İstanbul'da Avrupa Birliği sempozyumu

Güncelleme Tarihi:

İstanbulda Avrupa Birliği sempozyumu
Oluşturulma Tarihi: Şubat 02, 2018 14:30

İstanbul'da Avrupa Birliği sempozyumu

Haberin Devamı

Enver ALAS - Cansel KİRAZ / İSTANBUL,DHA
İSTANBUL'da düzenlenen  Avrupa Birliği Sempozyumu'nda konuşan TAVAK Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen,  "2011'de yaptırdığımız bir araştırmada Türk halkının yüzde 54'ü AB'ye üye olacağımıza inanıyordu. Son olarak Kasım ayında yaptırdığımız araştırmada bu yüzde 30'a düştü" dedi.
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK)'nın ortaklığında, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı 'Avrupa Birliği Sempozyumu' İstanbul'da gerçekleştirildi. 
Beyoğlu'nda bir otelde düzenlenen sempozyuma, TAVAK Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, AB Bakanlığı Müsteşarı Selim Yenel ve AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Gabriel Munuera Vinals başta olmak üzere, emekli büyükelçiler, siyasetçiler, akademisyenler katıldı. 


TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GÜNDEMDEN DÜŞMEMELİ
Sempozyumun açılışında konuşan TAVAK Başkanı Faruk Şen de konuşmasında son yıllarda gerileyen Türkiye-AB ilişkilerinin gündemden düşmemesi adına etkinliği düzenlediklerini söyledi. 2016-2017 yılları arasında Türkiye-AB ilişkileri 'taban' yaptığını ve yok durumuna geldiğini aktaran Şen, 2018'in de biraz ümitli başladığını dile getirdi. 

TAVAK'IN YAPTIRDIĞI ARAŞTIRMA SONUÇLARI
TAVAK'ın yaptırdığı araştırma sonuçlarından bazı bilgiler veren Prof. Dr. Şen, "TAVAK olarak 2011'de yaptırdığımız bir araştırmada Türk halkının yüzde 54'ü AB'ye üye olacağımıza inanıyordu. Son olarak Kasım ayında yaptırdığımız araştırmada bu yüzde 30'a düştü. Bu araştırmada ilginç bir şey ortaya çıktı. Türkiye'nin önünü kesen ülke olarak hep Fransa görülürdü. Şimdi ise Almanya görülüyor. Yine bu araştırmada  'AB'ye giden yolda Türkiye ciddi çalışıyor mu?' diye halkımıza sorduğumuzda yüzde 80'i 'gerekeni yapmıyor' izlenimi içinde" şeklinde konuştu. 


"KATILIM MÜZAKERELERİ NE YAZIK Kİ SİYASİ NEDENLERLE ŞU ANDA TIKANMIŞ VAZİYETTE"
AB Bakanlığı Müsteşarı Selim Yenel ise, Türkiye için önemli 3 alanı olduğunu belirterek, bunları 'katılım müzakereleri', 'Gümrük Birliği' ve 'vize serbestisi' şeklinde sıraladı. Yenel, "Katılım müzakereleri ne yazık ki siyasi nedenlerle şu anda tıkanmış vaziyette. Bu konuda bir gelişmenin olması da beklenmiyor, ama bizim için en önemli kısım da bu. Çünkü üyelik müzakereleri devam etmezse, diğer alanları da menfi bir şekilde etkiler" diye konuştu. 
Selim Yenel, vize muafiyeti için 72 kriter öngörüldüğünü ve bunların çoğunun yerine getirildiğini hatırlatarak, "Terörle ilgili yasanın dışında da bazı yasaların değişmesi öngörülüyor. Son 1 ay içinde 4 bakanımız bir araya geldi, AB Bakanımız, Dışişleri Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve Adalet Bakanımız. Bir metin üzerinde anlaşmaya varıldı, burada bizi rahatsız etmeyecek unsurlar belirlendi. Sayın Başbakanımızın da onayı verildi. Sayın Cumhurbaşkanımıza bu arz edilecek. Cumhurbaşkanımız da 'Olur' derse, karşı tarafa vereceğiz. Bizim amacımız, tüm kriterleri yerine getirdikten sonra karşı tarafın da verdiği taahhütlere uyması" dedi.

"İLİŞKİLERİMİZİ TEKRAR RAYINA SOKMAYA ÇALIŞACAĞIZ"
Yenel, 15 Temmuz'un Türkiye-AB ilişkileri açısından olumsuz bir dönüm noktası olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"AB, 15 Temmuz'u kınadı fakat bizdeki algı, bunun yeterince olmadığı şeklindeydi. Biz daha fazla destek, anlayış bekledik ve birlikte demokrasiyi sahiplenme imajları istedik. Nasıl Charlie Hebdo'ya zamanında Sayın Başbakanımız gitti ve birlikte yürüdü, biz de Avrupalı liderlerin Türkiye'ye gelmelerini arzu ettik. Bunlar ancak 1-2 ay sonra gerçekleşti. Geç oldu, dolayısıyla bizde bir alınganlık, rahatsızlık yarattı. 15 Temmuz sonrası aldığımız tedbirler açısından AB'de de bir takım farklı görüşler oluştu. Bizim aldığımız tedbirleri aşırı buldular ve bu çerçevede de buna ilişkin kararlar aldılar. Özellikle geçen yıl AB ülkelerindeki seçimler, bizdeki referandum süreci karşılıklı ilişkileri daha da zorlaştırdı. Biz şimdi bunların hepsini geride bıraktık diyoruz. 2018'i biz bir toparlanma, bir araya gelme yılı olarak öngörüyoruz. Bu yönde çabalarımız var. Sonuçta birbirimize ihtiyacımız var, kimse tek başına bu ilişkileri sürdüremez. Mart ayının sonunda Varna'da bir zirve düzenlenecek. İlişkilerimizi tekrar rayına sokmaya çalışacağız."


"NE YAZIKKİ  İNSAN HAKLARI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ KONULARINDA KÖTÜLEŞMEYE ŞAHİT OLUYORUZ"
Katılım müzakerelerin 2006 yılından sonra bir takım aksaklıklar yaşanmaya başladığını vurgulayan AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Gabriel Munuera Vinals , Türkiye'nin son dönemde AB'den uzaklaştığını dile getirdi. 
Son bir kaç yıldır insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularda kötüleşmeye şahit olduklarını kaydeden Vinals, şunları söyledi:
"Yargının bağımsızlığı, hapisteki gazeteciler ve insan hakları savunucularının sayısında kaygı verici gelişmeler de bulunuyor. Aynı zamanda Kürtler'in yoğunlukta bulunduğu Güney Doğu'daki bölgede 2015'in ortasında 'barış süreci'nin  kopmasından itibaren şiddette bir tırmanış olduğunu görüyoruz. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından atılan adımların ölçeği ve şiddeti de bu eğilimi daha da alevlendirdi. Avrupa'da ve AB'de Türkiye'nin katılım süreciyle ilgili halk desteğinin olumsuz etkilenmesine sebep oldu. Bir kez daha çok net ifade etmek istiyorum; AB, 15 Temmuz darbe girişimi gerçekleşir gerçekleşmez defalarca kınamış ve Türk yetkililerin arkasında durmuştur" dedi. Türkiye'nin bu darbeden sorumlu olan kişilerin arkasından gitme ihtiyacını tamamen destekliyoruz, ancak bu, mutlaka uluslararası standartlar çerçevesinde gerçekleşmeli ve yasalara uygun bir yargılama süreci olmalıdır. Burada amaç sadece, darbe planının gerçekleşmesinden sorumlu kişilerin doğrudan hesap vermesi için çalışmak olmalıdır." 

"TÜRKİYE'Yİ, BİZDEN UZAKLAŞMAKTANSA, BİZE YAKLAŞMAYA TEŞVİK ETMEYİ SÜRDÜRÜYORUZ"
İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında kalıcı iyileştirmelerin yapılmasının önemine işaret eden Vinals, "Burada önemli olan, uygulamadaki durum. Bazı önemli insan hakları davalarında küçük ama sembolik değeri olan adımların atıldığını görüyoruz. Bu, yüreklendirici bir gelişmedir. Fakat mevcut durumu tersine çevirmek için bir takım yapısal ve kalıcı çalışmaların yapılması gerekiyor. Türkiye'yi, bizden uzaklaşmaktansa, bize yaklaşmaya teşvik etmeyi sürdürüyoruz. Katılım süreci devam ediyor; ne askıya alındı ne de sonlandırıldı. Aralık 2016'da AB Konseyi Başkanlık Zirvesi'nde alınan sonuç kararlarına göre herhangi yeni müzakere faslının açılması üzerinde çalışılmıyor" ifadelerini kullandı.

"TERÖRLE MÜCADELE KANUNUNUN DEĞİŞTİRİLMESİNİ BEKLİYORUZ"
Türkiye'nin, AB için stratejik öneme sahip bir bölgede kilit aktör olduğunu belirten Vinals, "Diyaloğumuzun hem yapıcı hem de ikili olması gerekiyor. Katılım süreci bize ihtiyacımız olan doğru çerçeveyi sunmaktadır. Bu çerçeve içerisinde bu diyaloğu sürdürebiliriz. İnanıyoruz ki siyasi şartlar da çok yakında değişecek ve böylece AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin modernleştirilmesi için gerekli görüşmeleri Türkiye ile yapmaya başlayabileceğiz. Hükümetin, bizim de desteğimizle kalan 7 vize serbestisi şartını yerine getireceğini umuyoruz. AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması'nın tam olarak uygulanabilmesi ve üçüncü ülke vatandaşlarının da geri kabulünün sağlanabilmesi için hala beklenen bir şart var. Aynı  zamanda Türkiye'nin terörle mücadele kapasitesini kötüleştirmeyecek, tam tersine artıracak Terörle Mücadele Kanunu'nun da değiştirilmesini bekliyoruz" diye konuştu. 
Açılış bölümünün ardından sempozyum, 'Türkiye - Avrupa Birliği İlişkilerinin Geleceği', 'Siyasal partilerin Avrupa Birliği'ne Bakışı', ve 'Türkiye'nin Avrupa Birliği Yolculuğu' oturumlarıyla devam etti. 
(FOTOĞRAFLI)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!