Sigaranın ağız ve diÅŸ saÄŸlığı üzerindeki olumsuz etkileri

Güncelleme Tarihi:

Sigaranın ağız ve diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri
OluÅŸturulma Tarihi: AÄŸustos 03, 2010 00:00

Türkiye’de yetişkin nüfusun yarısına yakınının sigara içtiği ve her yıl 100 bin kişinin sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği biliniyor.

Sigara alışkanlığının pek çok kanser türlerine, kalp krizine, bronşit (akciğer rahatsızlıklarına) v.b. gibi hastalıklara neden olduğu artık tartışma götürmez bir gerçek. Sigaranın ilk olarak temasa geçtiği ağız ortamı içinde de zararlı etkileri var. Ve bu etkiler azımsanmayacak ölçüde.
Bu zararlar, implant (diş ekimi) tedavilerinde başarısızlık riski, kötü ağız kokusu, dişlerin üzerinde plak, tartar ve kahverengi lekeler, damakta kırmızı renkli iltihabi oluşumlar ve lezyonlar, dişeti hastalığına yatkınlık, siyah kıllı dil görüntüsü, dişeti çekilmesi ve ağız kanseri şeklinde sıralanabilir.
Sigara, halitozis denilen kötü ağız kokusuna neden olur. Sigara ağzın kimyasal dengesini bozar, aşırı plak oluşumuna sebep olur. Aynı zamanda sigaranın diş ve dişetlerinde yaptığı renklenme, estetik açıdan kötü bir görüntü oluşturur. Diş hekiminin yaptığı diş taşı temizliğinden sonra dişlerlerdeki renklenmeler yok olmakla beraber, sigara içilmeye devam edildiği müddetçe bu lekeler kısa sürede tekrar oluşmaktadır. Sigara içenlerde dişeti problemleri, tat duyusunda azalma ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle ağızda iltihabi oluşumlar da görülür.
Çene kemiğinde erime
Sigara, periodontitis (diş eti hastalıkları), dişeti çekilmesi ve implantların erken kaybına neden olmaktadır. Sigara içenlerin ağız hijyenlerine daha az dikkat ettikleri, plak birikimlerinin daha fazla olduğu ve bu nedenden dolayı periodontal (diş eti rahatsızlığı) hastalığına yatkın oldukları kanısı yaygındır. Diş taşı oluşumuyla ilgili çalışmalarda sigaranın tükürük akış hızını azalttığı ve dolayısıyla diş taşı oluşumunu arttırdığı tespit edilmiştir. Tütün dumanı, ağız boşluğunda bazı mikroorganizma türlerinin ve bakterilerin çoğalmasına olanak sağlayarak çeşitli enfeksiyonların (iltihap) oluşmasını kolaylaştırabilir. Sigarayı daha uzun süre içenler, daha az içenlere göre daha fazla diş eti rahatsızlığı ve çene kemiğinde erimeyle karşılaşırlar. Bu da sigaranın tüketim miktarı ile diş eti hastalığı arasında doğrusal bir ilişki olduğunu gösterir.
Nikotin, bazı sinir sistemlerini uyarır. Sigaranın bu etkisi tükürük miktarının azalmasıyla ortaya çıkar. Tükürük miktarının azlığının neden olduğu ağız kuruluğu, diş ve dişetleri üzerinde bakteri plaklarının te¬şekkülünü kolaylaştırır. Nikotinin damarları daraltıcı etkisine bağlı olarak dişetinde kan akımı azalır. Dişetine yeterli oksijen ve besleyici kan hücreleri ulaşamaz. Bu durum dişetinin kendini koruyucu ve tamir edici özelliğini zayıflatır. Dişetinin savunma mekanizmasını bozar. Uygulanan diş tedavilerinin başarı oranı düşer. Sigara, ağız dokularının beslenmesinin bozulması, tükürük miktarının düşmesi ve ağızda yarattığı yüksek ısı nedeniyle implantların(yapay diş kökleri) ağızda kalma süresini de azaltmaktadır.
Tütün kullanmak, fazla baharatlı veya aşırı sıcak içecekler dilin kızarmasına ya da tahriş olmasına yol açabilir.
Risk 10 yıl geçmiyor
Ağız kanserlerinin yüzde 75’ine sigara ve alkol alışkanlığının sebep olduğu saptanmıştır. Sigara içmek dudak, damak, yanak ve diş etlerinde ağız kanserlerine zemin hazırlamaktadır.
Ağız ve diÅŸeti bölgesinde alışılmışın dışında oluÅŸumlar fark eden kiÅŸiler muhakkak diÅŸ hekimine muayene olmalıdırlar.Â
Düzenli olarak diş kontrollerinin yapılması erken tanıda önemlidir. Sigaranın ağız ve dişlerde oluşturacağı hasarları en aza indirmek için diş hekimine altı ayda bir kontrol yaptırılmalıdır.
Sigara bırakıldıktan 10 yıl sonra ağız kanseri olma riski, hiç sigara içmeyen bireye denk olur.
Sigaranın ağızda neden olduğu problemlerden biri de lökoplaki (beyaz damak) denilen yanak içlerinde, damakta, dişetlerinde görülen beyaz mavimtırak kalınlaşmalardır. Lökoplakilere bazen çıkıntılı, bazen de sertleşmiş veya kabuklaşmış olarak da rastlanmaktadır. Kanser öncesi bir yapı olasılığı olduğundan doktor tarafından takip edilmelidir.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!