Kimyasal silahımız varsa kullanmayız

Güncelleme Tarihi:

Kimyasal silahımız varsa kullanmayız
Oluşturulma Tarihi: Ocak 08, 2013 00:00

Hollanda’nın Lahey kentindeki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (KSYÖ) Genel Merkezi’ndeki ofisinde Genel Direktör Büyükelçi Ahmet Üzümcü ile yaptığımız görüşmede hem örgütün kimyasal silah imha çalışmaları hem de iç savaşın sınırımıza dayandığı Suriye’nin kimyasal silah tehdidi konularını konuştuk.

Haberin Devamı

İki saatten fazla süren görüşmemizde, örgütün kimyasal silah denetimi ve imha çalışmaları, Suriye’nin kimyasal silah kullanma tehlikesi, Türkiye’nin olası bir kimyasal saldırıya karşı hazırlıklı olup olmadığı, böyle bir durumda ne yapması gerektiği, Türkiye’ye saldırı olduğu takdirde örgütün ne tür yardımlarda bulunabileceği, yardım başvurusunun hangi yolla yapılması gerektiği, yardımın hangi şartlarda gerçekleşebileceği, kimyasal silahların yasaklanması sözleşmesini kaç ülkenin imzaladığı, hangi ülkelerin imzalamadığı, imzacı ülkelerde denetim ve imha konusunda ne kadar yol alındığı, Suriye’deki kimyasal silahların kontrolü yapılabilir mi,  hangi şartlarda ve nasıl gerçekleşebilir gibi çeşitli konuları konuştuk. 

RÖPORTAJDAN KARELER
 
SURİYE’DE 1000 TONDAN FAZLA KİMYASAL
Genel Direktör Üzümcü, “Suriye, Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi’ne taraf değil, dolayısıyla bizim bu ülkedeki varlığı iddia olunan kimyasal silah stoklarıyla ilgili direk bilgi edinme imkanımız yok. Ancak açık kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Suriye’nin kimyasal silah stoklarının oldukça yüksek miktarda olduğu anlaşılıyor, 1000 tonun üzerinde bir stoktan söz ediliyor. Bunların büyük kısmının VX, sarin ve hardal gazı gibi sinir sistemine doğrudan etki eden gazlar olduğu belirtiliyor. Ayrıca bu silahları taşıyacak olan top mermileri, havan topu, havadan atılan mermiler veya füze başlıkları şeklinde hazırlandığı söyleniyor. Aslında kimyasal başlıkların konvansiyonel 105 veya 155’lik top mermilerine monte edilmesi mümkün o yüzden bana çok sorulan soru, bu kimyasal silahların kullanılması için uzmanlık gerekiyor mu gerekmiyor mu şeklinde oluyor.

Haberin Devamı

VELİD MUALLİM TEMİNAT VERDİ
Uzmanlarımıza göre konvansiyonel silahları, mesela topçu, yani topu kullanabilecek bir kişi aynı zamanda kimyasal başlıklı bir top mermisini de gönderebilme yeteneğine sahiptir. Aynı şey füze ve diğer silahlar için geçerli, taşınması zor değil, nerelerde depolandıklarını tam olarak bilmiyoruz, birçok yerde dağıtılmış olduğu söyleniyor buda güvenlik riskini arttıran bir durum. Bütün bunlar son derece endişe verici. Bizim açımızdan şu aşamada önemli olan bu silah stoklarının bulunduğu yerlerin emniyet altına alınması ve bunların hiçbir surette kullanılmamasıdır. Buna ilişkin biz, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü olarak Suriye’ye çeşitli uyarılarda bulunduk. Mesela Dışişleri Bakanı Velid Muallim’e üç hafta önce gönderdiğim mektubun cevabı geldi. Muallim cevabında “eğer varsa” vurgusuyla, bu silahların hiçbir surette ve hiçbir koşulda kullanılmayacağına ilişkin teminatta bulunuyor. Bizimde beklentimiz bu yönde çünkü Suriye sözleşmeye taraf olmamakla beraber, KSYÖ sözleşmesine bakıldığında taraf olan devlet, ya da olmayan devlet ayırımı yapılmaksızın, yeryüzündeki kimyasal silahların imha edilmesi ve hiçbir surette kullanılmamasını öngörüyor. Bu nedenle bizim açımızdan kimyasal silahların hiçbir şartta kullanılmaması öncelik taşıyor.

Haberin Devamı

KULLANMASI UZMANLIK GEREKTİRMİYOR
Aslında kimyasal başlıkların konvansiyonel 105 veya 155’lik top mermilerine monte edilmesi mümkün. O yüzden bana çok sorulan bir soru, bu kimyasal silahların kullanılması için uzmanlık gerekiyor mu gerekmiyor mu? Bizim uzmanlarımızın bana ifadelerine göre konvansiyonel silahları, mesela topçu, yani topu kullanabilecek bir kişi aynı zamanda kimyasal başlıklı bir top mermisini de gönderebilme yeteneğine sahiptir. Aynı şey füze ve diğer silahlar için geçerli, taşınması zor değil mümkün, nerelerde depolandıklarını tam olarak bilmiyoruz, birçok yerde dağıtılmış olduğu söyleniyor buda güvenlik riskini arttıran bir durum. Sözleşmeye taraf olmayan ve üye olmayan ülkelerle ilgili bilgiler bize üye ülkelerin bildirdikleri ve açık kaynaklardan aldığımız bilgilerdir. Tabii ki gelişmeleri yakından izliyoruz.

Haberin Devamı

TÜRKİYE’YE KİMYASAL TEHDİT VEYA SALDIRI OLURSA
Türkiye NATO çerçevesinde savunmaya yönelik bir takım tedbirler alıyor, Patriot savunma sistemleri gibi. Kimyasal silah saldırısı veya buna ilişkin bir tehdit hissetmesi halinde bizden de yardım talebinde bulunursa elimizden geleni en iyi şekilde yerine getirmeye çalışırız. Bizim stoklarımız yok fakat kimyasal saldırı veya tehdit ortaya çıkarsa, gaz maskesi gibi, atropin iğnesi gibi, koruyucu elbiseler veya para yardımı gibi, taraf ülkelerin verdikleri bir takım sözler var. Bu yardımların uzmanlarımız eşgüdümünü sağlar. Yalnız bu yardım talebinde bulunurken tehdidin niteliği ve gerçekten var olup olmadığının gerekçeleriyle birlikte bildirilmesi gerekir. Bu talep saldırı tehdidi veya saldırı olduğu anda Dışişleri Bakanlığı veya Büyükelçilik aracılığıyla direk başvuru şeklinde yapılabilir. Türkiye imkanları çok geniş büyük bir ülke, savunma bakımından da çok güçlü bir ülke, şüphesiz NATO üyesi olmasının da verdiği ayrı bir güvence var. Gerekli önlemleri en iyi ve etkin bir şekilde almakta olduğunu düşünüyorum.

Haberin Devamı

188 ÜLKE İMZALADI 8 ÜLKE İMZALAMIYOR
Kısa adı “KSYÖ” olan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü, 1997 yılında faaliyete başladı. Sözleşme 1992 yılında sonuçlandı. 20 yıllık bir müzakere döneminden sonra Cenevre’de hazırlanan sözleşme 1993 yılında Paris’te imzaya açıldı. Bugüne kadar da 188 ülke kimyasal silahların Yasaklanması sözleşmesine taraf oldu. Şu anda içinde bulunduğumuz bina örgütün genel merkezidir. Örgüt bu sözleşmenin uygulanmasını gözetleyen, denetleyen bir kurumdur. Bu sözleşme çerçevesinde imzalayıp onaylayan ülkelerin yükümlülükleri var ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini bu örgüt denetliyor. 41 ülkeden oluşan bir icra konseyi var, bu konseyin üyeleri BM de olduğu gibi 5 ayrı coğrafi bölgeden geliyorlar. İmzalamayan, taraf olmayan sekiz ülkenin üç tanesi Ortadoğu’da, İsrail imzaladığı halde onaylamamış dolayısıyla taraf değil, Suriye ve Mısır ise hiç imzalamamış durumda. Afrika’da Angola, Somali ve Güney Sudan, Asya’da ise Myanmar ile Kuzey Kore bu sözleşmeyi imzalamamış durumdalar, yani taraf değiller. Bu ülkeler nezdinde 16 yıldır sürekli imzalayıp taraf olmaları için girişimlerde bulunuluyor. Benden önceki genel direktör gibi ben de birçok sefer imzalamaları için teşebbüslerde bulundum. Üye ülkelerde bu ülkeler nezdinde temaslarda bulunup bunu dile getirdikleri halde maalesef bugüne kadar bir mesafe alınamadı.

Haberin Devamı

BM’YE BAĞLI BİR ÖRGÜT DEĞİLİZ
Kimyasal silahların yasaklanması örgütü BM’ye bağlı bir örgüt değildir, bağımsız, özerk bir kurumdur. Fakat BM ile bir takım işbirliği anlaşmaları, sözleşmeleri var ve sürekli bir işbirliği içindedir. Bu örgütün önemli ve ilk amaçlarından biri kimyasal silah stoklarının imha edilmesi, imha çalışmaları da örgütün denetleyicileri, müfettişleri tarafından sürekli olarak kontrol ediliyor. En büyük kimyasal silah stokuna sahip ülkeler Amerika ve Rusya Federasyonu’nda bulunuyor ve bu ülkelerdeki imha çalışmaları halen devam ediyor. Ayrıca üç ülkede kimyasal silah stokları tamamen imha edildi. Hindistan, Arnavutluk ve isminin açıklanmasını istemeyen taraf olan üye bir devlet. Öte yandan Irak ve Libya’da da kimyasal silah artıkları var bu ülkelerde de imha çalışmaları devam ediyor.

84 ÜLKEDEN 450 KİŞİ
KSYÖ’de, yani şu anda içinde bulunduğumuz binada 450 kişi çalışıyor. Bunlar 84 ayrı ülkeden geliyorlar; 120 kadarı denetleyici kadrosunda ve ana görevleri kimyasal silahların imha çalışmalarını denetlemek. Silahların imhası gündüz ve gece devam ediyor ve bu denetleyici uzmanlar imha yerine gidiyorlar ve kameraların bulunduğu bir denetleme odasından 24 saat aralıksız imha çalışmalarının çeşitli safhalarını sürekli izliyorlar. İmha edilen silahlardan gerekirse örnek alıyorlar ve bildirimlere uygun olup olmadığını kontrol ediyorlar. Ülkeler sözleşmeye taraf oldukları zaman bir ay içinde kimyasal silahla ilgili olarak ne varsa, kimyasal silah stokları, üretim yerleri, üretim fabrikaları her şeyi bildirmek zorundalar. Bu bildirimlerden sonra imha planlarını bize yani KSYÖ’ye sunuyorlar. Karar alma organlarımız bu imha planlarını onaylıyor ve o planlara göre de imha çalışmaları gerçekleştiriliyor.

KİMYASAL SİLAH İMHASI ÜRETİMİNDEN PAHALI
Bu imha çalışmaları 15 yıldır sürdürülüyor. ABD kimyasal silah stoklarının yüzde 90’ını imha etmiş durumdadır. Rusya yüzde 70 seviyesine ulaştı. Toplam stoklara bakıldığında ise yüzde 78 gibi oldukça yüksek bir orana ulaşıldı. Fakat şunu da hemen ilave edeyim, bu imha çalışmalarının nihai bir tarihi vardı; 29 Nisan 2012 de sona erdirilmesi gerekiyordu ama bu tarihe uyamadılar. Libya,2004 yılında KSYÖ’ye üye oldu , Kaddafi döneminde imha çalışmaları devam etti, daha sonra bir takım teknik nedenlerle imha çalışmalarına ara verildi. Daha sonra çatışmalar çıktığı için imha çalışmaları başlatılamadı ama Libya sözleşmeye taraftır dolayısıyla önümüzdeki aylarda imha çalışmalarının yeniden başlamasını bekliyoruz. İmha çalışmaları Rusya’da 2015 sonu gibi uygulamayı planladıkları bir takvim var. Bu takvime uyulup uyulmayacağını şimdiden bilemiyoruz, her hâlükârda benim beklentim önümüzdeki dört, beş bilemediniz altı yıl içinde bu stoklarının hemen hemen tamamının veya yüzde 99’unun imha edileceği yönünde. Bu imha çalışmalarında büyük kaynaklar harcanıyor. Amerika Birleşik Devletleri kimyasal silahların imhası için bugüne kadar 25 milyar dolar harcadığını açıkladı, buna göre silahların imhası üretiminden daha çok pahalıya mal oluyor.

BM GENEL SEKRETERİ GÖREV VEREBİLİR
Sözleşmemize ve 2000 yılında BM ile işbirliği anlaşmasındaki hükme göre, eğer BM Genel Sekreteri bir talepte bulunursa örgütümüzün kimyasal silah kullanım iddiasını araştırmak üzere kaynaklarını Genel Sekreter’in hizmetine verme yükümlülüğü var. Böyle bir talep gelirse uzmanlarımızı kullanılan yere göndererek bu iddiaların doğruluğunu tespit etmemiz gerekiyor, teknik yeteneklerimiz, hazırlıklarımız müsait dolayısıyla BM ile böyle bir işbirliği için hukuki zeminimiz var. Bunun için Güvenlik Konseyi kararına ihtiyaç olabilir de olmayabilir de… Buna ilişkin hukuki bir zorunluluk yok, yani bizim anlaşmamıza göre Genel Sekreterin bize talepte bulunması gerekiyor. Mesela Suriye ile ilgili kimyasal silah iddiası ortaya atıldı, oraya gidilemiyorsa komşu ülkelere bir ekip gönderilip oralardan bilgi toplama imkanları aranır. Mesela Türkiye, Ürdün, Lübnan gibi komşu ülkeler.

TAYİNLE DEĞİL OYBİRLİĞİ İLE SEÇİLDİM
Ben 34 yıllık Dışişleri hizmetimden sonra bu açılan göreve talip oldum ve yedi aday arasından oybirliği ile seçilerek bu göreve getirildim. 2010 yılı Temmuz ayında göreve başladım, görev süresi dört yıllıktır. Dört yıl daha uzatılabilir, bununla ilgili karar da bu yıl sonunda Aralık ayında yapılacak yıllık konferansta verilecek. Kimyasal silah stokları azalıyor ve önümüzdeki üç beş yıl içinde tamamen imha edilecek ondan sonra bu örgütün öncelikli planda ne gibi görevleri yerine getireceği tartışması devam ediyor. Nisan ayında bir gözden geçirme konferansımız olacak. Her beş yılda bir toplanıyor, Bu konferans sırasında da örgütün geleceğine ilişkin bir yönerge verilmesi bekleniyor. Bundan önce Cenevre’de BM nezdinde daimi temsilciydim, ondan önce NATO nezdinde daimi temsilci, daha önce İsrail’de Büyükelçilik görevinde bulundum Hafız Esad döneminde 1982-84 yıllarında Suriye, Halep Başkonsolosluğu’nda görev yapmıştım. Hama ve Humus olaylarının hemen ardından göreve başlamıştım dolayısıyla ilginç bir dönemdi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!