(Görüntülü Haber) 4 sanatçı göç eden çocuklar için Contemporary Istanbul'da buluştu

Güncelleme Tarihi:

(Görüntülü Haber) 4 sanatçı göç eden çocuklar için Contemporary Istanbulda buluştu
Oluşturulma Tarihi: Eylül 15, 2017 14:13

(Görüntülü Haber) 4 sanatçı göç eden çocuklar için Contemporary Istanbul'da buluştu

Haberin Devamı

Buse ÖZEL / Oral OKAYBEN İSTANBUL, (DHA) BU yıl 12'incisi düzenlenen ve birçok sanatçıyı ağırlayan Contemporary Istanbul'da yer alan ISD-ART 'Göç ve çocuk' teması ile etkinlikte yerini aldı.ISD-ART'IN TEMASI GÖÇ VE ÇOCUKLAR OLDUHeykel ve tasarım atölyesi olan ISD-ART, Avantgarde Collection sponsorluğunda Contemporary Istanbul'da fotoğraf, heykel gibi eserlerini sergiledi.ISD-ART Studyolari Kurucusu ve egitmeni Ayşin İşeri, neden göç ve çocuklar konusunu seçtiklerini anlattı ve şunları söyledi, " Avantgarde Otel'in sponsorluğunda katılıyoruz. Konumuz göç ve çocuklar. Güncel bir konu ve sosyal problem. Arkadaşlarımız bu konuyu tel heykelleriyle, fotoğraflarıyla, bronz ve krom heykelleriyle dile getirdiler. Umarım bir şekilde farkındalık yaratır ve sanatla biz bunu ifade etmiş oluruz.Biz burada 13 fotoğraf, 2 tel heykel, 1 krom heykel, 1 limoj ve ahşap heykel, 1 de bronz heykelle buradayız. Contemporary Istanbul'u her seneki gibi gayet başarılı buldum. Katılım çok güzel. Umarım önümüzdeki günlerde de arkadaşlar gelir ve gezerler. Tüm sanatseverleri bekliyoruz.""ÇOCUKLAR BU ACILARI UNUTMAYACAK"Eserinde fillerin kuvvetli hafızaları ile göçün çocukların hafızasında güçlü bir yer edindiğine atıfta bulunduğunu belirten Nesrin Takil eseri hakkında konuştu ve şunları söyledi,"Ben konuya biraz farklı bir açıdan bakmak istedim. Biraz mizahi yaklaştım. Benim eserime yukarıdan baktığınız zaman beyaz çakıl taşları gibi görünüyor ama yaklaşınca bunların fil aileleri olduğunu görüyorsunuz, küçük ve büyük fillerden oluşan ve bunlar bir göç halindeler. Büyük yollar katederek eserimin en sonunda denize varıyorlar ve oradan artık çıkış yok. Eserimin ismi "Nereye gidiyorsun?". Bir yere gidiyorsun ama neresi olduğu belli değil. Malzeme olarak limoj porselen kullandım. Eserimde 7 tane ayrı boyutta fil var. Uğurlu bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Umarım bütün çocuklara uğur getirir, çocukluklarını istedikleri gibi yaşarlar. Altta ahşap, doğal bir malzeme var. Tabiat, çocuklar, güzellik, dünya konusundaki istek ve düşüncelerimi eserimle anlatmak istedim. Filler çok dayanıklı ve çok derin hafızaları var. Bana göre çocuklar da ne kadar çocukluklarındaki anıları unutuyor olsalar da derin olayları unutamadıklarını düşünüyorum. Hatta burada sanatçı arkadaşım Evren Can'ın parçalanmış bir vücudu tasvir ettiği bir eseri var. Çocuklukta edinilen acılar büyüyünce kişilik parçalanmalarına yol açacak. Zannederim bu acıları bu çocuklar da unutmayacaklar. Belki politik acılara da bir dikkat çekme olur bu. Savaşlar olmasın, insanlar göç etmek zorunda kalmasın, politik amaçlar için kullanılmasın mesajım bu."İSİMSİZ FOTOĞRAFLARAslında moda fotoğrafçısı olduğunu da belirten Ufuk Altunkaş, "İsimsiz fotoğraflar" adını verdiği eserler serisi ile sergide yerini aldı. Altunkaş, neden fotoğraflara isimsiz dediğini ise şöyle anlattı, "13 fotoğrafla katılıyorum. Burada göçteki çocukların da diğer çocuklardan farklı olmadığını vurgulamak istedim. Çocukların ruh halleri ve duygusal ifadeleri var fotoğraflarda ve dünyanın neresine ait olursa olsun bir çocuğun böyle bir olayın içerisinde aynı ifadeyi göstereceğini ben vurgulamak istedim. Sonuçta gülmek dünyanın her yerinde aynı. Çocuklar bir hamur yoğurması bize kalmış. Bu çocukları artık burada yaşıyorlarsa adapte etmenin bir yolunu bulmak lazım diye düşünüyorum.Fotoğraflarda isim yok. Çünkü ben onların isimlerini hiç sormadım sadece çocuk olarak baktım. Her bakan o fotoğraftan ne anlıyorsa kendisi isim verebilir diye düşündüm. Çünkü insanlara farklı duygular yaşatıyor bu fotoğraflar. Görenlerin kimi güldü, kimi ağladı, kimi heyecanlandı mesela. O nedenle ben bir isim vererek insanları bir şeye inandırmaya çalışmadım, ne isterlerse onu görsünler istedim."KELEBEK VE KADINHeykelleriyle sergide yerini alan Zeynep Koçan da eserinde kadın ve göçü birleştirdiğini belirtti ve şunları söyledi, "Kadınlar çok güçlü varlıklar. Burada yeni bir hayata başlangıcı anlattım. Karın bölgesi yeniden doğuşu tanımlıyor. Eserimde de bir kadının aynı bir kelebek gibi kozasından çıkıp o zorlu süreci yaşayıp yeni bir hayata başlangıç yapmasını anlatmaya çalıştım. Kelebekler çok kısa ömürlü hayvanlar. Anda kalmayı, geçmişi geride bırakıp yeni bir hayat kurmayı temsil ediyorlar. Kadının üzerine düşen görevin ne kadar zorlu olduğunu anlatmaya çalıştım."

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!