‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

Güncelleme Tarihi:

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 06, 2022 07:00

Çalışmaları 30’a yakın ülkede yayımlanan grafik sanatçısı Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun ‘Karma’ başlıklı sergisi açıldı. Sanatçının zarif kuyruklu kedileri, özgürlüğe kanat çırpan kuşları, karanlığı aydınlatan kitapları ve zamanı sorgulayan saatleri 18 Eylül’e kadar Gümüşsuyu’ndaki Brieflyart’ta olacak.

Haberin Devamı

ABD’deki 11 Eylül (2001) saldırısının ardından 15 Eylül 2003’te The New Yorker dergisi, kapağında bir Gürbüz Doğan Ekşioğlu çalışmasıyla çıkar. Kapağı gören ünlü yazar Susan Sontag, dergiye Gürbüz Doğan Ekşioğlu için şu mektubu yazar: “Sevgili David (The New Yorker dergisi editörü), 15 Eylül kapağını gördüğümde nasıl etkilendiğimi ve nasıl gözyaşlarımı tutamadığımı anlatamam. Gürbüz? Keşke tanıyor olsaydım. Çok dokunaklıydı; hem ince hem de direktti (çok zor bir iş). Sevgiler Susan.” Ünü sınırları aşan grafik sanatçımız Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Susan Sontag’ın da dediği gibi kariyeri boyunca ‘hem incelikli ve hem de direkt’ işler üretti. Aydınlığa, insan haklarına, adalete, umuda ve barışa olan inancını eserlerine yansıttı. Kimi zaman kediler, kuşlar, ağaçlar eşlik etti yolculuğuna, kimi zaman da kitaplar, saatler... Geriye dönüp baktığımızda başarılarla ve ödüllerle dolu bir kariyer görüyoruz, yeni sergisi ‘Karma’ için görüştüğümüz Ekşioğlu ise “Başarı yürümek gibidir” diyor, “Sürekli adım atmak, sürekli çalışmak”...

Haberin Devamı

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

* Çok etkileyici bir sözünüz var. “Sanatımda vicdanımı ortaya koyuyorum” diyorsunuz. Bu kariyerinizin en başında yaptığınız bilinçli bir seçim miydi?

Sanat yapan insanlara -sanatçılara- baktığımda yaptıkları eserlerde kendi karakterlerinin yansımasını görürüm. Ben de her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim; bu tercih bilinçli değildi, içgüdüsel olarak bu doğrultuda çalışmalar ürettim. Karikatürle ilgilenmem de
bu nedenledir. Karikatür muhalif bir sanattır, var olan çelişkilere mizahi bir üslup ve keskin bir zekâyı dahil eder. 

* Bir yanda gündemin sert gerçekleri, diğer yanda doğanın büyüleyici dünyası. Her ikisini de eserlerinize yansıtırken bir sanatçı olarak zorlandığınız oldu mu?

Sanat sohbet eder gibi üretilir, içsel bir sohbetin dışa yansımasıdır. Sohbet yaşadığımız olaylara ve konulara göre şekillenir, sanat da öyledir. Sanatçı yaşamın olumlu ve olumsuz yönlerini gözlemler, üretiminde bunu dışa aktarır.

Haberin Devamı

* Kariyeriniz önemli başarılarla dolu. Peki, başarı sizin için ne anlama geliyor?

Başarı yürümek gibidir.
Sürekli çalışmak, adım atmak, merdiven basamağı çıkmak gibi... Çıktıkça perspektif genişler. Manzara güzel görünse de bunun
bir de yorgunluğu vardır.

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

* Bu yıl David Hockney’nin iPad çizimlerinden oluşan sergisini SSM’de ziyaret etme fırsatı bulduk. Sizin de Facebook’la başlayan ve Instagram’la devam eden tablet ve cep telefonu çizimleriniz var. Teknoloji size neyi sağladı?

Teknoloji bana hız kazandırdı. Klasik tekniğiyle dört-beş günde üretebildiğim bir işi çizim programında yarım saatte yapabiliyor ve sosyal medyadan bunu dünyanın her tarafına iletebiliyorum. Tabii ki malzemeyle ürettiğimiz işlerin görsel etkisinin dijital işlerden daha özgün ve etkili olduğunu da söylemeliyim.

Haberin Devamı

Bir yaz sergisi...

* Brieflyart’taki bu yeni serginizde bizi neler bekliyor?

Aklımda olmayan, sürpriz bir sergiydi. Biliyorsunuz, yaz mevsimi sergi için ölü bir sezondur, herkes tatildedir. Brieflyart yeni bir galeri. Sahibi ve yöneticisi Baran Çuroğlu “Yaz sergisi açalım” dedi. Çok sevdiğim çalışmalarımı kapsayan sergi, ‘fine art print’ (Hahnemühle’nin yüzde 100 pamuktan üretilmiş kâğıdı üzerine pigmenti çok kuvvetli boyayla yapılan baskı. Baskının güneşte dursa bile 200 yıl solmayacağı garantisi veriliyor) ve az sayıda orijinal eserden oluşuyor. Fine art baskıların bir kısmı özgün baskı resim gibi numaralı ve imzalı. Çoğunluğuysa yapılan baskının üzerinden boyayla yeniden geçmemle ortaya çıkan baskı artı orijinal işler.

Haberin Devamı

* İlk serginizi ziyaret eden isimler arasında ünlü karikatürist Ali Ulvi Ersoy da var. Sizin de yeni kuşaktan takip ettiğiniz sanatçılar var mı?

Güzel sanatlar fakültesinde asistanlıkla başlayıp bugüne kadar 41 yıl boyunca çalıştım. Halen Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin  kadrosunda görev yapmaktayım. Önemli sanatçılar arasında çok öğrencim var. Ayrıca farklı fakültelerden mezun olan ya da hiç eğitim almamış da çok sanatçı var, onların işlerine de gördüğümde hayran olurum. Bu yüzden isim olarak belirtmek haksızlık olabilir.

* Küçükken kendi oyuncağınızı kendiniz yapıyorsunuz, bu sayede yaratıcılığınız gelişiyor. Şimdiki çocuklarsa parayla alınmayan oyuncak nedir, neredeyse bilmiyorlar. Böyle bir ortamda yaratıcılık gelişir mi?

Haberin Devamı

Bizim kuşağımızda oyuncak endüstrisi çok az olmalı ki plastik top ve bebek dışında oyuncak hatırlamıyorum. Oyuncağımızı kendimiz yapardık. İnsan bir şeyi yapıyorsa diğer şeyi de yapmayı deniyor. Aynı şeyi tekrar yapınca daha iyi bir yönteme geçebiliyor. İnsan mükemmel yaratılmıştır. Şimdi malzeme teknoloji ve teknolojiyle hayal edemeyeceğimiz sonuçlar çıkıyor. İnsan var olduğu sürece yaratıcılık da var olacaktır.

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

The New Yorker, 11 Eylül saldırısının ardından 15 Eylül 2003 tarihli sayısında bir Gürbüz Doğan Ekşioğlu çalışmasını kapağına taşımıştı (sağda).

Kalabalıktan kaldırım yerine yoldan yürüyorum

* Bir Modalı olarak şehrin son yıllarda geçirdiği hızlı değişimi nasıl değerlendirirsiniz?
Kadıköy’e gelen insanlar -yüzde 90’ı genç kuşak- istedikleri hayatı yaşayabiliyor. Metro, metrobüs, vapur gibi ulaşım araçlarıyla rahat gelebiliyorlar. Moda’nın sahilleri akşamları ve hafta sonları tıklım tıklım. Çoğu zaman kalabalık nedeniyle kaldırımdan değil, araba yolundan yürüyorum. En büyük sorun park etmek. Bazen park yeri bulmak için 40 dakika dolaşıyorum. Bulamayınca özel otoparka bırakıyorum. Belediye konuya çözüm bulamadı.

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

Kediler, basamaklar, saatler

* Üretimlerinizde sıklıkla kullandığınız kavramlar var. Birkaçının sizin için ne anlama geldiğini öğrenebilir miyiz?

1992 ocak ayında The New Yorker dergisine kapak olan kedi ve fincan işimden sonra ortaya çıkan bir konu, kediler.
İlgi görünce devam etti. Basamaklar, bulunduğum koşullardan bir basamak, bir basamak daha iyi koşullara çıkabilme duygusunun yansıması. Saatlere gelince zamana karşı hep sorgulayıcı olmuşumdur, ayrıca saatin formunu severim. Eşit aralıklı sayısal rakamları, akrep ve yelkovanıyla mükemmel bir grafik tasarımdır. Ağaçlar, Karadeniz bölgesinde doğup büyümenin etkisi olabilir. Ordu sahilinde gezerken uçsuz, bucaksız denize bakardım. Bazen bir küçük kayık bile olmazdı. Boşluğu sevmem bu nedenle olabilir.

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

Ekşioğlu’nun The New Yorker dergisinin 6 Ocak 1992 tarihli kapağındaki eseri (üstte).

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’

‘Her zaman haksızlığın karşısında olmayı tercih ettim’