GeriTeknoloji Tom Clancy's Ghost Recon Wildlands'in hikayesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tom Clancy's Ghost Recon Wildlands'in hikayesi

Tom Clancy's Ghost Recon Wildlands'in hikayesi

Yağmur ormanlarının bağrından karlı dağların tepesine uzanan, bıçak kadar keskin bir Tom Clancy hikayesi…

Güney Amerika şimdiye kadar bilgisayar oyunları tarafından hakkı yenilmiş, az sayıda oyunda işlenmiş bir coğrafya, aynı zamanda gezilip görülebilecek en egzotik yerler arasında. Gerçekten de bu coğrafyayı ziyaret etmek için aylarca para biriktirip, indikten 20 dakika sonra bagajını kaptıran arkadaşlarım da var, kendisini fakir çocuklara İngilizce dersleri vermeye adayıp Venezuela senin Bolivya benim gezerek, yıllarca orada yaşayan da.

Hal böyleyken ortalama bir insanın gezip görmek isteyeceği ilk yerler arasına Bolivya, Kolombiya ve hatta Venezuela gibi ülkeleri koyması zor gözükse de biz oyuncular için durum farklı, zira Ghost Recon Wildlands’i ilk gördüğümüz andan beri Bolivya’ya olan ilgimiz öyle böyle artmadı.

Ghost Recon Wildlands, en iyi günlerini on sene öncelerde bırakmış köklü bir seriyi alıp açık dünya konseptine oturtan, betadan gördüğümüz kadarıyla da bizleri co-op oynamamız için cesaretlendiren bir TPS. Oyun, sen üç Ghost Recon’un kullanıldığı fütüristik konsepti takip etmiyor öncelikle, bunun yerine günümüzde geçen ve silahlardan araç gereçlere kadar her şeyin tanıdık geldiği bir formata dönüş yapmış, yani serinin köklerine. Diğer taraftan Ghost Recon artık görev ve bölüm bazlı bir shooter değil, tıpkı Far Cry gibi dev bir haritaya sahip, görev aralarında istediğiniz her şeyi yapabileceğiniz, The Division’dan esintiler taşıyan ve Ghost Recon oyunlarının taktik bazlı oynanışını da korumayı başarmış bir yapım. Evet oyun Far Cry’a çok benziyor, açıkçası –başlarda bunu oyuna oturtamasam da- beta sürecinin ardından geniş geniş düşündüğünüzde bu gerçekten kaçmanız pek mümkün değil. Peki bu kötü bir şey mi?

Dört atlıyla ilerle! 

Baştan anlaşalım. Ben Fra Cry’ın oturttuğu açık dünya konseptinin son 5-6 senede başımıza gelen en güzel şeylerden birisi olduğunu düşünüyorum ve her bir oyundan da büyük keyif aldım. Açıkça söyleyebilirim ki bu konsept sıfır yenilikle karşıma çıksa bile bende en az iki oyunluk kredisi var, bu  açıdan Ghost Recon Wildlands’te geçirdiğim ilk dakikalarda gördüklerim, aşina gelen onca şey beni fena halde memnun etti. Diğer taraftan tüm bu benzerlik sizin hoşunuza gitmiyorsa bile iyi haberlerim var.

Ne demiştik, Wildlands’te izlerini bulabileceğiniz ikinci oyun The Division. Oyunun Ubisoft’un bir önceki hit yapımıyla benzerliklerinin çok sınırlı olduğunu söylemem sanıyorum çoğunuzu memnun edecektir. Bolivya’nın uçsuz bucaksız steplerinin, tuz göllerinin, ormanlarının ve dağlarının hakim olduğu kocaman bir haritaya sahip olan Wildlands, elimizde resmi rakamlar olmasa da The Division’dan çok ama çok daha büyük (10 kat!) bir oyun alanına sahip. Öyle ki türlü oran hesapları kullanarak haritanın GTA V’ten bile iki kat daha büyük olduğunu kanıtlayan Youtuber’lar oldu. Bu noktada akla elbette şu soru geliyor, bu harita ne kadar dolu? Oyunun kapalı beta testinde oyunda bulunacaj-k olan 21 bölgeden sadece biri (Itacua) bizim kullanımımıza açıktı ve bu bölgeye küçük dersek çarpılırız. Bu konuda konuştuğum ve okuduğum kadarıyla farklı görüşler olsa da ben bu bölgenin doluluğundan, çevresel çeşitliliğinden ve bizim dışımızda da “yaşayan” doğasından çok etkilendim. Diğer taraftan yayınlanan haritaya baktığımızda rahatlıkla görebileceğimiz gibi, Itacua haritadaki en “yoğun” bölgelerden biri ve diğer yirmi bölgenin bu kadar ince ince işlenmiş olacağının bir garantisi yok. Bu yüzden bu konuda söyleyebileceklerim maalesef “iyi düşünelim” demekten ibaret. Ayrıca haritanın boyutları etkileyici gelebilir ancak unutmayalım ki The Division’da araç kullanamıyor olmak bile ölçeği etkileyen bir durumdu; Ghost Recı-on Wildlands’te ise motosikletliler, kamyonlar, otomobiller, paraşüt, helikopter ve hatta küçük uçaklara kadar hayli sağlam bir araç kadrosu bizi bekliyor olacak. Üstelik sadece tip olarak değil, çeşitlilik anlamında da oyun hayli zengin.

Tom Clancys Ghost Recon Wildlandsin hikayesi

Tek bir sedan otomobil veya tek tip panel van yerine her türden aracın çok sayıda farklı versiyonunu görebilmemiz mümkün.
Oyunu The Division’dan ayıran bir diğer konu ise, Wildlands’in çoklu oyuncu desteğinin yanınıza alabildiğiniz dört arkadaşınız ile sınırlı olması. Oyuna eklenen taktik özelliklerin çoğu da bu gerçek düşünülerek yapılmış gibi gözüküyor. Mesela, beş kişi oynarken karşınızda beş adet düşman çıktı diyelim, sesli iletişim üzerinden bu rakipleri paylaşabiliyor ve aynı anda tamamını indirebiliyorsunuz. Yanlış anlamayın, bunu tek başınıza oynarken de yapabilmek mümkün ancak işin içine yapay zeka girdiğinde ne yapmak istediğinizi aanşatmak ve bundan verim alabilmek de oldukça güçleşiyor. En azından ben, -başlarda- kendi vurduğum dışında bir düşmandan fazla indirmeyi başaramadım ve tahmin edebileceğiniz gibi ortalık panayır yerine döndü.
Oyun, en azından mekaniklere alışana kadar hayli zor, açık konuşmak gerekirse. Far Cry 3’te yaptığınız gibi karakollara girip herkesi ustalıkla indirmeniz o kadar da kolay değil.

Ufak bir hatanızda ortalık düşman kaynıyor ve ölümcül bölgenize gelen tek bir kurşun da ağır yaralanmanıza yol açabiliyor, böyle bir durumda arkadaşlarınız yakınınızda değilse yıldızlı geceye bakarken hayata veda ediyorsunuz. Aynı durum düşmanlarınız için de geçerli, The Division’ın “mech”  dayanıklılığına sahip karakterlerine kıyasla çok daha “fani” olan bu beyhudeler tek mermide ölebiliyorlar. Bu noktada şunu da belirtmem gerekiyor, Wildlands’teki silahlar haddinden fazla isabetli olmuş. Yani açıkçası MP5 gibi yirmi senedir her oyunda kullandığımız bir silahın yüzlerce metre mesafeden bu kadar ölümcül olabilmesi, ilk on saniyeden sonra çok saçma geldi. Diğer taraftan oyundaki vuruş hissi gerçekten muazzam. Siper almış düşmanlarınızı ateş altına aldığınızda “onun yerinde olmak istemezdim” duygusunu o kadar iyi vermişler ki anlatamam. Diğer taraftan ana kamera TPS iken nişan alma moduna geçtiğinizde FPS’lerdeki “gunsight” görüntüsüne geçiş yapıyorsunuz ve ben kendi adıma bir rahatsızlık hissetmediysem de forumlarda bu konu hakkında hayli eleştiri mevcut.

Tom Clancys Ghost Recon Wildlandsin hikayesi


Bolivya: Cennetten Bir Bahçe
Oyundaki Bolivya tam da fotoğraflardan görüp naifçe hayaller kurabileceğiniz Güney Amerika gibi bir yer. Belki aranızda böyle şeyler yapanlar vardır, şu tepede güneşi batırsam, sabah kalkınca da şu ormanda bir koşuya çıksam dersiniz ve kendiniz bile bu pembe hikayeye inanırsınız ya, işte öyle. Harita ve oyunun atmosferi gerçekten muhteşem, dünyada en fazla iklimin bir arada görülebildiği bölgelerde n olan Bolivya gerçeğinden yola çıkılarak ölçeklendirilmiş ve olabildiğince gerçekçi bir şekilde bizlere sunulmuş. Oyunda dokuz farklı flora var ve bu bölgelerde hava koşulları, hayvanlar ve elbette savaş taktikleri fazlasıyla değişkenlik göstermekte.

Oyun E3 2015’te tanıtıldığında yeni bir grafik motoruna sahip şekilde bir bilgi verilöişti ama görüyoruz ki oyunda AnwilNext adlı, ilk kez meşhur AC: Unity’de tanıştığımız ve Rainbow Six: Siege ile For Honor’da da kullanılan bir grafik motoru var. Oyunun grafikleri henüz beta aşamasındayken bile son derece optimize ve elimizi korkak alıştırmadan söyleyelim “muhteşem” gözüküyor. Benim her oyunda olduğu gibi bunda da önerim ilk olarak Motion Blur’un kapatılması yönünde, inanın göreceklerinizden memnun kalmamanız imkansız. Oyunu PC’De denediğim için şundan da bahsetmem gerekiyor, karakter yaratma ekranındaki ufak bir bug dışında oyun neredeyse kusursuz çalıştı ve oyun canavarı sayılamayacak  bir sistemde bile yüksek ayarlarda son derece iyi performans aldım. Diyeceğim o ki, son zamanlarda çıkan pek çok oyunun PC sürümlerinde büyük sorunlar yaşandığı malumunuz, neyse ki Wildlands bunlardan birisi olamayacakmış gibi gözüküyor.

Tom Clancys Ghost Recon Wildlandsin hikayesi


Bıçak gibi keskin oynanış
Oyun çok yakın bir gelecekte (2019) geçiyor ve Bolivya’nın istikrarsızlaşması sonucu giderek gücünü arttırıp ülkeyi uyuşturucu trafiğinin merkezi haline getiren, adeta hükümet içinde hükümet olan Santa Blanca karteli de bir numaralı sorunumuz. Derken La Paz’daki Amerikan elçiliğinin bombalanıp DEA ajanı Ricky Sandoval’ın kaçırılmasıyla birileri “müdahaleyi kaçınılmaz” görüyor ve biz de Ghosts adında özel bir birliğin  üyesi olarak ülkeye adım atıyoruz. Santa Blanca o kadar güçlenmiş bir teşkilat ki, bu kartelle mücadele etmek için kurulan UNIDAD birlikleri bile kartelin oyuncağı haline gelip üslerinde Solitaire oynayan tiplere dönüşmüş durumda. Neyse ki ülkenin tamamında bu derece bir kayıtsızlık söz konusu değil ve hem kartele hem de UNIDAD’a  karşı gelen asiler de var. Bunların lideri olan Pac Ktari de elbette bizim yancısı olacağımız iki görev de San Doval’a işkence eden kartel mensuplarını  bize söylemesi adına, asi güçlerin kurucusu olan Amaru’yu düşman elinden kurtarmak. Bir miktar dikkatli davranmanız halinde rahatça geçebildiğiniz bu görevden sonra ise aradığımız iki kartel mensubunun peşine düşüyor ve kendilerini tuzağa düşürmek için UNIDAD karakollarından birisinin tolunu tutuyoruz. Beta’da bize sunulan görevler de El Polito ve La Yuri’yi bir dağ kulübesine kadar takip ettiğimiz bu bölümün ardından sona eriyor.

Şimdiye kadar gördüklerimiz gayet keyifli ve yapabilecekleriniz ana görevler ile de sınırlı değil. Oyunda eski Ghost Recon oyunlarının aksine yan görevler de var ve görev aralarında haritada serbestçe dolaşmanız, envanterinizi doldurmanız ve NPC’ler ile konuşmanız mümkün. Ayrıca Far Cry serisinde olduğu gibi karakolları basıp “özgürleştirebiliyorsunuz” ama bu o kadar da kolay değil. Oyunda gece-gündüz döngüsü ve hava şartları var demiştik. Oyunda bir görevi gündüz yaptığınızda tüm hedefler üzerinde çalışmanız ve buna göre sağlam bir strateji geliştirmeniz daha kolay. Diğer taraftan gecenin sizin tarafınızda olduğu da bir gerçek, bu şekilde üslere çok daha kolayca sızmanız mümkün. Gece demişken şunu da belirtmem gerek, oyunda Far Cry’daki gibi dolunay / yakamoz etkisi, yani aydınlık geceler yok. Yerleşim birimleri dışında göz gözü görmüyor ve gece görüşü olmadan ilerlemeniz de pek mümkün değil. Gerçekçi  ve mantıklı, evet. Hoşuma gitti mi, bilmiyorum. En azından gece yaptığım şeylerden daha fazla keyif aldım.

Tom Clancys Ghost Recon Wildlandsin hikayesi

Seçenekler köye kadar

Oyunda çeşitlilik sadece flora, düşmanlar ve görevler ile de sınırlı değil. Karakter yaratma ekranından başlayan (Bug olana kadar 15 dakika çıkamadım!) ve karakter gelişiminden tutun da silahlara kadar uzanan muazzam bir içeriği var oyunun. Her ne kadar başlardaki silahlar fazlasıyla iyi olsalar da farklı görevleri daha kolay bitirmenizi sağlayacak onlarca seçenek bulmanız mümkün. Kartel üyelerinin dikkatini çekip hedefinizi uzaktan dürbünlü tüfek ile imha edebilir, kimseye görünmeden burnunun dibine kadar girebilir veya bolca havai fişek ve patlama ile gecenizi şenlendirebilirsiniz. Betada gördüklerimizin tüm oyun boyunca kendisini tekrar edip etmeyeceği ise şimdilik meçhul.

Oyunda araç sürüş fizikleri hakkında da bir iki şey söyleyelim, öncelikle ben genel anlamda beğendim. Far Cry’ın araç kullanırken mouse’u bırakmama yol açan ilginç fizikleri gitmiş ve yerine çok daha lineer ve kullanıcı dostu fizikler gelmiş. Fiziklerin çuvalladığı tek nokta ise motosikletler. Yanlışlıkla 250 metrelik uçurumdan uçtuktan sonra  iki teker üzerine düşmek fazlasıyla göze batıyor, sanırım oyun çıkana kadar bu konuda bir şeyler yapılacaktır.

Oyun zor demiştik, özellikle de başlarda yanlışlıkla assault moduna geçip başınızı derde sokacağınızdan neredeyse eminim. Bu moda geçtiğinizde dört silah arkadaşlarınız aracın camlarından çıkıyor ve çevrede kartele ait olan her noktaya ölüm kusuyor. Ubisoft bu noktada da atmosfer açısından hayli iyi bir iş çıkartmış. Üzerinize yağan mermilerden vakit bulup çevreye bakarsanız kurşun deliklerini, kaçışan halkı, aracını durdurup tabanları yağlayan sürücüleri görebilir, nasıl bir zincirleme trafik kazasına yol açabildiğinizi görüp hayret edebilirsiniz. Son söz olarak oyun arkadaşlarınız ile beraber oynadığınız çok daha  güzel bir deneyim vadedecek gibi gözüküyor. Ben şimdiden Ghost Recon Wildlands’in 2017 yılında en fazla oynayacağım oyunlardan biri olacağından eminim, sizin için de durumun çok farklı olacağını sanmıyorum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle