Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Palavraya dayalı siyaset...

Oktay EKŞİ

Devlet Bakanı Güneş Taner ile Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in dün birlikte yaptıkları basın toplantısında, giden hükümetin bıraktığı ekonomik durum hakkında verdikleri bilgileri izlemişsinizdir:

Refahyol Hükümeti'nin ‘‘denk’’ olarak ilan ettiği bütçenin, yılın daha 6'ncı ayında 720 trilyon lira açık verdiğini, bu rakamın yıl sonunda 2.4 katrilyon liraya ulaşabileceğini söylemişler.

Gerçi giden Başbakan Necmettin Erbakan, hayaller üzerinde ‘‘denk'' olarak kurduğu bütçenin gerçekler karşısında iflas ettiğinin işaretini daha önce vermişti. Anımsayacağınız gibi bir ay kadar önce Erbakan, bütçenin yılın ilk beş ayında -yanılmıyorsak- 500 trilyon lira kadar açık verdiğini söylemiş, üstelik bu yüzden ‘‘bir kısım medya''yı suçlamıştı.

Sanki kararları onlar değil de medya alıyor... Sanki medyanın ortaya koyduğu tüm doğruları kabul ediyorlar da... Sonra medyayı sorumlu tutmak için makul bir gerekçeye sahip oluyorlar...

Nitekim Güneş Taner, dün, önceki hükümetin 43 milyar dolarlık hayali paketler hazırlayıp halka sunduğunu, bu paketlere rağmen Hazine'nin, dışarıdan 4 milyar dolar borçlanmaya gitmek zorunda kaldığını da ifade etmiş.

Oysa Erbakan Hoca, ‘‘Özelleştirmeden 12 milyar dolar gelir sağladık'' diye yeri göğü inletiyordu.

Nerede o 12 milyar dolar?

Eğer geldiyse yerini söyleyiversin de bütçe açığı kapatılsın...

Gördüğünüz gibi, tamamı palavra üzerine kurulu bir siyaset anlayışı... Daha doğrusu düpedüz yalan söyleme ve halkı aldatma metoduyla politika yapıp ülke yönetme...

Şimdi söyler misiniz, yalanı ve halkı aldatmayı esas alan bir anlayışın sahipleri nasıl ortaya çıkarlar da -son bir yıl boyunca sayısız defa tanığı olduğumuz gibi- basının yalan yazdığından vesaireden söz ederler?

Meğer Mustafa Kalemli, bir ‘‘Siyasi Ahlak Yasası'' çıkartılması için yasa önerisi verirken ne kadar haklıymış?

Kalemli'nin kanaatimizce çok önemli olan önerisine sonra değiniriz.

Gerçi o öneride ‘‘yalan söyleyen'' politikacılara uygulanacak herhangi bir yaptırım yok. Ama sadece bu örnek de ortaya koyuyor ki, politikacılarımıza, ağızlarından çıkan her lafın faturasını ödetecek demokratik bir mekanizmanın oluşturulmasında sayısız yarar var.

Bu ne olabilir?

Bu belki, belli düzeydeki tüm politikacıların beyanlarını kaydeden ve her isteyene bedava hizmet veren bir bilgi bankasının Genel Bütçe'den ayrılacak ödenekle kurulmasıyla gerçekleştirilebilir. Nasıl Devlet İstatistik Enstitüsü'nün rakamları herkesin kullanımına açıksa, belli düzeyde politika yapanların beyanları da, onu bildiren kaynağa bağlı olarak kaydedilip hizmete sunulabilir. Üstelik bilgisayar teknolojisinin bu kadar geliştiği bir dünyada, birkaç dakikada verilebilecek bu hizmet sayesinde Türkiye, belki de öteki demokrasilere öncülük etmiş olur.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI