Umut Kaşan'la Vitrin "Bizler dolgu malzemesi değiliz"

Güncelleme Tarihi:

Umut Kaşanla Vitrin Bizler dolgu malzemesi değiliz
Oluşturulma Tarihi: Aralık 03, 2023 06:50

İzmirli, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun, mesleğinin 20. yılında başarılı bir psikolog. Ergenlerle iletişim, aile danışmanlığı, engelli ve ailesi ilişkileri, sınav kaygısı, kişisel gelişim ve motivasyon alanlarında çalışıyor. “Elim Sende” isimli kitabın yazarı... Genç stajyer meslektaşlarıyla kendisine ait Köprü Kişisel Gelişim Merkezi’nde aile danışmanlığı, evlilik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri veren İlknur Peder, kişisel gelişim, ilişkiler ve hayata dair psikolojik içerikli seminer ve eğitimler düzenliyor. Özellikle engelliler ve kadınlarla ilgili projelerle, dernek ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde devam ediyor. Kadın sorunları konusunda Celal Bayar Üniversitesi Kadın Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisansı olan İlknur Peder, hayatın her alanında var olabilmiş, var olan engellerini yok edebilen güçlü kadınlardan... Tiyatro çalışmalarına katılıyor, resim yapıyor, kitap yazıyor, seyahatlere katılıyor ve işini yapıyor. Doğuştan engelli İlknur Peder’in iki kolu ve bir bacağı yok ama sanıyorum onu makyajsız, bakımsız fönsüz gören de yoktur. Her daim bakımlı, kırmızı topukluları ile görmeye alıştığımız, kocaman gülüşe sahip bu aktivist kadın, Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi’nin uzun yıllardır başkanlığını da yapıyor.

Haberin Devamı

Umut Kaşanla Vitrin Bizler dolgu malzemesi değiliz

TOPLUM OLARAK DÜZELMEMİZ İÇİN
HEPİMİZİN ÇABA GÖSTERMESİ GEREKİYOR.

- Psikolog olarak size ilk önce şunu sormak istiyorum: Toplum olarak nasıl bu hale geldik?
İLKNUR PEDER: Bu geldiğimiz haller hepimizin ortak eseri. İnanın çok üzülüyorum ama bu durum beni şaşırtmıyor. Bunun için çok uğraştık, çok emek verdik, müthiş bir performans sergiledik. Pek çok faktör bir arada, bir an önce yırtma, zengin olma hırsı, küçük hesapların peşinde koşma çabası, eğitim sistemindeki olan bitene kaygısızlığımız, sanatı, kültürü, nezaketi, zarafeti, etiği, ahlakı yok saymamız... Ortaya çıkan bu hali eleştirenleri de ‘çok eski kafalısın’ gibi yaftalarla suçlayıp görmezden gelmemiz... Şimdi işte bu saydıklarım ve benzeri pek çok faktörün birleşimi ile hastalıklı bir topluma dönüşüyoruz. En başta da dediğim gibi ortaya çıkan, kimseyi mutlu etmeyen bu durumdan hepimiz sorumluyuz. Düzelmesi için de hepimizin ortak çaba göstermesi gerekiyor.

Haberin Devamı

Umut Kaşanla Vitrin Bizler dolgu malzemesi değiliz

VAROLUŞ MÜCADELEMİZ İÇİN
ÇOK ÇABA VE EMEK VERİYORUZ

- Biz engelsiz sıradan insanlar için bile mevcut hayat şartları ve yaşananlar ağır ve travmatik gelirken, durum engelliler için nasıl? Uzun yıllar engellilerle dernekçilik yapmış, onlarla yakından çalışmış, başarılı bir psikolog olarak sormak istediğim o kadar çok soru var ki... Mesela çok merak ediyorum, bir biçimde engelli bebeği olacağını öğrenen ebeveynler neler yaşıyor?
İLKNUR PEDER: Öncelikle biz engellilerin hayatı abartısız söylüyorum, o televizyonda izlediğiniz Survivor gibi. Engelli bebeği olacağını öğrenen ebeveynlerin en temel endişeleri, ‘bu çocuğun geleceği ne olacak, benden sonra ya da bana bir şey olursa çocuğuma kim bakacak’... Çünkü aileler biliyor ki gerçekten engelliler için işleyen sosyal bir sistem yok. Çocuk ya da yetişkin bir birey de olabilir, engelli kişinin ihtiyacı olan destek, rehabilitasyon, kolaylık ve konfora ulaşmak maalesef çok zor. İmkanlar ve fırsatlar yaratmak çok zor. İşte tam da bu sebeple sivil toplum kuruluşları ya da derneklere çok fazla özveri ve sorumluluk düşüyor. Mevcut durumu engelli bireyler için ajite etmeden, kimseyi incitmeden, öfkelendirmeden gerekli şartları oluşturmak ve olgunlaştırmak tecrübe, ilgi, birikim ve donanım istiyor. Varoluş mücadelemiz için çok çaba ve emek veriyoruz.

Haberin Devamı

Umut Kaşanla Vitrin Bizler dolgu malzemesi değiliz

- İlknur hanım, ben hemen sorulara başladım ama henüz tanımayanlar için kısaca kendinizden bahseder misiniz?
İLKNUR PEDER: İzmirliyim. Doğuştan engelli bireylerdenim. Pek çoğumuz gibi ben de zor şartlarda okulu bitirdim. İlk ve orta öğretimi dışarıdan tamamladım. Hayalimdeki işi, çok da severek yapıyorum. Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Psikoloğum. Çok dinliyorum ama çok da okuyorum. Çocukluğumdan bu yana okumayı hep çok sevdim, yaşımdan büyük kitaplar okurdum. Özellikle engelliler ve kadınlarla ilgili projelerle, dernek ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde çalışmayı, imkanlarım dahilinde gezmeyi, keşfetmeyi ve elimden geldiğince başkalarına yardım etmeyi çok seviyorum. Kadın sorunları konusunda Celal Bayar Üniversitesi Kadın Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisansım var. Tiyatro çalışmaları, resim en büyük hobilerim. ‘Elim Sende’ adlı kitabı yazdım. Kendime ait Köprü Kişisel Gelişim Merkezi’nde aile danışmanlığı, evlilik ve psikolojik danışmanlık yapıyorum. Kişisel gelişim, ilişkiler ve hayata dair psikolojik içerikli seminer ve eğitimler düzenliyorum ve de aynı zamanda Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi’nde uzun yıllardır dernekçilik yapıyorum. Son yıllarda üyelerimizin teveccühü ile de Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi Dernek Başkanlığı görevini üstlendim.

Haberin Devamı

- Türkiye Sakatlar Derneği adı bana rahatsız edici geliyor. Denek başkanı olarak siz bu söylemden rahatsızlık duyuyor musunuz?
İLKNUR PEDER: Hayır, hemen size izah edeyim. Elbette karşımızdaki engeli olan bireylere karşı naif ve hassasiyet gözeten tabirler kullanmak çok kıymetli ama samimiyeti kelimelerde değil nasıl yaklaşıldığında aramalıyız. Kelimelere takılmamalıyız. Ülkemizdeki en eski engelli derneklerinden biri olarak 60 yıldır çalışmalarını sürdürüyor. İlk kez İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki bir grup gönüllü akademisyenin ve engellinin girişimleriyle 1958 yılında ‘Felçliler Derneği’ olarak kurulmuş. 1960 yılında derneğimiz ‘Türkiye Sakatlar Derneği’ ismini alarak çalışma ve etkinlik alanını genişletmiş. 1963 yılında yaptığı hizmet ve etkinlikler dikkate alınarak dönemin Bakanlar Kurulu kararıyla ‘Kamu yararına dernek’ statüsü kazanmış. Bu tarihten itibaren taşıdığı statüye ve tüzüğündeki temel amaçlara uygun olarak çalışmış ve giderek ülke geneline yayılan bir örgütlülük ağına ulaşmış. Bugün itibariyle 63 şube ve beş temsilcilikle hemen hemen ülkemizin tamamına yakın bir alanda bedensel engellilerin sorunlarına çözüm bulunması, ihtiyaç sahiplerine destek verilmesi, hukuksal ve tıbbi konularda yardımcı olunması, rehabilitasyon, meslek edindirme gibi engellilerin günlük yaşama ve çalışma ortamına hazırlanmasına katkı verilmesi, eğitim gibi bir çok konuda faaliyetler yürütülüyor. Son derece aktif bir derneğiz. Maksadımız da engellilerin eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik, hukuki, mesleki hak ve menfaatlerini koruyup geliştirmek ve istihdamı, sosyal hayata uyumu, insan hak ve özgürlüklerinden faydalanabilmelerini sağlamak. Fiziksel, işitme, konuşma, görme, zihinsel, meslek hastalıkları ve doğumsal nedenlerden engelliğe sebebiyet veren nedenleri tespit edip, ulusal ve uluslararası projeler geliştirerek engelliliğe sebep olan nedenlerin yok edilmesi için üniversiteler, yerel yönetimler, genel yönetimler ve TBMM ile çalışmalar yapıyoruz.

 

Haberin Devamı

Vaktiyle özellikle bedensel engelliler için kullanılan kelimenin bu hali, vaktiyle verilmiş bu isim bizleri rahatsız etmiyor. İşin doğrusu engelli bireyler olarak bizleri çok daha fazla rahatsız eden durumlar var diyebilirim. Engelliler sosyalleşemiyor, evde bakım hizmetleri, engelli maaşları çok yetersiz. Engelliler için sistemsel gerçek bir düzenleme gerekiyor.

- Tam da size ülkemizde engelliler için yapılan yasal düzenlemeleri, mevcut hakları yeterli buluyor musunuz diye soracaktım ki vazgeçtim. Çok belli ki bariz yetersizlikler gösteriyoruz. Engelli derneklerin sık sık geziler ya da benzeri sosyal etkinlikler düzenlediğini biliyorum. Çok zor organizasyonlar... Akülü ağır araçlarla uzun yolculuklar yapıyorsunuz. Bu etkinliklerin özel bir amacı var mı? Başka ülkelerde kıyasladığımızda neler söylemek istersiniz? Biz yolun neresindeyiz?
İLKNUR PEDER: Öncelikle ‘Kamu Yararına Dernek’ statüsünde olan Türkiye Sakatlar Derneğimizde bizler başta ortopedik sakatlar olmak üzere tüm engellilerin ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve çıkarlarının korunup geliştirilmesini; engelliler konusundan hayatın her alandaki ayrımcı uygulama ve düzenlemelerin giderilmesini; toplumun diğer kesimleriyle eşit hak ve olanaklara sahip, özel gereksinimleri sürekli dikkate alınan, özgür, üretken bireyler olarak toplum yaşamına etkin katılımlarını sağlanmak üzerine önemli çalışmalar yapıyoruz. Size verdiğim tüm cevaplarda yaklaşık 600’e yakın üyemizin sorun, şikayet ve düşüncelerini de gözettiğimi bilmenizi isterim. Yurtdışında bu işler benim bile psikolojimi bozacak kadar sistemli ve doğru yapılıyor. Pandemi döneminde yurt dışından bir danışanım vardı, bir şekilde sohbetimiz sırasında işte oradaki sistem ve olanaklardan bahsediyordu. Bir süre sonra ‘Bizde neden imkan ve olanaklar böyle değil’ diye sinirlerimin ve psikolojimin bozulduğunu bile söyleyebilirim. Elbette bizde de durumlar benim çocukluğumdaki gibi değil. Gelişen internet teknolojileri, dernek ve STK’ların aktif çalışmalarıyla, göstermelik bile olsa yapılmak istenen düzenlemelerle geçmişte olduğundan çok daha iyi durumdayız. Ama tabii ki yeterli değil. Biz engellilerin birbiriyle tanışabildiği, sosyal iletişim kurabildiği ve sosyalleşebildiği organizasyon ve etkinlikler de olmasa ne yapardık. Tam da bu yüzden de tüm şartları zorluyoruz. Engelliler birbiri ile ve dışarıdaki hayatla temas etmelidir. Bir engelliye ölmeyecek kadar para vermektense, engelli bireyleri eğitmek, toplumun bir parçası haline getirip üretime katılmalarını sağlamak ya da üretim yapmalarını teşvik etmek çok daha doğru ve gerçekçi olandır. Tam istatistiklere hakim olmamakla birlikte, ülkemizdeki engellilerin ciddi bir oranında hekim hatası, yanlış ya da bozuk aşılar, doğru ilaç kullanmama, doğum esnasındaki yanlış müdahaleler gibi sebeplerle gelişen engeller var. Şimdi bu söylediğim bazılarını kızdıracaktır ama bu son aşılardan sonra damar tıkanıklığı sebebiyle uzuvlarını kaybeden, beyninde tıkanıklık olduğu için eskisi gibi olamayan pek çok örnek sayabilirim. Elbette trafik kazası, aile içi şiddet ya da son yaşadığımız depremler sonrası da pek çok vatandaşımız engelli birey olarak hayatına devam etmek zorunda kaldı.

Haberin Devamı

- Engelliler başta olmak üzere pek çok kişiye ilham veriyorsun. Peki, senin ilham aldığın biri ya da birileri var mı? Engelleri aşabilen başarılı bir kadın ve psikolog olarak aslında engeller kafamızın içinde midir?
İLKNUR PEDER: Gül Eryüksel hocam. Çok değerlidir. Bana her zaman örnek olmuş, yardım ve motive etmiştir. Evet engelleri aşmak konusunda motivasyon yaratmak için ‘engeller kafamızın içinde’ klişe cümlesini herkes söylüyor. Sadece kafamızın içinde değil ki... Evet engellerimiz var. Uzuv eksikliği, fiziksel ya da başka bir şekilde bariz engellerimiz var. Engelli kişiler de bu engelleriyle hayatlarını devam ettirebilir, kendisi ve toplum için daha eğitimli, daha üretken ve faydalı da olabilir, normal yaşantılarına devam edebilirler. Asıl bu engelleri ciddi engele, probleme dönüştüren ise kafamızın içindeki dışlayıcı, ötekileştirici, en temel haklarını bile ona layık görmeyen yetkili-yetkisiz, etkili-etkisiz kişiler. ‘Onlar da bizim kardeşlerimiz’, ‘Her insan bir engelli adayıdır’ gibi klişe cümleler söyleyip bir engelli park yerine aracını park edip yolların biz engelliler için bozuk, kullanışsız ve engel çıkaran hali ile kalmasına izin veriyorsan, hiçbir anlamı yok. ‘Buraya rampa yapalım’, ‘şu kapıları genişletelim’, ‘asansörleri engeliler için kullanışlı ve güvenli hale getirelim’ cümlelerini kuran yok. O sebeple bazı cümleler bizlere bu yüzden samimiyetsiz ve klişe geliyor. Ajitasyon yaratarak, acıyarak yardım etmek de, bu şekilde yardım almak da doğru değil. Kendi gerçeklerimizle kalıcı çözümler üretebilmeliyiz. İzmir’deki engelli dernekleri olarak siyasi partilere ‘bizleri dolgu malzemesi olarak kullanmayın’ diye bir açıklama yaptık. Buca Engelliler Derneği ev sahipliğinde toplanan dernek temsilcileri arkadaşlarımızla ‘yerel yönetimlerin karar mekanizmalarında yer almalıyız. Bizler, sokakta, okulda, hastanelerde, kamu kurumlarında, ticaret merkezlerinde, toplu taşıma araçlarında, yaşamın her alanında zorluk ve engellerle her gün boğuşuyoruz. Yerel yönetimlerce yapılması gereken uygulamalar ile alınması gereken kararların hiçbirinde yer alamıyoruz. Seçimden seçime siyasi partilerce formaliteden dolgu malzemesi olarak kullanılıyoruz. Seçilebilir noktalarda gösterilmiyoruz. Bizimle ilgili bütün kararı bizim önceliklerimizi bilmeyenler veriyor ya da sorunlarımız sürekli öteleniyor. Seçimlerde sadece siyaset malzemesi, propaganda aracı olarak lütfen bizi kullanmasınlar. Çok donanımlı, deneyimli, alanında eğitimli üyelerimiz var. Siyasi partiler bu arkadaşlarımızı aday göstersinler istiyoruz’ açıklaması yaptık. Artık yerel yönetimlerin karar alma mercilerinde engellilikle ilgili sorunların gerçek hak sahipleri tarafından dile getirilmesini ve çözüme ulaştırılmasını kalıcı çözümler geliştirebilmeyi talep ediyoruz. Bu haklı taleplerimizi görmezden gelen siyasi partilere kesinlikle kırmızı kart göstereceğiz.

EN BÜYÜK SORUNUMUZ “-MIŞ GİBİ” YAPMAK

- Engelli derneklerinde sadece engelliler mi var? Aranızda engelsiz bireyler de var mı?
İLKNUR PEDER: Elbette var ve keşke daha çok bizlerle olsalar. Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi olarak biz de öncelikle kendisi ya da aile bireylerinden birisi engelli olmak üzere ihtiyaç sahibi öğrencilerimize burs sağılıyoruz, düzenli geziler yapıyoruz, sosyal aktivitelerimizle son derece faaliz. Son altı yıldır engelsiz bireylerle sanatseverlerimizle düzenli TSM konserleri yapıyoruz. Müzikal faaliyetleri için dernek binamızda çalışmalar yürütüyor. Hobi kurslarımız var. İzmir kariyer fuarında stant açan tek derneğiz. Elbette önceliğimiz engelliler ama derneğimiz herkese açık. Lütfen gelin üyemiz olun. birlikte ve bir arada olalım. ‘- Mış gibi’ yapmayalım. Toplumsal olarak en büyük problemimizden birisi de ‘- mış gibi’ yapmak.

- Toplumsal bir takım kalıplarımız var. Yaş farkı olan ilişkilerin yadırganması gibi, engelli bireyler birbirleri ile evlenmelidir gibi... Gözlemlerime göre engelli-engelsiz kişilerin ilişkileri ya da evlilikleri ‘kesin bunun altında bir bit yeniği vardır’ gibi algılanıyor...
İLKNUR PEDER: Engellilik kavramı çok çeşitli ve çok karmaşıktır. Bana göre burada asıl konuşmamız gereken engelli ile engellinin evlenmesi doğru mudur? Engelli engelsiz kişilerin ilişkisinden ya da evliliğinden bireysel örneklerden öte engelliler sosyal ya da fiziksel bariyerleri aşabiliyor mu? Ekonomik bariyerleri aşabiliyor mu? Aşık olma, aile kurma, ebeveyn olma, kendi bağımsız hayatını kurma hayallerini ne kadar gerçekleştirebiliyorlar bunu konuşmalıyız. Sürekli fiziksel bir destek ya da refakatçi ihtiyacı olduğu ve sosyal devlet anlayışı ile kapatılamayan bu açığı kapatan aile olduğu için, aileye bağımlı yaşayan engelli bireyler kaç yaşında olursa olsun kendi yetişkin seçimlerini ve tercihlerini geliştiremiyor. Bağımsız birey hayatı kuramıyorlar. Bu durum elbette ailenin tüm bireyleri için yorucu ve yıpratıcı olabiliyor. Kimliklerimizin farklı parçaları var. Örneğin siz gazetecisiniz, annesiniz, evlatsınız, belki bir kardeşsiniz... Ya da ben çalışan bir kadınım, psikoloğum, engelliyim, bir dernekte yöneticiyim, bir başkasının ablasıyım. Bizler kimliğimizin tek bir parçası ile var oluyorsak, burada sorun vardır. Benim sadece ‘engelliyim’ demem, sizin sadece ‘anneyim’ demeniz doğru olmaz. Diğer kimliklerimizi yok sayarsak, görmezsek ve beslemezsek sorun yaşarız. Bizler engellerimiz ile tüm diğer kimliklerimizi oluşturabilmeliyiz. Sadece engellilerin bir araya geldiği bir dernek olmamayı biraz da bu sebeple istiyoruz. Sadece engelli değiliz. Sadece engellerden, hastalıklardan, tedavilerden bahsetmek de istemiyoruz.
Dernek olarak özellikle evli çiftlerimize destek olmaya gayret ediyoruz. Alınan engelli maaşları ya da bakıcı ücretleri ile kişilerin kiralarını ödeyip desteksiz hayat kurmaları çok zor. Eşya eksikliklerini tamamlıyoruz ya da yaşanan sel ya da deprem gibi felaketlerde akülü araçları zarar gören arkadaşlarımız oldu ve biz dernek olarak gereken yardımı sağlamaya gayret gösteriyoruz. Engellilerin ihtiyaç duyduğu teknoloji ve malzemeler çok pahalı, derneklerin de sınırlı bütçeleri var, ihtiyaç çok, ihtiyacı olan çok ve inanın çok zor. Sadece bizim derneğimiz de değil kişiler çevrelerindeki tüm engelli derneklerine kulak kabartsınlar, yardım çağrılarını dikkate alsınlar lütfen. Bir gün ağaç oluyoruz diye ağaçları korumuyoruz değil mi? Ya da erkekler bir gün kadın olurum diye kadın haklarını savunmuyor. Bir gün ben de engelli olurum düşüncesinden ziyade, olması gereken bu olduğu için engellileri anlayalım ve birlikte ve sağlıklı yaşam koşullarını olgunlaştıralım.

- Protez kol ya da bacak kullanabileceğiniz halde kullanmıyorsunuz. Bu kişisel bir tercih mi? Sebebini öğrenebilir miyim?
İLKNUR PEDER: Ben protez kullanmayı denedim, konforlu ve yeterli gelmedi ya da alışamadım. Benim gibi protez kullanamayan da çok engelli var. Sonradan engelli bireyler eksik parçayı tamamlayarak protez kullanımına daha kolay adapte olabiliyor. Doğuştan engelli bireylerin kendi beden algısı, mevcut engeliyle geliştiği için diğer kişilere zor gelen bazı hareketler bizler için hiç de zorlayıcı olmazken, kolay gibi görünen çok zor şeyler de var. Makyajımı tek ayağımı kullanarak kendim yapıyorum, ayağımla yazı yazıyorum. Tek ayağımı çok daha verimli kullanıyorum diyelim. Ama gerektiğinde yardım almak bizler için kaçınılmazdır ve yardım almaya ve yardım istemeye de zamanla alışıyoruz. Ailelerin de çocuklarını protez kullanımına zorlamaması gerekiyor. Deprem sonrasında uzuv kaybı yaşayan kişilere ‘buna o kadar para verdik, bu protezi neden kullanmıyorsun’ baskısı ile protez ile ayağa kaldırmak yerine sosyal-psikolojik destek, rehabilitasyon, tutunacak yeni bir dal vermek gerekiyor. Engelli bireyin yanında olmak en önemli destektir. Aynı zamanda ailelerin çok korumacı tavrını da doğru bulmadığımı söylemeliyim. Biz engellilerin sistem kurma yetenekleri çok iyidir. Öngörülerimiz güçlüdür. Olası riskleri öngörme yeteneğimiz çok gelişmiştir. Hayatta kalma içgüdümüz çok güçlüdür. Engellilerle ilgili dernek ve çeşitli STK’larda aktif görev yapıyorum evet ama sadece kolum bacağım olmadığı için değil, söyleyecek sözüm, doğruları işaret edecek gücüm olduğu için...

- Ağır engellerine rağmen çoğu başarın, sıradan engelsiz insanlar bile çok zor şeyler. Scuba Diving yaptığını biliyorum. Acaba diyorum iki kolun ve iki bacağın olsaydı neler yapardın? Çok açıkça sormak istiyorum, engellerine rağmen başarmanın ardında hırs mı var motivasyon mu? Nedir seni bu kadar başarılı ve farklı kılan durum? Başkalarına örnek olmak kaygısı taşıyor musun?
İLKNUR PEDER: Örnek olmak için bir şey yapmam. Bu bana samimiyetsiz geliyor. Cesur olmalı ve zaman zaman konfor alanımızdan dışarıya çıkmalıyız. Bedenimizi olduğu gibi sevmeli ve kabul etmeliyiz. İnsanın kendi bedeniyle ilişki kurmasını önemsiyorum. Kendimi kıymetli ve değerli buluyorum ve tüm parçalarımla var olmayı seçiyorum. Zihinsel varlığınızı besleyemediğimizde bu açığı görselliğimizle kapatma ihtiyacı duyarız. Haz ve hız odaklı bir süreçte görselliğin çok ön planda olduğu ve çoğunlukla kişileri mutsuz eden durumlar ortaya çıkıyor. İşte zihinsel varlığımız bu yüzden bedensel varlığımız kadar kıymetlidir. Zihnimiz ve bedenimiz hepsi bir arada ve ahenk içerisinde olunca engelleri aşmak da mümkün.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!