Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

Güncelleme Tarihi:

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu
Oluşturulma Tarihi: Ocak 21, 2023 15:35

Tekvandoda Türkiye şampiyonluğu ve Avrupa üçüncülüğü olan Prof. Dr. Semiyha Tuncel, ülkemizde bulunan spor bilimleri fakülteleri dekanları arasında ‘spor eğitimi alarak’ atanmış ilk kadın dekan oldu.

Haberin Devamı

Ankara Üniversitesi (AÜ) Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiyha Tuncel, ‘ailesinin bisiklet alması için’ başladığı tekvando sporunu tutkuya dönüştürdü. 16 yaşında Avrupa üçüncüsü oldu, ODTÜ Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve akademik olarak ilerlediği yolda Spor Bilimleri Fakülteleri dekanları arasında Türkiye’nin ‘spor eğitimi alarak’ atanmış ilk kadın dekanı oldu. Yaşamı; spor ve mücadeleyle geçen Tuncel’in yeni bir arzusu var; o da başkentin bir spor kenti haline gelmesi... Tuncel ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbetin satır başları şöyle:

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

Haberin Devamı

6 Ekim 1992 Avrupa Şampiyonası dönüşü Semiyha Tuncel babası İhsan Dolaşır ile

‘KADER GAYRETE AŞIKTIR’

*Şampiyonluktan akademik yolculuğa uzanan serüveniniz nasıl başladı? Bu süreçte neler etkili oldu?

1976 yılında Ankara’da dünyaya geldim. Esnaf bir baba ve ev hanımı bir annenin ilk çocuğuyum. Eğitim hayatımın tamamı Ankara’da geçti ve oldukça mücadele doluydu. ODTÜ Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Tabii, bu bölümü seçmemde ve spor hayatımın başlamasında birçok etken var. Ortaokula giderken bir bisikletim olmasını çok istemiştim, bu isteğimi babama söylediğimde bana ‘Yaz tatilini boş geçiremezsin, seni bir spora yazdıracağım, antrenmanlarından boşta kalan zamanlarında bisikletini sürebilirsin ancak o zaman bisiklet alırım’ demişti. Komşumuz Hüsnü abi tekvandocuydu, babam onunla konuşup beni ve kız kardeşimi tekvandoya başlattı. Kısa bir süre sonra tekvando ben de bir tutku haline geldi, bırakamadım hatta Ankara Şampiyonası’na bile hazırlandım ve gerçekleşen şampiyonada üçüncülük elde ettim. Yani ilk madalyamı 12 yaşında kazandım. Madalya gelince haliyle bisiklet de geldi. Fakat tekvandoyu o kadar sevdim ki bisiklet sürmeye vaktim dahi kalmadı. Yaz tatili sonrası okullar açılacağı için ailem artık tekvandoyu bırakmamı istedi, bırakmayacağımı söyledim ve bu kararımla yoluma devam ettim. 1992 senesinde Türkiye Şampiyonası oldu, 16 yaşındaydım ve o zamana kadar Avrupa Gençler Tekvando Şampiyonası’na sadece erkek sporcular katılabiliyordu fakat ben son hız şampiyonaya katılacakmışım gibi çalışmalarıma devam ettim. Benim hazırlandığım sene yani 1992 yılında kadın sporcular da müsabakaya dahil edildi. Çalışmalarıma devam ettim, Türkiye birinciliği elde ederek milli takıma çağrıldım. Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen Avrupa Gençler Tekvando Şampiyonası’na tekvando camiasının duayeni Sayın İsmet Iraz hoca ile birlikte gittik. Hiç olmayacağı söylenen bir turnuvanın olacağına ve katılacağıma sonsuz inandım ve o inançla Avrupa üçüncüsü oldum. Milli forma ile girdiğim ilk yarışmada derece elde etmek beni oldukça gururlandırdı. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar hocamdan duyduğum güzel bir söz var, ‘Kader gayrete aşıktır.’ İşte ben bu sözü, hayatımın belli noktalarında hep yaşadım. Kader, o gayreti önüme koydu.

Haberin Devamı

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

1998 Haziran ODTÜ mezuniyet töreni. Dönemin ODTÜ rektörü Prof. Dr. Süha Sevük ile

SPOR EĞİTİMLİ DEKAN

*İlk dönüm noktanız tekvando olmuş, peki ya sonrası?

Avrupa üçüncülüğünden sonra hayata bakış açım değişti, haliyle 16 yaşında gelen bir başarı insanın hayatında birçok şeyi değiştiriyor. İdealim Hukuk Fakültesi’nde okumaktı fakat yoğun bir antrenman tempom olduğu için hukuk fakültesini az bir puanla kaçırdım. Aileme ODTÜ Beden Eğitimi ve spor Öğretmenliği Bölümü’ne gitmek istediğimi söyledim. Malum önümde aşmam gereken bir dil bariyeri var. Babam bana ‘Senin haricinde okutmak zorunda olduğum iki kızım daha var, sakın sınıfta kalma’ dedi. Ve korkulan oldu, hazırlık sınıfını geçemedim. Sınıfta kaldığımı duyan babam bu sefer bana ‘Artık seni bir sene daha hazırlık sınıfına gönderemem ya başka bir üniversiteye geç ya da evde otur dedi.’ Çok ağladım, üzüldüm fakat üzülerek hiçbir noktaya varamayacağımı da iyi biliyordum. Babamla bir anlaşma yaptım ‘1 sene kalmış olabilirim ama ben 4 yıllık fakülteyi 3 senede bitireceğim sana söz veriyorum’ dedim. Not ortalamamı yüksek tutarak üst sınıfların derslerini aldım, ön koşullu eğitim derslerinin ilki yaz okulunda açılınca hazırlık hariç 4 yıllık fakülteyi 3 yılda üstelik bölüm birincisi olarak bitirdim. Kader, gayrete aşık olduğunu bana bir kez daha gösterdi. Mezuniyetimden sonra akademik çalışmalara ağırlık verdim ve Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisansa başladım. 2003 yılında yani 27 yaşımda araştırma görevlisi olarak girdiğim üniversitemde 39 yaşımda profesörlük unvanını aldım. Bölüm başkanlığından sonra 2021 yılında Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’ne dekan olarak atandım. Görevi devraldığımda aynı zamanda Türkiye’de bulunan spor bilimleri fakülteleri dekanları arasında ‘spor eğitimi alarak’ atanmış ilk kadın dekan oldum. Sporun tüm dinamiklerini özümseyen biri olarak bu göreve atanmış olmak beni oldukça mutlu etti. Tek amacım mesleğimi daha saygın, daha fonksiyonel bir zemine taşımak.

Haberin Devamı

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu

Tekvando Genç Bay ve Bayanlar Ankara Şampiyonası-1992 yılı

Tekvandodan dekanlığa bir spor yolculuğu
Semiyha Tuncel-İsmet Iraz

ÇAĞIN SORUNU HAREKETSİZLİK BAĞIMLILIĞI

*Fakültenin duvarlarında öğretim görevlilerinin gençlik fotoğrafları var, gençlere nasıl bir mesaj veriyorsunuz?

Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nin duvarlarında, öğretim görevlilerimizin gençlik fotoğrafları var. Bu çalışmayı bilerek hayata geçirdim, öğrenciler bizim de gençken aynı yollardan geçtiğimizi, çalışmayı, azmi ilke edindiğimizi ve hala sürdürülebilir kıldığımızı bilsin istedim. Yani fakültemizin duvarlarında bir yaşanmışlık var. Sporculuk her zaman için zordur hiçbir şey kolay olmaz zaten hayatta, fakat zorlukları da aşmamız gereken bir basamak olarak görmek lazım. Eskiden daha hareket halindeydik. Şimdi ise günümüzün en büyük sorunlarından biri bağımlılık. Eskiden madde, alkol bağımlılığıyla mücadele edilirdi şimdi ne yazık ki bu sayı çoğaldı. Sosyal medya bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı gibi yeni bağımlılıklar ortaya çıktı. Çocuklarımız, gençlerimiz telefonu, tableti elinden düşürmüyor, hareket etmiyor. Bir spor bilimci olarak onlara şöyle seslenmek istiyorum, Günümüzün en büyük sorunlarından biri hareketsizlik. Adeta hareketsizlik bağımlılığı oluştu. Dikkat edin, bazı akıllı saatlerde bile ‘Bugün çok hareketsiz kaldın, hareket et’ uyarısı geliyor. İnsanoğlunun yaratılışı hareket etmek üzerinedir. Şimdilerde 10 yaşındaki çocuklarda bile varis, boyun düzleşmesi gibi sağlık problemleri var. Lütfen sağlığınıza bir buse kondurun ve beslenmenize, uykunuza, stressiz yaşamaya, egzersiz yapmaya özen gösterin.

Haberin Devamı

PARKLARDAKİ EGZERSİZ ALANLARI ERGONOMİK OLMALI

*Bir spor bilimci olarak başkenti, spor alanları açısından yeterli buluyor musunuz?

Ankara’mızda egzersiz yapılabilecek çok güzel doğal alanlar var. Eymir, Mogan Gölü, Göksu Parkı, Beynam Ormanları yani saymakla bitmez fakat buradaki en önemli konu sürdürülebilirliği sağlamak. Her gün Eymir’e gidip egzersiz yapmak mümkün olmayabiliyor. Bu yüzden hep şunu söylerim ‘Sürdürülebilir Organik Egzersiz’ herhangi bir yerden dönerken bir durak önce inin ve gideceğiniz yere yürüyün. Bu eviniz, işiniz ya da herhangi bir yer olabilir fakat muhakkak hareket halinde olun. Yerel yönetimlerin Ankara’yı bir spor kenti haline dönüştürmesi lazım. Başkent, neden bir spor kenti olmasın? Özellikle belediyelerin egzersiz alanları oluştururken bizlerin yani spor bilimcilerin görüş ve fikirlerine de başvurması lazım. Örneğin, parklara birtakım egzersiz aletleri konuluyor fakat ergonomik olup olmadığına çok bakılmıyor. Bir çiçek ekilirken bile peyzajı yapılıyor bu anlamda spor peyzajı kavramının da gelişmesi lazım. Egzersiz aletlerinin olduğu parklarda, alanlarda, bir spor eğitmeninin de olması lazım. Nasıl ki parklarda yeşil alanların korunması için belediye görevlileri duruyorsa egzersiz alanlarında bilinçli egzersiz için spor eğitmenlerinin de bulunması kitle sporu için son derece önemli.

BAKMADAN GEÇME!