ diye düşünüyordum, benzemiyor. 30’lar çok iyi gidiyor benim için. 20’lerdeki kaygılarımın hepsini tek bir tekmeyle savurdu 30’lu yaşlar. O yüzden 40’larla ilgili planım, 30’ları sürdürebilmek.

Haberin Devamı

Melikşah’ı hiç tanımayan birine kendini üç kelimeyle nasıl anlatırsın?

Sarsak biriyim bence; o yüzden sarsak, heyecanlı ve galiba umutlu biriyim ben maalesef. Gurur duymadığım bir özellik ama sanırım beni hayatta tutan şeylerden biri de o.

 

‘ALELADELİĞİN İÇİNDEKİ KEŞİFLER İLGİMİZİ ÇEKİYOR OLABİLİR’

Stand-up şovların başladı. Nasıl hissettiriyor sahnede olmak?

Çok korku dolu bir yer gibi geliyordu bana. Zaten biraz da o yüzden yapıyorum. Şovumun adı ‘Bunu Kendime Neden Yapıyorum’, tam olarak bu yüzden yapıyorum. Çocukluktan itibaren hep gözümü dikip baktığım, parlak şeylerin altına geçebilme cesareti gösterdim galiba sonunda. 

Sence neden stand-up trend oldu?

İnsanların hikâyelerini dinlemek için diğer insanlar bekliyormuş meğer. Ben bunu biraz sosyal medyaya da bağlıyorum. Vlogger’ları saatlerce izlemeye başladık, insanların sıradan rutinlerini seyrediyoruz. Aleladeliğin içindeki keşifler ilgimizi çekiyor olabilir. Mekânlar için de bir alternatif oldu; bir anlatı dinlemek, o anlatıya içkinle, yemeğinle eşlik etmek ilginç bir yol gibi.

Senin en çok güldüğün, takip ettiğin yerli komedyenler kimler?

Deniz’i (Göktaş) çok seviyorum, bence harika biri. Pınar Fidan’ı, Özge Özel’i çok seviyorum. Eda Kibar’la ilgili çok büyük heyecan içindeyim. Bir de yeni başlamış olan Mine Özgüle var.

BAKMADAN GEÇME!