TARIMDA MODAYI ANTALYA BELİRLİYOR

Güncelleme Tarihi:

TARIMDA MODAYI ANTALYA BELİRLİYOR
Oluşturulma Tarihi: Mart 28, 2021 11:00

Antalya, 16.2 milyarlık tarımsal hasılası ile Türk tarımının başkenti konumunda yer alıyor. Hürriyet’e konuşan Antalya Tarım il Müdürü Gökhan Karaca, “Türkiye’de yetiştirilen bir çok ürün ilk kez Antalya’da üretildi. Tarımın modasını Antalya belirliyor diyebiliriz” dedi.

Haberin Devamı

TÜRK tarımının başkenti Antalya, tarımsal hasılası, örtü altı sebze ve meyve, tropikal meyve ve mantar üretiminden tohum ve fidecilikte geldiği noktaya kadar her yönüyle Türk tarımının lider kenti konumunda bulunuyor. Hürriyet Akdeniz ekimizde başlattığımız Çitçinin Sesi sayfamızda ilk olarak Antalya tarımının genel bir çerçevesini çizmek istedik ve sözü Antalya Tarım İl Müdürü Gökhan Karaca’ya verdik.

TARIMDA MODAYI ANTALYA BELİRLİYOR

Doğasıyla, deniziyle, tarihiyle görenleri kendine hayran bırakan Antalya, turizmde olduğu kadar tarımda da başarı hikâyesi yazıyor. Antalya tarımından bahseder misiniz? Ne kadar alanda üretim yapıyoruz? Çiftçi sayımız nedir?

Antalya Türk tarımının başkenti. 360 bin hektar tarım arazimiz var. Tarım alanlarımızın yüzde 50’sini yani 180 bin hektarını tarla bitkileri oluşturuyor. 82 bin hektar alanda meyve üretimi, 50 bin hektar alanda sebze üretimi yapıyoruz. Bu 50 bin hektarın 32 bin hektarında ise serada üretim yapılmakta. Antalya’da ziraat odalarına kayıtlı da toplam 140 bin çiftçimiz var.

Haberin Devamı

Üretimin yarısını tarla bitkilerinin oluşturduğunu söylediniz. Biz pamuk, susam gibi ürünlerin üretim alanlarının azaldığını biliyoruz…
Evet tarla bitkilerinin üretim alanları azalıyor. Pamuk alanlarımız örtü altı üretime döndü. Katma değeri yüksek olan muz üretimi arttı. Elmalı ve Korkuteli’de de tarla bitkilerinden seraya kayış var. Biz bunu dengeli götürmeye çalışıyoruz. Bakanlığımız yüzde 75 hibeli tohum projesi başlattı. Hububat, baklagil ve bazı tıbbi aromatik bitkilerin tohumlarını alarak üreticilerimize vereceğiz. Aldığımız bedelin yüzde 75’ini bütçeden karşılayacağız, yüzde 25’inin üreticiden alacağız. Bunun dışında pamuk üretiminin devamını sağlamak için fark ödemesi destekleri var. Pamuk üretene mazot ve gübre desteği ise diğer ürünlere göre iki kat fazla ödeniyor.

Üretim miktarlarımız nedir? Sebze üretiminde en önemli ürünlerimizin başında domates geliyor. Domates ihracatın da yıldızı konumunda bulunuyor…
2002 yılında sebze üretimimiz 2 milyon 860 bin ton idi. 2020 yılında bu 4 milyon 700 bin ton oldu. Meyve üretimimiz 2020 yılında 2 milyon tona ulaştı. Tarla bitkilerinde alan azalsa da verimliliğimiz artıyor. 2002’de 767 bin ton tarla bitkisi üretmişiz. 2020’de bu 1 milyon 303 bin ton olmuş. Örtü altında da tarımın başkentiyiz. En fazla ürettiğimiz ürün domates. 2020 yılında Türkiye’de 13 milyon ton domates üretilmiş. Bunun 4 milyon tonu örtü altında. Bunun yüzde 60’ını yani 2 milyon 500 bin tonunu biz ürettik. Her 5 domatesten birini biz üretiyoruz. Hıyarda Türkiye üretiminin yüzde 43’ünü yapıyoruz. Meyve üretiminde de ilk sırayı narenciye alıyor. Yıllık yaklaşık 500 bin ton civarında portakal üretimimiz var. Elmalı ve Korkuteli’de elma üretimimiz var. Geçen yıl 611 bin ton elma üretmişiz. Tropik meyvelerde de iyi gidiyoruz. Avokado üretimimiz 5 bin tona yaklaştı. Passiflora, pitaya gibi tropik meyveler daha yeni istatistiklere girmeye başladı.

Haberin Devamı

TARIMDA MODAYI ANTALYA BELİRLİYOR

PORTAKALIN TAHTINI MUZ SALLIYOR

Antalya deyince portakal akla gelir. Altın portakal gibi bir film festivalimiz var. Yılda 500 bin ton portakal üretiyoruz. Muz üretimi ise 300 bin ton oldu. Önümüzdeki sene portakalı geçebileceğini düşünüyoruz. Antalya’da üretilen elmanın yarısı kadar muz üretiyoruz ki Antalya önemli bir elma üreticisidir.

Peki Antalya’nın 2020 yılı tarımsal hasılası nedir?
Antalya’nın bitkisel üretim değeri 2020 yılında 16.2 milyar liraya ulaştı. Bu anlamda Türkiye’de birinci sıradayız. Bu bitkisel üretim değeri sadece üretilen ürünleri kapsıyor. Fide ve tohum bunların içerisinde yok. Biz bu üretimleri de dikkate alsak. Antalya’nın tarımsal hasılası 16 milyardan çok daha yukarılara çıkar. Antalya’da 1 yılda sadece 1 milyar fide üretiliyor. Bunun yaklaşık değeri 3 milyar lira. Yani bitkisel üretim değerinin beşte bir oranında biz fide üretiyoruz.

Haberin Devamı

Pandemide bir çok sektör oldukça zora girse de tarımın ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu iyice anladık. Pandemide Antalya tarımının tablosunu çizer misiniz?
Sebze ihracatımız 2020’de yüzde 25 arttı. Bu çok önemli bir artış. Ocak ve şubatta da artışımız yüzde 25. Bu yıl bu böyle devam eder diye düşünüyorum. Tedarik zincirinde de sıkıntı yaşamadık. Rakip ülkelerde sıkıntı oldu. İspanya’da sıkıntı olunca bizim Avrupa’ya ihracatımız da artmış oldu.

TARIMDA MODAYI ANTALYA BELİRLİYOR

ŞEHİRDEKİ KÖYE YÖNELDİ

*Pandemiyle birlikte şehirdeki insanların da kırsalda yaşamaya ve tarımla uğraşmaya yöneldiğini gördük. Sizden yardım talebinde bulunanlar oldu mu?
Olmaz mı… Hiç tarımı bilmeyen kişiler ne yapabiliriz diye sordular. Muz ve avokadoya çok talep oldu. Ve bahçeler de arttı. Son zamanlarda blueberry üretimine talep var. Bir de hayvancılığa talep çok oluyor. Şehir hayatından sıkılan ben geleyim hayvancılığa başlayayım diye düşünüyor. Ben gelenlere şunu söylüyorum. Tarımda ve hayvancılıkta yeni yatırım yapılacaksa 3 tane ana girdi var. Arazi, iş gücü ve sermaye… Bu üçünden ikisi yoksa kesinlikle yatırım yapmayın diyorum. Bizim işimiz gelenlerin yatırım yapmasını sağlamanın dışında bazen de onları yatırımdan vazgeçirmek. Çünkü yatırımı doğru yapmazsanız batarsınız.

Haberin Devamı

ONLİNE EĞİTİMDE İZLENME REKORU
Pandemiyle birlikte eğitimlerimizi zoom üzerinden yapmaya başladık. Antalya Ticaret Borsası ile de çok sayıda eğitim yaptık. Eğitim sonunda sınav yapıyoruz. Sınavda başarılı olanlara belge veriyoruz. İlk başta 100 kişi katılıyordu. Zoom’da sayıyı 500’e çıkarttık. Zeytin Mektebi’nin ilk eğitimine 2 bin 200 kişi katıldı. Şaşırdık. 2020 yılında 52 tane eğitim verdik. Ama hepsi ayrı ürün değil. Zeytin Mektebini 10 bölüm yapmıştık. Youtube’de de 15 bin 800 takipçiye ulaştık. Tarım ve sanat eğitimlerine başladık. En son Sümer Ezgü konuğumuzdu. Toprak demek Türkü demek. Tarımı biz biraz daha yukarılara çıkarmak için uğraşıyoruz.

Haberin Devamı

YENİ GÖZDE BLUEBERRY
*Antalya tarımında yeniliklerin de kenti. Bir çok ürünün ilk kez Antalya’da üretimine başlanıyor…
Evet Türkiye’ye tarımsal yenilikler ilimizden gidiyor. Özellikle de sebze ve meyve üretiminde. Mesela şu anda dünyada üretimde söz sahibi olduğumuz narenciye ilk olarak 100 yıl önce Antalya’da üretildi. Türkiye’de portakal üretiminin üçte biri Antalya’da. Şimdi de yaban mersini olarak bilinen blueberry üretimi başladı. Tüm dünyada trend bir ürün. İhracata uygun ilk üretim ilimizde başladı. Bir firmamız Hong Kong’a ürünü ihraç ediyor. İki senede 670 tona ulaştık. Birkaç sene sonra çok duyulacak. Tarımın modasını Antalya belirliyor diyebiliriz. Topraksız çilek de Antalya’da gelişti. Bu yenilik de Antalya’dan Türkiye’ye gidiyor. Zaten örtü altı üretimde domates ve biberde tüm yenilikler Antalya’da yapılıyor. Bombus arısı üretiminin yaklaşık yüzde 99’u Antalya’da. Biyolojik mücadele üreten ve ya ithal eden firmaların tamamı da Antalya’da. O yüzden tarımın başkenti Antalya diyoruz.

TÜKETİCİ TALEBİ HIZLA DEĞİŞİYOR
Geçmişten günümüze tarıma baktığımızda ürün yelpazesinin değiştiğini görüyoruz. Pamuk tarlalarının yerini zeytin bahçeleri alırken, onları da söküp yerine nar diktik. Yüzyıllık elma bahçeleri söküldü yerine seralar kuruldu. Bu tabloyu nasıl karşılıyorsunuz?
Bu aslında dünyada da böyle. Ne modaysa ona geçiliyor. Bunun en güzel örneği elmadır. Dünyada elmada çeşitler ve tüketici talepleri çok hızlı değişir. Granny Smith diye bir çeşit var. Bir ara çok popülerdi. Ama daha sonra tüketici talepleri değişti. Şimdi çok rağbet görmüyor. Dünyada sağlıklı beslenme, kilo verme, yaşlanmayı geciktirici ürünlere talep artıyor.

KALİTELİ NARA İHTİYAÇ VAR
Bir zamanlar nar her yere ekildi ve daha sonra söküldü diye tartışma oldu. Aslında bu nar üretiminin çok hızlı ekilmesinden kaynaklanmıyordu. Biz üreticilerimize ne kadar anlatsak da dinletemedik. Nar fiyatları çok iyi olduğu için herkes arazisine nar dikmeye başladı. Taban arazilere de nar yapıldı. Taban arazilerindeki narın kalitesi kıraç ve meyilli olan araziler gibi olmuyor. Kök hastalıklar oluyor narda çatlamalar görülüyor. Hala bizim kaliteli nara ihtiyacımız var. Biz toplam nar üretiminin 4’te 1’ini yapıyoruz. Geçen yıl 140 bin ton nar ürettik. Bunun önemli bir kısmını da ihraç ettik. 

Peki stratejik ürünlerin üretim devamlılığını sağlayarak bu ürünlerde kendi kendimize yetmemiz gerekmez mi?
Pandemiyle birlikte bazı ülkeler sınırlarını kapatabiliyor, yeni ek vergiler koyabiliyorlar. Bunu bu dönem yaşamamış olsak bile 10 sene sonra dünyada farklı bir kriz çıktığında yaşayabiliriz. Bitki hastalıkları bile artık hızlı yayılıyor. Bunu domates güvesinde (Tuta Absoluta) gördük. Bir hayvan hastalığı da çıkabilir. O zaman ülkeler kendilerini koruyabilmek için özellikle gıda ürünlerinde kendi ihracatlarını önlemek için önlemler alabilirler. Onun için bizim mutlaka stratejik ürünlerin üretimini artırmamız gerekiyor ki. Bakanlığımızın uzun yıllardır yapmış olduğu çalışmalar bunların karşılığı. Biz arz açığı olan ve stratejik ürünlere Bakanlık olarak ilave destek de veriyoruz. Fark ödemesi desteği başta.

Hep tarımdan bahsettik. Antalya özellikle keçi varlığı ile önemli bir yere sahip. Hayvancılıkta ne durumdayız?
Hayvancılıkta küçükbaşta önemli bir noktadayız. 1 milyon 300 bin küçükbaş hayvan varlığımız var. 800 binini keçi oluşturuyor. Keçi varlığımız ile Türkiye’de ikinci sıradayız. Hayvancılıkla ilgili il müdürlüğü olarak yüzde 75 hibe tohum desteğini yem bitkilerine de vererek yem bitkileri üretimin artırmak istiyoruz. Türkiye’de herhangi bir evde kaç tane hayvan var diye sorsanız. Ben bunu kayıt sistemimizden görebilirim.

Son olarak çiftçilere ve tarıma yönelmek isteyen gençlere ne söylemek istersiniz?
Yeniliklere açık olmalıyız. Antalya çiftçisi de yeniliklere açık. Ben yeni bir çağın başladığını düşünüyorum. Akıllı tarım diyoruz. Bilinçli üretime yönlenmeliyiz. Kırsal kesimde yaşayan gençlerimiz tarımı zor görerek başka işlere yöneliyor. Herkes mutlaka okumalı. İş seçiminde de gençlerimiz bakanlığın verdiği desteklerle çok düşük alanlarda asgari ücretin iki katını bile kazanabilir. Yeter ki üretime yönelsinler. Ama bilime dayalı üretim yapsınlar.

BAKMADAN GEÇME!