Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
 
02 Ağustos 2014 Cumartesi 09:32
İstanbul 29ºC



 
Önceki Haber     Sonraki Haber

Mısır'ın İki Cephesi: Müslüman Kardeşler ve HAMAS

 
Ceren Gürseler
Mısır'ın İki Cephesi: Müslüman Kardeşler ve HAMAS Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, Müslüman Kardeşler (MK) örgütü ile giriştiği mücadelenin sadece Mısır'la sınırlı kalmayacağının mesajlarını veriyor. Bir başka çatışma alanı, Filistin olacak gibi görülüyor.

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in son zamanlarda yaptığı açıklamalarda, Müslüman Kardeşler (MK) örgütü ile giriştiği mücadelenin sadece Mısır ile sınırlı kalmadığı görülüyor. Yani Mısır Hükümeti ile MK arasındaki bir başka çatışma alanının, Filistin olduğu bir kez daha gözler önüne seriliyor. Mübarek rejimi, HAMAS'ın Filistin'de hükümeti oluşturmasından duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getirdi. Örneğin Mübarek, 17 Mayıs 2007'de görüştüğü İsrailli üst düzey yetkililere, HAMAS konusunda endişeli olduğunu ve örgütün hiçbir zaman İsrail ile barış anlaşması imzalamayacağını ifade etti.  Mübarek ayrıca, Mısır Hükümeti'nin Gazze Şeridi'nin geleceğinden endişeli olduğunu ve HAMAS'ın iktidardan düşürülmesi için her şeyin yapıldığını dile getirmiş; bu amaçla Filistin Otoritesi (FO) Başkanı ve El-Fetih lideri Mahmut Abbas'a tam destek verildiğini ve Mısır Hükümeti'nin Filistinlilerin tek meşru lideri olarak sadece Abbas'ı tanıdığını belirtmişti. 23 Haziran 2007 tarihinde, Gazze'nin HAMAS'ın kontrolüne geçmesini "meşruluğa karşı yapılmış bir darbe" olarak niteledi. Mısır, geçen hafta da hem El-Fetih'e iyi niyet göstergesi olarak hem de HAMAS militanlarının Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmeleri sırasında Mısır'ın diplomatik misyonuna ateş açmaları nedeniyle Büyükelçiliğini Gazze'den FO'nun karargahının bulunduğu Batı Şeria'daki Ramallah'a taşıdı.

Mısır'ın HAMAS'a yönelik böyle bir tepki göstermesinin başka nedenin de Abbas'ı destekleyen uluslararası toplumun desteğini alma amacı yanında, MK'ye karşı süregelen mücadelesinin olduğu ifade ediliyor. Nitekim Mübarek, HAMAS'ın iktidarda olmasını, özellikle Mısır'daki MK ile gelişmekte olan bağları sebebiyle de kabul etmediğini vurguladı ve HAMAS'ın önemli liderlerinin Mısır'a girmesini yasakladı. Uzmanlar, Mübarek rejiminin ülkedeki en güçlü muhalefet örgütü olan MK ile güç mücadelesine girmişken Gazze'de HAMAS'ın "İslam devleti" kurmasına izin vermeyeceğini söylüyorlar. Mısır Hükümeti'nin, MK'nin bir nevi Filistin'deki kolu olan HAMAS'a tepki göstererek, aslında Mısır toplumuna, siyasal İslamcıların göreve geldikleri taktirde gerçekleştirecekleri tek şeyin kaos olduğu iddiasını güçlendirmeyi amaçladığı yapılan yorumlar arasında.

Filistin'de seçimle işbaşına gelmiş olan HAMAS hükümetine karşı, yukarıda kaydedilen tutumları takınırken Mısır, MK örgütünün de ülke içinde siyasi faaliyetlerde bulunmasını da zorlaştırıyor. Son olarak 11 ve 18 Haziran'da gerçekleşen Şura Konseyi seçimlerinde MK adaylarına ve taraftarlarına yapılan muameleler ve MK'nin 19 adayla katıldığı seçimde bir tek koltuk bile kazanamaması, hükümetin örgüte karşı tavrını sergiliyor. İktidardaki Milli Demokratik Parti'nin (MDP) 88  koltuktan 84'ünü kazandığı seçim, Mart ayında yapılan anayasa değişikliklerinin MK'nin siyasi arenadaki faaliyetlerinin sınırlandırılmasında etkili olduğunu bir kez daha gösterdi. Çünkü Şura Konseyi seçimi arifesinde, Anayasa'nın ihlal edildiği iddiası ile MK üyeleri, taraftarları ve örgütün adayları tutuklandı. Rejim, MK'nin geleneksel olarak nitelendirilebilecek sloganı olan "Çözüm İslam'dadır"ı seçim kampanyasında kullanmasını, anayasa ihlali olarak yorumladı. Zira, Anayasa'nın 5. maddesinde yapılan değişiklik ile Mısır'da dinî partilerin kurulması ve dinî propaganda yapılması yasaklanmıştı. MDP'nin bazı üyeleri de anayasanın ihlal edildiği iddiasıyla yargıya ve Yüksek Seçim Kurulu'na başvurmuş ve MK üyelerinin adaylıklarının düşürülmesini istemişti Ancak, yargı "Çözüm İslam'dadır" sloganının Anayasa'nın  5. Maddesi'ni  ihlal etmediği yönünde karar vermiş ve MK üyelerinin veya taraftarlarının seçim kampanyaları sırasında dinî slogan kullandıklarına dair somut bir kanıtın bulunmadığı açıklamıştı.
MK örgütü ise hükümetin uyguladığı baskılara karşı strateji üretmeye çalışıyor. Örgüt, diğer siyasal İslamcı hareketlerde görüldüğü gibi, hükümete karşı muhalefetini insan hakları ihlallerine ve demokratik sürecin yavaş ilerlemesine dayandırıyor.Ayrıca hükümetin HAMAS politikasına karşı çıkarak, parlamentodaki koltuk orantısızlığını kamuoyundan alacağı destek ile telafi etmeye çalışıyor. MK bu bağlamda Şarm el-Şeyh'te düzenlenen toplantıyı, HAMAS'ın katılmamasını ve Filistinlilerin değerler ve isteklerini yansıtmadığını neden göstererek meşru olmamakla itham etmişti. MK, toplantı ile yapılmak istenilenin İsrail eski Başbakanı Ariel Sharon'un planını uygulamak olduğunu iddia ediyor. MK'ye göre Mahmud Abbas ve diğer katılımcılar sınırları belli olmayan ve başkenti Kudüs olmayan bir Filistin devletinin kurulmasını meşrulaştırmak istiyor. Buna ek olarak da Şura Konseyi seçimlerinde uğradığı başarısızlığa ve seçimlerde usulsüzlük yapıldığını iddia etmesine rağmen, gelecekte yapılacak olan seçimlere katılacağını ve siyasi faaliyetlerini sürdüreceğini  söylüyor.
Müslüman Kardeşler Örgütü'nün bir yandan reform olarak tanımladığı sosyal faaliyetlerine devam edip ideolojisi olan siyasal İslam'ı Mısır toplumunda köklü bir şekilde yerleştirmeye çalışırken, diğer bir taraftan da demokratik açılım propagandasını sürdüreceği tahmin ediliyor. Gerek iç gerekse dış siyasette önüne gelen her fırsatı kullanmaya çalışacağı belirtiliyor. Bu noktada, ABD, Mısır ve MK arasındaki ilişkilerde dikkat çekiyor. Örgütün parlamentodaki lideri Dr. Saad El-Deen El-Katany'nin de bulunduğu Mısır heyeti Mart'tan beri iki kez Amerikan Kongresi'nden heyetlerle görüştü. En son 27 Mayıs'ta yapılan görüşmeye hükümet tepki göstermiş ve Mübarek'in sözcüsü Süleyman Awad, "ABD, Mısır'ın içinde veya dışında faaliyet gösteren, yasaklanmış bir grupla ilişki kurmak istemediğini söylüyor. ABD istediğini yapabilir fakat biz de Mısır'ın güvenliğini korumak için elimizden geleni yapacağız" demişti. İç siyasette de örgütün, siyasi faaliyetlerde bulunmasını sağlayacak her türlü adımı attığı görülüyor. Örneğin, anayasada yapılan değişikliklerle seçimlerde dinî sloganların kullanılması yasaklandığında MK, "Çözüm İslam'dadır" sloganını "Reform Bizim Anayasamızdır" sloganı ile değiştirmek istedi. Fakat Reform, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin "Reform Bizim Anayasamızdır" sloganı ile kurulmuş olmasından ötürü MK geleneksel sloganını değiştiremedi. MK liderinin  ABD heyetleri ile görüşen delegasyonda yer alması ve sloganını değiştirmeyi planlaması örgütün aslında gerektiğinde pragmatik olabildiğini ve realpolitike gerçekten uyabildiğini gösteriyor.

ABD Kongresi geçen hafta Mısır'daki insan hakları ihlallerini ve demokratikleşme sürecinin yavaşladığını gerekçe göstererek bu ülkeye verdiği 200 milyon dolarlık askerî yardımı geri çekme kararını oyladı. Mısır Parlamentosu'ndaki MK grubu da ABD yardımını ve bu yardım için ABD'nin öne sürdüğü koşulları reddettiğini belirtti. MK'den yapılan açıklamada, ABD'nin böyle bir kararı almadaki amacının, Mısır'ın çıkarlarını göz ardı ederek bölgedeki Amerikan çıkarlarını gözetmek olduğu öne sürüldü. MK'ye göre, ABD, her ne kadar, yardımın kesilmesinin Mısır'ın insan hakları ihlalleri nedeniyle gündeme geldiğini ifade etmekte ise de, aslında bu kesinti ile Mısır'ın bazı konularda taviz vermesi için baskı yapmayı amaçlıyor. Mısır'daki ABD karşıtlığının farkında olan MK, ABD ile görüşse de, hükümetin baskılarından şikayetçi olsa da, bu noktada ABD'ye karşı çıkarak hükümeti neredeyse savunur konuma geldi.

Mübarek rejimi, uluslararası siyaset ve iç politika gereği HAMAS'a karşı çıkışını ve baskısını her fırsatta dile getiriyor. Hatta İran ile ilişkilerini geliştireceğinin sinyallerini verdiği bir zamanda bile HAMAS'a destek verdiği ve Mısır'ın güvenliğini tehdit ettiği savı ile İran'ı açıkca suçlaması, hükümetin HAMAS konusundaki rahatsızlığının boyutunu sergiliyor. Fakat Mısır Orta Doğu'daki tarihi ve siyasi rolü, İran'ın bölgede artan etkisi ve coğrafi koşullar nedeniyle HAMAS'ı tam anlamıyla göz ardı edemeyeceğinin de farkında. Dolayısıyla, örgüte açık kapı bırakmayı da ihmal etmiyor. Örneğin Mübarek, 26 Haziran günü HAMAS'ın Gazze'yi El-Fetih'in denetiminden almaya niyeti olmadığını, ama durumun kontrolden çıktığını söylemeye bile gerek duydu.  Mübarek yine aynı tarihte, El-Fetih'in ve HAMAS'ın 3 hafta içinde görüşeceklerini ve Mısır'ın iki grup arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu söyledi. HAMAS'ın Gazze'nin kontrolünü ele geçirmesinden bir gün sonra Mısır, Temmuz 2006'da kaçırılan İsrailli asker Ghalit Shalit'in salıverilmesi için HAMAS militanları ile görüşmekte olan güvenlik heyetini geri çekti. Buna karşılık, Gazze'de durum sakinleştiğinde, heyetin tekrar geri döneceğini ve görüşmelere başlayacağını söylemeyi de ihmal etmedi. Daha önce Mısır'ın bu konudaki teklifini reddeden HAMAS'ın ise halen El-Fetih'i görüşmeye ikna etme çabasında olduğu için Mısır'a fazla tepki göstermeyeceği tahmin ediliyor. Diğer taraftan, Ulusal Birlik Hükümeti'nde başbakan ve HAMAS'ın önemli liderlerinden İsmail Haniyeh ise Mısır'ın yaptığı tekliften sonra söz konusu teklifin Filistin'deki siyasi ortama uyduğunu ve olumlu bir adım olduğunu söylüyor. Siyasi faaliyetlerde bulunacağında ısrarlı olduğunu vurgulayan MK da, Filistin sorununda HAMAS'ı savunurken El-Fetih'e de eleştiriler yöneltiyor. El-Fetih yetkililerini, özellikle de hareketin Gazze'deki güvenlik kollarından sorumlu Mahmud Dahlan'ı, Filistinlilerin baş düşmanı olarak gösteriyor ve O'nun El-Kaide ile işbirliğini yaptığını iddia ediyor.

 


 
Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok
 ADnet Reklamları Bu bir reklamdır.
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH