ÖNCE YÜKLE SONRA İZLE

Güncelleme Tarihi:

ÖNCE YÜKLE SONRA İZLE
Oluşturulma Tarihi: Şubat 13, 2022 09:46

Sürdürülebilirlik diye bir kavram son yıllarda aldı yürüdü... Aslında hep vardı, özellikle bizim toplumda ben bildim bileli, büyüklerimden duyduğum onlar doğduğunda da varmış. Nedir bu bizdeki sürdürülebilirlik?

Haberin Devamı

Soyumuz, anımız, şanımız, işimiz gücümüz gümbür gümbür devam etsin. Çocuklar bayrağı alsın ileriye taşısın... Olmadı, yerinde dursun ama bayrak hep dalgalansın ve bunu yapacak olan kim? Tabii ki, çocuklar!

O DA BİR BİREY ASLINDA

Yükle beynine, yükle omuzlarına sonra izle modeli ile büyüdük. Doğan çocuk önce başlı başına bir birey diye düşündük mü? O ne ister? Nasıl ister? Neye yatkın? Becerisi nedir? Şimdi şimdi aklımız az az başımıza geliyor, ‘çocuk da bir birey, aslında’ demeye başladık.
*
Bakın, size bir anımı anlatayım;
Çocuğuz, kardeşim, ben ve amcaoğlu toprakla oynuyoruz. Ne ile oynayacaktık ya? Başka bir şey mi var; ya top peşinde koşuyoruz tüm gün ya denizde kavruluyor ve kum tepelerinden aşağı içimiz dışımız kum olana kadar kayıyor sonra deniz bizi yıkasın diye uğraşıyoruz eve kumlu gidersek dayağı yeriz diye ya da toprak üzerinde kendimize oyunlar yaratıyoruz.
*
İşte yine böyle bir gün... Küçük çubuklar toplamışız, toprağı düzlemişiz adeta profesyonel bir hafriyatçıyız:) Seralarımız var o dönem, o seralardan artık naylonları toplamışız. Ve düzlediğimiz yerlere çadırlar yapıyoruz minicik. (Mini şehir denen kavramı keşfetmişiz aslında haberimiz yok:)) Üçümüz de kamping yapıyoruz. Neden? Gördüğümüz ve beynimize yüklenen şey o, çünkü. Babamların kampingi var aynen o kampinglerin minyatürünü yapıyoruz. Başka bir şey yok kafada. Kafa bomboş, tertemiz ve yüklenen sadece bu.
*
Ve tabii ki armut dibine düştü! Biz de otelci olduk, onlar gibi.
Ama millet laf söz eder, tahsilini de yapalım dedik, (babam ve amcam tahsilini yapamamış, imkân olmamış) üçümüz onu da yaptık, ben hızımı alamadım üniversitede hoca olacağım dedim, kısa bir süre turizm fakültesinde onu da yaptım. Zaten başka çalışma şansım olamazdı, koskoca Kazım Gül‘ün kızı, orada burada çalışıyor dedirtmezdi babam, öyle görmüş öyle bilmiş... Sadece devlet memurluğuna izin verebilirdi, bende o fırsatı değerlendirdim. Neyse, o bambaşka bir hikâye.

‘BEN GİBİ’ Mİ OLMALI?

Haberin Devamı

Demem o ki; çocukları rahat bırakın, sizin işinizi devam ettirecekse zaten ettirir, rahat bırakırsanız şu olur; kendini geliştirir ve işte o zaman bayrak gerçekten anıyla şanıyla dalgalanır. Ha, sizin işi devam ettirmese ne olur? Dünya tersine mi döner? Dönmez, hem eskiden paraya paraya demeyen kaç sektör kaç meslek şimdi revaçta? Neredeyse hiç! Her çağın değişimi içerisinde farklı iş kolları çıkıyor ve yeni işler türüyor.
O nedenle, çocuklarınızın kendileri olmalarına izin verin! İzleyin ve görün; eminim yaratacağı şeyler bir hayli ilginç olacak.

BABA İŞİ

Haberin Devamı

Bursa’dayım, üniversite bitiyor ve vedalaşma turları atıyorum, hocalarıma. Bölüm başkanımız o dönem Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, bana kartvizitini uzattı. Ben ona dedim ki; ‘Hocam, ben size böyle bir kartvizit veremeyeceğim ilerde çünkü zaten babamın işini yapıyor olacağım.’
Nasılsa elde var bir, beğenmiyorum baba işini, bak hele... Bırakın çocuklarınızı, bırakın ki; kıymet bilsinler, zoru görsünler. Ne zaman ki; Antalya’ya dönüp Akdeniz Üniversitesi’nde yüksek lisans bitti, hoca oldum, o zaman anladım ‘baba işi’nin kıymetini.
Bırakın; çocuğun potansiyelini göstermesine izin verin, çocuk da sahip olduklarının değerini öğrensin.

YAŞAYAN BİLİR

Ağır sorumluluktur, ‘baba işi’ni devam ettirmek. Ettirmeye niyet etmek bile, büyük sorumluluk. Çünkü, hep bir kıyas olacaktır. Babası gibi, babasından iyi, babasından kötü... Boynuz kucağı geçti, demedi kaç yıl alır ve ne ağırdır ancak yaşayan bilir. Hayır işe güce sahip çıkarsın oda yetmez; illa bir yarış olacak. İnsanın, babasıyla yarışı mı olur Allah’ınızı severseniz!

14 ŞUBAT’A KANMAYIN

Haberin Devamı

İş hayatı söz konusu olunca, anası gibi denmiyor bu arada iş konularında, o benim kanayan yaram zaten bilirsiniz. O dönem analar evde en ağır işlerde. Gelecek yıllarda, denecek inşallah! ‘Ana işi’, kulağa çok güzel geliyor değil mi?
Bu arada, malum gün geldi çattı; Sevgililer Günü... Kanmayın bu tüketim çılgınlığına; beklemeyin böyle günleri, sevdikleriniz yaşıyor ise; her gün sarılın, öpün, koklayın, sevginizi söyleyin.

Sağlıkla Kalın.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!