GeriHürriyet Cumartesi Prof. Dr. Taner Damcı: Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta ölümsüzlüğün peşindeyiz ama...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Prof. Dr. Taner Damcı: Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta ölümsüzlüğün peşindeyiz ama...

Prof. Dr. Taner Damcı: Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta ölümsüzlüğün peşindeyiz ama...
Abone Olgoogle-news

‘Sağlık Ararken Aldatılmak’ adlı yeni kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlanan Prof. Dr. Taner Damcı, “Her şeyi trend olarak görmeye koşullanmış günümüz insanı her yıl yeni bir beslenme trendi görmek istiyor. Oturmuş, bilimsel verilere dayanan ama diğerleri kadar heyecan verici olmayan doğru bilgileri uygulamak eski kafalılık olarak küçümseniyor” diyor.

Neyi yemeli, hangi besinler mucize? Vitamin takviyeleriyle ömrümüz uzar mı?
Evde, işte, okulda, sosyal medyada sağlık ve beslenmeye ilişkin soruların sayısı katlanarak artıyor. Yeni beslenme tipleri, yeni diyet reçeteleri derken aklımız her zamankinden daha karışık. Bu konuda danışacak en yetkili isimlerden biri: Endokrinoloji, diyabet ve metabolizma bilimi uzmanı Prof. Dr. Taner Damcı. ‘Sağlık Ararken Aldatılmak’ adlı kitabında sağlığımızın peşine koşarken nasıl kandırıldığımızı örnekleriyle açıklayan Damcı’yla sohbete oturduk.
Sağlık ve beslenme neden tartışmalı bir konuya dönüştü?
Bu tartışmaların nedeni, yaşanan toplumsal dönüşüm. Her şeyi satılabilir ve satın alınabilir gören zihniyet, sağlık ve beslenmenin de satılabilir/satın alınabilir olduğunu düşünüyor. Bunun iki nedeni var, ilki; modern tıbba, tüm yiyeceklere şüpheyle yaklaşmamıza neden olan, komplo teorileri üzerinden yürüyen güvensizlik hissi... İkincisi; kafası karıştırılmış insanlara mucize kurtuluşlar satan kişiler, hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı halde böyleymiş gibi anlatılan ürünler, yöntemler... Sağlık konusunda endişeli kitleler, ikna edilmesi ve satış yapılması en kolay insanlardır.
 Sağlık vaat eden ürün ve/veya isimlerin peşinde koşarken kandırıldığımızı fark etmek zor mu?
Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta neredeyse ölümsüzlüğün peşinde koşuyoruz! Bunun için ürünler, kavramlar satın alarak, kurtarıcı rolüne bürünmüş kişilere biat ederek amacımıza ulaşılabileceğimize inanıyor uz. Bunun sonucunda da aldatılıyoruz. Sağlık tüccarlarının çoğu maddi çıkar peşinde. Ama maddi beklentisi olmayan, başka insanlara akıl vererek kendine tatmin arayan amatör kurtarıcılar da var.

Prof. Dr. Taner Damcı: Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta ölümsüzlüğün peşindeyiz ama...


Atalarımızın beslenmesine öykünmek bir yanılgı
 Bu konunun tartışılması lehimize değil mi?
Hayır, değil. Çünkü bu durum iyilikle sonuçlanmıyor. İnsanlar nasıl daha sağlıklı beslenebileceklerini ararken sürekli korku, komplo teorileri ve hastalık riskleri hatırlatıldığı için arayış içine giriyor. Pek çoğu mutsuz ve depresif oluyor.
Yediklerimizin, sağlığımızın atalarımızın zamanında daha iyi olduğu düşünmemiz de bunun sonucu mu?
Evet ama atalarımız sağlık için beslenmiyordu. Hayatta kalabilmek için beslenmek zorundaydılar. Ne buluyorlarsa onu yiyorlardı; pek çoğu da beslenme yetersizlikleri, vitamin eksiklikleri, enfeksiyonlar nedeniyle genç yaşta öldü. Bu durum yakın tarihimize kadar da devam etti. Ortalama insan ömrü 1900’lerin başında bile 40’lı yaşlardaydı. İnsanların şişmanlamaya, diyabet, kalp damar hastası olmaya bile ömrü yetmiyordu. Bu nedenle onların beslenme düzenlerine öykünmek, onların hastalıkları bizden daha doğru tedavi ettiklerini düşünmek günümüz insanının romantik yanılgılarından biri.
 Neden her sene farklı bir beslenme trendinin peşinde koşuyoruz?
Çünkü günümüz insanı her şeyi trend olarak görmeye koşullanmış. Bu nedenle her yıl yeni bir beslenme trendi görmek istiyor. Birileri sürekli beslenme konusunda bildiklerimizi unutmamızı istiyor. Oturmuş, bilimsel verilere dayanan ama diğerleri kadar heyecan verici olmayan doğru bilgileri uygulamak da eski kafalılık olarak küçümseniyor.
Hayat, sağlıklı, sağlıksız ve nötr davranışlardan oluşuyor
Kim o ‘günümüz insanı’? Sağlığının anormal derecede iyi olmasına kafayı takanlar mı?
Evet, bunun kendisi de bir sağlık sorunu. Her bir yiyeceğin sağlığı arttırması beklentisi asla gerçekleşemeyecek bir hedef; son derece de mutsuz edici bir yaşam tarzını yansıtıyor. Bu durumun aşı karşıtlığı, ilaç düşmanlığı; ortoreksiya denen, yenilen her şeyin sağlıklı olmasına takıntılı olmak gibi değişik altbaşlıkları da var.
 O halde ne yapmak, nasıl beslenmek lazım?
Çözüm basit. Açlığımız, tokluğumuz, canımızın neyi istediğinin anlamı var. Sağlıksız beslenmenin en temel unsuru, gereksinim duyduğumuzun çok ötesinde miktarlarda yemek... Kurtarıcıların, sözüm ona guruların listeleriyle kimse sağlıklı beslenemez. Hayatımız sağlıklı, sağlıksız ve nötr davranışların oluşturduğu bir toplam. Bunun içinde sağlıklı olanların oranını artttıracak şekilde değişim yapmak gerekiyor. Sağlıklı davranışların oranını yüzde 60’tan 70’e çıkarırsak bu fark birkaç yıl içinde büyük değişiklikler yaratır. Aç olmadığımız halde yemekten vazgeçtiğimiz her yiyecek, içmekten vazgeçtiğimiz her bir sigara ya da asansör yerine yürümeyi tercih ettiğimiz her merdiven basamağı, oranı iyi yönde biraz arttırır. Anahtar: Sabır ve tekrar.

Doğru bilinen beş yanlış
Kent yaşamı tüm hastalıklarımızın sebebidir
Doğrusu: Kent, doğanın karşıtı veya düşmanı değil. Tam tersine doğanın korunması için bize fırsatlar sunuyor. Genel kanının aksine, kent insanları kırsalda hayatını sürdürenlere göre daha sağlıklı ve ortalama olarak daha uzun yaşıyor. Kentte kişi başına düşen karbon ayak izi kırsala göre daha az. Yiyeceklerin, suyun, enerjinin getirilmesi ve kullanımı, atıkların uzaklaştırılması, temizlik, alanların ortak kullanımı, geri dönüşüm, ısınma, soğutma kentlerde çok daha verimli
ve etkin.
Mantıklı, eğitimli biri sağlığını rahatlıkla yönetir
Doğrusu: Tıp bilgisi yalnızca mantıkla ulaşılabilir nitelikte değildir; yoğun ve iç içe geçmiş kavramlardan oluşur. Bu eğitimi almadan genel kavramlarla; medyadan edinilmiş, sağdan soldan duyulmuş yalan yanlış bilgilerle sağlıkla ilgili çıkarımlar yapmak yanıltıcı olabilir.

Her bitkinin insanın sağlığı için bir görevi vardır
Doğrusu: Bitkilerin var oluş sebebi bizim iyiliğimiz, sağlığımız, mutluluğumuz değil. Bitkisel gıdaların çoğunlukta olduğu diyetler insan sağlığı için harika. Kalp damar hastalıkları ve kanser riskini azaltır. Tek tek bitkilerin içindeki bazı maddeler de bazı hastalıklara iyi gelebilir. Ama bu maddelerin bitkilerin içindeki konsantrasyonları genellikle çok düşüktür, sıklıkla yoğunlaştırılmaları gerekir.

Bütün sağlık sorunları sadece doğru beslenmeyle ortadan kaldırılabilir
Doğrusu: Bir yiyecekle sağlığımız bozulmaz, bir yiyecekle de hastalıklarımızı tedavi edemeyiz. Beslenme dışında da sağlığımızın değiştirebileceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz belirleyicileri var.

Vitamin ve gıda katkılarının hiç yan ETKİSİ yoktur
Doğrusu: Gıda katkıları ve gereksiz yere kullanılan vitamin haplarının riskleri var. Toplumda avuçla destek hapı kullanan insanların sayısı hiç de az değil. Bu haplar birbirleriyle veya o kişinin kullanmak zorunda olduğu ilaçlarla etkileşime girebilir. Ortaya çıkan yeni moleküller; alerji, bağışıklık sisteminin çalışmasını engelleme, kanama, karaciğer toksisitesi, vaskülit gibi durumlara ve başka bozukluklara yol açabilir.

Prof. Dr. Taner Damcı: Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta ölümsüzlüğün peşindeyiz ama...


False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle