‘Bedenim benim silahım’

Güncelleme Tarihi:

‘Bedenim benim silahım’
Oluşturulma Tarihi: Haziran 11, 2023 07:00

İranlı feminist sinemacı Mania Akbari dünya sanat çevrelerinin yakından tanıdığı bir isim... 12 yıldır ülkesinden uzakta yaşayan Akbari, Uçan Süpürge Film Festivali kapsamında İstanbul’daydı. Filmini ve İranlı kadınların özgürlük mücadelesini konuştuğumuz Akbari, yönetmen Kiarostami’nin kendisine tecavüz ettiğini iddia ettiği ifşa mektubunu da anlattı: “İran’da kadınlar sırlarla yaşıyor, ölen kadınların bedenlerinde sayısız sır saklı. Ben sırrımla gömülmek istemedim.”

Haberin Devamı

Minyon, saçları kısacık, gözü kara, gülüşü içten... Kim der ki 50 yaşında... Kendi deyişiyle bu dünyaya savaşmak için gelenlerden o... Mücadele etmek hayatının temel eylemi; tıpkı yemek yemek, uyumak gibi... İranlı feminist sinemacı Mania Akbari’den bahsediyorum.

Akbari dünya sanat çevreleri tarafından tanınan biri... Geçen yıl yazdığı bir ifşa mektubuyla ünlü film yönetmeni Abbas Kiarostami’yi intihal ve tecavüzle suçlamıştı.
‘10’ filminin çekimlerinin aslında kendisine ait olduğunu söylediği mektupta Kiorastami’nin ona tecavüz ettiğinden de bahsediyordu.

Sanatçı 26. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali kapsamında İstanbul’a gelince buluştuk. Sinematek’in konuk ettiği Akbari’nin İran’da cezaevinde tutulan kadın gazeteciler Elahe Mohammadi ve Nilüfer Hamedi’ye adadığı ‘Bunu Ne Cüretle İstersin’ adlı filminin gösterimi vardı. Etkinlikte ‘Bedenin Ötesinde’ başlıklı bir konuşma da yaptı.

Haberin Devamı

‘Bunu Ne Cüretle İstersin’ filmi için Akbari, İran sinema tarihindeki yaklaşık 100 bin filmi taradı. Bu filmlerdeki kadın görüntülerini kendi bedeninin özgürleşme görüntüleriyle harmanladı. Filmiyle ataerkil sisteme kafa tutuyor kısacası. Kadın bedeninin ataerkil sistem tarafından suistimal edildiğini ve bu sistemle yine kadın bedeni üzerinden mücadele ettiğini söylüyor. Akbari anlatıyor.

*İran’da nasıl bir evde doğdunuz?

Öğretmen bir anne-babanın çocuğuyum. Terzilik de yapan annemi kumaşlarla, kadınların bedenleri üzerinde çalışırken izlemeyi severdim. Ben de 11 yaşımda kumaşlardan bir papağan yapmıştım. Kısacası kumaşların, iğnelerin arasında büyüdüm. Bunlar tabii İran İslam Devrimi’nden önceydi.

‘Bedenim benim silahım’

* İran’ı neden terk ettiniz?

Aslında terk etmedim. Londra’ya bir festivale gitmiştim, “İran’a artık dönemezsin” diye bir haber geldi. Festivallere başörtüsüz katılıyordum, bu nedenle beni cezalandırdılar. 12 yıl boyunca İran benim pasaportumu bir aldı, bir geri verdi. Bu nedenle de ülkeme geri dönemedim. 2011’den bu yana ülkemi görmedim. İran halkını, İran kültürünü çok özlüyorum. Bu sistem yüzünden
çok acı çektim.

Haberin Devamı

* Mahsa Amini’nin İran’da kurallara uygun örtünmediği gerekçesiyle gözaltına alınıp hayatını kaybetmesi, kadınların başını çektiği bir toplumsal hareket başlattı. Süreci tüm dünya izledi fakat bir süredir hiçbir haber yok.

Oradaki mücadele bitmedi, İranlı kadınlar ellerinden ne gelirse yapıyor. Küçücük imkânlarla savaşıyorlar. Şu anda başörtüsüz, rengârenk elbiseleriyle, özgür bir şekilde sokaktalar.

* Gerçekten böyle mi?

2-3 hafta önce annem oraya gitti. Giderken de korkusundan yanına uzun bir manto ve başörtüsü almıştı. Fakat insanlar onu öyle görünce o kadar kötü bakmışlar ki gidip kendine kısa bir ceket almak zorunda kalmış. “İnanamazsın, her şey o kadar değişmiş ki resmen sokaklarda bir devrim havası var” dedi. Çok mutlu oldum. Hepimizi öldürüp hepimizi hapse atamazlar!

Haberin Devamı

* Doğu’da kadınlar yaşamak, okula gitmek veya istediği kişiyle evlenmek gibi temel hakları için mücadele ediyor. Batı’daysa kadınların işleri daha kolay gibi...

Ben de aynı şeyleri söylüyorum. Bizim ‘beyaz feminist’lerle sorunumuz bu. Onlar kürtaj için savaşıyor, bizse hayatta kalmak için. Bu çok büyük bir ayrım. Eğer Afgan bir kız tamamen kapanmazsa, burnu görünürse, o burun kesiliyor! Onlar sadece bu Afgan kızın haberini yapıyor ve üzerlerine düşeni yaptıklarını düşünüyorlar. Ama o Afgan kızın çektiği acıyı anlamıyor. Hatta Batılı feministler Doğulu feministleri beğenmiyor. Biz bir de bu ‘beyaz feminist’lerle savaşıyoruz. Nasıl ki ataerkil sisteme “Çekil kenara” diyoruz.... Aynı şeyi ‘beyaz feminist’lere de diyoruz. Çekilin kenara! Nottingham Üniversitesi’nde işte bunları söyledim ve salonun yarısı ortamı terk etti.

Haberin Devamı

‘Bedenim benim silahım’

* Neden?

Çok rahatsız oldular. “İranlı bir kadın nasıl olur da bize ithamda bulunur” dediler. Bizi anlamıyorlar, sadece eleştiriyorlar... İranlı kadınların savaşmadığını da düşünüyorlar.

Biraz da ‘Bunu Ne Cüretle İstersin’ adlı filminizden bahsedelim.

Son filmim kadınların bedenlerini ataerkil bir toplumdan, o erkek gücünden geri almakla ilgili! Yani erkeklere parmak sallayan bir film. Diyor ki: “Ben görüyorum, seni gördüm. Yapamazsın bunu bana. Beni kandırdığını sanma. Geçmişteki nesle bunu yaptın, benden sonraki nesle bunu yapamazsın.” İşte bu ataerkil hikâyeyi toplumun gözü önüne seriyor.

Haberin Devamı

* Kadın bedeni, üzerine politika yapılan bir araç... Siz de kendi bedeniniz/bedenler üzerinden mücadele ediyorsunuz. Sanki bedeni bir silah gibi kullanıyorsunuz...

Evet, bedenim benim silahım. Ataerkil sistemi öldürmek için bedenimi kullanıyorum. Bedenimi özgürleştirmeye çalışıyorum.

‘Yapamazsın dediler, yaptım’

* Hem meme hem de yumurtalık kanseri atlattınız.

Evet ama hâlâ var... Şimdi de bağırsaklarımda... 4 kemoterapiden sonra gidecek inşallah. Kanseri mücadele ettiğim alanlardan biri olarak görüyorum. Meme kanserim 4’üncü evreydi, tedavi olurken aynı zamanda ifade vermeye gidiyordum. Artık öyle bir noktaya geldim ki beni ifade için çağırmamaya başladılar. Öleceğimi düşündüler çünkü. Ama hayatta kaldım. 2 yıl sonra havaalanında beni görünce pasaportumu elimden aldılar; sinirle “Sen kanserdin, nasıl hayatta kaldın” dediler.

* Yumurtalık kanseri tanısı aldıktan sonra özel bir yöntemle ikinci kez çocuk sahibi de oldunuz, değil mi?

Bu da bir mücadeleydi. Bana yapamazsın denen şeyleri yapmayı seviyorum. “Çocuğun olamaz artık” dediler ama bir çocuğum oldu. Şimdi iki çocuğum var. Biri 5 yaşında. Bir de 30 yaşında trans bir kızım var; Amin’di Amina oldu. Kadın ruhu o acıyı nasıl bir güce çevireceğini biliyor bence. Sinema aslında bir bahane. Esas olan yapmak. Ben çok savaşçıyım. Beni hiç kimse kapatıp kontrol altına alamaz; savaşmak için geldim dünyaya. 

‘Tarihe geçmesi önemliydi’

* Geçen yıl bir mektup yazdınız ve İranlı yönetmen Abbas Kiarostami’yi filminizi çalmakla itham ettiniz. Mektupta size tecavüz ettiğini de yazdığınız Kiarostami hayatta değil. Yüzleşemediniz yani...

Bunu açıkladığımda hayatta olmasını ve işi mahkemeye götürmeyi çok isterdim. Ama önemli değil. Önemli olan bunun tarihe geçmesiydi. Bilinmesi gerekiyordu. Şu an mutluyum. İran kadınları sürekli sırlarla yaşıyor. Ölen kadınların bedenlerinde sayısız sır saklı. Onlar sırlarla gömüldü. Ben kendi sırrımla gömülmek istemedim.

BAKMADAN GEÇME!